Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1261 E. 2026/954 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1261
Karar No
2026/954
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1261 Esas 2026/954 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/1261 KARAR NO : 2026/954

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 13/10/2022 NUMARASI : 2017/904 Esas 2022/769 Karar DAVA : Tazminat (Yöneticinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/12/2017 KARAR TARİHİ : 14/07/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 14/07/2026

Taraflar arasındaki Yöneticinin Sorumluluğundan Kaynaklanan tazminat istemine ilişkin asıl ve birleşen davaların yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen davaların reddine yönelik verilen hükme karşı, davacı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Asıl davada davacı dava dilekçesi ile özetle; ...A.Ş.'nin, 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu gereğince kurulduğunu, görev ve yetkilerinin bu kanunla sınırlandırıldığını, ... Üniversitesi'nin %88, ... Belediyesi'nin %10 ve ... A.Ş.'nin %2'lik hissesine sahip olduğunu, davalıların, zararı doğuran işlemlerin yapıldığı dönemdeki Yönetim Kurulu Üyeleri'nin tümü olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun dava açmak için istediği şartların tümünün oluştuğunu, ayrıca defter ve kayıtlarda yapılan inceleme neticesinde şirketin zararına sebep olan sözleşmelerin ve eylemlerin faaliyet raporlarına yansıtılmadığını ve bu sebeple yapılan Genel Kurul Toplantılarında bu iş ve işlemlere ilişkin herhangi bir ibra kararı bulunmadığını, davacı şirketin ...A.Ş ile ...San. Tic. Ltd. Şti arasında akdedilen sözleşmeyle şirkete verilen zararlar ile ilgili olarak; davalı yönetim kurulu üyelerince 15/08/2014 tarih ve 2014/44 sayılı yönetim kurulu kararı ile ...parsel üzerine 986 m2 kapalı alana sahip bir prefabrik bina yaptırılarak üniversitenin kullanımına tahsis edilmesine karar verildiğini, bu binanın (Prefabrik İlkokul) inşası için, davacı şirket ile ... arasında bila tarihli sözleşme akdedildiğini, sözleşme bedeli olarak toplam 1.200.000 TL + KDV = 1.416.000 TL'nin tamamının davacı şirket tarafından ödendiğini ve inşa edilen Prefabrik İlkokul Binası ... Üniversitesinin kullanımına ücretsiz tahsis edildiğini, üniversite tarafından şirkete yapılan herhangi bir ödeme bulunmadığını,"İlkokul binası" yaptırma işinin, şirketin ana sözleşmesinde belirlenen ve 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamında sınırlanan iş ve iştigal alanlarından olmadığını, kaldı ki inşa edilen binanın şirketin görev alanı olan teknoloji geliştirme bölgesi içinde de yer almadığını, davalı yönetim kurulu üyelerinin iş bu sözleşmeyi akdederek davacı şirketi toplam 1.416.000 TL zarara uğrattıklarını ileri sürerek davanın kabulü ile Kanundan ve Esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ve/veya kasten ihlal eden davalı Yönetim Kurulu Üyeleri'nin şirkete verdikleri zararın tespitine, davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile verilen zararların karşılığı 4.000,00 TL'nin zarar tarihlerinden itibaren hesaplanacak faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/904 Esas sayılı dosyasında davacı dava dilekçesi ile özetle; davalı Yönetim Kurulu Üyelerinin, davacı şirketin iş ve iştigal alanlarına girmeyen konularda 05/09/2013 tarihli sözleşmeyi imzalayarak sözleşmenin feshi sebebiyle, ...'ye 354.000 Euro fesih tazminatı ödemek suretiyle şirketi mali zararlara uğrattıklarını, ...A.Ş ile ... ... Ltd. Şti. arasında 05/09/2013 tarihinde İşbirliği ve gelir paylaşımı sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmede; yapılacak işin konusunun; "... Üniversitesi mülkiyetinde ve uhdesinde olup da kullanma ve yararlanma haklarının 49 yıllığına, 2013-1927 sayı ve 06/08/2013 tarihli ... Üniversitesi Yönetim kurulu Kararı ile ... ...'e tahsis ettiği ... içerisindeki, ...Parselde bulunan 80183 m2 taşınmaz üzerine, bölgenin ihtiyaç duyduğu ekonomik, sosyal ve kültürel yapıyı yaratmak üzere Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği'nin 19. maddesi uyarınca, (tüm bölgenin toplam yapılaşma hakkının %30'una kadar), gerekli olan sosyal donatılar ve yaşam merkezleri ile AR-GE ve ofis binalarının, her biri için ayrı ayrı olmak üzere yüklenici tarafından belirlenen ve hazırlanan projelerdeki, şekil ve özelliklerde, yüklenici tarafından inşa edilmesi(Yapım işleri) ve yine yapım işlerinin kademeli olarak tamamlanmasına müteakip, bu binaların iş sahibi tarafından işletilmesinde yükleniciden temin edilecek hizmetlere (iletişim hizmetleri) ilişkin tarafların karşılıklı olarak hak ve edimlerinin belirlenmesi ve bunun mukabilinde teslim edilen sosyal donatı alanları ve yaşam merkezleri ile AR-GE ve ofis binalarının, kiraya verilmesinden doğacak gelirlerinin, iş sahibi ve yüklenici arasında paylaşımı işi" olarak belirlendiğini, davacı şirketin, 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamında kurulmuş bir şirket olduğunu, iş ve iştigal alanlarının da bu Kanun kapsamında sınırlandırıldığını, imzalanan sözleşmenin konusunun davacı şirketin yapabileceği işlerden olmayıp davalı Yönetim kurulu Üyelerinin bu hususu bilmelerine rağmen, söz konusu sözleşmeyi akdetmiş olduklarını, sözleşmenin akdedilmesinin akabinde, sözleşmeyle belirlenen projenin ... Üniversitesi'ne sunulmuş olup ... Üniversitesi tarafından onay talebinin reddedildiğini, 16/07/2014 tarih ve 2014-2095 sayılı ... Üniversitesi Yönetim Kurulu kararıyla da sözleşmeye konu taşınmazın şirkete tahsisinin iptaline karar verildiğini, akabinde mücbir sebep gerekçesiyle sözleşmenin şirketçe feshedildiğini, dava dışı ... ile 12/08/2014 tarihli fesih mutabakatının imzalandığını, fesih mutabakatı'nın 3. maddesi ile ...'ye 850.000,00 TL karşılığı 354.000,00 Euro bedelinde fesih tazminatının ödeneceğinin kararlaştırıldığını, söz konusu fesih tazminatının neye ilişkin olduğu, hangi zarar kalemleri dikkate alınarak hesaplandığının belli olmadan ve yargılama sonucu beklenmeksizin bu ödemenin yapılmış olmasının davalı Yönetim Kurulu Üyeleri'nin şirketi kasten zarara uğrattıklarına açıkça delil teşkil ettiğini, fesih tazminatı olarak ödenen 354.000,00 Euro ödeme karşılığında ...'den fesih mutabakatında öngörülen faturanın alınmadığını, bununla birlikte fesih tazminatı niteliği taşıyan ödemelerin şirketin hesaplarına zarar kaydı olarak işlenmesi gerekirken yapılan bu ödemelerin şirket defter ve kayıtlarına alacak kalemi olarak kaydedilmiş olduğunu, fesih mutabakatı ile mülkiyeti ... Üniversitesi'ne ve dolayısıyla kamuya ait taşınmaz üzerinde 10 yıl kadar uzun bir süre için sözleşme özgürlüğünün kısıtlandığını, yine söz konusu Fesih Mutabakatına göre "Teknoloji Geliştirme Bölgesi alanı içinde yeni bir inşaat, proje ve/veya yatırım olması halinde 10 yıl boyunca öncelik ... San. Ltd. Şti. 'ye verilecektir. İhale yapılması durumunda ise ... Tic. San. Ltd. Şti. ihaleye davet edilecektir. " hükmünün bulunduğunu, mülkiyeti ... Üniversitesi'ne dolayısıyla kamuya ait bulunan taşınmaz üzerinde sözleşme yapma serbestisini 10 yıl gibi uzun bir süre için kısıtlayan sözleşmeyi akdeden davalı yönetim kurulu üyeleri'nin TTK 553. madde hükmü uyarınca şirkete verdikleri zararların tazmini gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulü ile Kanundan ve Esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ve/veya kasten ihlal eden davalı Yönetim Kurulu Üyeleri'nin şirkete verdikleri zararın tespitine, davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile verilen zararların karşılığı 4.000,00 TL'nin zarar tarihlerinden itibaren hesaplanacak faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/905 Esas sayılı dosyasında davacı dava dilekçesi ile özetle; davacı şirket ...A.Ş ile Ankara ...Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında akdedilen sözleşmelerle şirkete verilen zararlar ile ilgili olarak; ... Üniversitesi mülkiyetinde ve uhdesinde olan ve ... parsel üzerindeki kullanma ve yararlanma haklarının 29 yıllığına ...A.Ş'ye tahsis edilmesi ile işbu parsel üzerinde 44.000 m2 ticari alan tasarımı, projelendirilmesi, inşası ve yapımı karşılığında, bu binaların işletilmesinden elde edilecek gelirin 29 yıllığına ...A.Ş ile ...Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında paylaşılması işi ile ilgili olarak; ...A.Ş ile ...Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında, 02/12/2013 tarihinde "Gelir Paylaşımına Dayalı İnşaat Sözleşmesi" nin imzalandığını, ...A.Ş.'nin hukuka aykırı ve usulsüz şekilde akdedilen '"Gelir Paylaşımına Dayalı İnşaat Sözleşmesi" neticesinde doğacak alacaklarının toplam 60.000.000 USD'lik kısmını henüz söz konusu sözleşme akdedilmeden önce 26/09/2013 tarihli Temlik Sözleşmesi ile ...A.Ş.'ye temlik etmiş olduğunu, söz konusu temlik sözleşmesiyle ilgili davalı yönetim kurulu üyelerince birden çok usulsüz temlik kabul yazısı düzenlendiğini, yine 03/12/2013 tarihinde mülkiyeti ... Üniversitesi'ne ait ve üst hakkı ise davacı şirkete ait olan taşınmaz üzerine ...A.Ş. lehine 30 yıl süre ile davacı şirket aleyhine 120.000.000 TL'lik ipotek tesis edildiğini ve davacı şirketin ...A.Ş.'nin kullanmış olduğu kredinin de müşterek ve müteselsil borçlusu haline getirildiğini, şirketi mali tehlikelerle karşı karşıya bırakan iş ve işlemler neticesinde, ...A.Ş. tarafından davacı şirkete gönderilen Ankara 2. Noterliği'nin 24/02/2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile 5.525.204,07 USD'nin temlik sözleşmesi kapsamında bankaya ödenmesinin ihtar edildiğini, bu suretle, davalı Yönetim Kurulu Üyelerinin sadakat yükümlülüğüne aykırı olarak yaptıkları usulsüz iş ve işlemlerle, davacı şirketin maddi zararlara uğratıldığını, 02/12/2013 tarihli Gelir Paylaşımına Dayalı İnşaat Sözleşmesi'nde belirlenen şartların esaslı olarak değiştirilmesine yönelik 21/08/2014 tarihli 1. Zeyilname'nin imzalandığını, söz konusu Zeyilname ile davacı şirketin aleyhine olacak şekilde dört yıl dahil ..., %30 - ...%70 - 5. yıl ve 20. yıl dahil ... %40 - ...% 60-21. yıl ve 29. yıl ..., % 50- ... % 50 olarak yeniden belirlendiğini, ayrıca, Zeyilnameye, ...'ta açılacak ... ... hesabına rehin hakkı tanınması ve ...'in payına düşen kısmında sınırlı olmak kaydıyla ancak çekilen kredi tutarı kapandıktan sonra paylaşıma gidileceğine ilişkin kısıtlayıcı hükümler bulunduğunu, bununla birlikte, ...'in payına düşen alacaklarının devir ve temlikine izin veren hükümlerin de bu zeyilname ile eklenmiş olduğunu, şirket aleyhine sonuçlar doğuracak ve ağır mali yükümlülük altına sokacak şekilde hukuksuz olarak düzenlenmiş iş bu zeyilnamenin, davacı şirket Yönetim Kurulu'nun 12/08/2014 tarihli ve 2014-43 sayılı yönetim kurulu kararına göre şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilerden herhangi ikisi tarafından müştereken imzalanması gerekirken, yetki aşımı yapılarak sadece Yönetim Kurulu Başkanı ve ... Üniversitesi Rektörü Prof. ... tarafından imzalanmış olduğunu, zira, ...'in işbu zeyilnameyi tek başına imzalama yetkisi bulunmadığını, 02/12/2013 tarihli Sözleşme ile ... A.Ş.'ye % 100 doluluk oranı ve kira garantisi verildiğini, davalı eski Yönetim Kurulu Üyelerinin, ...Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile basiretli bir tacirin akdetmeyeceği, ticari hayatın olağan akışına aykırı, müvekkil şirketin menfaatlerine ciddi anlamda zarar veren ve edimler arasında aşırı orantısızlığın mevcut olduğu sözleşmeler akdetmek suretiyle, şirketi zararlara uğrattıklarını belirterek davalı Yönetim Kurulu Üyeleri'nin şirkete verdikleri zararın tespitine, davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile verilen zararların karşılığı 4.000,00 TL'nin zarar tarihlerinden itibaren hesaplanacak faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen Ankara 10.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/893 Esas sayılı dosyasında davacı dava dilekçesi ile özetle; davacı Şirket ...A.Ş ile ...Ticaret Ltd. Şti. arasında akdedilen sözleşmelerle şirkete verilen zararlar ile ilgili olarak; ... ... San. Tic. A.Ş. ile ...Ticaret Ltd. Şti arasında "... parsel de yer alan taşınmaz üzerinde inşa edilecek 3200 m2 pasif/yeşil bina ve 6400 m2 Savunma Sanayi Kompleksinden oluşan 2 adet binayı ve ruhsata tabii tüm yan tesis ve donanımın ...Ticaret Ltd. Şti tarafından yapılması ve 29 yıl boyunca kira gelirlerinin paylaşımına" yönelik olarak 10/11/2013 tarihinde "İşbirliği Protokolünün imzalandığını, ardından, davacı şirket ...A.Ş ile ...Ticaret Ltd. Şti arasında işbirliği protokolünü yürürlükten kaldıran ve devamı niteliğinde olan 14/03/2014 tarihli "Gelir Paylaşımı Sözleşmesi" nin imzalandığını, işbu sözleşmenin konusunu; "... parsel de yer alan taşınmazlar üzerinde inşa edilecek 3200 m2 pasif/yeşil bina ve 6400 m2 Savunma Sanayi Kompleksinden oluşan 2 adet binayı ve ruhsata tabii tüm yan tesis ve donanımın ...Ticaret Ltd. Şti tarafından yapılması karşılığında, bu binalardan elde edilecek gelirlerin 30 yıllık süreyle paylaşılmasının oluşturmakta olduğunu, sözleşmenin şirket adına ... ve ... tarafından, ...Ticaret Ltd. Şti adına ... tarafından imzalandığını, sözleşmenin 4. maddesine göre, 3.200 m2'lik pasif binanın tamamının sözleşme süresince (30 yıl) ...Ticaret Ltd. Şti.'ye bedelsiz olarak kiraya verilmesine ilişkin hüküm bulunduğunu, sözleşmenin 5. maddesine göre ise, 6.400 m2'lik binanın ise metrekaresi 20 USD (Amerikan Doları) üzerinden kiralanmasına ve bu kira bedelinin 30 yıl boyunca yarısının ...Ticaret Ltd. Şti."ye ödeneceğinin taahhüt edildiğini, işbu sözleşme hükmü ile binaların idareye tesliminden itibaren 3 ay sonra taahhüt edilen kira bedellerinin, kiralananda kiracı bulunup bulunmadığı hesaba katılmaksızın 30 yıl boyunca 20 USD/m2 üzerinden ödeneceğinin taahhüt edildiğini, sözleşmenin yalnızca bu hükmünden dahi anlaşılacağı üzere, sözleşmenin davacı şirket aleyhine aşırı orantısız olduğunu, ... Şirketi'nin yapmış olduğu yatırımı dört buçuk yılda amorti etmesi amaçlanarak yalnızca ... Ltd. Şti.'ye menfaat sağlamak amacıyla akdedildiğini, kaldı ki, söz konusu kira garantisi, söz konusu binaların Yapı Kullanma İzin Belgesinin, diğer bir değişle iskân dahi alınmadan verilmiş olduğunu, yani davalı Yönetim kurulu Üyelerinin inşa edilen binaları fiilen kiraya vermelerinin mümkün olmadığını bilmelerine karşın, dava dışı ... Şirketine haksız menfaat sağlamak amacıyla işbu sözleşmeyi akdetmiş ve %98'i kamuya ait olan davacıyı kira borcu altına sokmuş ve şirketi telafisi imkânsız bir zarara uğratmış olduğunu, kiralanabilir net alanlar hesaplanmadan, Yapı Kullanma İzin Belgesi alınmadan, 30 yıl boyunca kira garantisi veren işbu sözleşmeyi imzalayan Davalı Yönetim kurulu Üyeleri'nin basiretli bir tacir gibi davranmadığı, kasten şirkete olan sadakat yükümlülüklerini ihlal ederek, şirketi maddi zararlara uğrattıklarını, davacı şirketin iştigal alanlarından olmayan konulara ilişkin akdedilen sözleşme sebebiyle ... Ltd. Şti. tarafından ve 2016 yılı Mayıs ayından itibaren davacı şirkete 6.400 m2'lik binanın kira bedeli olarak aylık 65.690,10 USD+ KDV olmak üzere 77.514,32 USD bedelli fatura kesilmekte olup, davacı şirket, davalı Yönetim kurulu üyelerinin kasten ihlalleri nedeniyle dava tarihine kadar toplam 1.317.743,44 USD fatura bedelinin ödenmek zorunda bırakıldığını, söz konusu binaların maliyeti ile akdedilen sözleşme ile ... Ltd. Şti.'ye kazandırılması amaçlanan menfaat karşılaştırıldığında, davacı şirketin ve dolayısıyla kamunun zarara uğratılmak kastıyla hareket edildiği açıkça görüleceğini, sözleşmenin 5. maddesinde davacı şirketin, yüklenicinin finansman teminini kolaylaştırmak amacıyla ilgili inşaata konu parsellerin bankalar ve katılım bankalarına ipotek vermeyi kabul ettiğine ilişkin hükmün bulunduğunu, davalı Yönetim Kurulu üyelerinin, şirketin iş ve iştigal alanlarından olmayan konular hakkında sözleşmeler akdetmenin yanı sıra tamamı kamuya ait olan taşınmaz üzerinde de dava dışı şirketler lehine ipotek vermeyi işbu sözleşme ile kabul ettiklerini, tüm bu işlemlerin yapılabilmesi amacıyla davalı Yönetim Kurulu Üyesi ...'nın görevlendirildiğini, dava dışı ... Şirketinin Ankara 32. Noterliği'nin 24/11/2015 tarih ve ... yevmiye nolu alacak temlik sözleşmesi ile bu sözleşmeden doğan hak ve alacaklarını ... A.Ş.'ye temlik ettiğini, bununla beraber kamuya ait olup, davacı şirkete tahsis edilen taşınmaz üzerindeki üst kullanım hakkı üzerine 9.750.000 USD tutarında ipotek tesis edildiğini, davalı eski Yönetim Kumlu Üyelerinin, ...Tic. Ltd. Şti. ile şirketin menfaatlerine zarar veren ve edimler arasında aşırı orantısızlığın mevcut olduğu sözleşmeler akdetmek suretiyle, şirketi zarara uğrattıklarını, açıklanan ve resen gözetilecek sebeplerle; fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulü ile Kanundan ve Esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ve/veya kasten ihlal eden davalı Yönetim Kurulu Üyelerinin şirkete verdikleri zararın tespitine, davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile verilen zararların karşılığı 4.000,00 TL'nin zarar tarihlerinden itibaren hesaplanacak faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar ... ve ...aleyhine açılan davalar tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmiştir. CEVAP Davalılar ... ..., ...Ve ... cevap dilekçelerinde özetle; dava konusu edilen prefabrik yapının sıradan bir ilkokul yapımı işi olmadığını, ...toplantısında alınan kararlardan birinin üstün yetenekli çocukların kazanılması projesi olduğunu, ...A.Ş.'nin, 4691 sayılı yasadan doğan yetkisiyle bu projeye dahil olduğunu, okulun yerinin ...'te belirlenmişken, inşaatta aksamalar olması nedeni ile çocuklarla biran önce eğitime başlanması için binaların "..." kalmak kaydı ile yapılmaya başlandığını ve prefabrik olarak yapımının hızla gerçekleştirildiğini, söz konusu işlemler sebebiyle davacının herhangi bir zararının oluşmadığını, nitekim yaptırılan prefabriğin davacının mülkü niteliğinde olduğunu, taşınabilen bir yapı olması sebebiyle ... içerisinde davacının istediği yerde istediği şekilde kullanabileceği bir yapı olduğunu, bu itibarla inşa edilen binanın Teknoloji Geliştirme Bölgesi içinde yer almadığı iddiasının da mesnetsiz olduğunu, dava dilekçesinde soyut olarak sözleşme bedeli olan 1.416.000,00 TL kadar zarar iddiasında bulunulduğunu, somut olarak oluşan herhangi bir şirket zararından bahsedilmediğini, davacı şirketin, işbu sorumluluk davasında hem zararı hem de kusurun varlığını ispatla mükellef olduğunu belirterek davanın reddini istemişlerdir. Davalı ... dilekçesinde ayrıca; Üstün Yetenekli Çocuklar İçin İlkokul Yapılması ile ilgili olarak; İddia edilen zararın esasını oluşturan faturaların 20/07/2015 ve 31/07/2015 tarihleri olduğunu, Yönetim Kurulu Üyeliğinin ise 24/06/2014 ile 15/12/2014 tarihlerini kapsadığını, 30/03/2015 tarihli 2014 yılı Olağan Genel Kurul toplantısında tarafının bulunduğu Yönetim Kurulunun ibra edildiğini, ibra konusu işlem hakkında dava açılmasının hukuki dayanağı bulunmadığını, ...Tic. Ltd.Şti ile yapılan anlaşma ile ilgili olarak; İddia edilen zararı doğuran işlemlerin yapıldığı tarihte Yönetim Kurulu Üyesi olmadığını, sözleşmeler veya yazıların görev döneminin öncesine ait olduğunu, sorumluluğu olmadığını, ... Ticaret A.Ş ile zeyilname imzalanması işlemi ile ilgili olarak, söz konusu Zeyilnamenin ...A. Ş. Yönetim Kurulu Başkanı olan dönemin Rektörü Prof.... tarafından 21.08.2014 tarihinde imzalandığını, ...A. Ş. Yönetim Kurulunun zeyilname imzalaması konusunda Prof. ...'e herhangi bir yetki vermediğini, Prof. ...'in tek başına şirketi temsil yetkisinin bulunmadığını, buna rağmen söz konusu zeyilnamenin sadece Yönetim Kurulu Başkanı Prof. ... tarafından imzalanmış olmasının, dava dilekçesinde de ifade edildiği üzere bir yetki aşımı olduğu, ... ...San. Ltd. Şti. ile Yapılan Anlaşma ile ilgili olarak; 24/06/2014 ile 15/12/2014 tarihleri arasında, ... ...A.Ş.'nde Yönetim Kurulu Üyeliği yaptığını, ... ...A.Ş. ile ... ...San. Ltd. Şti. arasında yapılan İşbirliği ve Gelir Paylaşımı Sözleşmesinin 05/09/2013 tarihinde akdedildiğini, Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptığı tarihlerden önce sözleşmenin akdedildiğini, bu nedenle sözleşme bakımından herhangi bir bilgisi ve sorumluluğunun söz konusu olmadığını, Yönetim Kurulu Başkanı ...'nin Yönetim Kurulu Üyelerinden birisi ile şirketi temsil edebileceğini, ancak Yönetim Kurulu'nun 2014/28 sayılı kararına göre ... olmadan, herhangi iki Yönetim Kurulu Üyesinin şirketi temsil yetkisinin olmadığı, ...'nin imzası olmadan, sadece ... ve ... tarafından imzalanmış olan fesih mutabakatının geçersiz olduğu, verilen yetki uygunsuz kullanılarak şirketin zararına neden olunduğunda, bu zarardan yetki verenler değil, yetkiyi uygunsuz kullananların sorumlu olması gerektiği belirtilerek davanın reddini istemiştir. Davalı ... ... cevap dilekçesinde özetle; şirkette 07/11/2014 tarihinde Genel Müdür sıfatı ile çalışmaya başladığı, dava konusu ve incelemeye tabi sözleşme ve işlemlerin bu tarih öncesine ilişkin olduğu, asıl dava açısından yapılan işlemlerde imzasının bulunmadığı, diğer davalarda adının geçmediği belirtilerek davanın reddini istemiştir. Davalı ... ... cevap dilekçesinde özetle; Asıl davada davalı konumunda bulunmadığını, Birleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/904 Esas sayılı dava dosyası yönünden: gerek fesih mutabakatı imzalanması hususunda yönetim kurulu üyelerine yetki verilmesi, gerekse fesih mutabakatının imzalanması işlemleri müvekkilinin yönetim kurulu üyeliğinden istifa tarihi olan 09/12/2013 tarihinden sonra, 11/08/2014 ve 12/08/2014 tarihlerinde gerçekleştiği, ileri sürülen zarardan sorumlu olmadığı ve davalı sıfatının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; taraf olduğu, 10 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/893 E sayılı davası ile ilgili olarak, davacı şirkette Rektör'ce atanarak Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptığı sürede, şirketi zarara uğrattığına dair somut bir iddia kanıt, bu yöndeki eylemi v.s. bulunmadığı, sözleşmenin hazırlanması ve imzalanması safhalarında taraf olmadığı, bu nedenle sorumluluğunun da olmadığı, davacı şirkette Rektörlükçe atanarak Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptığı dönemle ilgili olarak, şirketi zarara uğrattığına dair somut bir iddia, kanıt, bulunmadığı, davacının da bu yönde bir iddiasının olmadığı, sözleşmenin hazırlanması ve imzalanması safhalarında müvekkilinin taraf olmadığı, bu nedenle herhangi bir sorumluluğunun da bulunmadığı belirtilmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; ... Üniversitesinin temsilcisi olarak ... A.Ş.'nde 08.07.2015 ila 25.01.2016 tarihleri arasında görev yaptığı, Bilirkişi Raporunda davalıların davacı şirketin yönetim kurulu üyeliği ya da müdürlüğünü yapıp yapmadıklarının tablolar halinde gösterildiği, ancak davalıların şirket müdürü ve Yönetim Kurulu üyesi veya sorumlu çalışan olmaları halinde; davacı şirketin zararına yol açıp açmadıkları, açmışlarsa zararın miktarı ve bu zarardan sorumlu tutulup tutulamayacakları, sorumlu tutulacaklar ise sorumlu oldukları miktarları hususuna yer verilmediği, hiçbir zaman davacı şirketi temsil ve ilzama yetkili kılınmadığını, diğer iddialar yönünden de bir sorumluluğu bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket bünyesinde çalıştığı süre boyunca hiçbir dönemde yönetim kurulu üyeliği yapmadığını, dolayısıyla yönetim kurulu kararlarına imza da atmadığını, akdedilen 03.07.2013 tarihli iş sözleşmesi ile, 22.07.2013 tarihinden itibaren "Genel Müdür Yardımcısı" sıfatıyla davacı şirket bünyesinde çalışmaya başladığını, 18.11.2014 tarihli Yönetim Kurulu Kararı ile tüm yetkilerinin iptal edildiğini, Genel Müdürlük yetkilerinin sınırının 31.03.2014 tarih ve 2014/14 no'lu Yönetim Kurulu kararı ile çizildiğini, davaya konu edilen sözleşme ve sair belgelerin hiçbirinde imzası ve hatta imza yetkisinin dahi bulunmadığını, iddialara konu söz konusu zaman diliminde davacı şirketin yönetim kurulu üyesi olmadığını, mevcut olduğu iddia edilen zarardan sorumlu olamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketi zarara uğrattığı söylenen ... ...Ltd.Şti. ile imzalanan 10.11.2013 ve 14.03.2014tarihli sözleşme ve protokollerin imzalandığı tarihlerde Yönetim Kurulu Üyeliğinin ve imzasının bulunmadığı, üyeliğe 15.12.2014 tarihinde girdiği, 27.01.2016 tarihinde son bulduğu, 03.03.2017 tarihinde tekrar üye olarak seçilmiş olduğu, halen davacı şirkette Yönetim Kurulu Üyesi olduğu, sorumluluğu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; ... A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı eski rektör davalı ....'e yetki vermediğini, dolayısıyla dava konusu yapılan işlemlerden dolayı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, 2012 Mayıs - 2015 Temmuz döneminde davacı Şirket'te Yönetim Kurulu üyeliği yaptığını, şirketin yönetim kurulu üyelerine sorumluluk davası açılabilmesi için genel kurul kararının olması gerektiğini, iddia edilen zarar ile eylemleri arasında illiyet bağı olmadığını, söz konusu sözleşmenin davalılar ... ve ... tarafından imzalandığını, temsil ve ilzam yetkisinin de sınırlı olarak değil Şirket esas sözleşmesinde öngörülen ve aynı zamanda Kanun'lara aykırı olmayan iş ve işlemleri 4 kişiden 2'sinin imzası ile yapılabileceği yönünde verildiğini, bu durumun Türk Ticaret Kanunu'nun 553.maddesi uyarınca sorumluluğunu doğuran bir olay olmadığını, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun kusura dayalı sorumluluk olduğunu, kusurunun sözkonusu olmadığını, yapılan sözleşmelerde zararın doğmadığını, sözleşme yapılması ile doğduğu ileri sürülen zarar arasında illiyet bağı olmadığını, sözleşmelerin salt ticari amaçla yapılmadığını, kamu yararının sözkonusu olduğunu, Ortaklar Kurulunun davacı şirketin ortaklık yapısı itibariyle yönetimin faaliyetlerini bizzat yönlendirdiğini, yönetim kurulunun, genel kurulun istek ve talimatları doğrultusunda kararlar aldığını, tüm yaptığı iş ve işlemlerle alakalı ibra edilmiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; yönetim kurulu üyeliği döneminde şirketin zararına sebebiyet verecek hiçbir davranış ve tasarrufta bulunmadığını, karar sürecine dahil olmadığını, şirketin zararına sebep olduğu iddia edilen sözleşmede imzası bulunmadığı gibi fatura tarihlerinde yönetim kurulu üyesi de olmadığını, yönetim kurulu üyeliğine görev süresinin dolması dahi beklenilmeksizin 09.12.2014 tarihinde son verildiğini, yönetim kurulu üyeliği döneminde şirketin zararına sebebiyet verecek hiçbir davranış ve tasarrufta bulunmadığını, karar sürecine dahil olmadığını, yönetim kurulu kararlarına muhalefet şerhleri düştüğü, davacı tarafın, sadece zarara uğradığı iddiasında bulunduğunu, zararın nasıl oluştuğuna, neye göre belirlendiğine, davalıların neden sorumlu tutulması gerektiğine dair hiçbir somut açıklama yapmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; birleşen Ankara 10. Ticaret Mahkemesi'nin 2017/893 Esas sayılı davasında Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptığı dönemle ilgili olarak şirketi zarara uğrattığına dair somut bir iddia ve kanıtın bulunmadığını, davacının da bu yönde bir iddiasının olmadığını, 10.11.2013 ile 14.03.2014 ve ödemelerin yapıldığı Mayıs 2016 ayında Yönetim Kurulu Üyesi olmaması ve iddia edilen zararların varlığına sebep olarak gösterilen sözleşmelerin hiçbirinin müzakeresi, hazırlanması ve imzalanması safhalarında yer almaması nedenleriyle herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; Birleşen Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/893 E. Sayılı Dosyasına İlişkin; 18.03.2014 Tarihli 2014/8 Karar No.lu -27.05.2014 Tarihli 2014/28 Karar No.lu -09.07.2014 Tarihli 2014/35 Karar No.lu -31.10.2014 Tarihli 2014/61 Karar No.lu -18.11.2014 Tarihli 2014/68 Karar No.luYönetim Kurulu Toplantılarına Yönetim Kurulu Üyesi olarak katılmadığı ve mezkur kararların altında imzasının bulunmadığını, 2014 yılına ait sadece 15.12.2014 Tarihli 2014/75 Karar No.lu (Yönetim Kurulu Görev Dağılımı) Yönetim Kurulu toplantısına katılmış olduğunu bu toplantı ile fiilen ve hukuki olarak ...A.Ş.'nin Yönetim Kurulu üyesi ve Genel Koordinatörü olarak göreve başlamış olduğunu, davacı şirketin zarara uğratıldığı iddia edilen sözleşmelerin imzalanmasına karar verilen yönetim kurulu toplantılarında yer almadığını, bu dönemde davacı şirketin yönetim kurulu üyesi dahi olmadığını, ... Şirketi ile yapılan sözleşmelere ilişkin davacı tarafından delil olarak sunulan hiçbir sözleşme ve belgede imzasının ve yetkisinin bulunmadığını, davacıyı zarara uğrattığı iddia edilen sözleşme ve protokollerin ... ve ... tarafından imzalanması nedeniyle ancak bu kişilerin zarardan sorumlu tutulacağını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; ...Ltd Şti. ve davacı şirket arasında akdedilen 10/11/2013 tarihli İşbirliği Protokolü ve 14/03/2014 tarihli Gelir Paylaşım Sözleşmesi ve 18.03.2014 tarihli 2014/8 nolu Yönetim Kurulu Kararında (... nolu parselin ipotek edilmesinin görüşüldüğünü ve ... ... A.Ş. lehine 30 yıllığına tesis edilen üst hakkı üzerinde, ...Ltd Şti.'nin kullanmış olduğu kredilerin teminatı olarak ipotek tesis edilmesine ve sözleşmenin imzalanmasına, gerekli başvuru ve süreçlerin takibi için ...'a yetki verildiği Y.K.Kararı) tarihlerinde davacı şirketin yönetim kurulu üyesi olmadığını, imzasının bulunmadığını, 15.12.2014 tarih 2014/75 nolu Yönetim Kurulu Kararı ile 11.12.2014 tarihinden itibaren 1 yıl süre ile yönetim kurulu üyesi olduğunu, 30.05.2015 tarihinde Yönetim Kurulu Üyeliğinin sona erdiğini belirtilerek davanın reddini istemiştir. Davalı ...cevap dilekçesinde özetle; davacı şirkette 10/09/2015 ila 26/01/2016 tarihleri arasında görev yaptığını, ...San. Tic. AŞ tarafından geliştirilen "..." adlı projenin ... ... Proje Değerlendirme Komisyonunun üç üyesinden ikisinin olumlu görüşü üzerine davacı Şirketin 22.12.2015 tarihli ve 72 nolu Yönetim Kurulu Kararıyla kabul edildiğini, söz konusu 72 nolu kararda imzası mevcut olup proje ile ilgili olarak Yönetim Kuruluna, Komisyonun üye çoğunluğuyla aldığı olumlu görüşün sunulduğunu, 27.01.2016 tarihinde davacı şirketin yönetim kurulu üyesi olmadığını, temlikle ilgili yönetim kurulunun ve kendisinin bilgilendirilmemesi suretiyle söz konusu yönerge uyarınca işlem yapılmamasında atfedilecek sorumluluğun olmadığını, görevinin 10/09/2015 ila 26/01/2016 tarihleri arasında olduğunu, sadece 12/01/2016 tarihli temlik kabul yazısının görev dönemine tekabül ettiğini, diğerlerinin yapıldığı dönemde görevli olmadığını, bu yazıda da imzası bulunmadığını, dolayısıyla 12/01/2016 tarihli temlik olur yazısından dolayı sorumluluğunun bulunmadığını belirtmiş, davanın reddini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; görev yaptığı süre zarfında ...Ltd.Şti ile ilgili hiçbir iş ve işlemin tesis edilmediğini, buna karşılık ... ...Anonim Şirketi ile ilgili ek süre talep edilmesi üzerine şirkete proje bitimi ile ilgili ek süre tanındığını, davacı Kurum Yönetim Kurulu'nda 01.11.2014 ile 15.12.2014 tarihleri arasında görev aldığını, görev yaptığı 1,5 aylık süre içerisinde 07.11.2014, 11.11.2014, 18.11.2014 ve 9.12.2014 tarihlerinde yapılan 4 Yönetim Kurulu toplantısına katıldığını, ... Limited Şirketi ile ilgili hiçbir konunun gündeme gelmediğini, 10.11.2013 ve 14.03.2014 tarihlerinde imzalanan ve davacı Kurum'u zarara uğrattığı iddia edilen Protokol ile Sözleşme'lerde yer alan hükümlerden sorumluluğunun bulunmadığını, o dönemde görevli olmadığını, anılan Sözleşmeyi imzalamaya yetkilendirilen şahıslara da böyle bir yetkinin verilmesinde görev almadığını, sorumluluğu bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ...cevap dilekçesinde özetle; 2011-2014 yılları arasında yönetim kurulu üyeliği yaptığını, 2014 yılında görevinden ayrıldığını, birleşen Ankara 2. Ticaret Mahkemesinde 2017/904 E. ve Ankara 2. Ticaret Mahkemesinde 2017/905 E. ve Ankara 10. Ticaret Mahkemesinde 2017/783 E. Sayısıyla açılan davalarda, sorumluluğunun olmadığını ve görev yaptığı dönemlere ilişkin ibranın gerçekleşmesi nedeniyle de hakkında dava açılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; 26/03/2013 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağına göre, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı oy birliğiyle ibra edildiği, 29/03/2013 tarihinde yapılan 2012 yılı genel kurul toplantı tutanağına göre, 2012 yılı faaliyet raporunun ibra edildiği, 29/04/2014 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağına göre, 2013 yılı Bilanço ve Gelir Gider Tablosu, 2013 yılı yönetim kurulu faaliyet raporu ile yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiği, 30/03/2015 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağına göre, 2014 yılı yönetim kurulu faaliyeti raporu ile yönetim kurulu üyeleri ibra edildiği, Anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin/limited şirketlerde müdürlerin, bir hesap dönemi içerisindeki faaliyet ve çalışmaları genel kurul tarafından değerlendirilir ve sonucunda yöneticilerin ibra edilmesi/edilmemesi yönünde bir karar verileceği, ibranın en önemli etkisinin, şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılmasına ilişkin olduğu, şirket tüzel kişiliği açısından ibra kararının, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylarla ilgili olarak şirketin sorumluluk davası açma hakkını ortadan kaldırdığı, sözleşmelerin imza tarihi, ifası tarihleri dikkate alındığında davalıların genel kurul tarafından ibra edilmiş oldukları ve sorumluluklarının bulunmadığının anlaşıldığı gerekçeleriyle; "davanın ve birleşen davaların reddine" dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu doğuran iş ve işlemlerin genel kurul bilgisine ulaştırılmadığını, sözü edilen ibra kararlarının, genel kurula sunulduğu halde gerçeği yansıtmayan eksik, hatalı bilançolara dayalı verildiğini, bu nedenle ibranın hukuken geçerli olmadığını, alınan bilirkişi raporları kapsamından asıl ve birleşen 3 adet davalarda davacının zarara uğratıldığının tespit edildiğini, davalıların kusursuz olduğunu ispat edemediğini, kararın hatalı olduğunu ileri sürmüştür. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Asıl ve birleşen davalar, TTK’nun 553 ve devamı maddelerine dayalı yöneticinin sorumluluğuna ilişkin tazminat istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 22/07/2020 tarih ve 7751 Sayılı Yasa'nın 35.maddesi ile değişik 353/(1)-a.6.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması." halinde duruşma yapılmadan karar verileceği, düzenlemeleri yer almaktadır. Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalıların asıl ve birleşen davalarda dava konusu işlemlerin yapıldığı dönemlerde, davacı şirketin yönetim kurulu üyesi yada müdürü olup olmadığı, şirket müdürü ve yönetim kurulu üyesi olmaları halinde, davacı şirketin zararına iş ve işlemler yapıp yapmadıkları, varsa zararın miktarı ve bu zarardan davalıların sorumlu tutulup tutulamayacakları, davalıların, usulüne uygun şekilde ibra edilip edilmediği, ibra edilmişlerse ibranın sorumluluklarını ortadan kaldırıp kaldırmadığı hususlarında toplanmaktadır. Mahkemenin asıl dosyası 2017/904 Esas sayılı dosyasında; davacı yan, davalı yönetim kurulu üyelerinin, 15/08/2014 tarihli kararı ile bir prefabrik bina yaptırılmasına ilişkin karar gereği ... İnş.Ltd.Şti. ile aralarındaki bilâ tarihli sözleşme kapsamında sözleşme bedeli olan (1.200.000,00 TL + KDV)= 1.416.000,00 TL’nin tamamını, ... Ltd.Şti’ne ödemiş olmasına rağmen, üniversite tarafından, davacı şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu nedenle zarara uğradıklarını iddia ederek zararlarının tespiti ile şimdilik 4.000,00 TL’nin zarar tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmektedir. Birleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/904 Esas sayılı dosyasında; davanın, davalıların yönetim kurulu üyesi yada sorumlu oldukları dönemde, dava dışı ... ... ve Ltd. Şti ile davacı şirketin 05/09/2013 tarihinde iş birliği ve gelir paylaşımı sözleşmesi imzalayarak sonrasında ise bu sözleşmenin feshi sebebiyle ... … Ltd. Şti'ne, 354.000,00 Euro fesih tazminatı ödemesi suretiyle; davacı şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olduğu ve şimdilik 4.000,00 TL’nin zarar tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilinin talep edildiği anlaşılmaktadır. Birleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/905 Esas sayılı dosyasında; davanın, davalıların yönetim kurulu üyesi yada sorumlu oldukları dönemde, dava dışı ...Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile kullanma ve yararlanma hakları davacı şirkete ait ... sayılı parsel üzerinde 44.000 m2 alanda ticari alan tasarımı, projelendirilmesi, inşaası ve yapımı karşılığında, bu binaların işletilmesinden elde edilecek gelirin 29 yıllığına paylaşılması konusunda, 02/12/2013 tarihinde yapılan ve şartları 21/08/2014 tarihli zeyilname ile değiştirilen sözleşme imzalayarak davacı şirketin zarara uğratılmasına sebebiyet verdikleri iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olduğu, şimdilik 4.000,00 TL’nin zarar tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilinin talep edildiği anlaşılmaktadır. Birleşen Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/893 Esas sayılı dosyasında; davanın, davalıların yönetim kurulu üyesi ya da sorumlu oldukları dönemde, 28330 ada 41 parselde yer alan taşınmaz üzerinde inşaa edilecek 3200 m2 pasif yeşil bina ve 6400 m2 savunma sanayi kompleksinden oluşan 2 adet binayı ve tüm yan tesis ve donanımın yapılması ve 29 yıl süreyle kira gelirinin paylaşımına yönelik dava dışı ...Tic. Ltd. Şti. İle 10/11/2013 tarihli işbirliği protokolünü imzalayarak bu sözleşme ile davacı şirketin 1.317.743,44 USD fatura bedeli ödemesini, dava dışı şirketin sözleşmeden kaynaklanan haklarını ... A.Ş. ye devretmesini ve taşınmaz üzerine 9.750.000,00 USD değerinde ipotek tesis edilmesini sağladıkları, davalılar tarafından, şirketin menfaatlerine zarar veren sözleşmeler akdedilmek suretiyle davacı şirketin zarara uğratıldığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olduğu, şimdilik 4.000,00 TL’nin zarar tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilinin talep edildiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında yer alan raporlar kapsamından; genel kurul toplantı tutanaklarından, 2012, 2013, 2014 yıllarına ait yönetim kurulu faaliyet raporlarının ibra edildiği, 20/06/2016 tarihinde yapılan 2015 yılı genel kurul toplantı tutanağına göre 2015 yılı yönetim kurulu faaliyet raporunun ibra edilmediği ve 02/03/2012 ve 27/01/2016 tarihleri arasında faaliyet gösteren tüm yönetim kurulu üyeleri ve genel müdürlerden faaliyetleri nedeni ile şirket zararına işlem yapan kişiler aleyhine sorumluluk davaları açılmasına ve kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği, böylece davanın açılması için gerekli genel kurul kararı şartının yerine getirildiği yönünde tespitlere yer verildiği, bu tespitlerin mahkemece benimsenerek hükme esas alındığı ve 26/03/2013 tarihli yapılan olağan Genel Kurul Kararı ile 2012 yılı, 29/04/2014 tarihli Genel Kurul Kararı ile 2013 yılı, 30/03/2015 tarihli Genel Kurul Kararı ile 2014 yılı faaliyet raporu ve Yönetim Kurulu üyelerinin ibrasına karar verildiğinin belirtilmiş olduğu anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın "ibranın etkisi" başlıklı 558. maddesinde; "ibra kararı genel kurul kararı ile kaldırılamaz. 445. Maddesi hükmü saklıdır. Şirket genel kurulunun, sorumluluktan ibraya ilişkin kararı, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylara ilişkin olarak, şirketin, ibraya olumlu oy veren ve ibra kararını bilerek payı iktisap etmiş pay sahiplerinin dava hakkını kaldırır. Diğer pay sahiplerinin dava hakları ibra tarihinden itibaren altı ay geçmesiyle düşer" hükmü öngörülmüştür. TTK'nın 558. maddesi ve Ltd. şirketlerle ilgili 644. maddeleri uyarınca genel kurulun, sorumluluktan ibraya ilişkin kararı, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylarla ilgili olarak şirketin sorumluluk davası açma hakkını ortadan kaldırır. İbra kararı, ilgili hesap döneminde gerçekleşen her çeşit eylem ve işlem nedeniyle, herhangi bir tazminat talep edilmeyeceğinin ikrarı ve yöneticilerin aklanması niteliğindedir. Dolayısıyla ibra kararı, ister açık, ister örtülü (zımmi) şekilde alınsın, şirketin hukuk davası açma hakkı ortadan kalkar. Ancak, ibra kararı, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylar için söz konusudur. Genel kurula sunulmayan ve/veya açıklanmayan ya da genel kurulca bilinemeyecek nitelikteki eylem ve faaliyetler için ibra geçerli olmaz. Dolayısıyla, bu gibi durumlarda, sorumluluk davası açılabilecektir. Ayrıca, ibra kararı, yöneticilerin cezai sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır.

Somut olayda mahkemece; 26/03/2013 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağına göre, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı oy birliğiyle ibra edildiği, 29/03/2013 tarihinde yapılan 2012 yılı genel kurul toplantı tutanağına göre, 2012 yılı faaliyet raporunun ibra edildiği, 29/04/2014 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağına göre, 2013 yılı Bilanço ve Gelir Gider Tablosu, 2013 yılı yönetim kurulu faaliyet raporu ile yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiği, 30/03/2015 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağına göre, 2014 yılı yönetim kurulu faaliyeti raporu ile yönetim kurulu üyeleri ibra edildiği, şirket tüzel kişiliği açısından ibra kararının, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylarla ilgili olarak şirketin sorumluluk davası açma hakkını ortadan kaldırdığı, sözleşmelerin imza ve ifa tarihleri dikkate alındığında davalıların, genel kurul tarafından ibra edilerek sorumluluklarının bulunmadığı gerekçeleriyle; asıl davanın ve birleşen davaların reddine ilişkin yazılı olduğu üzere karar verildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki sözü edilen ibra kararlarının, asıl ve birleşen davalarda sözü edilen ve yukarıda açıklanan her bir eylem/ iddia yönünden, yukarıda açıklanan ilke ve kurallar kapsamında TTK'nın 558. Maddesi kapsamında tek tek ayrıntılı şekilde mahkemece, incelenip değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Davacı yanca, söz konusu ibra kararlarının, şirketin bilgisine sunulmayan hatalı ve eksik düzenlenen bilançolara dayalı alınmış olup geçersiz olduğu savunulmaktadır. Davacı şirket genel kurulunun bilgisine sunulmadan yapılan ibranın, geçersiz olacağının gözden kaçırılmayarak her bir iddiaya yönelik sözü edilen iş ve işlemlerin, davacı şirket genel kurulunun bilgisine sunulup sunulmadığının tespiti yapılarak her bir ibranın ayrı ayrı geçerli olup olmadığının, genel kurulun bilgisine sunulmadığı halde ibrasına karar verilen iş ve işlemler bulunup bulunmadığının ayrı ayrı tespiti gerekir. Mahkemece, 27/04/2022 tarihli kök rapor kapsamında; " 30/03/2015 tarihli GK kararı ile 2014 yılı faaliyet raporu ve YK üyelerinin ibrasına karar verilmiştir... 2014 yılı Faaliyet Raporu'nda söz konusu okul binasına ait herhangi bir bilginin bulunmadığı... 2014 yılı faaliyetleri kapsamında faaliyet raporunda yer almayan olay ve işlemler için 2014 yılında yapılan ibranın geçerli olamayacağı..." şeklindeki tespitlerin varlığına karşın, bu husus karar yerinde tartışılmaksızın diğer genel kuruldaki ibraların varlığına ilişkin görüşlere dayalı olarak bir ayrım yapılmaksızın asıl ve birleşen davalarda, davalıların, genel kurul tarafından ibra edildikleri gerekçesiyle; asıl ve birleşen davaların ibra nedeniyle reddine yönelik karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. Yukarıda açıklandığı üzere ibra yönünden, asıl ve birleşen davalara konu her bir işlem ve sözü edilen eylemlere yönelik olarak bu hususların tamamının genel kurulun bilgisine sunulup sunulmadığı tek tek denetlenip değerlendirilerek geçersiz olduğu tespit edilen ibralar yönünden mahkemece, daha önce alınan raporlar arasındaki çelişkiler de giderilmek suretiyle mahkemece, hükme ve denetime elverişli rapor alınması gerekir. Hal böyle olunca, asıl ve birleşen davalara konu eylemler yönünden, sözü edilen ibraların her bir işlem ve eylem yönünden eksiksiz ve gerçeğe uygun şekilde genel kurulun bilgisine sunulup sunulmadığının denetlenmesi ile ibraların sorumluluk davasına etkisi yönünden ayrıntılı inceleme ve değerlendirme yapılmak suretiyle asıl ve birleşen davalardaki uyuşmazlıklar yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli çelişkileri giderir rapor alınıp ibraların geçersiz olduğu tespit edilen eylemler yönünden zarar bulunup bulunmadığı, varsa bu zarar/ zararlardan sorumluluğun kim/ kimlere ait olduğu, zararın miktarının kapsam ve tayini ile hasıl olacak sonucuna göre mahkemece bir karar verilmesi gerekir. Bu anlamda bir tahkikat yapılmaması ve delillerin tartışılmaması, HMK 353/1-a-6 anlamında esaslı delillerin toplanmaması ve değerlendirilmemesi anlamındadır. Dairemizce, bu nedenle bir değerlendirme yapılması da mümkün olmamıştır. Bu eksiklik aynı zamanda tahkikata ilişkin iki dereceli yargılama hakkına ilişkindir. Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli nitelikteki delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olduğu anlaşılmakla 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6.maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacının, asıl ve birleşen davalar yönünden istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE,

2-Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/10/2022 tarih ve 2017/904 Esas 2022/769 Karar sayılı kararının, asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı KALDIRILMASINA, 3-Asıl ve birleşen davaların yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 322,80-TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6.maddesi uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14/07/2026

Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1261, K. 2026/954, T. 13.10.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1261-e-2026-954-k-1545be288ccf