Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/149 E. 2026/2943 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/149
- Karar No
- 2026/2943
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2023/5 E., 2025/20 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar, asli müdahiller vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, ...köyü çalışma alanında bulunan 1 01... parsel sayılı 14.952.210 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, toprak tevzii sonucu oluşan tapu kaydına dayanılarak, davalı Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacılar ... ve ... dava dilekçesinde; irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, ...köyü 1 01... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile adlarına tescilini talep etmişlerdir. 3. Asli müdahiller ... ve ... müdahale dilekçeleri ile, aynı nedenlerle davaya katılarak, taşınmazın adlarına tescilini talep etmişlerdir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 17.06.2015 tarihli ve 2011/21 Esas, 2015/31 Karar sayılı kararı ile, davacılar ve müdahil davacıların davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 1 01... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile kadastro bilirkişisi tarafından düzenlenen 17.06.2015 havale tarihli ek rapor ve ekindeki 2 numaralı krokide (A) harfi ile gösterilen 100.000 metrekarelik kısmın bu parselden ifrazı ile aynı adada yeni bir parsel numarası verilmek sureti ile taşınmazın tamamı 4 hisse kabul edilerek, 1’er payla ..., ..., ... ve ... adlarına tapuya tesciline, (B) harfi ile gösterilen geriye kalan 49.522,10 metrekarelik kısmın aynı ada ve parsel numarası altında tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 17.06.2015 tarihli ve 2011/21 Esas, 2015/31 Karar sayılı kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 29.04.2021 tarihli ve 2020/2953 Esas, 2021/4200 Karar sayılı ilamıyla, "Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin eksik ve yetersiz olduğu açıklanarak; öncelikle, taşınmaza ait en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmazların bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle, buradan elde edilen verilere göre, 4753 sayılı Kanun uyarınca Hazine adına tapu kaydının oluştuğu tarihten 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulması, bundan sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı (taşınmazların tespitine esas tapu kayıtlarının oluşumundan 20-25 yıl öncesini bilebilecek yaşta), tarafsız ve yöreyi iyi bilen, aynı köy ve komşu köyler halkından ayrı ayrı seçilecek üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ve yaşıyorlarsa toprak tevzii çalışmalarında görev alan bilirkişiler ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılması ve yapılacak bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başladığı, taşınmazların kim tarafından, ne zamandan beri kullanıldığı, kamu orta malı niteliğinde mera, yaylak gibi yerlerden olup olmadığı ve imar-ihyaya muhtaç yerlerden ise imar-ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman tamamlandığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması; yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellere ait tutanak ve dayanağı kayıtlarla denetlenmesi ve beyanları arasında doğabilecek çelişkiler usulen giderilmeye çalışılması; toprak tevzii çalışmalarına dayanak belgeler keşif mahallinde uygulanarak kapsamları belirlenmesi; ziraatçı bilirkişi kuruluna, taşınmazların toprak yapısını, bitki örtüsünü ve niteliğini, kamu orta malı niteliğinde mera, yaylak gibi yerlerden olup olmadığını, komşu parsellerle aralarında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığını, üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, imar-ihya gerektiren yerlerden olmaları halinde imar- ihyaya konu olmaya başladıkları ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi içerir, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, çelişkileri giderir, ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlettirilmesi; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 290/2. maddesi uyarınca keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla dava konusu taşınmazların ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip, taşınmazların sınırları kabaca işaretlendikten ve mahkemece onaylandıktan sonra dosya arasına konulması; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine, hava ve uydu fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak, dava konusu taşınmazların hava fotoğraflarında gösterilmesi istenilmesi ve taşınmazların önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğunu ve arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını, kamu orta malı niteliğinde mera, yaylak gibi yerlerden olup olmadığını, komşu parsellerle aralarında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığını, üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, imar-ihya gerektiren yerlerden olmaları halinde imar- ihyaya konu olmaya başladıkları ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir rapor alınması; fen bilirkişisinden, keşfi takibe elverişli, dava konusu taşınmazları komşularıyla birlikte gösterir, kadastro paftası ile toprak tevzi komisyonu paftasını çakıştırmalı şekilde gösteren ayrıntılı rapor ve kroki düzenlemesi istenilmesi; belirtilen şekilde yapılan uygulama sonunda davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 46/1. maddesinde öngörülen edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmek ve önceki bozma ilamı doğrultusunda mera niteliğindeki yerlerde davalı Hazine lehine kazanılmış hak oluşacağı göz önünde bulundurulmak suretiyle, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilere, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "Mahkememizce bozma ilamında belirtilen 177 numaralı tevzi parseline denk gelen alanın tevzi paftasında mera olarak okuduğu, mahalde yapmış olduğumuz keşifte 177 numaralı tevzi parseli içerisinde kalan alanın mahallibilirkişilerine sorulduğu, dava konusu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen kısmının fen bilirkişi raporunda (K1) ile belirtilen alanın davacı taraflarca genişletildiği, dava konusu taşınmazın hem mera parseline denk gelen kısımlarının hem de komşu parseller yönünde genişletildiği beyan edildiği, en yaşlı mahalli bilirkişilerden olan ve aynı köyde ikamet eden 1942 doğumlu .....'ın keşif mahallinde alınan beyanında dava konusu arazinin bulunduğu mevkiyi ......mevki olarak bildiği, sınırlarını tarif ettiği, fen bilirkişisi raporunda (K2) alanı olarak belirtilen yerin davacı taraflara dedeleri olan ...'den kaldığını, mahalli bilirkişinin 1962 yılında askere gittiğini, o tarihten önce muris ... ve çocuklarının dava konusu taşınmazı kullandığını beyan ettiğini, toprak tevziyi iyi bildiğini, işaret ettiği fen bilirkişisince raporunda belirtilen ve bu alanın (K2) harfi ile belirtilen alan olduğunu, bu alanın toprak tevzi geldiği tarihten beridir sınırlarının aynı olduğunu, bu sınırların günümüze kadar geldiğini, ancak (K1) ile belirtilen alanın sonradan dava konusu taşınmaza katıldığını beyan ettiği, dava konusu dava konusu taşınmazın imar ihyaya muhtaç yerlerden olmadığı, bu taşınmazın kendini bildi bileli tarla olarak kullanıldığını, imar ihya yapılmadığını belirttiği, aynı köy mahalli bilirkişilerinin birbiriyle uyumlu beyanlarına göre dava konusu taşınmazın (K1) ile gösterilen alanını tarafların çok uzun yıllardan beridir ekip biçtikleri, kullandıkları, imar ihyaya muhtaç yerlerden olmadığından herhangi bir imar ihya faaliyeti yapılmadığını, gösterilen sınırların sabit ve değişmediğini beyan ettikleri, komşu köy mahalli bilirkişilerinin, dava konusu dava konusu taşınmazı çobanlık yaptıkları için iyi bildiklerini, keşif heyetinin gösterdiği sınırların zeminde sabit olduğu, çok uzun yıllardan beri bu sınırların içerisinde kalan yeri tarla olarak bildikleri, bu yerin kime ait olduğu, kimden kime nasıl intikal ettiğine ilişkin herhangi bir bilgilerinin bulunmadığının beyan edildiği, dava konusu dava konusu taşınmaz toprak tevzi paftasıyla, güncel kadastro paftasının fen bilirkişince çakıştırılarak rapor alındığı, mahalli bilirkişilerin keşif mahallinde işaret ettiği kısmın 177 numaralı tevzi parseli içerisinde kaldığı, bu tevzi parselinin mera parseline denk geldiği anlaşılmış olup, (K1) ile belirtilen alanın meradan açılarak dava konusu taşınmaza katıldığı, hem fen bilirkişi raporuyla hem birbiriyle uyumlu mahalli bilirkişi beyanlarıyla hem de jeodezi ve fotogrametri mühendisince alınan teknik bilirkişi raporunda Harita Genel Müdürlüğü tarafından üretilen 1974, 19 83... tarihli hava fotoğraflarında krokilerde görüldüğü dava konusu 1 01... numaralı parselin kullanım sınırlarının komşu parsellerden ayırt edilebilecek şekilde belirgin olduğu, taşınmazın batı tarafında bulunan (K1) harfi ile gösterilen yer ile (K2) harfi ile gösterilen sınırın ayırt edilebilecek şekilde belirgin olduğu, (K2) ile harfi ile gösterilen alanda toprağı işleyerek tarımsal faaliyet yapıldığı ancak (K1) harfi ile gösterilen alanda herhangi bir tarımsal faaliyet yapılmadığının anlaşıldığı, tüm bunlar gösteriyor ki 177 numaraları tevzi paftası içerisinde kalan kısmın kamu orta malı olan mera niteliğindeki yerlerden olup, bu alanın imar ihya edilerek meradan açıldığı, dava konusu taşınmaza eklenerek bir bütün halde kullanıldığı, mahalli bilirkişi beyanları ve teknik bilirkişi raporlarıyla net olarak belirlendiği, keşif tarihi itibarıyla alınan ziraat bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazın tarımsal faaliyetlerde kullanılan mera parsellerinden eğim, bitki türü ve gelişim durumu farklılığı, toprak yapısı ve özellikleri gibi farklı unsurlar içermesi, komşu taşınmaz parsellerinden toprak işlemeye bağlı olarak iki parsel arasında oluşan doğal sınır (tump olarak tabir edilen) ve toprak işleminin yapılmaması sonucu bitki türü, bitki gelişim durumunun farklılaşması ve doğal bitki örtüsünün oluşması nedeniyle komşu mera parselleri ve diğer parsellerden belirgin şekilde ayrıldığına ilişkin raporun sunulduğu, mera parseli içerisinde kaldığı düşünülen yerin imar ihyadan kaynaklı olarak çok uzun yıllar kullanımından kaynaklı olarak dava konusu taşınmazın diğer kısımlarıyla bütünlük oluşturduğu anak işlemeye bağlı olarak iki parsel arasında oluşan doğal sınır (tump olarak tabir edilen) ve toprak işleminin yapılmaması sonucu bitki türü, bitki gelişim durumunun farklılaşması ve doğal bitki örtüsünün oluşması nedeniyle komşu mera parselleri ve diğer parsellerden belirgin şekilde ayrıldığına ilişkin raporun sunulduğu, mera parseli içerisinde kaldığı düşünülen yerin imar ihyadan kaynaklı olarak çok uzun yıllar kullanımından kaynaklı olarak dava konusu taşınmazın diğer kısımlarıyla bütünlük oluşturduğu ancak mahkeme gözlemince dava konusu taşınmazın eğimin arttığı yerlerde kullanımın olmadığı, eğimin düz ve düze yakın olan yerlerde ise imar ihya edilerek kazanıldığı, tüm bu durumları birlikte değerlendirdiğimizde ziraat bilirkişi heyeti raporunun keşif tarihi itibarıyla meradan açma yapılıp yapılmadığının anlaşılamayacağı için ziraat bilirkişi heyeti raporuna itibar edilmeyerek diğer teknik bilirkişi raporları ile mahalli bilirkişi beyanları hükme esas alınarak karar verildiği, (K2) harfi ile gösterilen alanın 1 83... numaralı tevzi parselleri içerisinde kaldığı, 183 numaralı tevzi parselinin tablendikatif cetvelinde ... ve Müşterekleri adına tespit edildiği, 184 numaralı tevzi parselinin tablendikatif cetvelinde Hazine adına tespit edildiği, (K1) harfi ile gösterilen 177 numaralı tevzi parseli içerisinde kaldığı, tablendikatif cetvelinde Köy Tüzel Kişiliği adına tespit edildiği anlaşıldığı, 184 numaralı tevzi parselince davacı taraf yararına 3402 sayılı Kanun'un 46/1. maddesinde öngörülen edinme koşullarının gerçekleştiği, alınan hava fotoğrafları tevzi tarihinden geriye çok uzun yıllar kullanımın mahalli bilirkişilerince ispat edildiği anlaşıldığından Kadastro Kanunu'nun 46/1 maddesi gereğince fen bilirkişisi .....'nun raporunda belirtilen (K2) alanına ait kısmın edinme koşulları oluştuğu" gerekçesiyle 1 01... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile kadastro bilirkişisi tarafından düzenlenen 28.05.2025 havale tarihli raporunda (2) numaralı krokide (A) harfi ile gösterilen kısmın içerisinde belirtilen (K2) alanının 78.971,06 metrekarelik kısmın bu parselden ifrazı ile aynı adada yeni bir parsel numarası verilmek sureti ile eşit paylarla ..., ..., ..., ... adlarına; (K1) ve yine fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 17.06.2015 havale tarihli raporunda hazırlanan krokide (A) harfi ile gösterilen kısmın içerisinde belirtilen (K1) alanının 21.029,41 m²lik kısmın ifrazı ile aynı adada yeni bir parsel numarası verilmek sureti ile taşınmazın mera vasfıyla sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına, Karayazı Kadastro Mahkemesinin 2011/21 Esas - 2015/31 Karar ve 17.06.2015 tarihli gerekçesi ile kadastro bilirkişisi tarafından düzenlenen 17.06.2015 havale tarihli raporunda hazırlanan krokide (B) harfi ile gösterilen geriye kalan 49.522,10 metrekarelik kısmın aynı ada ve parsel numarası altında tespit gibi tapuya tesciline, karar verilen kısım hakkında bozma kararı bulunmadığından tescil işlemlerinin yapılması için Karayazı Tapu Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar ve müdahiller vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın tamamı üzerinde davacılar ve müdahiller lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinim koşullarının oluştuğunu; ancak Mahkeme değerlendirmesinin hatalı olduğu gibi vekalet ücretine hükmedilmemesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın tamamının Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlardan olduğunu, dava konusu taşınmazın etrafının mera parseli olduğu dolayısıyla davacılar ve müdahiller lehine zilyetlikle taşınmaz edinim koşullarının gerçekleşmediğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacılar ve müdahiller yararına zilyetlikle kazanım şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davacılar ve asli müdahiller vekili ile davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bendine kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Ancak; 3402 sayılı Kanun’un 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermek zorunda olup, hükme esas alınan ve atıfta bulunulan bilirkişi raporunun havale tarihi 04.07.2025 olduğu halde, hüküm fıkrasında havale tarihi olduğu belirtilerek raporun tarihi yazılmış, ayrıca (2-b) bendinde ise rapor tarihinin yılı hatalı yazılmak suretiyle karar verilmiş olması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. V. KARAR Yukarıda (IV.B.1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacılar ve asli müdahiller vekili ile davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Davacılar ve asli müdahiller vekili ile davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (IV.B.2) numaralı bentte yazılı nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (2-a) bendinin birinci satırında yer alan "havale" kelimesinin hükümden çıkartılmasına, hüküm fıkrasının (2-b) bendinin birinci satırında yer alan "2015" tarihinin hükümden çıkartılarak yerine "2025" tarihinin yazılmasına, yine aynı bendin birinci satırında yer alan "havale" kelimesinin hüküm yerinden çıkartılmasına ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacılar ve müdahillere iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.