Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/496 E. 2026/1181 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/496
- Karar No
- 2026/1181
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/496
KARAR NO : 2026/1181
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/01/2022
NUMARASI : 2020/60 Esas - 2022/15 Karar
DAVANIN KONUSU: Sıra Cetveline İtiraz
KARAR TARİHİ: 30/09/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/2118 E. Sayılı dosyasından 26/12/2018 tarihinde müflis şirketin iflasına karar verildiği, İstanbul Anadolu 3. İflas Müdürlüğü'nün ... iflas sayılı dosyası ile tasfiye işlemlerine başlandığını, müflis şirketin davacı bankadan aldığı çek karnesi nedeniyle davacı bankanın her bir çek yaprağı için toplam 34.480,00 TL gayrinakdi alacağın 7.667,28 TL'sinin rüçhanlı olarak masaya kaydı için başvuruda bulunulduğunu, ancak talebin tamamının reddedildiğini, davacı bankanın dava tarihi itibariyle 20 adet çek nedeniyle toplam 20.000,00 TL gayrinakdi alacağı olduğunu belirterek; toplam 20.000,00 TL gayrinakit kredi alacağının 7.667,28 TL'sinin rüçhanlı ve tamamının şarta bağlı alacak olarak 4. Sıraya kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 15 günlük hak düşürücü süre içinde açılmadığı, alacağın varlığının ve miktarının yargılamayı gerektirdiğini, ispat yükümlülüğünün alacaklı olduğunu iddia eden davacıya ait olduğunu, bankanın riskinin bulunmadığını savunarak; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece ''..Dava, İİK 235. maddesi gereğince açılmış olan sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır.
Mahkememizce; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek; taraf vekillerinin vermiş olduğu dilekçeler, tarafların ibraz ettiği tüm deliller, iflas dosyası, müflis kayıtları, banka kayıtları, mahkememizce alınan bilirkişi kök ve ek raporları ile dosya arasındaki tüm kayıt ve belgeler tek tek incelenmiştir.
İflas müdürlüğü tarafından gönderilen yazı cevaplarında; müflis şirket hakkında 26/12/2018 tarihinde iflas kararı verildiği ve iflas kararının kesinleştiği, tasfiyenin basit tasfiye olarak yapıldığı, davacının 5 nolu 34.480,00 TL bedelli alacak talebinin tamamının reddedildiği, sıra cetvelinin ve masa kararının davacı vekiline 03/02/2020 tarihinde tebliğ edildiği, sıra cetvelinin 30/01/2020 tarihinde ... Gazetesi'nde yayınlandığı, davacı tarafından tebliğ giderinin avans olarak yatırıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizce uyuşmazlık konularına ilişkin olarak bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 04/01/2021 tarihli raporda özetle; davalı şirketin davacı banka nezdinde 3 adet hesabının bulunduğu, işbu hesapların bakiyesinin 7.667,28 TL olduğu, davalı bakiyesinin davacı tarafından 18/10/2019 tarihinde iflas müdürlüğüne gönderilerek hesapların kapandığı, müflis şirkete çek karneleri verildiği, davacının 20 adet çek yaprağından dolayı toplam 20.000,00 TL çek taahhüt bedelini şarta bağlı alacak olarak iflas masasına kaydının yapılabileceği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizce bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 26/07/2021 tarihli ek raporda özetle; talebe konu 20 adet çekten 16 adedinin ön ve arka yüz fotokopilerinin sunulduğu, bunlardan 4 tanesinin bankaya süresi içinde ibraz edilip karşılıksız işlemine tabi tutulduğu, ancak işbu çeklerden dolayı banka sorumluluk bedellerinin çek hamillerine ödenmediğini, diğer 12 çekin ise ibraz edilmesine rağmen çek hamillerinin talepleri doğrultusunda karşılıksız işlemine tutulmadığı, çekleri eski baskılı çek yaprakları olduğunun anlaşıldığı, işbu çekler nedeniyle 30/06/2018 tarihi itibariyle sorumluluğun sona erdiğini, çeklerin yeni baskılı çeklerden olması halinde 20.000,00 TL'nin 7.667,28 TL'lik kısmının rüçhanlı ve kalan 12.332,72 TL'lik kısmının şarta bağlı alacak olarak iflas masasına kaydının yapılabileceği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi neticesinde; davacı tarafça, müflis şirkete verilen çeklerden kaynaklı çek sorumluluk bedellerinin iflas masasına şarta bağlı alacak olarak kayıt ve kabulünün talep edildiği; davalı tarafça, davanın reddinin talep edildiği anlaşılmıştır.
Sıra cetvelinin ve masa kararının davacı yana 03/02/2020 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ masrafının davacı tarafın yatırıldığı, eldeki davanın ise 18/02/2020 tarihinde açıldığı görülmekle, davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı banka tarafından müflis şirkete çek karneleri verildiği, verilen çeklerden 20 adet çekten kaynaklanan gayrinakdi alacağın şarta bağlı alacak olarak iflas masasına kayıt ve kabulünün talep edildiği, anılan çeklerden yalnızca 16 tanesine ilişkin bilgilerin dosyaya sunulduğu, 4 adedinin ise sunulmadığı, sunulan çeklerden 4 adedinin bankaya süresinde ibraz edildiği ve karşılıksız işlemine tabi tutulduğu, 12 adedinin ise bankaya ibraz edilmesine rağmen karşılıksız işlemine tabi tutulmadığı, Çek Kanunu'nun Geçici Madde 3/4 düzenlemesinde; "Bankaların müşterilerine verdikleri eski çek defterleriyle ilgili olarak, muhatap bankanın 3 üncü maddenin üçüncü fıkrasına göre ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğu 30/6/2018 tarihinde sona erer." hükmüne yer verildiği, buna göre muhatap bankanın müşterisine verdiği eski çek defterleri ile ilgili yasal sorumluluğunun 30/06/2018 tarihinde sona ereceği, dosyaya sunulan çekler üzerinde baskı tarihleri yer almamakla birlikte çeklerin keşide tarihlerinin 2012 yılına ait olduğu, bu hali ile dava konusu çeklerin eski çekler olduğu, buna göre davacı bankanın iflas tarihi ve dava tarihi itibariyle yasal sorumluluğunun sona erdiği anlaşılmakla; dosya kapsamında tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda açıklandığı üzere Yasa ve Yargıtay İçtihatları gereğince ayrıntılı, detaylı inceleme yapılmış olup, yukarıda gerekçesi de yazılı olduğu üzere davanın bu gerekçe ile reddine '' karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; kök bilirkişi raporunda çek garanti bedelleri nedeniyle alacaklarının bulunduğu tespit edilmişken ek raporda alacağın çeklerin yeni baskılı olduğunun ispatı şartına bağlandığını, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, 5941 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi uyarınca eski çek defterlerine 3167 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağını, karşılıksız şerhi verilmiş çeklerin hamillerinin garanti tutarını talep etmeleri hâlinde bankanın ödeme yapmak zorunda kalacağını, banka sorumluluk tutarının ibraz sırasında istenmemiş olmasının sonradan istenmesine engel olmadığını, bu sorumluluğun on yıllık genel zamanaşımına tabi olduğunu ve sürenin dolmadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Dava, İİK'nın 235. maddesine dayalı Sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından; davacı banka ile müflis şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi ve ticari müşteri sözleşmesine dayalı olarak müflis şirkete Aralık 2010 tarihinde çek karnesi verildiği, davacı bankanın çek statü raporunda her biri 1.000,00 TL risk tutarıyla kayıtlı 20 adet çek yaprağının bulunduğu, müflis şirketin davacı banka nezdindeki üç hesabında bulunan toplam 7.667,28 TL bakiyenin davacı banka tarafından 18/10/2019 tarihinde İstanbul Anadolu 3. İcra ve İflas Müdürlüğüne gönderilerek hesapların kapatıldığı, davacının iflas masasına 29/02/2019 tarihinde başvurduğu, alacak kayıt talebinin 22/01/2020 tarihli masa kararıyla reddedildiği, masa kararının davacı vekiline 03/02/2020 tarihinde tebliğ edildiği ve davanın 18/02/2020 tarihinde süresinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Bankacı ve serbest muhasebeci mali müşavirden oluşan bilirkişi heyetinin 04/01/2021 tarihli kök raporunda; çek statü raporuna göre 20 adet çek yaprağından risk devam ettiği ve 20.000,00 TL'nin İİK'nın 197. maddesi uyarınca şarta bağlı alacak olarak kaydedilebileceği mütalaa edilmiştir. Aynı heyetin, davacının sunduğu çek suretleri üzerinde yaptığı inceleme sonucu düzenlediği 15/07/2021 tarihli ek raporunda ise; sunulan 16 çekten 4 adedinin süresinde ibraz edilerek karşılıksız işlemine tabi tutulduğu ancak banka sorumluluk bedellerinin hamillere ödenmediği, 12 adedinin karşılıksız işlemine tabi tutulmadığı, çeklerin keşide tarihlerinin 2012 yılına ait olduğu, üzerlerinde baskı tarihi bulunmadığı ve eski baskılı çek yaprakları oldukları, bu çeklerden doğan banka sorumluluğunun 30/06/2018 tarihinde sona erdiği bildirilmiştir.
İİK'nın 197. maddesinin birinci fıkrasında "Alacaklı talikı bir şarta veya gayri muayyen bir vadeye muallak bulunan alacağını da kaydettirebilir." hükmüne yer verilmiştir. Çek karnesi veren muhatap bankanın müşterisinden talep edebileceği alacak, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 3. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca süresinde ibraz edilip karşılığı bulunmayan her çek yaprağı için hamile ödemekle yükümlü olduğu tutardan doğmaktadır. Bu alacağın şarta bağlı alacak olarak masaya kaydedilebilmesi, bankanın ileride bu ödemeyi yapmak zorunda kalma ihtimalinin hukuken mevcut olmasına bağlıdır.
31/01/2012 tarihli ve 6273 sayılı Kanun ile 5941 sayılı Kanun'un 2. maddesinin yedinci fıkrasına "d) Çekin basıldığı tarih" bendi eklenmiş ve baskı tarihi çek yaprağında bulunması zorunlu bir unsur hâline getirilmiştir. Aynı Kanunla eklenen geçici 3. maddenin ikinci fıkrasında "Bankalar, 31/12/2012 tarihine kadar müşterilerine yeni çek defterlerini verir ve ellerindeki eski çek defterlerini imha ederler.", üçüncü fıkrasında "Bu Kanunun bu maddenin yayımı tarihinden önce yürürlükte bulunan hükümleri ile mülga 3167 sayılı Kanun hükümleri gereğince düzenlenmiş olan eski çeklerin hukukî geçerliliği devam eder.", dördüncü fıkrasında ise "Bankaların müşterilerine verdikleri eski çek defterleriyle ilgili olarak, muhatap bankanın 3 üncü maddenin üçüncü fıkrasına göre ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğu 30/6/2018 tarihinde sona erer." hükümlerine yer verilmiştir.
Buna göre, hem mülga 3167 sayılı Kanun hem de 5941 sayılı Kanun'un 6273 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki hükümlerine göre düzenlenmiş, baskı tarihi taşımayan çekler "eski çek" niteliğindedir. Bu çeklerin kambiyo senedi olarak geçerliliği devam etmekle birlikte, muhatap bankanın 5941 sayılı Kanun'un 3. maddesinin üçüncü fıkrasından doğan ödeme yükümlülüğü 30/06/2018 tarihinde kanun gereği sona ermiştir.
Somut olayda, müflis şirkete çek karnesinin 6273 sayılı Kanun'un yürürlüğünden önce, Aralık 2010 tarihinde verildiği, dosyaya sunulan çeklerin hiçbirinde baskı tarihi bulunmadığı, davacının çeklerin baskı tarihli yeni çeklerden olduğuna ilişkin bir iddia ve delil ileri sürmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda dava konusu çekler geçici 3. maddenin üçüncü fıkrası anlamında eski çek olup, bu çeklerden kaynaklanan davacı banka sorumluluğu, iflas tarihi olan 26/12/2018 tarihinden önce, 30/06/2018 tarihinde kanunen sona erdiğinden ilk derece mahkemesince varılan sonuç yerinde görülmüştür.
Kök rapor çek statü raporundaki risk kaydına dayanan genel bir değerlendirme içermekte olup, mahkemece dava konusu çeklerin suretleri getirtilerek alınan ek raporla bu değerlendirme tamamlanmıştır. Giderilmesi gereken bir çelişki bulunmadığından kök ve ek bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğuna ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir.
Zamanaşımı, mevcut bir alacağın dava edilebilirliğine ilişkin olup, kanun hükmüyle sona ermiş bir sorumluluğu yeniden doğurmaz. Davacı bankanın hamillere karşı sorumluluğu 30/06/2018 tarihinde kanunen sona erdiğinden, bankanın ileride ödeme yapmak zorunda kalması ve buna bağlı olarak müflisten rücu veya depo alacağı doğması hukuken mümkün değildir. Bu itibarla, banka sorumluluğunun on yıllık genel zamanaşımına tabi olduğuna ve ibraz sırasında istenmemiş olmasının sonradan talebe engel olmadığına ilişkin istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile 651,30 TL harcın ilk derece mahkemesince davacıdan tahsiline,
4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 30/09/2026