Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/831 E. 2026/1071 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/831
Karar No
2026/1071
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/831

KARAR NO : 2026/1071

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2020/650

KARAR NO : 2022/101

DAVA TARİHİ: 16/12/2020

KARAR TARİHİ: 11/02/2022

DAVA: İtirazın İptali (Sigortadan Kaynaklanan Rücu)

KARAR TARİHİ: 09/09/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... A.Ş. faaliyetlerine ...A.Ş. nezdinde devam ettiğini, müvekkili nezdinde... Sigorta poliçesi ile sigortalı ... Limited Şirketinin bulunduğu binanın 1 ve 3. Katında cep telefonu satış ve onarımı alanında faaliyet gösterdiğini, üst kat işyeri olan davalı ...'nun balkon giderinin tıkanması suların alt kata sızması sebebiyle hasar oluştuğunu, meydana gelen olayda sigortalı iş yerine onarım için bırakılan 17 tane cihaz ve sigortalının 8 kalem demirbaş eşyasının hasara uğradığını, ekspertiz raporunda toplam 22.938,26-TL hasar bedeli tespit edildiğini, işbu tespit edilen hasar bedelin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini, ödenen bedelin tahsili için başlatılan takibe davalıların itiraz ettiğini beyan ederek, borca karşı yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ... .... Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; Olay tarihinde meydana gelen yoğun ve şiddetli yağış sebiyle balkon giderlerinin yetersiz kaldığını, giderin taşma yaptığını, taşmanın zeminden yol bularak davacı sigortalı işyerinin 1. katına damlamak suretiyle hasara sebebiyet verdiğini, binanın yapısı ve durumundan kaynaklı problemlerin müvekkili şirket tarafından bilinmesi mümkün olmadığını, müvekkili kiracı olduğundan taşınmaz malikinin yükümlülüğündeki hususlarla ilgili sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin eylemi ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağı kurulması mümkün olmadığını, taşınmazın yağmur giderini yapan veya yaptıran olmadığını, zararının meydana gelmesinde bir kusuru bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.

Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Söz konusu olayda müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, binanın bakımında eksiklik olmadığını, davalı ... .... Ltd. Şti'nin taşınmazı 2007 tarihinde kiraladığını ve 30/09/2019 tarihine kadar kullandığını, dolayısı ile olayın davalı ... .... Şti tasarrufunda iken meydana geldiğini, müvekkilinin sigorta şirketi tarafından yaptırılan ekspertizde boru çapının balkon suyunun tahliyesi için yeterli olduğunun tespit edildiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; "... 17/08/2019 tarihinde sigortalı iş yerinde meydana gelen su baskını dolayısıyla oluşan zarar nedeniyle davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına poliçe kapsamında 23/10/2019 tarihinde 22.938,26-TL ödeme yapıldığı, TTK 1472 maddesindeki halefiyet ilkesi gereği sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçerek sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal edeceğinden, davalılardan dava konusu taşınmazın maliki olan ... A.Ş.'nin kusursuz sorumluluğunun olduğu dosya kapsamında ve alınan bilirkişi raporlarında TBK'ya göre kusursuz sorumlu olan malikin kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldıran, illiyet bağını kesen mücbir sebep, zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusuru gibi somut durumların mevcut olmadığı, kusursuz sorumluluğu kesen durumların yorumlamaya ve tereddüte yer vermeyecek şekilde net olarak tespit edilmesi gerektiği ancak dosya kapsamında yapı malikinin sorumluluğunun bulunmadığına ilişkin somut delilin bulunmadığı, yine davalılardan kiracı ... .... Ltd. Şti.'nin sorumluluğunun dosya kapsamında sunulan delillerin değerlendirilmesi sonucu oluşturulan bilirkişi raporunda ve mahkeme heyetince yapılan keşifte yapılan tespitlerle belirlendiği, 6098 sayılı TBK. madde 316 (818 sayılı BK’nun 256. maddesi) göre; kiracı, kiralananı, sözleşmeye uygun olarak özenle kullanmakla, 365. maddesine göre de, kiracı, kiralananın bakımını gereği gibi sağlamakla yükümlüdür düzenlemesi gereği davalı kiracının sorumluluğunun devam ettiği anlaşıldığından meydana gelen zarardan yapı maliki ve zararın gerçekleştiği tarihte kiracı olan diğer davalının müşterek ve müteselsil sorumlu olduğu kabulü ile; İstanbul 20. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından22.938,26-TL asıl alacak, 633,47-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 23.571,73-TL alacağa yönelik yapılan itirazın iptaline, takibin anılan borçlular yönünden aynı koşullarla devamına, alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı ... .... Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; hasarının binanın yapısal eksikliğinden kaynaklandığını, olay sonrasında giderlerin diğer davalı bina maliki tarafından genişletildiğini, müvekkilinin bir kusurunun olmadığını, raporlar arasında çelişki olup çelişkinin giderilmediğini, müvekkili yönünden davanın reddi gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek, binanın yapımından kaynaklanan bir eksiklik olmadığını, hasarın kiracının olağan bakımı yapmamasından kaynaklandığını, bilirkişi raporlarının da iddialarını destekler mahiyette olduğunu, müvekkili yönünden davanın reddi gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava; sigortacının, dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine dayanarak ödediği hasar bedelinin, hasardan sorumlu olduğunu iddia ettiği davalılardan 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca rücuen tahsili istemine ilişkindir.

Davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı sigortalıya ait işyeri için hasar tarihini kapsar şekilde sigorta poliçesi düzenlenmiş, davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına hasar ödemesi yapılmıştır.

Rücu ve halefiyet, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararı, 6102 sayılı TTK'nın 1472.maddesi dikkate alındığında davanın görevli mahkemede açıldığı, sigorta sözleşmesi ve ödeme belgesi uyarınca davacının aktif husumetinin bulunduğu anlaşılmıştır.

Davaya konusu hasar; sigortalı işyerinin üst katında davalı ...şirketinin maliki olduğu ve diğer davalı ... şirketinin kiracı olduğu işyerinin balkon giderinin tıkanması ve buradan geri tepen suların işyeri zeminine yayılması akabinde, zeminde biriken suların alt katta bulunan sigortalı ... şirketinin tavan kısmından sızması sonucu meydana gelmiştir.

Ekspertiz raporunda hasarın nedeni yukarıda açıklandığı şekilde anlatılmış, sigortalı şirketin cep telefonu satış onarımı alanında faaliyet gösterdiği, su sızıntısı nedeniyle tamir amacıyla müşteriler tarafından bırakılan çeşitli markalarda 17 adet cep telefonunun (20.747,06 TL) hasara uğradığı, ayrıca işyerinde yer alan bir kısım demirbaşın (2.191,20 TL) hasar gördüğü belirtilerek toplam hasar 22.938,26 TL hesaplanmıştır.

Mahkemece inşaat mühendisi, makine mühendisi ve sigorta uzmanı bilirkişi heyetinden alınan raporda; davalılardan ... Mimarlık'ın uzun süredir anılan taşınmazın 2 numaralı dairesini işyeri olarak kullandığı, balkon giderinin temizliğini yapmanın, kiracı davalı ...'nun sorumluluğunda olduğu, bina yapımında bozukluk veya eksiklik tespit edilmediği, ekspertiz raporunda hesaplanan tutarların piyasa rayiçlerine uygun olduğu bildirilmiştir.

Ek raporda; balkon suyunun tahliyesi için mevcut boru çapının yeterli olduğu, balkondan su sızmasının muhtemel nedenleri değerlendirildiğinde; balkon eğiminin az da olsa dışarıya doğru verildiği yani ters eğim söz konusu olmadığı, balkondaki boruların mevcut durumda dahi tıkalı hissini verdiği, boru ağzında bir miktar ıslak toprak gibi malzeme tespit edildiğinden balkon borularının olay sırasında kısmen ve/veya tamamen tıkalı olabileceğinin ihtimal dahilinde olduğu, bunun nedeninin balkonda kağıt, naylon gibi malzeme bırakılmış olmasındab kaynaklanabileceği, bu malzemelerin yağmurda su ile birlikte boru ağzına gelerek tıkanmaya neden olabileceği, olay hafta sonunda meydana geldiğinden hafta sonu yağmurdan önce fırtına nedeniyle uçuşan kağıt ve/veya naylon parçalarının balkona gelerek yağmur ile birlikte boruların tıkanmasına sebebiyet verebileceği, balkon bir anlamda sigara içme mahalli olarak kullanıldığı burada bulunan ayaklı bir küllükten anlaşılmakla küllüğe atılan izmaritlerin şiddetli yağış nedeniyl yere düşüp borularda tıkanmaya neden olabileceği, balkonda çeşitli amaçlar için konulmuş saksılardan toprak v.s. başka materyallerin dışarıya savrulup boruyu tıkayabileceği, borularda tıkanma olması halinde biriken suyun balkon kapısından içeriye girmesinin ise mümkün olduğu, hasarın balkon giderinin tıkalı olmasından kaynaklandığı ancak bu tıkanmadan hangi davalının sorumlu olduğunun net olarak tespit edilmediği belirtilmiştir.

TBK'nın 49. maddesine göre; kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Kusur sorumluluğu, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışla sözleşme dışında diğer bir kimseye vermiş olduğu zararın giderilmesini düzenleyen sorumluluk türüdür. (Prof. Dr. Fikret Eren, Dr. Ünsal Dönmez, Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt II, s.1059).

Kusur sorumluluğunda bir zararı başkasına tazmin ettirmek, ancak zarar onun kusurlu bir fiilinden doğmuş ise mümkündür (Tandoğan Haluk, Türk Mesuliyet Hukuku, Ankara, 1967, s. 89).

TBK'nın 49. maddesinde ifadesini bulan haksız fiilden söz edilebilmesi için öncelikle ortada hukuka aykırı bir fiil bulunması, fiili işleyenin kusurlu olması, kusurlu şekilde işlenen ve hukuka aykırı olan bu fiil nedeniyle bir zarar doğması, doğan zarar ile hukuka aykırı fiil arasında uygun nedensellik bağı bulunması gerekmekte olup sayılan dört unsurun birlikte bulunması zorunludur. Bu unsurların tümünün bir arada bulunmadığı, bir veya birkaç unsurun eksik olduğu durumlarda, haksız fiilin varlığından söz edilemez.

6098 sayılı TBK'nın 301.maddesi gereğince kiraya veren, kiralananı kararlaştırılan tarihte, sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli bir durumda teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumda bulundurmakla yükümlüdür.

TBK'nın 316.maddesinde; "Kiracı, kiralananı, sözleşmeye uygun olarak özenle kullanmak ve kiralananın bulunduğu taşınmazda oturan kişiler ile komşulara gerekli saygıyı göstermekle yükümlüdür.", TBK'nın 317.maddesinde; "Kiracı, kiralananın olağan kullanımı için gerekli temizlik ve bakım giderlerini ödemekle yükümlüdür. Bu konuda yerel âdete de bakılır.", TBK'nın 318.maddesinde; "Kiracı, kendisinin gidermekle yükümlü olmadığı ayıpları kiraya verene gecikmeksizin bildirmekle yükümlüdür; aksi takdirde bundan doğan zarardan sorumludur." TBK'nın 319/1.maddesinde; "Kiracı, kiralananın ayıplarının giderilmesine ya da zararların önlenmesine yönelik çalışmalara katlanmakla yükümlüdür." hükümleri yer almaktadır.

TBK'nın 69. maddesi uyarınca, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Bina veya yapı eserlerinden doğan sorumluluğun doğması için; kişinin bina veya sair inşa eserinin maliki olması ve zararın bina veya sair inşa eserinin yapımındaki bozukluk veya bakımındaki bir noksanlıktan meydana gelmesi gerekir. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, TBK'nın 69. maddesindeki sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bir bina veya yapı eserini malikinin TBK'nın 69. maddesine göre sorumlu tutulabilmesi için zararın, yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden doğduğu ispatlanmalıdır. Buradaki ispat yükü zarar görene düşer. Bununla birlikte zararla, yapım bozukluğu veya bakım eksikliği arasında uygun illiyet bağının bulunması yani zararın yapımdaki bozukluktan veya bakımdaki eksiklikten dolayı meydana gelmiş olması gerekmektedir. Bu sorumlulukta zarar gören zararın, yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden doğduğunu ispatlamakla yükümlü ise de yapı malikinin kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Zira TBK'nın 69. maddesine dayalı sorumluluk, kusursuz sorumluluk halidir. Bu nedenle yapı maliki ise, kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması, üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması şartlarından birini gerçekleşmesi gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24/02/2016 tarih 2014/11-289 E. 2016/163 K. sayılı ilamında illiyet bağının varlığı ve kesilmesi "...İlliyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru veya üçüncü kişinin kusuru nedeniyle kesilebilir. Mülga BK’nun 58. maddesi kapsamında sorumluluğun doğabilmesi için illiyet bağının kesilmemiş olması gerekir. Doktrindeki kabul edilen görüşe göre illiyet bağının kesilmesi olasılığı dar yorumlanmalıdır. Her üç neden açısından da, illiyet bağının kesildiği iddiası, sorumlu kişiler tarafından açıkça ispatlanmadıkça kabul edilmemelidir. Bu bakımdan sorumluluktan kurtulmak oldukça zorlaştırılmıştır (Erten Ali, Türk Borçlar Hukukuna Göre Bina ve İnşa Eseri Sahiplerinin Sorumluluğu, BK.58, Ankara 2000, s.230; Baş Ece, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Açısından Bina ve Yapı Eserlerinden Doğan Sorumluluk, XII Levha Yayınları, s.113; Deschenaux Henri, Tercier Pierre, Sorumluluk Hukuku, Çeviren Salim Özdemir, Ankara 1983, s.37)..." şeklinde açıklanmıştır.

Bina veya diğer yapı eseri sahibinin kusursuz sorumluluğunda kurtuluş kanıtı getirme olanağı yoktur. Ancak illiyet bağını kesen sebeplerin varlığını kanıtlayarak kişi sorumluluktan kurtulabilir. Ayrıca "Bina veya diğer yapı eserinin tehlikelilik derecesi artıkça, bakım yükümlülüğü ve özelikle güvenlik önlemlerini alma yükümlülüğe de artar" (Kılıçoğlu, A., s. 460) "Bir yapı eserinde herhangi bir yapım bozukluğu olmasa bile, ek güvenlik ve koruma tertibatının bulunmaması, yine de bir yapım eksikliği sayılır." (Prof. Dr. Feyzi Necmettin Feyzioğlu, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, İstanbul 1976, cilt I sayfa:663).

Somut olayda hasar; sigortalı işyerinin üst katında davalı ...şirketinin maliki olduğu ve diğer davalı ... şirketinin kiracı olduğu işyerinin balkon giderinin tıkanması sonucu meydana gelmiştir. Bu tıkanıklığın sebebi tam olarak tespit edilmemiş ise de bina maliki olan davalı Alarko illiyet bağının kesildiğini ispatlayamadığı için kusursuz sorumludur. Yine davalı ... ise kendisi tarafından 10 yıldan fazla süredir kullanılan taşınmazda olağan bakım ve onarımı yapmaması karşısında kusuru nedeniyle sorumludur. TBK'nın 61.maddesinde; "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır." hükmü gereği oluşan zarardan davalıların sorumlu olduğu anlaşılmakla, hasar bedelinin kadri maruf olduğu da tespit edilmekle verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

İstinaf incelemesi HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı re'sen gözetilmiş, verilen kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı gibi kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı ... ve davalı Alarko vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davalı ... .... Şti. ve davalı ... A.Ş.'nin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,

2-Davalılar tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına,

3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, davalılar tarafından yatırılan 391,73 TL'nin mahsubu ile bakiye 340,27 TL harcın davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına,

5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalılara ilk derece mahkemesince iadesine,

6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 09/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/831, K. 2026/1071, T. 11.02.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-831-e-2026-1071-k-ebac29fedafe