Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/810 E. 2026/1257 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/810
Karar No
2026/1257
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/810

KARAR NO : 2026/1257

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: (KAPATILAN) BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2018/591

KARAR NO : 2021/767

DAVA TARİHİ: 20/06/2018

KARAR TARİHİ: 07/09/2021

DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)

KARAR TARİHİ: 14/10/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketinin nezdinde ... ... Poliçesi Sigortalı bulunan ... A.Ş’ye ait... Sk. .../İstanbul adesindeki işyeri olarak kullanmış olduğu taşınmazında 06.05.2017 tarihinde hırsızlık meydana geldiği, iyerinde bulunan muhtelif türlerde 768,80 kg ağırlığında kumaşın çalındığını, müvekkil şirketi tarafından yapılan ekspertiz çalışması sonucu hazırlanan raporda meydana gelen zararın davalı güvenlik şirketinin gerekli önlemlerini almayarak hırsızlık olayının yaşanmasına sebebiyet verdiğiğini oluşan zarar nedeniyle müvekkilin şirketinin sigortalısına İşyeri Sigorta Poliçesi Teminatı Kapsamında 36.136,83 TL ödeme yaptığını, bu tutarın davalı tarafa gönderilen ihtara rağmen ödenmediğini müvekkil şirketin TTK 1301. Madde ve Sigorta Genel Şartları gereğince ödediği hasar tutan miktarmca sigortalısının halefi olduğunu izah ettiği tüm gerekçelerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne ödeme tarihi olan 25/12/2017 tarihinden itibaren kısa vadeli kredilere uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının sigortalısı olan ...A.Ş ile müvekkili işrekti arasında 01.06.2014 tarihinden konusu güvenlik hizmetleri olan sözleşme imzalandığım, sözleşmeye göre müvekkil şirketinin işverenin işyerinde 06.05.2017 tarihinde hırsızlık olayının meydana geldiğini, davacının “güvenlik şirketinin kusurundan kaynaklandığın ve bu bağlamda meydana gelen zararın sorumlusunun güvenlik şirketi olduğu aşikardır” yönündeki iddiasının gerçek dışı olduğunu, yaşana hırsızlık olayı nedeniyle müvekkiline kusur yüklenemeyeceğini, müvekkili şirketinin davacıya ödemesi gereken bir tutarın bulunmadığım, müvekkilinin mezkur olayda kusurunun bulunduğunu kabul etmediğini, sigortacı rücu davasına ödeme tarihi itibariyle faiz talebinde bulunamayacağını beyanla reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; "...Tüm dosya kapsamı, soruşturma dosyası, sigorta poliçesi ve ödeme belgeleri, tanık beyanları, dava dışı sigortalı ile davalı arasında yapılan özel güvenlik sözleşmesi hep birlikte değerlendirildiğinde; dava dışı sigortalı ... A.Ş ile davalı güvenlik şirketi arasında 04/06/2014-03/06/2015 tarihleri arasında özel güvenlik sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşme uyarınca davacı dava dışı sigortalıya özel güvenlik ve koruma hizmeti sunmayı taahhüt etmiştir. Davalı şirket somut olayda sözleşme ile üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğinden ve güvenlik personeline yeterli eğitimi vermeyip denetlemediğinden ve raporda tespit edilen sebepler ile hırsızlık olayının meydana gelmesinde kusurludur. Dava dışı sigortalanan ise dükkanında gerekli önlemleri almaması sebebiyle ve raporda tespit edilen sebepler ile kusurlu bulunmuştur. Tarafların kusur oranlarının tespiti amacıya yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlen raporda tespit edilen tarafların kusur oranları olayın oluş şekli ve dosya kapsamı ile örtüşmektedir. Davacı ile dava dışı sigortalı arasında ise 09/05/2016 tanzim tarihli, 14/05/2016-14/05/2017 vadeli iş yeri sigorta poliçesi akdedilmiş ve olay da bu poliçe tarihleri içerisinde gerçekleşmiştir. Dava konusu hırsızlık olayının da sigorta teminatı kapsamında olduğu incelenen poliçe içeriğine göre tespit edilmiş ve Mahkememize alınan bilirkişi raporunda çalınan malların hasar bedeli olarak davalının kusuru oranında ödemesi gereken miktarın 25.295,78-TL olduğu tespit edilmiş ve davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalısına sigorta poliçesi nedeni ile yapılan hasar bedelini 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472 maddesi uyarınca halefiyet kuralı gereği sorumlulardan isteyebileceği, bu durumda kusur oranında yapılan indirime göre davacı sigorta şirketinin söz konusu hırsızlık olayı nedeni ile davalıdan 25.295,78-TL hasar bedelini ödeme tarihinden itibaren tarafların tacir ve aralarındaki sözleşmelerin ticarî nitelikte olması nedeni ile avans faizi ile birlikte isteyebileceği..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; meydana gelen olay nedeniyle davalının %100 kusurlu olduğunu, devriye gezdiği söylenen güvenlik görevlisi tarafından söz konusu hırsızlık olayının fark edilmemesinin mümkün olmadığını, görevlerini ihmal ettiklerini, güvenlik zafiyeti bulunduğunu, sigortalının bir kusur olmadığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava; sigortacının, dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine dayanarak ödediği hasar bedelinin, hasardan sorumlu olduğunu iddia ettiği davalılardan 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca rücuen tahsili istemine ilişkindir.

Davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı sigortalıya ait işyeri için hasar tarihini kapsar şekilde sigorta poliçesi düzenlenmiş, davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına hasar ödemesi yapılmıştır.

Rücu ve halefiyet, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararı, 6102 sayılı TTK'nın 1472.maddesi dikkate alındığında davanın görevli mahkemede açıldığı, sigorta sözleşmesi ve ödeme belgesi uyarınca davacının aktif husumetinin bulunduğu anlaşılmıştır.

Olay yeri inceleme raporunda; işyerinin tekstil/kumaş imalat sektöründe faaliyet gösterdiği, fabrika ve idari bina olarak, birbiri arası bağlantılı 2 ayrı yapıdan meydana geldiği, çift giriş/çıkışı bulunan fabrikanın ana hizmet binası önünde güvenlik kulübesinin bulunduğu ve işyerinin çeşitli bölümlerinin kamera ile izlendiği, olayın meydana geldiği yer olarak ifade edilen fabrika depo çıkış olarak tabir edilen yerde, sürgülü ve aç/kapa şeklinde demir kapısı bulunan kısmın, iş güvenliği olarak acil çıkış kapısı olduğundan herhangi bir kilit mekanizmasının bulunmadığı, bahse konu kapının iç kısmında fabrika içinde kalan bölümde tekstil/kumaş paleti olarak ifade edilen paletlerden bir adetinin üzerinin boş halde, diğer bir adetinin üzerinin kısmen dolu olduğu, kapıya uzak diğer paletlerin ise dolu/ürünlerin bulunduğu, Kavak Sokak cephesinde bulunan demir sürgülü kapının ise otomatik olarak buton yardımıyla kapatılabilen, üzerinde asma kilit yuvası bulunan fakat kilidi olmayan bir kapı olduğu ve üzerinde müşteki tarafından güvenlik nedeniyle olay sonrası takıldığı beyan edilen bir kilit mekanizmasının bulunduğu belirtilmiştir.

Eksper raporunda; Riziko mahallinin yaklaşık 15 bin m2 alana kurulu ... mayoları ve diğer marka konfeksiyon ürünlerinin üretildiği yüksek standart makine ve ekipmanların bulunduğu fabrika olduğu, fabrikanın idari bölümleri ile üretim ve depolama alanlarının birbirine bitişik binalardan oluştuğu, binaların etrafında açık bahçe ve yükleme alanlarının olduğu, tesisin çevresinin ise yüksek duvar ve demir ferforje ile kapalı olup, biri ön kısımda diğer ikisi arka kısımda olmak üzere 3 ayrı çıkış kapısının bulunduğu, hırsızlığın yan sokağa bakan sevkıyat kapısı kullanılarak gerçekleştirildiği, yan giriş demir kapısının yaklaşık 3-4 ton ağırlığında büyük bir kapı olup asma kilidinin ve zincirinin yeni değişmiş olduğu, içteki fabrikanın üretim kapısında bir zorlama olmayıp bu kapının fabrika üretim halinde olduğundan zaten açık durumda olduğu, kapı girişinde iç kısımda sağda kumaş toplarının olduğu, ürünlerin çalındığına dair boşluklar olduğu çalınanların haricinde depoda yine çok sayıda kumaş olduğu, işyerindeki güvenlik tedbirleri de incelendiğinde, ana giriş kapısında güvenlik kulübesi bulunduğu, güvenliğin ... şirketi tarafından 2 kişi ile sağlandığı, 24 saat çift vardiya sistemi ile çalışıldığı, güvenliğin normal şartlarda ön kısımda durduğu ve kamera sisteminden çevreyi kontrol ettiği, saat başı ise devriye gezdiği, ancak hırsızlık olayını fark etmedikleri, hırsızların bekçinin namaz saatine denk getirip yan kapıyı açıp aracı içeri sokup, yine mesaideki çalışanlara fark ettirmeden söz konusu malları araca yükleyip kaçıp gittiklerinin tespit edildiği, işletmenin çevre kameralarının sadece aracın kapıdan içeriye girişini gösterebildiği, malların yüklendiği bölümü gören kameranın bulunmadığı belirtilmiş, eksik sigorta tespiti ile çalınan emtianın değeri 36.136,83 TL hesap edilmiştir.

Davalı ile sigortalı arasında Özel Güvenlik ve Koruma Hizmet Sözleşmesi imzalanmıştır. Sözlemeye göre davalı 5788 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun ve bu kanunun uygulanması dair yönetmelik hükümlerine uyarınca 2 kişi gündüz, 2 kişi gece ve 2 kişi yasal izin değiştiricisi olmak üzere toplam 6 kişilik, özel güvenlik personeli ile 24 saat kesintisiz, a) giriş-çıkış kontrolünü yapmak, b) hizmet alanında izinsiz bulunan şahıslara engel olmak, c) girilmesi yetkilendirilmiş yerlere yetkisi olmayanları engellemek, d) çevreyi gözetlemek, e) gerektiğinde genel kolluk kuvvetleri ile irtibat ve iş birliğini sağlamak, f) kaza, sabotaj veya yangın vukuunda olay ve varsa yaralılara ilk müdahaleyi ve gerekli duyuruları süratle yapmak, g) 5188 sayılı kanunda verilen yakalama ve zapt etme yetkilerini kullanmak ilgililere teslim etmek şeklinde güvenlik hizmeti vermeyi üstlenmiştir.

Mahkemece güvenlik uzmanı, tekstil mühendisi ve sigorta uzmanı bilirkişi heyetinden alınan raporda; Dosyaya sunulmuş ekspertiz raporuna göre, güvenlik hizmeti sunulan işyerinin 15.000 m2 alana kurulu olduğu, 3 ayrı çıkış kapısı bulunduğu, güvenlik kamera kayıtlarına dair bilirkişi raporundan da anlaşıldığına göre, hırsızlığı gerçekleştiren şahısların anılan mahalde rahatça hareket ettikleri, güvenlik mobosuna yakın noktadan işyerine girdikleri, kamera görüntülerinin ekran başında bulunan görevli tarafından net bir şekilde izlenebileceği ve şüpheli durumun açıkça görüleceği, olay saatinde görevli özel güvenlik personelinin, hırsızlamayı gerçekleştirilen hırsız grubunun geldiği sırada alana giriş sebeplerini tespite yönelik bir gayretlerinin olmadığı, nöbet kulübesi dışında başka bir işle meşgul olduğu, girişlerini görmedikleri ya da izin verdikleri anlaşıldığından, davalı şirketin istihdam ettiği personelin görev başındaki davranışlarına yönelik yeterli eğitimi vermediği, denetim mekanizması oluşturmadığı, bu nedenle de hizmette önemli bir aksaklığa sebebiyet verdiğinden %70 oranında kusurlu olduğu, yaklaşık 15.000 m2 alanda alınacak koruma ve güvenlik hizmetinin; fiziki tedbirler, beşeri tedbirler ve teknolojik tedbirler bağlamında topyekün planlanması ve uygulanması gerektiği, fiziki tedbirler (koruma duvarı, dikenli/jiletli tel çit, değerli malzemelerin muhafaza edildiği işyeri kapılarının daha muhkem hale getirilmesi, kamera ve alarm sistemi kurulması /iyileştirilmesi v.b.) yönünden alınması gereken tedbirlerin sigortalı işyerinde yeterli olmadığı, fiziki iyileştirme ve tedbirlerin alınmadığı, güvenlik şirketinin hizmet gereklerini yerine getirip getirmediği yönünde yeterince denetlenmediği ve güvenlik şirketinin uyarılmadığı, bu nedenlerle %30 oranında kusurlu olduğu, çalınan kumaşların değerinin ekspertiz raporunda belirtildiği gibi 48 top 768,80 kg ve değerinin 36.136,83 TL olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. Ek raporda ise dava dışı ... A.Ş. yönünden kusur atfına ilişkin olarak “fiziki tedbirler (koruma duvarı, dikenli/jiletli tel çit, değerli malzemelerin muhafaza edildiği işyeri kapılarının daha muhkem hale getirilmesi, kamera ve alarm sistemi kurulması/iyileştirilmesi v.b.) yönünden alınması gereken tedbirlerin yeterli olmadığı, fiziki iyileştirme ve tedbirleri almadığı,” hususları belirtilmiş olup, bu ifadeden kast edilenin kapılardaki kilit mekanizmasının muhkem hale getirilmesi ile alarm ve kamera tertibatının hırsızlık eylemlerini gerçekleştiren kişilerin rahat hareket etmesini zorlaştıracak bir teknoloji ve özelliğe sahip olması, alarm tertibatının devreye girdiği pozisyonda çevreye yüksek desibelli siren sesi vermesi olduğu, işyerinde kurulu böyle bir tertibatın ve mekanizmanın olmadığı, bu yetersizlikler sebebiyle kusur atfedildiği ayrıca güvenlik şirketinin hizmetlerinin denetlendiğine dair de dosyada bir bilgi bulunmadığı, koruma güvenlik planında öngörülen koruma personeli sayısının 10 olmasına rağmen halen istihdam edilen görevli sayısının 6 olması, 15.000 m2 alanda alınacak koruma ve güvenlik hizmeti bakımından bu sayının yetersiz olması sebebiyle sigortalanın kusurlu olduğu belirtilmiştir.

Olay sigortalıya ait işyerinde saat 05:35 sıralarında ... marka minibüsle işyeri sürgülü demir kapısının açılarak içeri girilmesi ve kumaşların çalınması şeklinde meydana gelmiştir. Olay saatinde sitede davalı tarafından 2 güvenlik görevlisi ile güvenlik hizmeti verildiği, görevlilerden birinin devriyede olduğu, diğer görevlinin ise nöbet kulübesi dışında olup kameralara bakmadığından olayı fark etmediği anlaşılmıştır. Somut olayda davalının kusurlu olduğu sabittir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Tazminat Miktarının Belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde hakimin, tazminatın kapsamı ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiştir. Hakim tarafların kusur durumu ve durumun gereğine göre tazminatın kapsamını belirledikten sonra ayrıca zarar gören zararın artmasına sebep olmuş ya da zarar doğuran fiile rıza göstermiş ise Yargıtay kararlarında yerleşmiş olduğu üzere tazminattan müterafik kusur indirimi yapılarak nihai zarar ve ödenmesi gereken tazminat belirlenecektir. Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 27/10/2020 tarihli 2019/3211 E. 2020/6301 K. sayılı ilamında ifade edildiği şekilde "...Borçlar Kanunu'nun "tazminat miktarının tayini" başlıklı 43. maddesinde (6098 sayılı TBK 51. md); hakimin, tazminatın türü ve kapsamının derecesini, durum ve mevkiinin gereğine ve hatanın ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "Tazminatın tenkisi" başlıklı 44. maddesinde (6098 sayılı TBK 52. md)ise; zarar gören taraf, zarara razı olduğu veya kendisinin eylemi zararın doğmasına ya da zararın artmasına yardım ettiği ve zararı yapan kişinin durum ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hakimin, zarar ve ziyan tutarını indirebileceği veya zarar ve ziyanı hüküm altına almaktan vazgeçebileceği açıklanmıştır...." Bilirkişi raporunda da ifade edildiği gibi hırsızların girdiği kapının işyerinin acıl çıkış kapısı olması sebebiyle kilitli olmadığı, sigortalının fiziki iyileştirme ve tedbirlerin almadığı, güvenlik şirketinin hizmet gereklerini yerine getirip getirmediği yönünde yeterince denetlenmediği, korunacak alanın 15.000 m2 olması sebebiyle bu denli büyük bir alanda olay saatinde 2 güvenlik görevlisi ile hizmetin yetersiz kalacağının dikkate alınmadığı, bu nedenlerle sigortalının da kusurlu olduğu kanaatine varıldığından ve takdir edilen kusur oranı yapılan tespitlere uygun olduğundan davacı tarafın istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. İstinaf incelemesi HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı re'sen gözetilmiş, verilen kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı gibi kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,

6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 14/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/810, K. 2026/1257, T. 07.09.2021, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-810-e-2026-1257-k-1e8b6abf538a