Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4519 E. 2026/3827 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4519
- Karar No
- 2026/3827
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/584 E., 2025/1117 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Afyonkarahisar 4. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi SAYISI : 2022/260 E., 2025/25 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.06.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen davacılar vekili Avukat ....ile davalı ... vekili Avukat ....ve diğer davalı ....Özel Sağlık Hiz. San. ve Tic. A.Ş. vekili Avukat ...'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; müvekkili ....'nin 02.01.2014 tarihinde davalı şirkete ait hastanede normal doğumla müvekkili ...'yı dünyaya getirdiğini, doğuma girerken bebeğin iriliğini belirterek sezeryan ile doğum yaptırabileceğini söylemesine rağmen hatalı tedavi ve yöntemlerle doğum sürecini iyi yönetemeyen davalı hekimin annenin rızası olmadan vakumla bebeği aldığını, doğum sırasında bebeğin kolunda esneme olduğu, zamanla düzeleceği söylenerek annenin bir gün sonra taburcu edildiğini, bebeğin durmadan ağlaması ve sağ elindeki hareketsizlik sebebiyle bir terslik olduğunu anlayan anne ve babanın ..... Üniversitesi Hastanesine başvurduklarını, burada yapılan muayenesinde ...'nın sağ kolunda 3 tane sinirin koptuğunun tespit edildiğini, henüz 4 günlük olan bebeğin uzun süre yatarak tedavi gördüğünü ve birden fazla cerrahi operasyon geçirdiğini, ancak doğum sırasında zorlama neticesinde sağ kolun hareket kabiliyetini tamamen kaybettiğini ileri sürerek; müvekkilinin iş gücü kaybından doğan maddi zararına karşılık şimdilik 1.000,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 27.05.2024 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat talebini 7.524.000,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP 1. Davalı şirket vekili; dava konusu olayda hastanenin ve görevli doktorun hiç bir kusurunun bulunmadığını, kendileri dışında gerçekleşen olayda herkesin gerekli ihtimamı gösterdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili; müvekkilin kusuru bulunmadığını, müvekkilinin küçük ...'nın doğumu sırasında tıp biliminin gereklerinin yerine getirildiğini, bebeğin iri bebek öyküsü olmadığını, doğum sırasında travayın rahat ilerlemesi, baş seviyesinin ilerlemesinin travay sürecine uygun olmasından dolayı sezaryen düşünülmediğini, annenin tam açıklıkla doğum masasına alındıktan sonra yeterli ıkınması olmaması ve bebeğin başının ilerlemesi ve çıkım bradikardileri olması sebebiyle bir kez vakum takılarak 10.05'te doğurtulduğunu, doğum odasında bulunan pediatri uzmanı tarafından müvekkiline sözel olarak sağ kolda moro refleksinin zayıf olduğunun söylendiğini ve bebeğin ortopedi uzmanı tarafından da değerlendirilerek aileye masaj ve kontrol önerildiğini, bebeğin başının ve omzunun çıkımında zorlanma ve traksiyon olmadığını, omuz distosisis olarak adlandırılan durum olmadığını, savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; onam formunda dava konusu komplikasyonla ilgili herhangi bir aydınlatma ve bilgilendirmenin yer almadığı, davalı tarafın bu hususu ispatlayamadığı, maluliyet oranına ilişkin rapor alındığı, söz konusu raporun Yönetmelik ve emsal Yargıtay uygulamalarına uygun olduğu, bu maluliyet oranı üzerinden hesap raporu alındığı, söz konusu raporun hükme esas alınabilir nitelikte olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, 7.524.000,00 TL'nin 02.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesin karar verilmiş, davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu yapılan olay yönünden davalı tarafa atfedilebilecek bir kusur veya ihmalin bulunmadığının dosya kapsamındaki bilirkişi raporlarıyla sabit olduğu, aydınlatılmış onam eksikliğinin yargılama safhasında ileri sürülmedikçe Mahkemece resen gözetilemeyeceği, bu nedenle süresinde dayanılmadan istinaf aşamasında ileri sürülmüş aydınlatılmış onam eksikliği iddiasının dinlenemeyeceği, somut olayda; dosya kapsamındaki onam formundan doğumun gerektiğinde vakumla gerçekleştirilebileceği hususunda annenin bilgilendirilerek onam ve rızasının alındığı, öte yandan aydınlatılmış onam eksikliği ile maddi tazminat istemi arasında uygun illiyet bağı da bulunmadığı, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü cihetine gidilmesinin isabetli olmadığı gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; sağ kol sinirleri hasar gören bebeğin daha ileri tedavi olanaklarına sahip bir hastaneye sevk edilmediği gibi hasar gören kola ev programı (masaj) ve takip önerilerek doğumdan bir gün sonra hastaneden taburcu edildiğini, hastane epikrizinde hekimin iddia ettiği gibi ıkınmanın yetersizliğinden bahsedilmediğini, dosyada mevcut onam formunda, dava konusu komplikasyonla (brakial pleksus) ilgili aydınlatma ve bilgilendirmenin yer almadığını, kusura ilişkin raporların hükme esas almaya elverişli olmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekilin özen yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. Basit yargılama usulüne tabi eldeki davada dava dilekçesinde ileri sürülmeyen hususların sonradan ileri sürülmesinin iddianın genişletilmesi yasağına tabi olduğu, davacıların annenin rızası alınmadan bebeğin vakumla alındığını iddia ettikleri ancak dosyada yer alan onam formunda gerekirse vakum kullanılabileceğinin bildirildiği, hükme esas alınan kusur durumuna ilişkin raporların Yargıtay denetimine elverişli olduğu, yargılama aşamasında ileri sürülmeyen hususların temyiz aşamasında da ileri sürülemeyeceği anlaşılmakla, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalılara verilmesine, Temyiz eden taraf harçtan muaf olduğundan peşin alınan temyiz karar harcının iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.