Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/339 E. 2026/1049 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/339
- Karar No
- 2026/1049
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/339 - 2026/1049 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 25. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/339 Esas KARAR NO : 2026/1049 KARAR TARİHİ : 02/06/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/11/2024 NUMARASI : 2024/1052 Esas, 2024/1269 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, haksız eylemden kaynaklanan zarar nedeniyle itirazın iptali istemine ilişkindir Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı’nın 01/06/2015 tarihinde tutmuş olduğu Diğer Hizmetler Raporu açısından büyük önem arz eden bir husus olmasına karşın yerel mahkemece dikkate alınmadan mücbir sebepten kaynaklanan zararın müvekkilden tahsiline karar verilmesinin hukuk ve yasaya aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesinden konu ile alakalı kusur tespiti talep edilmesine rağmen kusur tespiti yaptırılmadığını, bunun bir sonucu olarak ise müvekkiline yüklenemeyecek nedenlerle meydana gelen tahribatın doğal afetten meydana geldiğini ispatlama şansının ortadan kaldırıldığını ve hak arama hürriyetinin kısıtlandığını, mücbir sebep olan sel felaketinin müvekkilden kaynaklanmadığına ilişkin kusur tespiti yapılmasının elzem olup kusur tespiti yapılmasını, mezkur itfaiye raporunda iş yerinin ...’a ait olduğunun da belirtildiğini, yerel mahkemeye sunulan bir başka ekte ise 06.09.2014 tarihinde yoğun bir şekilde yağmış olan yağmur neticesinde yediemin otoparkında meydana gelene hasarın tespiti için Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine talepte bulunulduğunu ve bu talebi isteyen kişi yine ... olduğunu, yerel mahkemeye sunulan bir diğer ek ise Ankara Batı İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/192 sayılı Yediemin Deposu Devir Belgesinde de iş yerinin 09.07.2014 tarihinde ... tarafından ...’a devredilmiş olduğunun sabit olduğunu, daha önceki dilekçelerinde belirtmelerine rağmen tüm bu belge ve hususlar mahkemece değerlendirilmeye alınmadan hüküm kurulduğunu, ilgili tarihte Yediemin Deposu Lisansının kime ait olduğunu belirleyebilmek adına Adalet Bakanlığına müzekkere yazılarak tespitinin yapılmasını talep edilmesine rağmen bu talebin kabul görmediğini, bu nedenle de yerel mahkemenin verdiği kararın bozulmasını, bir diğer husus ise İcra İflas Kanunu m. 88/A' da yer alan Muhafazasına Gerek Kalmayan Malların Tasfiyesi başlıklı kısım göz ardı edilerek hüküm kurulduğunu, madde içeriğinde ''Muhafaza işleminin dayanağı olan haciz kalkmış olup da yedieminde bulunan mallar, takibin yapıldığı yer icra dairesince bu madde uyarınca resen tasfiye edilir. İcra dairesi, borçluya tebligat çıkararak tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde tarifeye göre belirlenen yedieminlik ücretini ödemek suretiyle malı teslim alabileceğini, aksi halde müteakip fıkralar uyarınca malın tasfiye edileceğini ihtar eder.'' şeklinde açıkça gösterilmesine karşın Ankara 28. İcra Müdürlüğünün 2013/3886 esas sayılı dosyada hacizlerin düşmüş olmasına rağmen 2013/3886 dosya borçlusu olan ... Yedek Parça Tic. Ltd. Şti.'ye maliki bulunduğu malları alması için tebligat göndermemiş olmasının sürecin baştan sona yanlış ilerlemesi sonucunu doğurduğunu, davacı yediemin deposunda tutulan malın maliki olmayıp dolayısıyla da kabul etmemekle birlikte mezkur malın yokluğundan dolayı sorumlu olacak kişinin de müvekkil ... olmadığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf nedenleri gözetildiğinde; davanın, Ankara 28.İcra Müdürlüğünden 2013/3886 E.sayılı dosyasından yazılan talimat ile 18.03.2013 tarihinde Sincan 3.İcra Müdürlüğünün 2013/44 Talimat sayılı dosyası üzerinden haczedilen ve yediemine teslim edilen mahcuz malların kaybından kaynaklı zararın tazmini için açılan, takibe itirazın iptali talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. 09/06/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun 88 inci maddesinin beşinci fıkrasına dayanılarak çıkarılan Lisanslı Yediemin Depoları Yönetmeliğinin "Meydana gelen zararlardan sorumluluk" başlıklı 17. maddesinde; "(1) Lisans sahibi lisans kapsamındaki hizmetlerin yerine getirilmesi sırasında doğan zararlardan sorumludur. (2) Depoda bulunan mallarda bir hasarın meydana gelmesi durumunda, lisans sahibi bu durumu ve tahmini zarar miktarını derhal ilgili icra dairesine bildirir." hükmü yer almakta olup, buna göre lisanslı depolarda, yediemin hizmetinin yerine getirilmesi sırasında doğan zararlardan yetkili lisans sahibinin (yediemin) sorumlu olduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda; davacıya ait mahcuz malların yediemin uhdesinde iken kaybolduğu, bu sebeple davalı hakkında Ankara Batı 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/903 Esaslı sayılı dosyasında “…haczedilerek yediemin deposu sahibi olan sanığa teslim edilen malların depoda bulunmadığının tespit edilmesi ve sanık savunması ve tanık ifadelerinde 2015 yılında meydana gelen selde malzemelerin çoğunun zarar gördüğü selle beraber çöpe atıldığı, dava konusu malzemelerin katılan tarafa iade de edilmediği anlaşılmakla sanığın üzerine atılı güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin sabit olduğu kanaatine varıldığı anlaşılmakla sanığın atılı suçtan mahkumiyetine...” karar verildiği, davalı tarafın dava konusu malzemelerin davacı tarafa iade edilmemesi sebebiyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin sabit olduğu anlaşılmıştır. Mahcuzların davacı tarafa iade edilememesi sebebiyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini için eldeki davanın açıldığı, yediemin hizmetinin yerine getirilmesi sırasında doğan zararlardan yedieminin sorumlu olduğu, davalı tarafa dava konusu mahcuz malların yediemin olarak teslim edildiği, davalının deponun yetkilisi olduğu ve davacının zararınından hukuken sorumlu olduğu nazara alındığında, takip talebi ile bağlı kalarak davanın kısmen kabulüne dair karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1)İlk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin 1. fıkrası b bendinin 1 numaralı alt bendi gereğince; davalı tarafın istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2)492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gerekli 6.474,12TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 1.618,53TL harcın mahsubu ile bakiye 4.855,59TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3)İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4)Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere 02/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/06/2026
Başkan
e-imza
Üye
e-imza
Üye
e-imza
Katip
e-imza