Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1512 E. 2026/906 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1512
Karar No
2026/906
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1512 - 2026/906 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1512 KARAR NO : 2026/906

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06.11.2024 NUMARASI : 2023/865 Esas 2024/706 Karar

DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 14.05.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 22.05.2026

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI : Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 03.07.2023 tarihinde, davalı ... idaresindeki, davalı ... adına kayıtlı, davalı şirkete zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı aracın, davacı ... idaresindeki, davacı ... adına kayıtlı ve yolcu olarak bulunduğu araca çarparak hasarlanmasına neden olduğunu, kaza nedeniyle davacıların manevi zarar gördüklerini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL değer kaybı, 100,00 TL onarım bedelinin 03.07.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, davacı ... için 10.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın, 03.07.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ...’dan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile, talebini hasar bedeli için 6.000,00 TL’ye, değer kaybı için 3.000,00 TL'ye, araç mahrumiyet zararı için 4.500,00 TL 'ye yükseltmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesi ile; dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın, davalı şirket tarafından 30.12.2022-2023 tarihlerinde sigortalandığını, kazalarda araç başına maddi zarar olarak 120.000,00 TL ile limit sınırı olduğunu, davacının iş bu dava öncesinde davalı şirkete usulüne uygun bir başvuruda bulunmadığını savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; meydana gelen kazada davalının değil davacı sürücünün kusurlu olduğunu, davacının kendi kusuruyla sebep olduğu ve hiç bir yaralanmanın olmadığı olayda psikolojilerinin bozulduğu iddiasıyla manevi tazminat talep etmelerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu savunmuştur. Davalı ..., cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece yapılan yargılama sonunda; toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, davacının aracında meydana gelen hasar bedeli, değer kaybı ve araç mahrumiyet zararının hesaplanması yönünden makine mühendisi bilirkişiden rapor alındığı, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, kazada davacıların yaralanmadığı anlaşıldığından davacılar lehine TBK’nın 56. Maddesi gereğince manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davacı ...'nin araç hasar bedeli ve araç değer kaybına yönelik taleplerinin kabulüne, 6.000,00 TL hasar bedeli, 3.000,00 TL değer kaybı olmak üzere 9.000,00 TL'nin davalı sigorta yönünden temerrüt tarihi olan 30.10.2023 tarihinden, davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 03.07.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ...'nin araç mahrumiyetine yönelik talebinin kabulüne, 4.500,00 TL araç mahrumiyet bedelinin kaza tarihi 03.07.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılar ... ve ... müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacılar ... ve ...'nin manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine, karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kaza sonrası davalı sürücünün davacılara mütecaviz davranışlarda bulunduğunu, hakaretamiz davranış ve söylemleri olduğunu, arabada küçük çocukları olduğunu, olay nedeniyle davacıların üzüntü ve şok yaşadıklarını, bu nedenle manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasarı nedeniyle tamir bedeli, değer kaybı, araç mahrumiyet zararı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacılar vekili, dava konusu kaza sonrası davalı sürücünün davacılara yönelik mütecaviz davranışlarda bulunduğunu, hakaretamiz sözleri olduğunu, araçta çocukları olduğunu, olay nedeniyle şok ve üzüntü yaşadıklarını, bu nedenle davacılar lehine talep ettikleri manevi tazminatın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüşse de; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesinde yer alan “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” hükmüne göre, davacıların dava konusu kaza nedeniyle manevi tazminat talep edilebilmesi için bedensel bütünlüklerinin zedelenmesi (yaralanmış olmaları) gerekmekte olup dava konusu kazada davacıların veya araçta bulunan çocuklarının yaralanmadığı, sadece maddi hasarlı bir kazanın meydana geldiği, kaza sonrası davalı sürücünün davacılara yönelik fiili veya sözlü saldırıda bulunduğuna dair dosyada somut bir delil bulunmadığı dikkate alındığında davacılar lehine manevi tazminat koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla davacılar vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, davacılar vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan incelemede; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b-1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 1.127,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 395,60 TL harcın davacılara iadesine 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde davacıya iadesine , 5-Karar tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 14.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1512, K. 2026/906, T. 14.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1512-e-2026-906-k-9dd648c535b0