Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1752 E. 2026/775 K. – Alacak

Konu: Alacak

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1752
Karar No
2026/775
Karar Tarihi
Konu
Alacak

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1752

KARAR NO: 2026/775

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 08/02/2022

NUMARASI: 2019/676 Esas - 2022/153 Karar

DAVA: Alacak

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/04/2026

Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davalı şirket aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın esastan reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil...ile davalı .... A.Ş. temsilcisi olan ...'le 26.11.2013 tarihinde satış sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede; müvekkilinin İstanbul İli, ... İlçesi, ... Ada ....Parselde kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayanılarak yapılmış olduğunu ve sözleşmenin geriye etkili olarak feshedilmesi nedeniyle müvekkiline ait olarak kalan 2 blok halinde yarım binanın arsa hariç davalı .... A. Ş. ne devrini düzenlediğini, davalı .... A. Ş. temsilcisi olarak hareket eden diğer davalı ... ile müvekkiline ait yarım kalmış binaların devri ve ödenmesi şartları konusunda anlaşıldığını ve tarafların hakemler ve tanıklar huzurunda söz konusu sözleşmenin düzenlendiğini ve arsa hariç sadece 2 blok binanın 1.700.000,00 TL karşılığında devrinde anlaşıldığını, 1.700.000,00 TL alacağın 20 Mart 2014 tarihinde 700.000,00 TL sinin ödenmesine, 30 Mayıs 2014 tarihinde 500.000,00 TL sinin ödenmesine, 30 Haziran 2014 tarihinde kalan 500.000,00 TL sinin ödenmesine karar verildiğini, ancak davalıların ödeme yapmadığını, birçok kere borçlarını ödemelerinin ikaz edilmesine rağmen davalıların borçlarını ödememekte direndiğini, sözleşme gereği binaları satın alan davalıların sözleşmeyle yüklendikleri edimlerini yerine getirmekten kaçınmakta olduğunu, bu nedenle söz konusu alacağın mahkeme ilamıyla tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı ... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Arabuluculuk dava şartı sağlanmadan açılan huzurdaki davanın öncelikle dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiği, ayrıca davalı şirketim davaya konu edilen sözleşmenin tarafı olmadığı gibi tarafı olmadığı sözleşme şartları gereğince sorumluluğunun ve davada pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, dava dayanağı gösterilen sözleşmede davalı şirketin eski ünvanı olan ... şirketi yetkilisi olarak diğer davalı ...'in imza attığı görülse de ...'in davalı şirket nezdinde herhangi bir şekilde imza yetkilisi olmadığı, dolayısıyla davalı şirketin diğer davalı ... ile davacı arasında yapılan sözleşmenin tarafı olmaması nedeniyle anılan sözleşmenin davalı şirketi bağlamayacağı gibi bu sözleşme gereği sorumluluğunun da bulunmayacağı, davaya konu taşınmazın davalı şirkete devir tarihinin 23.10.2012 olduğu, dilekçe ekinde sunulan tapu kaydından görüleceği üzere davalı şirket tarafından söz konusu taşınmazın 23.10.2012 tarihinde dava dışı ...'den satış karşılığında devralındığı, davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte davacının davasını dayandırdığı satış sözleşmesinde belirtilen genel kurul onayı maddesinin de sağlanmadığı, zira mezkur sözleşmenin 2. Maddesinde “iş bu sözleşme 4 Aralık 2013 tarihinde yapılacak genel kurul kararından geçecektir.” şeklinde hüküm bulunduğu, bu madde gereğince hayali sözleşmenin ancak davalı şirket genel kurulunda görüşülüp kabul edilmesinden sonra geçerli olduğundan bahsedilebileceği, ancak söz konusu sözleşmenin davalı şirket genel kurul gündemine dahi gelmediği gibi bu yönde karar da alınmadığı, anılan sözleşme üzerinde davalı şirket kaşesinin de bulunmadığı, anılan sözleşmede davalı şirket yetkilisi gibi sözleşme düzenleyen davalı ...'in ise davalı şirketin imza yetkilisi olmadığı, diğer yandan davacının davasını dayandırdığı sözleşmenin şekli açıdan da sakat olması nedeniyle davanın öncelikle arabuluculuk dava şartı olmadığından ve davanın davalı şirket yönünden pasif husumet ehliyetinin bulunmaması nedeniyle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini” talep etmiştir.

Davalı ...'e TK 35 maddesine göre tebligatın yapıldığı ancak davalının davaya ilişkin cevaplarını dosyaya sunmadığı görülmüştür.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "....Davacı koaperatif ile davalı (Eski ünvanı ... ....A.Ş.) yeni ünvanı .... A.ş arasında 26.11.2013 tarihinde akdedildiği iddia edilen satış sözleşmesine dayandırılarak, ödenmeyen alacağın tahsilinin huzurdaki dava ile tahsilinin talep edildiği, davaya dayanak tutulan 26.11.2013 tarihli satış sözleşmesinin, 17.03.2013 tarihinde taraflar arasında yapılan ön anlaşma gereği yapılan gayrimenkul satış sözleşmesi olduğu, buna göre; İstanbul ili, ... ilçesi, ... Bölge ... mevkiinde... ada... parsel sayılı arsa üzerinde ...tarafından inşa edilmiş olan 88 ve 116 m2'den müteşekkil ..... daireli 2 blok inşaatının hali hazır durumuyla alıcıya toplam 1.700.000.00.TL bedel ile satışının kararlaştırıldığı, davaya mesnet tutulan 26.11.2013 tarihli sözleşmenin 2 nüsha olarak hakemlerin huzurunda, taraflarca okunarak Satıcı Gayrimenkul Hak sahibi ...adına ... ve ... tarafından, alıcı .... A.Ş adına ise ... arasında imzalarımış olduğu, sözleşme üzerinde ayrıca satıcı adına hakem tayin edilen Av. ..., alıcı adına hakem tayin edilen ... Ile tanıklar ... ve ...'in de imzalarının bulunduğu, .... Noterliği 04.12.1995 tarih ... yevmiye nolu düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile arsa sahipleri olan ..., ... ve ...ile yüklenici ...-... arasında arsa sahiplerine ait olan ..... Ada .. parsel üzerinde yapılacak inşaatın 24 ayda tamamlanacağının kararlaştırıldığı, .... Noterliğinde düzenlenen 04.12.1995 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile arsa sahipleri olan ..., ... ve ...ün yüklenici ... ile ... arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin 9 nolu maddesi ile yüklenicilerin üstlendiği inşaat işinin kooperatife devredilebileceğinin düzenlenmesi nedeniyle, 1. sözleşmede yüklenici olan ...- ...'in .... Noterliğinde düzenlenen 25.09.1996 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile arsa sahiplerine ait... ada ... parsel sayılı arsa üzerinde inşaat yapımı edimini bu kez davacı S.S. Sorumlu ... devir ve temlik ettikleri, .... Noterliğinde düzenlenen 25.09.1996 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile davacı kooperatifin inşaat yapmayı yükümlendiği (... Tapu Müdürlüğünün 09.03.2021 tarihinde dosyaya gönderiler tapu kayıtlarına göre) İstanbul ili, ... İlçesi, ...Mah, ...... ADA ...... PARSEL maliklerinin ... (.... hisse ile) ve ...... (........ hisse ile) olduğu, davalı şirketin incelenen 2012 hesap yılı yasal defter kayıtlarında tevsik ve tespit edilen dava dışı arsa sahipleri olduğu düşünülen ..., ..., ...ve ... Gıda isimli kişilere yapılan ödemelerin davaya konu olmayan... ada .. parsel sayılı arsanın alım bedeli olarak ödendiği yönünde sonuç ve kanaate varılmıştır. Dava konusu edilmeyen... ada ... parsel sayılı taşınmaz malikinin ...A.Ş, adına kayıtlı iken , taşınmazın tamamının 850.000.000TL bedel ile 03.08.2017 tarih ... yevmiye nolu işlemle dava dışı ...'ne satıldığı, dosya kapsamında davacı kooperatifin... ada ..... parsel sayılı arsa üzerinde blok inşaatı yaptığı hususunda tarafların ileri sürdüğü bir iddia ve beyanının olmadığı, davalı şirketin 19.04.2013 tarihli ticaret ve sicil gazetesinin ..... sayfasında şirketin temsil ve ilzamının “Şirketin yönetim ve ortaklarla 3. Kişilere karşı temsili yönetim kuruluna aittir. Şirket tarafından verilecek bütün belgelerin ve yapılacak sözleşmelerin geçerli olabilmesi için bunların şirketin ünvanı altına konmuş , şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındıkları, yönetim kurulu tarafından belirlenmiş ve şirket adına imzaya yetkili iki kişinin imzasını taşıması gereklidir. İmza yetkilileri tescil ve ilan edilir, Yönetim kurulu sahip olduğu temsil ve yönetme yetkilerini TTK'nun 319 md hükümleri gereğince üyeleri arasından bir veya birkaç murahhas üyeye veya pay sahibi olmayan müdür ve müdürlere tamamen veya kısmen devredebilir. Temsil ve yönetme görev yetkileri kime hangi derecelerde ve hangi şartlar dahilinde verilmiş ise bu haklar yönetim kurulunca kararlaştırılır” şeklinde düzenlendiği, ticaret sicil kayıtlarından tespit edildiği üzere davalı şirketin diğer davalı ...'i bu şirketin nam ve hesabına sözleşme düzenlemek suretiyle gayrimenkul satın almasına dair yetkili yönetim kurulunca yetkili kıldığını gösterir somut belge , kayıt ve karara rastlanamadığı anlaşılmıştır.1995 ve 1996 tarihlerinde yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yüklenici davacı kooperatifin... ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki yapacağı bina imalatını sözleşme şartları gereğince tam ve eksiksiz yapmaması/ yapamaması nedeniyle kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin arsa maliklerince açılan davada verilen mahkeme hükmü gereği geriye dönük fesh edilmiş olduğu ve bu hususun davacı kooperatifin kabulünde bulunduğu, eser sözleşmelerinin bir türü olan kat karşıtlığı inşaat sözleşmelerinde yüklenicinin kendi kusuruyla işi muayyen bir zamanda bitirmeyerek temerrüde düşmesi nedeniyle iş sahibi tarafından sözleşmenin feshi halinde, uyuşmazlığın kural olarak Borçlar Karıunu'nun 106-108. maddeleri hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekeceği, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin arsa maliklerince geriye dönük feshi sebebiyle yüklenici konumundaki davacı kooperatifin arsa üzerinde gerçekleştirdiği inşaatlar sebebiyle kim zenginleşmiş ise sebepsiz yere zenginleştiği tespit edilecek kişi/kişilerden tespit edilecek inşaat imalat bedelinin BK nun106-108 maddeleri gereğince tahsilinin talep edilebileceği bilirkişi raporuyla belirtilmiştir.Davalı şirket ana sözleşme hükümlerinde belirlenen temsil ve ilzam şartları gereğince yetkili kılınmayan , yetkili kılındığı somut belgeyle ispatlanmayan ...'in davalı şirket adına attığı iddia edilen imza ile düzenlenen 26.11.2013 tarihli sözleşmenin davalı şirket yönünden geçerli bulunmayacağı gibi davalı şirketi de bağlamayacağından davalı şirketin davaya dayanak gösterilen 26.11.2013 tarihli sözleşme içeriğindeki kararlaştırılan şartlar ve ödeme tutarlarından bu nedenle sorumlu tutulamayacağı değerlendirilmiştir. Borçlandırıcı işlemin temsilci aracılığı ile yapılabilmesi mümkündür. Yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar (6098 s. TBK m. 40/1). Bir kişi temsil yetkisi olmadığı halde başka bir kişi adına bir hukuki işlem veya sözleşme yaparsa yetkisiz temsil söz konusu olur. Böyle bir durumda yapılan işlemin hüküm ve sonuçları temsil olunanı bağlamaz. Bu işlemin temsil olunanı bağlaması için onun tarafından onanmış olması gerekir( TBK m.46/1).Sözleşmeyi yetkisiz temsil kapsamında imzalayan ... TBK 47. Maddesi kapsamında yetkisiz temsil hükümlerine göre sorumlu tutulabilir. Ancak, taşınmaz üzerinde bulunan yarım inşaat arza tabidir. Adi sözleşmeyle arzdan bağımsız olarak devredilemez. Sözleşme geçersiz olduğundan herkes verdiğini isteyebilir. Karşılıklı verilen bir şey olmadığı gibi sebepsiz zenginleşmeden de söz edilemez. Bu nedenle şirket aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan, ... aleyhine açılan davanın ise esastan reddine" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi gerekçeli kararında yetkisiz temsil hükümleri kapsamında davalı ......in sorumlu tutulabileceğini tespit etmişse de buna aykırı hüküm kurduğunu, davalı ...'in yetkili olmadığı düşünülse dahi davalının, müvekkille yaptığı sözleşmeden ve müvekkillin uğradığı zararlardan sorumlu olduğunu, bilirkişinin bu yönde tespitte bulunmamasının hatalı olduğunu ,davalı ...'in yetkisiz olduğu düşünülse dahi, yetkisiz temsilci durumunda olan davalının imzasıyla sözleşmeden sorumlu olacağı hususunu kanuna aykırı reddettiğini, davalı ...'in, diğer davalının temsilcisi şeklinde hareket ederek binaları müvekkilinden alıp davalıya devretmek olduğunu, Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 2018/ 202 e. sayılı dosyasında bu durumun mevcut olduğunu, benzer işlemi bu parselde de yaptığını, bu sebeple temsil edilenin de sorumlu olması gerektiğini, bilirkişinin taraflar arasında imzalanan sözleşmeye, gayrimenkul satış sözleşmesi diyerek hatalı tespitte bulunduğunu, bu rapora dayanılarak kurulan hükmün hatalı olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin, arsa üzerinde bulunan müvekkiline ait natamam binaların davalı tarafa arsa haricinde devrini içeren bir satım sözleşmesi olduğunu, bu sözleşmenin, arsa ve tapu devrini kapsamadığını, gayrimenkul satım şartlarını kapsamadığını, buna dahil olmasının mümkün olmadığını, dolayısıyla bilirkişinin bu konuda hatalı tespit yaptığını, bu rapora dayanılarak kurulan hükmün hatalı olduğunu, açıklanan nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/676 E.2022/153 K. Sayılı ilamının talepleri yönünden kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :Dava, davaya dayanak adi yazılı satış sözleşme kapsamında kararlaştırılan bina bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince davalı şirket aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın esastan reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

Davaya dayanak 26.11.2013 tarihli satıcı olarak ...adına ... ve ... ile alıcı .... A.Ş adına ... tarafından imzalanan satış sözleşmesinin incelenmesinde; sözleşmenin, 17.03.2013 tarihinde taraflar arasında yapılan ön anlaşma gereği yapılan gayrimenkul satış sözleşmesi olduğu,İstanbul ili ... ilçesi ... Bölge ... mevkiinde... ada .... parsel sayılı arsa üzerinde davacı tarafından inşa edilmiş olan 88m2 ve 116 m2'den müteşekkil .... daireli 2 blok inşaatının hali hazır durumuyla 1.700.000,00 TL bedel ile satışının ve 20.03.2014 tarihinde 700.000TL, 30.05.2014 tarihinde 500.000 TL, 30.06.2014 tarihinde 500.000 TL olarak ödeneceğinin ve bu sözleşmenin 04.12.2013 tarihinde yapılacak genel kurul kararından geçeceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmede taahhütlerin zamanında yerine getirilmemesi halinde veya fesheden tarafın, karşı tarafa satış bedelini ödemek zorunda olduğunun belirtildiği görülmektedir. Sözleşmeye konu... ada ... parsel sayılı taşınmaz ile sözleşmeye konu olmayan... ada 7 parsel sayılı taşınmazın öncesinde .... Noterliği'nin 04.12.1995 tarih ... yevmiye nolu düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu olduğu, bu sözleşmede yüklenici olarak yer alan ...-...'nın üstlendikleri inşaat işini sonradan imzaladıkları gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile davacı kooperatife devrettikleri anlaşılmıştır.

Davacı dava dilekçesinde, dava dışı arsa sahipleri ile yaptıkları kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği bir kısım imalat yaptıklarını ancak sözleşmenin geriye etkili olarak feshedilmesi nedeniyle davaya konu satış sözleşmesine konu olan yarım kalan 2 blok halindeki bina bedelinin ödenmediğini iddia etmiş, davalı şirket ise sözleşmede davalı şirket adına imzası bulunan davalı ...'in şirkette imza yetkilisi olmadığını, bu nedenle sözleşmenin davalı şirketi bağlamayacağını, davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte davacının davasını dayandırdığı satış sözleşmesinde belirtilen genel kurul onayı maddesinin de sağlanmadığını, bu konunun davalı şirket genel kurul gündemine dahi gelmediğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.

6098 Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 1.maddesinde "Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir" 2. maddesinde "Taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlarsa, ikinci derecedeki noktalar üzerinde durulmamış olsa bile, sözleşme kurulmuş sayılır." düzenlemeleri mevcuttur. Bu düzenlemeler gereği, sözleşme görüşmeleri aşamasında, taraflardan biri tarafından yapılan icap, diğer tarafça açık veya örtülü kabul edildiğinde sözleşme kurulmuş olur. Aksi halde bir sözleşmenin varlığından söz edilemez.

Ticari şirketlerde şirket adına sözleşme yapma yetkisi şirketi temsil ve ilzama yetkili temsilciye aittir. TBK'nın 40. maddesi uyarınca yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları , doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar.

TBK'nın 46.Maddesi "Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar." hükmünü haiz olup, taraflar arasında geçerli bir satış sözleşmesinden söz edebilmek için sözleşmenin taraflarca veya yetkili temsilcilerince imzalanmış olması ya da yetkisiz temsilci tarafından imzalanan bir belgeye asilin onay vermesi gerekir . TBK'nın 47/1.maddesine göre temsil olunanın açık veya örtülü olarak hukuki işlemi onamaması hâlinde, bu işlemin geçersiz olmasından doğan zararın giderilmesi, yetkisiz temsilciden istenebilir.

İncelenen davalı şirket defterleri üzerinden alınan bilirkişi raporunda, 2012 hesap yılı yasal defter kayıtlarında ..., ..., ...ve ... ... isimli kişilere yapılan ödemeler bulunduğu, bu ödemelerin sözleşmeye konu olmayan... ada ... parsel sayılı arsanın alım bedeli olarak ödendiği tespit edilmiştir.

Somut olayda davalı şirket ile sözleşme ilişkisi bulunduğu konusunda ispat yükü davacı üzerinde olup, davaya konu 26.11.2013 tarihli sözleşmede davalı ... tarafından davalı şirket adına imza bulunsa da davalı ... şirket temsilcisi olmadığı gibi yetkisiz temsile davalı şirketin onay verdiğine dair de bir kanıt bulunmamaktadır. Bu durumda iki blok inşaatının satışına ilişkin davaya konu sözleşme, davalı şirket yönünden bağlayıcı olmayıp, davacının davalı şirketten sözleşmede yazılı satış bedelini talep hakkı yoktur. Bu nedenle mahkemece davalı şirket hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi yerindedir.

Eldeki davaya konu 26.11.2013 tarihli sözleşmede yazılı... ada ... parsel sayılı taşınmazın dosyaya sunulan tapu kaydında, .... Noterliği 04.12.1995 tarih ... yevmiye nolu düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinde arsa sahibi olarak yer alan ... ve ...adına arsa vasfıyla kayıtlı olduğu görülmektedir.

Temsil yetkisinin olmaması ve temsil olunanın icazet vermemesi hâlinde hukuki işlem kesin olarak hükümsüzdür. Temsil olunan ve temsilci, hukuki işlem ile bağlı değillerse de yetkisiz temsil ile işlem yapan temsilcinin üçüncü kişinin zararını karşılamak ile yükümlü olduğu açıktır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.09.2010 tarih ve 2010/13-414 E., 2010/412 K.) TBK'nın 47.maddesinde hakkaniyet gerektiriyorsa, kusurlu yetkisiz temsilciden diğer zararların giderilmesinin de istenebileceği , sebepsiz zenginleşmeden doğan hakların saklı olduğu düzenlenmiştir.

Somut olayda alacak istemine konu 2013 tarihli sözleşme dava dışı kişiler adına kayıtlı olan arsa üzerinde bulunduğu iddia olunan blok inşaatının devrine ilişkin olup, davacı tarafça, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye dönük olarak feshedildiği belirtilmiştir. Eldeki uyuşmazlıkta sözleşmeye konu taşınmaz, dosyaya sunulan 10.03.2021 tarihli tapu kaydına göre arsa sahipleri adına kayıtlı olup, taşınmaz üzerinde yarım kalan blok inşaatı bulunduğuna dair bir delil ve ispat bulunmamasına göre davacı tarafça, yetkisiz temsilci olan davalı ...'in sebepsiz zenginleştiği ve inşaat bedelinin ödenmemesi nedeniyle davacının zarara uğradığı ispatlanmamıştır. Bu durumda davacının, davalıdan sözleşmede yazılı satış bedelini talep hakkı olmadığı anlaşılmakla mahkemece davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesi sonucu itibariyle doğrudur.

Delillerin hukuki nitelemesi ve maddi vakıaların tespiti mahkemeye ait olup, HMK'nın 33. maddesi uyarınca hakim Türk hukukunu resen uygular. HMK'nın 282 maddesinde yer alan "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir" düzenlemesi uyarınca, bilirkişi raporu takdiri delillerden olup, mahkeme, bilirkişi raporundaki tespitleri diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirme yetkisine sahiptir. Somut olayda hukuki değerlendirmenin ilk derece mahkemesince yapıldığı gözetildiğinde davacının aksi yöndeki istinaf istemleri yerinde görülmemiştir.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 16/04/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1752, K. 2026/775, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1752-e-2026-775-k-2249b375be4e