Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1654 E. 2026/569 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1654
- Karar No
- 2026/569
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1654
KARAR NO: 2026/569
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 16/05/2022
NUMARASI: 2021/392 Esas - 2022/357 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/03/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... firmasının sorumluluk taşıma aracısı sigortası kapsamında sigortalı olduğunu, sigortalının ... plakalı taşıtı ile Türkiye'den İngiltere'ye taşıma süresinde dava dışı ... firmasınca ...firmasına gönderilen emtianın 23.03.2020 tarihli taşıma sürecinde 13 palet yükün araç içinde birbirine yaslanması- devrilmesi sebebi ile hasar oluştuğunu, taşıt üzerinde parsiyel yük olarak yüklenen yükün yeterli ve gereği gibi sabitleme yapılmadığını, hasarın taşıma sürecinde ve taşıyıcının sorumluluğunda meydana geldiğini, ekspertiz incelemesi sonrası 30.12.2020 tarihinde davacının 1.826,20 EURO ödeme yaptığını, sigortalısına halef olduğunu, bu sebeplerle davaya konu hasara sebebiyet veren yüklemeyi yapan davalı/borçlu firma aleyhine sigortalıya ödenen hasar tazminatının rücuen tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalının takibe haksız olarak itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini, iş bu nedenlerle itirazın iptali davası açma zorunluluğu hasıl olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla borçlunun ....İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamını, alacak likit olduğundan davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı A Tipi Genel Antrepo depolama işletmesi olarak faaliyet yürüttüğünü, meydana gelen hasarda hiçbir görev ve sorumlulukları bulunmadığını, ancak yükleme, boşaltma ve depolama süreçlerinde meydana gelen hasardan sorumlu tutulabileceğini, davalı antreposundan malın 13.03.2020 tarihinde çıktığını, alıcısına 23.03.2020 tarihinde ulaştığını, 10 günü bulan ana nakliye sırasında hasar meydana geldiğini, hasar ile davalı şirket arasında illiyet bağı bulunmadığını, dorse içi istifleme, konumlama ve sabitlemenin davalı görevi olmadığını, nakliye sırasında meydana gelmiş olabilecek olayların davalı şirkete yüklenemeyeceğinin sabit olduğu üzere davanın reddine, davalı şirketin sadece yükleme, boşaltma ve depolama sırasında meydana gelecek hasarlardan sorumlu tutulabileceğini, dorse içi istifleme, sabitleme ve diğer hususların davalı şirketin görevi ve sorumluluğu olmadığını, davalı şirket personelinin dorse içerisine girmesinin dahi mümkün olmadığı hususu sabit olmakla yasal dayanaktan yoksun davanın reddini, haksız ve kötüniyetli olduğu hususu sabit olan davacı yanın %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile ücret-i vekâletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davacının sigortalısı tarafından birden çok müşteriye ait emtia farklı adreslerden alınmak suretiyle taşımayı organize eden şirkettir. Bu halde taşıyıcı olan davacının sigortalısı taşımada meydana gelen hasardan sorumlu olmakla birlikte sözleşmesel ilişki çerçevesinde bu sorumluluğu başka şirketlere de yükleyebilecektir. Dosyanın incelenmesinde ise taşıma sırasında emtialar arasında boşluklar bulunduğu, istifleme boşluklarının desteklenmediği, yüklemeyi yapan firmanın istiflemeyi yapması gerektiği, davacının sigortalısının taşıyan olarak TTK md. 863 uyarınca sorumlu olduğu, davalının ise antrepo hizmeti sunduğu, antrepo hizmetinin araca koyma, araçtan çıkarma ve saklamayı kapsadığı, aksinin yazılı sözleşme ve delille ispatlanabileceği, dava konusu taşımada birden çok müşteriye ait farklı yerlerde yüklemelerinde olduğu, istiflemeyi kimin yaptığının belli olmadığı, bu halde ispat yükü davacıda olan davacının davalının istiflemeden sorumluluğu bulunduğuna dair ispat yükünü yerine getirmediği kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir.Kötü Niyet Tazminatı yönünden; Kötüniyet tazminatı İİK 67/2 maddesinde düzenlenmiştir. İİK’nın 67. maddesinin 2. fıkrası uyarınca alacaklının kötü niyet tazminatına mahkûm edilebilmesi için takibin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması gerekir. Alacaklının icra takibini kötü niyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır.Öğretide ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu hâlde, icra takibine girişen alacaklının kötü niyetli olduğu kabul edilmektedir.Anılan yasa hükmünde düzenlenen ve ‘kötü niyet tazminatı’ olarak adlandırılan tazminat, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde takibe girişmekte kötü niyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Hemen belirtilmelidir ki, alacağının varlığına maddi hukuk kuralları çerçevesinde inanarak icra takibine girişen, ancak bunu usul hukuku kurallarına uygun şekilde kanıtlayamadığı için itirazın iptali istemi reddedilen bir alacaklı, İİK’nın 67. maddesi anlamında ‘haksız’ ise de, ‘kötü niyetli’ olarak kabul edilmesine ve dolayısıyla, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesini açıkça şart koşan söz konusu hüküm çerçevesinde tazminatla sorumlu tutulmasına hukuken olanak yoktur.Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.06.1980 tarihli ve 1979/9-82 E., 1980/2073 K.; 10.04.2002 tarihli ve 2002/19-282 E., 2002/299 K.; 27.04.2005 tarihli ve 2005/19-286 E., 2005/268 K., 21.10.2015 tarihli ve 2013/19-2415 E., 2015/2335 K., 01.03.2017 tarihli ve 2015/1048 E., 2017/380 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.Başka bir ifadeyle; İİK’nın 67/2. maddesi hükmüne göre, itirazın iptali davasının davalı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması hâlinde, istem varsa, davalı (borçlu) lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Burada takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davalı(borçlu)’nun üzerindedir. Kötü niyet kavramının, somut olayın özelliklerine göre belirlenmesi gerekmesi itibariyle, açıklanan bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde davacı tarafından rücuen tazminata dayalı olarak açılan iş bu davada davacının alacaklı olmadığı kanaatiyle davanın reddine karar verilmiş ise da davacının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından kötü niyet tazminatının reddine, ..." karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda yer alan tespitlere taraflarınca itiraz edilmiş olunmasına rağmen yerel mahkeme itirazları inceleyecek nitelikte yeni bir rapor veya ek rapor almaksızın karar verdiğini, bu durumda taraflarının itirazları dikkate alınmadığını, irdelenmediğini ve somut olarak bir sonuca bağlanmadığını, dosyanın bu haliyle karara çıkmasının taraflarınca hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiğini, dorse içerisine parsiyel yük olarak yüklenen yükün, yeterli ve gerekli sabitlemesi yapılmadığından hasara konu emtia nakliye sırasında hareket ederek birbiri üzerine yaslanması veyahut devrilmesi sonucu söz konusu hasarın meydana geldiği hem bilirkişi raporunda hem eksper raporunda tespit edildiğini, davalının meydana gelen hasarda kusurunun olduğu dosyaya sunulan eksper raporu ile sabit olduğunu, Yargıtayın kararlarında sıklıkla ifade ettiği üzere eksper raporu ile bilirkişi raporu arasında çelişki ya da fahiş derecede fark bulunması durumunda çelişkinin giderilmesinin zorunlu olduğundan bu da ancak mahkemece yeniden bilirkişi raporu alınması yoluyla çözümlenebilecekken yerel mahkemenin bu raporu hükme esas alınması taraflarınca kabul edilemez olduğunu, emtianın araç içerisine yüklemesinin sigortalı firmanın depolama hizmeti aldığı Sienzi Depo çalışanları tarafından yapıldığını ve emtia parsiyel yük olarak taşındığını, nakliye sırasında trafik kazası gibi olağan dışı bir durum meydana gelmediğini ve emtianın yeterli ve gerekli sabitlemesi yapılan aktarmalarda veya farklı adreslerdeki yük teslimlerinde de bir hasar görmeyeceğinin açıkça ortada olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı itiraz edilmiş olunmasına rağmen itirazlarının incelenmediğini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava; taşınan emtiada meydana gelen hasar nedeniyle davacının nakliyat aracısı yasal sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına ödediği hasar bedelinin rücuen tahsili davasıdır.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, taşımaya konu emtiada meydana gelen hasarın oluşmasında davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, CMR konvansiyonu gereği davacının sigortalısına ödediği tüm tazminat bedelini isteme hakkının bulunup bulunmadığı, noktalarındadır.
Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı hakkında, .... İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı takip dosyasında, toplam 1.836,01 Eıro'nun tahsili istemiyle 15.03.2021 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, davalının itirazı üzerine takip durmuştur.
Davacı taraf, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalısı ... .... Şti. arasında 07.12.2019-07.12.2020 dönemini kapsayan Nakliyat Aracısı/Komisyoncusunun Yasal Sorumluluk Sigorta Poliçesi düzenlenmiş olup, davacı tarafça sigortalısına 30.12.2020 tarihinde 1.826,20 Euro tazminat ödenmiştir.
Dosya kapsamına göre, dava dışı ... .... A.Ş. tarafından İngiltere'de bulunan ... Ltd. Şirketine satılan 13 adet jant düzeltme makinesi aksam ve parçaları, davacının sigortalısı ... .... Şti. 'nin ... plakalı aracına 13.03.2020 tarihinde yüklenerek taşınmıştır. Emtianın 23.03.2020 tarihinde alıcı firmanın adresine ulaşmış, ... plakalı araç dorsesi açıldığında emtianın devrilmek/birbirine yaslanarak hasar gördüğü tespit edilerek CMR senedi üzerine hasar notu düşülmüştür. Davalıya ait ... plakalı araç sürücüsü ... tarafından, yüklerin ağır ve hacimli makineler olduğu, altında bulunan paletlerin yeteri kadar güçlü olmaması nedeniyle kırılıp makinelerin birbirine yaslandığına ilişkin tutanak tutulmuştur.
Dava konusu taşımaya ilişkin CMR senedinde gönderenin dava dışı .... A.Ş., alıcının ... Ltd. olduğu, malların teslim alındığı yerin .....-Türkiye, malların teslim edileceği yerin ise Birleşik Krallık olduğu, taşıyıcı firmanın davacının sigortalısı ... .... Şti. olduğu, taşıma yapacak araç plakasının ... olduğu anlaşılmıştır.
Gönderen/ satıcının, alıcı adına düzenlediği 13.03.2020 tarihli 128.108,88 TL tutarlı faturada ve gümrük beyannamesinde teslim şekli DAP olarak belirtilmiştir. DAP teslim şeklinde de satıcı, malları belirlenen varma yerinde gelen taşıma aracından boşaltmadan alıcının tasarrufuna bırakarak teslim eder. Buna göre, eşyayı taşıyan araç varma yerine varıncaya kadar hasar ve yarar satıcıdadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1472. maddesi uyarınca sigortacının sigortalısının haklarına halefiyet hakkının gerçekleşebilmesi için sigortacının hukuken geçerli bir sigorta poliçesi teminatı kapsamında sigortacısına tazminat ödemiş olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olması gerekir. Sigortacı ancak sigortalısının meydana gelen zarardan dolayı üçüncü kişilere karşı dava hakkı varsa bu hakka ödediği bedel oranında halef olacaktır. Eldeki uyuşmazlıkta, satıcının sigortacısı olan davacı sigorta şirketinin TTK'nın 1472. maddesi kapsamında halefiyet kuralı gereği rücu imkanı bulunmakta olup, ayrıca dava hakkının temlik alındığına ilişkin temlikname ibrazına gerek yoktur.
Davaya konu taşıma Türkiye-İngiltere arasında gerçekleştiğinden somut uyuşmazlığın CMR konvansiyonu hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir.
CMR Konvansiyonu 9/2. maddesi hükmüne göre sevk mektubunda, taşımacı tarafından beyan edilmiş çekince yok ise aksi kanıtlanmadıkça tesellümde yükün ve ambalajların iyi durumda olduğu, sayılarının, marka ve numaralarının sevk mektubunda yazılı olanlara uyduğu varsayılır.
Davacı tarafça, istif ve yükleme hatasından sorumlulukları olmadığı ileri sürülmüş ise de davacı taşıyıcı tarafından yükün taşınmak üzere teslim alındığı anda ambalajlama, paletlerin yetersizliği veya istiflenmesi ile ilgili CMR belgesine herhangi bir çekince konulmadığından taşınan yükün ve ambalajların iyi durumda olduğu kabul edilmelidir.
CMR Konvansiyonunun 17. maddesi uyarınca taşıyıcı, yükü teslim aldığı andan teslim ettiği ana kadar yükte meydana gelecek hasardan sorumludur. CMR 17/2. madde, "Eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşımacı sorumlu tutulamaz." şeklindedir. 17/3. maddede de; taşımacının, taşımayı yapmak için kullandığı kusurlu taşıtları, bu taşıtı kiraladığı kişinin veya vekilinin yahut çalışanlarının hata ve ihmallerinden dolayı sorumlu olduğu ifade edilmiştir.Bu durumda kural olarak, taşıyıcı kendi kusurundan kaynaklanmayan bir sebepten ileri geldiğini ispat edemedikçe eşyaya gelen hasarı tazmin borcu altındadır. Bir başka deyişle taşıyıcının kusurlu olduğu karine olarak kabul edilir. Sorumluluktan kurtulabilmesi için taşıyıcının kusurlu olmadığını ispat etmesi zorunludur. CMR 17/4-c maddesi uyarınca taşıyıcı, hasarın, malların gönderici, alıcı veya bunlar adına hareket eden şahıslar tarafından taşınmasından, yüklenmesinden, istif edilmesinden veya boşaltılmasından kaynaklandığını ispat etmesi halinde sorumluluktan kurtulabilecektir. Bununla birlikte yükleme gönderene veya başkasına ait olsa bile taşıyıcının, malın sağlam ve tam olarak teslimi sorumluluğu çerçevesinde gerek istiflenmesi gerekse ambalajlanması itibariyle taşımaya uygunluğu noktasında nezaret görevi mevcuttur. Buna göre, taşıyıcının göndereni uyarması gerekmekte olup, bu uyarının yapılmadığı hallerde, zararın gönderen ile taşıyıcı arasında paylaştırılması gerekmektedir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, dava konusu edilen emtiaların taşıma sırasında istifleme hatasına bağlı olarak dorse içinde devrilerek zarar gördüğünü, ortaya çıkan zarardan yüklemeden sorumlu olan firmanın % 100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğunu, net hasar miktarının 1.826,20 EUR olacağı, 23/03/2020 tarihli Merkez bankası Euro satış fiyatının 7.0611 TL olduğu da göz önüne alındığında net hasar tutarının 12.894,98 TL olacağını, CMR ve TTK hükümlerinde yükleme sorumluluğunun parsiyel yükler söz konusu olduğunda taşıyıcıya ait olduğu, taşıyıcının da somut olayda sigortalı Eurotürk firması olarak tespit edildiğini, sigortalının, davalı yana araca koymak ve araçtan indirmek dışında edim yükümlülüğü yüklediğini antrepo hizmet sözleşmesi veya sair bir sözleşme ile ortaya koyması gerektiğini, aksi takdirde davalının antrepo işletmecisi sıfatı ile meydana gelen zarardan sorumlu tutulamayacağını, araçta birden çok müşteriye ait farklı yüklerin birlikte parisyel yük olarak taşınmasında tüm yüklerin davalı tarafından akdi üstlenme ile yüklendiği sabit olmadığı takdirde, hasarın aktarmalarda, yük teslimlerinde veya başlangıçta farklı adres yüklemelerinde meydana gelmiş olabileceği, bundan da ancak taşıyıcının sorumlu olduğu ve ifa yardımcıları veya çalışanlarına sorumluluk yöneltebilmesi için akdi bir taahhüt altında sorumluluğu ortaya koyması gerektiğini, davacının taşıyıcı-taşıma işleri organizatörü sorumluluk sigortası kapsamında ödediği tazminatı TTK m.1481 hükmüne göre zarardan sorumlulara rücu edebileceği, ancak gelinen aşamada dosya kapsamında davalının zarardan sorumluluğunun sabit olmadığı kanaat ve sonucuna varıldığı tespit edilmiştir. Bilirkişi raporu denetime elverişli olup Mahkemece hükme esas alınmasından bir isabetsizlik görülmemiştir.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu edilen emtiaların taşıma sırasında istifleme hatasına bağlı olarak dorse içinde devrilerek zarar gördüğünün tespit edilmiştir. Davalı antrepo işletmecisi olup, antrepo hizmetinin yüklemede sadece araca koyma ve boşaltmada araçtan çıkarma ile antrepo sahası faaliyetleri ile saklamayı kapsadığı, davacının davalının araca koymak ve araçtan indirmek dışında edim yükümlülüğü yüklediğini dosya kapsamından ispatlayamamıştır. CMR senedine alıcı tarafından hasar şerhi düşüldüğü gözetildiğinde hasarın taşıma sürecinde meydana geldiği, taşımanın parsiyel yük taşıması niteliği karşısında, yükün istiflenmesi, yüklenmesi, boşaltılması konusunda gönderenin veya alıcının taşıyıcıdan daha tedbirli olmasının beklenemeyeceği, parsiyel yük taşıması yapan davacı taşıyıcının yapmış olduğu taşımanın gereğine uygun hareket etmek zorunda olduğu, CMR 17/4-c maddesi kapsamında yürütülen aktivitelerden davacı sorumlu olup, taşıma sürecinde yürüttüğü aktarma, istifleme, yükleme aktivitelerinden dolayı sorumlu olduğu anlaşılmakla taşınan emtiada meydana gelen hasardan davacının sigortalısının sorumlu olduğunun kabulü gerekmiştir (Yargıtay 11 HD.'nin 2005/4608 -2007/1987 E.K sayılı ilamı). Bu durumda davalı hasardan sorumlu tutulamayacağından Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf peşin harcının alınması gereken 732,00 TL karar harcından mahsubu ile eksik olan 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.26/03/2026