Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1543 E. 2026/621 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1543
Karar No
2026/621
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1543

KARAR NO: 2026/621

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 07/04/2022

NUMARASI: 2018/450 Esas - 2022/271 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/04/2026

Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında alım-satım faaliyeti çerçevesinde davacı şirket tarafından davalı şirkete elektronik ürün satımı gerçekleştirildiği, işbu alım satıma istinaden davalı şirkete satımı gerçekleştirilen ürün bedellerini içeren faturalar keşide edildiğini, davacı tarafından satımı gerçekleştirilen davalı yanca satın alınan ürün bedelleri ve kur farkı için; Seri ...sıra numaralı 06.11.2017 düzenleme tarihli 4.813,69 TL bedelli, Seri ... sıra numaralı 18.11.2017 düzenleme tarihli 1.280,75 TL bedelli, Seri ... sıra numaralı 20.11.2017 düzenleme tarihli 13.409,94 TL bedelli, Seri ... sıra numaralı 22.11.2017 düzenleme tarihli 2.692,18 TL bedelli, Seri...sıra numaralı 25.11.2017 tarihli 1.280,01 TL bedelli,Seri ... sıra numaralı 08.12.2017 düzenleme tarihli 9.050,65 TL bedelli, Seri ... sıra numaralı 13.12.2017 düzenleme tarihli 2.050,07 TL bedelli, Seri ... sıra numaralı 20.12.2017 düzenleme tarihli 2.113,07 TL bedelli, Seri ... sıra numaralı 16.02.2018 düzenleme tarihli 6.121,00 TL bedelli, Seri ... sıra numaralı 24.02.2018 düzenleme tarihli 6.095,67 TL bedelli, Seri ...sıra numaralı 28.02.2018 düzenleme tarihli 10.801,96 TL bedelli ve Seri ... sıra numaralı 05.03.2018 düzenleme tarihli 838,04 TL bedelli faturalar davalı şirkete keşide edildiği, davacı şirket tarafından keşide edilen fatura bedellerinin davalı tarafından ödenmediği, anılan faturalara da TTİK m.21/11 hükmünde belirtildiği şekilde davalının itiraz etmemesi üzerine fatura münderecatı kabul etmiş sayıldıklarını, Bununla birlikte davalı ile davacı arasında geçmişten gelen bir ticari hayat olduğu, her iki tarafça zaman zaman düzenlenen kur farkları olduğu ve karşılıklı olarak ödendiği, 2016 yılı ödenmiş kur farkı faturalarının ekte mevcut olduğunu, Tarafların defterleri incelendiğinde geçmiş yıllara dit ödenmiş kur farkı faturalarının da görülebileceğini, Hukuka Uyguün oldukları açıklanmaya çalışılan faturaların davalı tarafından ödenmemiş olması üzerine .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, davalı tarafın takip dosyasını sürüncemede bırakmak kastı ile takibe itiraz ettiğini, icra takibine yapılan itirazın iptali ve takibin devamını,takip konusu alacağın likit olması nedeniyle %20 den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmolunmasını talep etme gereği doğduğu, bu nedenlerle İcra dosyasına haksız olarak yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, alacağın likit olmasından dolayı %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmolunmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacı taraf dava dilekçesinde iki taraf arasında geçmişten gelen bir ticaret hayatı olduğu, keşide edilen faturaların ödenmemiş olmasından dolayı icra takibi başlattığını, davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini, itiraz sonucu İşbu davanın ikame edildiğini iddia ettikleri, Oysa İkame edilen iş bu davanın haksız menfaat temin etmeye yönelik olduğunu, davalı ile davacı arasında uzun bir ticari ilişki olduğunu, karşılıklı hizmet alımı olduğunu, tarafların aralarında tuttukları hesap ile karşılıklı mal ve hizmet alımları ve banka havale işlemleri neticesinde mahsuplaşmak suüretiyle ticari münasebetlerini yürüttüklerini ve davacı tarafından da kabulünde olduğunu, davalı şirketin kendi kayıtlarını incelediğinde borçlu değil tam tersi alacaklı olduğunu fark ettiğini, davacı ile yapılan görüşmelerde davacı tarafın borçlu inkar ettiğini ve hiçbir ödeme yapmayacağını davalı tarafa bildirdiğini, müvekkil davalı tarafın hukuki yollara başvuracağını öğrenen davacının önce dava açanın haklı olacağı kanısına güvenerek iş bu davayı ikame ettiği, öncelikle belirtimesi gereken iki şirket arasında yabancı para birimi üzerinden alım satım yapılmadığı, bu şekil bir ticaret olmadığı içinde taraflar arasında kur farkının ödeneceğine ilişkin anlaşmada bulunmadığı, taraflar arasında her iki durumunda söz konusu olmadığı, davacı tarafın aynı zamanda davalının kendilerine olan kur farkı faturalarını ödediğini ikrar etmiş olmasına rağmen 18/11-25/11-13/12/2017 tarihli 1.280,75-1.208,01 ve 2.050,07 TL bedelli kur farkı faturalarını icra takibine ve akabinde iş bu davaya haksız menfaat temini için konu ettiğini, davalı tarafın borçlu olduğu sanılarak ödenmiş olduğu kur farkı ödemelerinin müvekkile iadesi için yapacağı başvuru hakkını saklı tuttuğu, iddiaların aksine borçlu olan tarafın, davalı şirketin değil davacı şirketin olduğu, davacı şirketin hileli davranışlarla kendi defter kayıtlarını öne sürerek müvekkil şirketi borçlu çıkarmayı planladığını, oysa davalı şirketin kur farkına ilişkin yapılan ödeme ve hizmetlerinden ayrı olarak davacı taraftan 51.106,16 TL daha alacaklı olduğu, davalı şirketin muavin defterini ve şirketler arasındaki mal hizmet alımına , yapılan havale ve ödemelere dair kayıtları sayın mahkemeye sunduklarını, şirket ticari defterinin usulüne uygun düzenlendiği, ticari defter ile birlikte defter kayıtlarına esas olan fatura ve ödeme kayıtlarının da düzenli ve sıralı olarak mahkemeye sunulduğunu, müvekkil şirketin muavin defter kaydında iddidların aksine davacı şirketin 51.106,29 TL borçlu olduğunun görüldüğü, müvekkili şirketin muavin defterinin ...-.... ve ...sırasında davalı tarafın davacı tarafa 3 adet çek ile yaptığı ödemenin görülmekte olduğu, bahsedilen çeklerin davalı tarafça keşide edildiği ve davacı tarafa teslim edildiği, ... ... Şb. ... çek numaralı 31/12/2018 ödeme tarihli 35.000,00 TL bedelli(davacı lehine keşide edilmiş ve 25/09/2017 tarihinde tahsilat makbuzu ile davacı tarafa teslim edildiği) ... ... Şb. ... çek numaralı 30/09/2017 ödeme tarihli 41.619,00 TL bedelli (davacı lehine keşide edilmiş ve 21/04/2017 tarihinde tahsilat makbuzu ile davacı tarafa teslim edildiği) ... ... Şb. ... çek numaralı 31/03/2018 ödeme tarihli 40.000,00 TL bedelli (davacı lehine keşide edilmiş ve 31/10/2017 tarihinde tahsilat makbuzu ile davacı tarafa teslim edildiği) Müvekkilin davacı tarafa yukarıda bahsedilen 3 adet çekin ödemesinin yapılması karşılığında çeklerin kendisine iadesini talep ettiğini, ve çeklerin bedellerini elden ödeyerek çekleri davacı taraftan teslim aldığını, müvekkilin aldığı çekleri ait oldukları ... götürdüğü, çek bedellerini ödediğini belirterek çek yapraklarını bankaya teslim ettiğini, davacı tarafın çek karşılığı toplam 116.619,00 TL ödeme aldığı, çek İle yapılan ödemelerde keşidecinin lehtara vermiş olduğu çek karşılıklarını ödeyerek iade almış olmasının borcu sükut ettiğini, bu hususta Yargıtay 19. HD 03.11.2004 T Esas 2004/4553,Karar 2004/10886 bulunduğu ve sayısız kararın daha bulunduğu, davacının almış olduğu ödemeleri davalıdan mükerrer olarak tahsil etme gayretinde olduğunun açıkça ortada olduğu, davalı şirketin davacıdan alacaklı olduğunu, alacaklı olduğu meblağın tahsili için başvuru haklarını saklı tuttuğunu beyan ettiklerini, huzurda açılmış olan haksız davanın reddini, kötü niyetli olarak ikame edilmiş olması sebebiyle davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekillik ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "... Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan inceleme neticesinde aldırılan ve itibar edilen bilirkişi kök ve ek raporu ile ... ... Şubesi'nden verilme ... çek numaralı 31/01/2018 tarihli 35.000,00 TL bedelli, ... çek numaralı 30/09/2017 tarihli 41.619,00 TL bedelli ve ... çek numaralı 31/01/2018 tarihli 40.000,00 TL bedelli çeklerin görüntüleri dikkate alındığında, bu çeklerin davalı tarafından davacı tarafa ödeme amaçlı verildiğinin kabulünün gerektiği davacı vekilince ek rapora itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü çekleri teslim aldığı beyanı yanında ödeme yapılmadığı hususundaki iddiası yönünden karinenin aksini ispata elverişli bir delil sunulmadığı anlaşılmakla bu yöndeki beyanlara bu nedenle itibar edilmemiştir. Bu üç çek miktarı toplamının takip konusu fatura bedelleri toplamından fazla olması ile ek raporda tespit edilen ticari defter ve kayıtlara göre davalının alacaklı durumda olması dikkate alındığında davalının ödeme savunmasını ispat ettiği ve davacının davalıdan alacaklı olmadığı kanaatine varılmıştır. Davacı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış ise de davacı taraf yemin deliline dayanmamıştır. Bu nedenlerle davacının sübuta ermeyen davasının reddine karar verilmiştir.Davanın reddine karar verilmiş olması nedeniyle İİK'nun 67/2. Maddesindeki yasal koşullar oluşmadığından davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Davalı tarafta cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuş, davacının davalı tarafça yapılan ödemelere rağmen icra takibini haksız ve kötü niyetli olarak başlattığının ispat edilmiş olması nedeniyle davalının kötüniyet tazminatı talebinin kabulü ile, dava değeri olan 62.173,91 TL’nin takdiren %20’si oranında kötü niyet tazminatının İİK’nun 67/2. maddesi uyarınca davacıdan alınarak davalıya verilmesine" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olmadığını, müvekkili şirketin defterleri usulüne uygun tutulmuş olup, müvekkili lehine alacak kaydı verdiğini, davalı tarafın defterlerinin ise usulüne uygun tutulmamış olup, delil vasfı bulunduğunu, davaya davalı tarafından ithal edilen üç adet çekin ödenmiş olduğunun varsayıldığını, müvekkili şirketin ticari defter kayıtların iade çıkışı yapılan çeklerin elden ödendiğini varsayımına ulaşılamayacağını, karşı taraflar tacir olup, davalı taraf ödemesini banka üzerinden yapması gerektiğini, davalı tarafın açık bir şekilde müvekkilini kandırdığını, müvekkilinden çeklerini ödeyemeyeceği ve sicili bozulmasın diye teslim aldığını, ancak herhangi bir ödeme yapmadığını, şimdiye kadar uzun yıllar devam eden ticaretlerinde davalının müvekkiline elden ödeme yapmadığını, bilirkişi kök raporunda da tespit edildiği üzere 31.01.2018 tarihli, 30.09.2017 tarihli, 31.03.2018 tarihli çeklerin 15.08.2018 tarihinde davalıya iade edildiğine dair defterlerde kayıt bulunduğunun ortada olduğunu, söz konusu çeklerin ödeme tarihinde bankaya ibraz edilmemesi savunmalarını destekler nitelikte olduğunu, davalı taraf sicili bozulmaması için müvekkili şirket tarafından söz konusu çekler iade edilmiş bankaya dahi sunulmadığını, ancak bu davranışın söz konusu çeklerin bedellerin ödendi olarak gösterilmesinin hukuka aykırı olduğunu, zaten kök raporda söz konusu çeklerin ödendiğine dair hiçbir bilginin de mevcut olmadığının açıkça tespit edildiğini, bu anlamda çeklerin ödendiğine dair taraf defter kayıtlarından ek ve kök rapor kapsamında hiçbir evrak olmadığının ortada olduğunu, açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince verilmiş olan 07.04.2022 tarihli kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE:Dava, ticari satım nedeniyle düzenlenen faturalardan doğan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispat edilip edilmediği noktasındadır.

Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında,....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında "fatura" borcun sebebi gösterilerek 60.547,03 TL asıl alacak, 1.626,88 TL işlemiş faiz olmak üzere 62.173,91 TL alacağın tahsili istemiyle 13.04.2018 tarihinde ilamsız takip başlatılmış , itiraz üzerine takip durmuştur

Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.

Davacı, icra takibi ile 60.547,03 TL bedelli 12 adet faturaya dayalı alacağın tahsilini talep etmekte olup; davalı, davacıya verilen çek karşılığı ödemeler sonucunda davacıya borcunun bulunmadığını savunmaktadır.

Uyuşmazlığın halli için taraf ticari defterleri incelenmiş, bilirkişi raporunda , taraf ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı ticari defterlerine göre davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 60.547,03 TL alacaklı olduğu, davalı ticari defterlerine göre davalının davacıdan 51.106,16 TL alacaklı olduğu, ... A.Ş.... Şubesi'ne ait davalı tarafından davacı lehine keşide edilen 31.01.2018 ödeme tarihli ... nolu 35.000 TL bedelli, 30.09.2017 ödeme tarihli ... nolu 41.619 TL bedelli, 31.03.2018 ödeme tarihli ... nolu 40.000 TL bedelli çeklerin davacı ticari defterlerinde davalıya iade şeklinde işlem yapıldığı, iade edilen çek bedellerinin ödemesi ile ilgili bir bilgiye ulaşılamadığı tespit edilmiştir.

Kural olarak, borç senedi borçluya geri verilmişse, borç sona ermiş sayılır. Çek bir ödeme aracı olup borçlusuna iade edilmesi ve onun elinde bulunması borcun ödendiğine karine teşkil eder. Karinenin aksinin ispatı, çeklerin bedelsiz, tahsil edilmeden borçluya iade edildiğini savunan davalı alacaklıdadır. HMK’nın 290. maddesi uyarınca ispatın yazılı delille yapılması gerekmektedir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 13/03/2018 tarihli, 2016/15163 Esas ve 2018/1172 Karar sayılı kararı, Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/(19)11-926 Esas ve 2021/177 Karar sayılı kararı)

Somut olayda üç adet çekin davacı tarafından iade edilerek davalının elinde olduğunun her iki tarafça da kabul edildiği anlaşılmaktadır. Davalıya iade edilen çekler, sonrasında çek hesabının bulunduğu bankaya iade edilmiş olup, bedelinin ödendiğine dair oluşan karinenin aksini ispat yükü, davacı üzerindedir. Dosya kapsamındaki delillere göre karinenin aksi, davacı tarafça yazılı delillerle ispatlanmadığı gibi yemin deliline dayanılmadığı gözetildiğinde mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/04/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1543, K. 2026/621, T. 02.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1543-e-2026-621-k-5b24e4c84308