Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/6243 E. 2026/3830 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6243
Karar No
2026/3830
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1439 E., 2025/2891 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 25. Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/53 E., 2024/398 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; imzalanan 08.07.2019 tarihli kira sözleşmesi ve 30.10.2019 tarihli ek protokol uyarınca dava konusu taşınmazların davacı tarafından davalıya kiraya verildiğini, davalının sözleşmeye aykırı olarak “....” tabelasını indirerek, kiralanan alanı “.....” markası ile kullanmaya başladığının tespit edilmesi üzerine, keşide edilen ihtarname ile verilen süreye rağmen aykırılığın giderilmediğini ileri sürerek; sözleşmenin feshi ile kiralananın tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davanın franchise sözleşmesine aykırı kullanım iddiasına dayandığını, sözleşmenin sona ermesiyle kiralananın .... markası altında işletilmesinin fiilen ve hukuken imkânsız hale geldiğini, kiralananın farklı bir marka altında işletilmesinin kullanım amacını ve ticari faaliyet konusunu değiştirmediğini, ayrıca bağlantılı sözleşme yapma yasağı gereğince müvekkiline kiralananın kullanımıyla doğrudan ilişkili olmayan bir yükümlülük yüklenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; akde aykırılık halinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (6098 sayılı Kanun) 316. maddesi gereğince kiracıya ihtarname gönderilerek en az 30 gün süre vermek suretiyle akde aykırılığın giderilmesinin istenebileceği, davacı tarafından düzenlenen 20.11.2020 tarihli ihtarname ile davalıya 10 gün süre verilerek aykırılığın giderilmesinin ihtar edildiği, ihtarnamede en az 30 gün süre verildiğine yönelik herhangi bir yazılı bildirim yapılmadığı ve kanunun öngördüğü ölçüde bir süre verilmediği, bu nedenle tahliye koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemenin vardığı sonuçta istinaf sebepleri yönünden usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davalı kiracının müvekkilinin açık rızası bulunmaksızın ve marka değişikliği talebi reddedilmiş olmasına rağmen, kira sözleşmesinde kararlaştırılan Espressolab markası yerine farklı bir marka ile faaliyetine devam ederek sözleşmeye aykırı davrandığını, tarafların tacir olması nedeniyle sözleşme özgürlüğü kapsamında belirlenen marka unsurunun kira ilişkisinin temelini oluşturan asli bir şart olduğunu, havalimanındaki marka karmasının müvekkili şirket açısından kira gelirinden dahi önemli bir ticari değer taşıdığını, davalının tek taraflı marka değişikliğiyle işlem temelinin çökmesine neden olarak sözleşmenin amacını ortadan kaldırdığını, bu nedenle 6098 sayılı Kanunun 316/3 maddesi kapsamında ayrıca süre verilmesine gerek olmaksızın fesih hakkının doğduğunu, davalının aykırılığı gidermeyeceğini açıkça bildirmesi nedeniyle feshin haklı olduğunu, ayrıca dava şartı yokluğu nedeniyle verilen ret kararında maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sözleşmeye aykırılık nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. 1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere göre, davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Davacının davalı lehine hükmedilen nispi vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının incelenmesinde; karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7. maddesinin ikinci fıkrası; "Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur.” hükmünü içermektedir. Buna göre, İlk Derece Mahkemesince; dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması nedeniyle, davalı lehine tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümü uyarınca maktu vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, nisbi vekalet ücretine karar verilmiş olması doğru olmayıp bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğidir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan "208.702,08 TL" rakamı çıkartılarak yerine "10.700,00 TL" rakamının yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/6243, K. 2026/3830, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-6243-e-2026-3830-k-1bc4fba1d012