Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/100 E. 2026/970 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/100
Karar No
2026/970
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/100 KARAR NO : 2026/970

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26.10.2023 NUMARASI : 2022/1293 Esas 2023/767 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 05.06.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 05.06.2026

Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.10.2023 tarih 2022/1293 Esas 2023/767 Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davacı vekili ile davalı .... A.Ş.vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili Davacı .... 'in maliki olduğu, .... idaresindeki ... ... plakalı ... model ... marka araç ile Davalı ....'un maliki olduğu, idaresindeki .... plakalı.... model .... marka araç arasında 11.06.2022 tarihinde, Müvekkili Davacıya ait .... plakalı araç .... Bulvarı üzerinde seyir halinde iken, yaya geçidinden geçen yayalara yol vermek için duraklama yaptığı sırada, aynı istikamette seyir eden .... plakalı aracın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 84/1-d maddesini ihlal ederek dikkatsiz, özensiz ve tam kusurlu olarak Müvekkiline ait araca arkadan çarpması sonucu davaya konu kazanın gerçekleştiği , Müvekkili Davacıya ait aracın maddi hasara uğradığı, Kaza neticesinde Müvekkili Davacıya ait aracın ana aksamları değişmiş, ciddi anlamda kaporta işçiliği ve boya işçiliği yapılmış olup, Müvekkilinin aracında yaklaşık 34.146,81-TL tutarında maddi hasar meydana geldiği, Tramer kayıtlarına da kaza kaydı geçmiş olduğundan, aracın satışı halinde bu kayıtların alıcı tarafından rahatlıkla görülebileceği ve müvekkilinin doğal olarak bu kazalı aracını, kaza görmemiş gerçek değerinden daha düşük fiyatla satacağı, Aracın kaza tarihindeki hasarsız 2. el satış değeri ile tamir edildikten sonraki ikinci el satış değeri arasındaki farkın hesaplanarak Müvekkili Davacıya ödenmesi gerektiği, öte yandan aracın tamir süreci; parça bekleme, ayrıntılı ve detaylı işçilik çalışması vb. gibi nedenlerle uzun sürmüş olup, müvekkili davacının bu süre boyunca aracından mahrum kalması nedeniyle uğradığı zararlar da karşı yan araç maliki tarafından karşılanmadığı, müvekkilinin kazalı aracından mahrum kaldığı makul tamir süresi içerisinde ikame araç için ödemesi gereken bedel, kazaya sebebiyet veren araç malikinin sorumluluğunda olduğu, davalı sigorta şirketi, davaya konu trafik kazası sonucu, müvekkil davacının aracında meydana gelen gerçek zarardan sorumlu olduğu, müvekkil, zarar gören konumunda olup, aracında oluşan gerçek zararın tazminin gerekeceği, aracının eşdeğer parçalarla onarımını kabul etmesi kendisinden beklenemeyeceği; aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın, onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın orijinal parçalar kullanılarak yapılan aracın tamir bedeli ne olacak ise bu bedeli sigorta şirketi, müvekkili zarar görene ödemekle yükümlü olduğu, hatta bu yükümlülüğe işçilik ve parça için ödenen KDV’nin de dahil edilmesi gerektiği, ayrıca hasarlı araçta meydana gelen zararın tazmin edilmesi sırasında herhangi bir tedarik iskontosu uygulanmasının kabul edilmemesi gerektiği Yüksek Mahkeme kararları ile sabit olduğu, sigorta şirketi tarafından bu yükümlülük olması gerektiği gibi yerine getirilmemiş ve müvekkili davacının aracında yapılan parça değişimleri, mevzuata aykırı parçalarla gerçekleştirildiği, bu durumda gerçek zararın sigorta şirketi tarafından giderilmemesi nedeniyle ortaya çıkan hasar fark bedelinin müvekkili davacıya ödenmesi gerektiği, müvekkili davacının alacaklarının ödenmesi için kazada kusurlu olan araç sigortacısı .... A.Ş.'ne KEP üzerinden 16.09.2022 tarihinde başvuru yapıldığını, başvuruya rağmen davalı sigorta şirketi yasal süre içerisinde üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmeyerek temerrüte düştüğünü ileri sürerek araç değer kaybı, araç mahrumiyet bedeli ve hasar fark bedelinin davalılardan tazminini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ..... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili şirket merkezi .... olduğundan dava yetkisiz mahkemede açıldığı, Bu nedenle itirazlarının kabulüyle dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesini talep ettikleri, konu davada davacı yan sunmuş olduğu dilekçesinin KONU kısmında fazlaya dair haklarını saklı tutmuş ve davayı belirsiz alacak davası olarak açtığı, Oysaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında davacı yanın hukuki yararının bulunmadığı, Zira davacı yan sunmuş olduğu dava dilekçesinde talep ettikleri alacak miktarının belli olduğunu savunduğu, bu durumda davacının belirsiz alacak davası değil kısmi dava açması gerektiği, 11.06.2022 tarihinde gerçekleşen kaza ile ilgili olarak müvekkil şirketin sorumluluğunun gerçek zarardan sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında, poliçe teminat limitleriyle sınırlı olduğu, .... A.Ş. tarafından müvekkili sigorta şirketine yapılan başvuru sonrasında 26/08/2022 tarihinde 28.937,96 TL ödeme yapıldığı, yapılan bu ödemeler ile müvekkil şirketin poliçeden doğan sorumluluğunu yerine getirdiği, başka bir sorumluluğunun kalmadığı, hasar değer kaybı hesaplamasında aracın yaşı, modeli, kilometresi ve geçmiş hasarlarının dikkate alınması gerektiği, faiz başlangıcının dava tarihi ve yasal faiz olması gerektiği, sigorta şirketinin araç mahrumiyet zararından sorumluluğu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkili ....'u arabuluculuk görüşmelerine davet etmediğini, arabuluculuk aşamasında yer almayan müvekkil hakkındaki davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, kaza tespit tutanağına itiraz ettiklerini ve kusur durumunu kabul etmediklerini, hasar miktarının fahiş olduğunu ve zararın sigorta şirketi tarafından karşılanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; 11/06/2022 tarihinde meydana gelen kazada davalı sürücü .....'un %100 oranında kusurlu, davacı araç sürücüsünün ise kusursuz olduğu, makine mühendisi bilirkişi raporu uyarınca davacı aracında oluşan değer kaybının serbest piyasa rayiçlerine göre 15.000,00 TL olduğu, makul onarım süresinin 10 gün ve günlük ikame araç bedelinin 400,00 TL olması nedeniyle toplam 4.000,00 TL araç mahrumiyet bedeli oluştuğu, araç mahrumiyet bedelinden (dolaylı zarar olduğundan) ZMMS sigortacısının sorumlu olmayıp davalı sürücü ....'un sorumlu olduğu, hasar fark bedeli yönünden ise sigorta limitleri gözetilerek 7.062,04 TL hasar fark bedeli belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; 15.000,00 TL değer kaybı tazminatının davalı .... yönünden kaza tarihi olan 11/06/2022 tarihinden, davalı .... A.Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 29/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 4.000,00 TL araç mahrumiyet bedelinin kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı ....'tan tahsiline, 7.062,04 TL hasar fark bedelinin temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı .... A.Ş.'den tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili ve davalı ..... A.Ş. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı .... yönünden temerrüt tarihinin 28.09.2022 tarihi olarak esas alınması gerektiğini, zira sigorta şirketine 16.09.2022 tarihinde başvuru yapıldığını ve 8 iş günlük sürenin 28.09.2022 tarihinde dolduğunu, ayrıca davalıların tacir olması nedeniyle avans faizine hükmedilmesi gerektiğini, davalı sigorta şirketi yönünden bakiye poliçe limiti kadar değer artırımı yapıldığı halde davalı lehine karşı vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; kasko şirketi .... A.Ş. tarafından davalı şirkete yapılan başvuru sonrasında taraflarına 26.08.2022 tarihinde 28.937,96 TL ödeme yapıldığını, bu ödeme ile poliçe limitinin kalan kısmı dikkate alındığında bakiye sorumluluğun kalmadığını, değer kaybı hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, gerçek zarar ilkesinin aşıldığını, davacıya ait aracın kendi sigortası eliyle onarıldığını ve fazla hasar farkı çıkarılmasının mümkün olmadığını, yerel mahkemece bilirkişi raporlarına atıfla karar verildiğini, gerekçeli kararın yeterli hukuki değerlendirme içermediğini, alınan raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığını, araç mahrumiyet bedelinin zorunlu mali mesuliyet sigortası poliçesi teminatı kapsamında bulunmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeniyle araç hasar bedeli, değer kaybı ve ikame araç zararının tazmini istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Sigorta şirketi poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın yada yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun yada olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yide zarar görene ödemek zorundadır. (Yargıtay 17 HD'nın 05.06.2014 tarih ve 2014/9038 E. - 2014/9078 K. ) Motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen zararlardan dolayı sorumluluk zarar görenin uğradığı gerçek zarar ile sınırlıdır. BK’nun 42. (6102 sayılı Kanun 50. Md.) 6762 sayılı TTK'nın 1283. ( 6102 sayılı TTK'nın 1427 vd ) maddeleri gereğince sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup motorlu aracın neden olduğu zarar nedeniyle meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. Gerçek zarar, zarar gören şeyin eski hale getirilebilmesi için gereken onarım ve işçilik giderlerini kapsar. Davalı sigorta şirketi gerçek zarardan sorumlu olup araç hiç tamir edilmemiş olsaydı dahi zarar gören kişinin gerçek zararına göre tazminat miktarı hesaplanması gerekmektedir. Zira, zarar görenin çıkma ve eşdeğer parçalarla aracı tamir etmesi beklenemeyeceği gibi gerçek zarar ancak aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle karşılanır. Hasar bedeli tespit edilirken davalı sigorta şirketiyle servis arasında yapılan anlaşma vb. nedenlerle yedek parça ve işçilik bedellerinin değerinde indirim yapılmaksızın meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. ( Yargıtay 17 HD'nın 15.12.2011 tarih 2011/4075 E. 2011/12321 K., 28.03.2016 tarih 2015/17481 E. 2016/3833 K., 04.04.2016 tarih 2015/14700 E. 2016/4229 K., 17.03.2014 tarih 2014/4531 E. 2014/3704 K.) Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli 2019/40 E-202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. (Yargıtay 17. HD'nin 03.12.2020 tarih 2019/6271 E. -2020/8104 K.) Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Dava tarihinden sonra 19.06.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanunun 18. maddesiyle KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklikle bu maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinden sonra gelmek üzere "Bu tazminatlardan; a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı olarak dikkate alınarak.... hesaplanır" ibareleri eklenmek suretiyle Anayasa Mahkemesinin iptal kararına uygun şekilde bir düzenleme yapılmıştır. Böylelikle poliçe tarihi itibariyle ister eski genel şartlar ister yeni genel şartlar yürürlükte olsun Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararından sonra değer kaybı tazminatının yeni genel şartlara göre hesaplanması mümkün değildir. Değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınarak belirlenmelidir. (Yargıtay 17. HD 07.03.2016 tarih ve 2015/15003 E.- 2016/2856 K. sayılı ilamı) Somut uyuşmazlıkta davalı vekilinin hasar fark bedeline ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesinde; Yukarıda da değinildiği üzere sigorta şirketi gerçek zararı karşılamak zorunda olmakla birlikte gerçek zararın karşılanması aracın kaza öncesi duruma getirilmesi(değer kaybı hariç olmak üzere) için sarf edilecek maddi tazminatın ödenmesi yoluyla olabileceği gibi aracın doğrudan onarımının sağlanması yoluyla da gerçekleştirilebilecektir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden davacıya ait aracın dava dışı kasko sigortacısı .... A.Ş. tarafından orijinal parçalarla onarıldığı anlaşılmakla birlikte davacı tarafça eksik onarım iddiasında bulunulmadığı da sabittir. Davalı sigorta şirketi zarar veren aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olup, davacının kendi kasko sigortası tarafından karşılanmayan zararlarını bakiye poliçe limiti miktarınca gerçek zarar hesaplaması üzerinden karşılamakla sorumludur. Ancak bu sorumluluğun belirlenmesinde sebepsiz zenginleşmeye yol açabilecek nitelikte hesaplama yapılamaz. Zira davacıya ait aracın onarımı kasko sigortasıyla anlaşmalı yetkili serviste 34.146,81-TL bedel ile tamamlanmış olduğu, davalı sigorta şirketinin bu onarım bedelinin 28.937,96-TL'lik kısmını kasko sigortacısına 26.08.2022 tarihinde ödediği dikkate alınarak bilirkişi heyeti tarafından belirlenen KDV dahil ve iskontosuz onarım bedelinden(39.453,05-TL) bu ödeme(28.937,96-TL) mahsup edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de bakiye zararın belirlenmesinde uygulanan yöntem sebepsiz zenginleşme oluşturacak nitelikte olduğundan hatalı olmuştur. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. O halde ilk derece mahkemesince yapılması gereken davacıya ait aracın onarımının 34.146,81-TL tutarlı fatura ile tam ve eksiksiz olarak tamamlanıp tamamlanmadığının, eksik onarım mevcut değil ise davacı tarafça onarım için kasko sigortacısının yaptığı ödeme dışında bir ödeme yapılıp yapılmadığın araştırılarak, onarımın davacı tarafça herhangi bir harcama/borçlanma gerçekleştirilmeksizin kasko şirketi tarafından tamamlandığının anlaşılması halinde ayrıca bakiye hasar bedeline hükmedilmesinin sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet verip vermeyeceğinin değerlendirilmesi, şayet onarımın eksik olduğunun anlaşılması halinde ise yalnızca eksik onarımlar dikkate alınarak hasar fark bedelinin belirlenmesi, onarım 34.146,81-TL tutarlı faturayla tamamlanmış fakat davacı kasko sigortasının yetkili servise gerçekleştirdiği ödeme dışında ayrıca ödemede bulunmuş ise yalnızca davacının şahsen ödemiş veya borçlanmış olduğu miktara hükmedilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerindedir. Kabule göre de; Davacının gerek dava dilekçesinde gerekse değer artırım dilekçesinde davalı sigorta şirketinden poliçe limitiyle sınırlı olarak talepte bulunduğu dikkate alınarak poliçe limitinin üzerinde kalan kısım yönünden karşı vekalet ücretine hükmedilmiş olması da hatalı olmuştur. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin ve davalı ..... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.10.2023 tarih 2022/1293 Esas 2023/767 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde kendilerine iadesine, 5-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 05.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/100, K. 2026/970, T. 05.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-100-e-2026-970-k-4a13e458ffbd