Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1565 E. 2026/885 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1565
Karar No
2026/885
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1565

KARAR NO: 2026/885

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 08/12/2021

NUMARASI: 2020/173 Esas - 2021/973 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/04/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalılardan ...'ın müteselsil kefaletleri ile davalılardan ... Şti'ne dava dışı ...AŞ tarafından 6.500.000USD bedelli kredi limiti tanımlandığını, dava dışı banka tarafından davalı ...'a tanımlanan işbu kredi limiti çerçevesinde 20/03/2014 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalanarak dava dışı banka tarafından davalı şirkete kredi kullandırıldığını, davacı ile davalılardan ...'ın ise müteselsil kefil sıfatıyla anılan genel kredi sözleşmesine taraf olduklarını, ayrıca bu kredinin teminatı olarak davacının taşınmazının ipotek edildiğini, asıl borçlu ... tarafından kullanılmış olan kredi borcunun dava dışı bankaya geri ödenmemesi üzerine dava dışı banka tarafından ihtarname keşide edildiğini, anılan ihtarnameye rağmen asıl borçlu davalı şirket tarafından kredi borcunun geri ödenmemesi üzerine davacının müteselsil kefil olması nedeniyle toplam 3.453.594,75USD kredi borcunu dava dışı bankaya ödemek zorunda kaldığını, dava dışı banka tarafından kullandırılan kredinin diğer müteselsil kefilinin davalılardan ... olduğu, diğer kefil tarafından bankaya herhangi bir ödeme yapılmamış olduğu ve imzalanmış olan kredi sözleşmesi gereğince tüm kefillerin borcun tamamından sorumlu oldukları dava dışı banka tarafından düzenlenen 23/09/2019 tarihli rücu belgesinde de dekont asılları ile birlikte belirtildiğini, dava dışı banka tarafından borcun geri ödenmemesi üzerine hesap kat ihtarnamesi keşide ettiğini, buna rağmen kredi borcunun kalan kısmının ödenmemesi üzerine müteselsil kefil olan davacının 02/10/2019 tarihinde kredi borcunun kalan kısmı olan 1.016.000USDyi dava dışı bankaya ödemek zorunda kaldığını, benzer şekilde kredinin diğer müteselsil kefilinin davalılardan ... olduğu ve bu kefil tarafından bankaya herhangi bir ödeme yapılmış olduğunun 02/10/2019 tarihli rücu belgesinde belirtildiğini, dava dışı bankaya ödeme yapmak zorunda kalan kefil olan davacının, asıl borçlu ... ile birlikte diğer kefil ...'a halefiyet yolu ile rücu hakkı bulunduğunu, bu kapsamda davacı tarafından asıl borçlu şirket ve müteselsil kefil aleyhine ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak itiraz üzerin takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu beyanla, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik davalılardan 2.234.796USD alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki bankalarca USD mevduat hesabına uygulanacak dönemsel faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, alacağın %20sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takibe geçtiğini, aynı zamanda İstanbul Anadolu 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/729 D.İş sayılı dosyası üzerinden 24/10/2019 tarihli ihtiyati haciz kararını alarak aynı icra dosyası üzerinden tatbik ettiğini, davalıların tüm banka hesapları ve mal varlıkları üzerine haciz konulmasına neden olduğunu, ihtiyati haczin uygulanması ile birlikte takipten haberdar olan davalıların bu haksız, usulsüz ve hukuka aykırı ihtiyati haciz kararı ve takibe itiraz ettiklerini, itiraz üzerine İstanbul Anadolu 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin ihtiyati haciz kararını kaldırdığını, davacı ile davalılardan ...'ın evlendiklerini ve çocukları bulunduğunu, evlilik birliği içinde ... İlçesi ... pafta ... ada ... parselde bulunan ev satın alarak taşınmazın davacı adına kayıtlandığını, davalı ...'ın ise tek ortaklı olarak kurulduğunu, davalı Kozmos ile İng Bank arasında kurulan kredi ilişkisinde sözleşmeyi davacı ve davalı ...'un müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarını, verilen kredinin teminatını oluşturmak üzere ... İlçesi ... pafta ... ada ... parseldeki taşınmaz üzerine banka lehine 28.000.000,00TL bedelle ipotek tesis edildiğini ve davalı ...'a 6.000.000,00USD tutarlı ticari kredi kullandırıldığını, tarafların 26/03/2015 tarihinde anlaşmalı olarak boşandıklarını, davacının davalı şirkete sigortalı olarak girişinin yapıldığını ve 01/10/20187 tarihinde kadar devam ettirildiğini, 6.000.000,00USD'lik kredi tutarına ilişkin olarak toplam 4.469.594,75USD ödeme yapıldığını, böylece kredinin tüm muhataplarının toplam 7.314.619,75USD'lik ödeme yaptığını, kefaletleri kapsamında davacı ve davalı ...'un ayrı ayrı 3.199.797,38USD ödemekle yükümlü olduğunu, davalı ...'un 1.930.000USD ödeme yaptığına göre davalı ...'a yöneltilebilecek rücu miktarının 1.269.797,38USD olduğunu, davanın nitelikli olarak çözümü için kredi için ödenen miktar ve müteselsil kefilin ödeme yapma zorunluluğunun bulunup bulunmadığının denetlenmesi gerektiğini, taraf anlaşmaları gereğince kredi borcunun tamamından davacının sorumlu olduğunu, boşanma aşamasında, boşanmanın mali sonuçlarını konuştuklarını ve müşterek mülkün satılarak satış bedelinin taraflar arasında eşit bölüştürülmesi ve Ing Bank'a olan kredi borcunun bu surette satış aşamasında kapatılması ve bakiye bedelin davalı ...'a ait olması konusunda mutabık kaldıklarını, bu kapsamda boşanma protokolünün İstanbul Anadolu 16.Aile Mahkemesinin 2015/94 esas sırası ile dava açtıklarını ve boşandıklarını, davalılar aleyhine yapılan takibin ve davacının kötü niyetli olduğunu beyanla, davanın reddi ile haksız itirazın iptaline, kötü niyetli takip nedeni ile davacının %20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu tanzim olunan ve mahkememizce de kabul gören bilirkişi raporuna göre, davalı şirket tarafından dava dışı bankadan kullanılan kredilerin geri ödemelerinin aksaması nedeniyle dava dışı banka tarafından davacı ve davalılara ilk olarak 28/03/2017 tarihinde borçların ödenmediği hususunda uyarı ihtarı çekildiği ve akabinde 30/09/2019 tarihinde kat ihtarının tebliğ edildiği, davacı ..., davalı ... ve davalı ... tarafından toplam 7.153.594,75USD miktarında ödeme yapılarak kredi borcunun kapatıldığı ve borcun sıfırlandığı, davacı kefil ...'ün ödediği miktar kadar alacakların haklarına halef olduğu ve ödediği miktarın tamamını davalı asıl borçlu ... Şti'den isteyebileceği, davacı ... tarafından dava dışı şirketin borcu için 4.469.594,75USD ödeme yapmış olup, davalı ... tarafından asıl borçlu şirket için dava dışı bankaya ödenen miktarın 1.930.000USD olduğu, davacı ... ve davalı ... tarafından yapılan ödeme miktarının toplam 6.399.594,75USD olduğu, müteselsil kefiller arasında kendi içlerinde kefalet miktarları ayrı bir sözleşme ile belirlenmediği, bu nedenle yasal düzenleme ve iç ilişkide sorumlu oldukları miktarın %50- %50 oranında olduğu dikkate alındığında, her iki kefilin ayrı ayrı sorumlu olduğu miktarın (6.399.594.75USD / 2= ) 3.199.797,37TL olduğu, davacının kendi sorumluluk miktarını aşan ve davalı kefil ...'a rücu edebileceği miktarın (4.469.594,75USD - 3.199.797,37USD= ) 1.269.794,38USD olduğu, davacının ödediği işbu tutarları davalılardan talep edebileceği, bu doğrultuda başlattığı icra takibine davalıların itirazında haksız oldukları anlaşılmakla, davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile, Davacı tarafından davalı .... Şti hakkında açılan davanın taleple bağlı kalınarak kabulü ile, bu davalı tarafından .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 2.234.796 USD üzerinden devamına, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davalı ... tarafından .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın, 1.269.794,38 USD yönünden iptaline, takip tarihi olan 25/10/2019 tarihinden itibaren kamu bankalarının USD cinsine uyguladıkları en yüksek 1 yıllık vadeli mevduat faizinin uygulanmasına, davalıların hükmedilen miktarla sınırlı sorumlu olmak şartıyla tahsilde mükerrer olmamak üzere müteselsilen sorumlu olduğunun tespitine, davalı ... yönünden kalan kısımlar için davanın reddine, ayrıca alacak belirlenebilir olduğundan davalılar aleyhine İİK 67/2. Maddesi uyarınca hükmedilen alacak bedelinin takip tarihindeki değerinin %20'si oranında olmak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine," karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin ... yönünden davayı kısmen kabul etmesine ilişkin kararın yasa ve hukuka açıkça aykırı olduğunu, tanık beyanı doğrultusunda bahsi geçen kredi taksitinin ödenmesi için davalıya verilmek üzere davacı tarafından bilirkişi raporunda belirtilen tarihlerde ayrı ayrı 600.000-USD ve ....000-USD miktarlarında çekilen paralara ait dekontların yerel mahkemeye sunulduğunu, bu ödemelerin davacı ...’ün kredi ödeme tarihi ile aynı tarih ve birebir aynı miktarda şahsi hesabından çekilen para ile yapıldığını, bu durumun krediye ait ödeme tarihleri ve ödeme tutarları incelendiğinde görüleceğini, bu durumun davalı ... tarafından ödenmiş herhangi bir kredi miktarının olmadığının açık göstergesi olduğunu, davanın ... açısından da kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davalıya ait bir çok gayrimenkul ve menkul bulunduğunu, bunların bir kısmının davalı tarafından muvazaalı olarak üzerinden çıkartıldığını, davalının mahkemeyi yanıltarak kendisine menfaat sağlamaya çalıştığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :

Dava, genel kredi sözleşmesi kaynaklı kredinin kefil tarafından ödenen kısmının kefalet ilişkisine dayanılarak diğer kredi kefilinden ve asıl borçludan sorumlulukları oranında rücuen tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı ve davalılar vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur. Davalıların istinaf başvurusu üzerine ilk derece mahkemesince istinaf harç ve giderlerini yatırmak üzere davalılara bir haftalık kesin süre verildiği, kesin süre içerisinde istinaf harç ve giderleri yatırılmadığından davalıların istinaf talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği görülmektedir. Bu durumda inceleme davacı istinafları yönünden yapılmıştır.

Davacı tarafça davalılar hakkında ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyas ile 25/10/2019 tarihli "diğer" borcun sebebi gösterilerek 4.469.564,75 USD alacağın tahsili istemiyle ilamsız icra takibi yapıldığı, borçluların itirazı üzerine 2.234.796 USD miktar yönünden itirazın iptaline ilişkin eldeki davanın açıldığı görülmektedir.

Davacı ve davalı ...'ın davalı .... Şti'nin ... kullanmış olduğu ticari kredilerine müştereken ve müteselsil kefil oldukları banka ile yapmış oldukları kefalet sözleşmeleri ile tespit edilmiştir.

Asıl borçlunun borcu ödememesi üzerine banka kayıtları ve bilirkişi raporundaki tespitlere göre 754.000,00 USD'si davalı asıl borçlu şirket, 4.469.594,75 USD'si davacı ... ve 1.930.000,00 USD'si davalı ... tarafından ödendiği anlaşılmaktadır.

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 587.maddesi:''Birden çok kişi, aynı borca birlikte kefil oldukları takdirde, her biri kendi payı için adi kefil gibi, diğerlerinin payı için de kefile kefil gibi sorumlu olur.

Borçluyla birlikte veya kendi aralarında müteselsil kefil olarak yükümlülük altına giren kefillerden her biri, borcun tamamından sorumlu olur. Ancak, bir kefil, kendisiyle birlikte daha önce veya aynı zamanda müteselsilen yükümlü bulunan ve Türkiye’de takip edilebilen bütün kefillere karşı takibe girişilmiş olmadıkça, kendi payından fazlasını ödemekten kaçınabilir. Bir kefil, bu hakkı, diğer kefillerin kendi paylarını ödemiş veya ayni güvence sağlamış olmaları durumunda da kullanabilir. Aksine anlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borcu ödeyen kefil, kendi paylarını daha önce ödememiş olmaları ölçüsünde, diğer kefillere karşı rücu hakkına sahiptir. Bu hak, borçluya rücudan önce de kullanılabilir.Alacaklı, kefilin aynı alacak için başka kişilerin de kefil olduğunu veya olacağını varsayarak kefalet ettiğini biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, bu varsayımın sonradan gerçekleşmemesi veya kefillerden birinin alacaklı tarafından kefalet borcundan kurtarılması ya da kefaletinin hükümsüz olduğuna karar verilmesi durumunda kefil, kefalet borcundan kurtulur. Birbirlerinden bağımsız olarak aynı borç için kefil olanlardan her biri, kefalet borcunun tamamından sorumlu olur. Ancak, borcu ödeyen kefil aksine anlaşma olmadıkça, diğerlerine toplam kefalet miktarındaki payı oranında rücu hakkına sahiptir.''

Yine aynı kanunun 167. Maddesine göre de ; "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar.Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir.Borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğer borçlular eşit olarak üstlenmekle yükümlüdürler.'' düzenlemeleri mevcuttur.

Somut olayda: davacı ... ile davalı ...'un evli oldukları, gerçek kişi tarafların davalı şirketin dava dışı bankada kullandığı kredi borcundan TBK 587 nedeniyle müşterek borçlu ve müteselsil kefil durumunda olduklarından, kendi payından fazla ödeme yapan kefilin, diğer birlikte kefile, halefiyet yolu ile rücu hakkı bulunmaktadır. (Yargıtay 11 HD. 2016/13 E. 2016/2004 K, Yargıtay19 HD. 2015/7112 E. 2015/12623 K, 13. H.D. 2015/41682 E- 2017/4162K, sayılı ilamları )

İlk derece mahkemesince dosyaya kazandırılan denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davacının kendi payından fazla kısım için davalı kefilden alacağı belirlenmiş, kefilden fazla ödenen kısım yönünden, davalı asıl borçludan ise ödemenin tamamı talep edilebileceğinden talep edilen miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.

Taraflar karı koca olmakla ilk derece mahkemesince taraf tanıkları dinlenmiştir. Mahkemece tanık beyanları dosya içeriğine uygun olarak değerlendirilmiş ve "davalı tanıklarının beyanlarında davalı şirket tarafından çekilen kredinin taksitlerinin davacı ... tarafından ödeneceği yönünde açık bir beyan bulunmadığı, tanıkların anlatım tarzının bile başlı başına kredi borcunun yükümlülüğünün davalı ...' da olduğunun göstergesi olduğu, davacıyla davalı arasında görülen boşanma davasındaki protokolde evin kapsam dışında bırakıldığı ve düzenlenen protokolde evin satılacağına yönelik herhangi bir hususun yer almadığı, ayrıca evin yarı bedelinin ...'a verileceği hususununda düzenlenmediği, davanın boşanma davası ya da mal rejimi davası olmadığı müteselsil kefil ...tarafından bankaya ödenen borcun asıl borçlu ile diğer müteselsil kefilden rücuen tahsiline yönelik olduğu, bu nedenle davalı tarafın kredi borcunun ...tarafından ödeneceğinin üstlendiği iddiasına değer verilmemiştir" şeklinde değerlendirmede bulunarak hükme esas almamasında isabetsizlik yoktur.

Davacı tarafça davalı ... tarafından yapılan ödemelerin aslında kendilerince yapıldığına yönelik istinafı yönünden yazılı belge ile yapılan ödemelerin aksinin davacı tarafça ispatlanmadığı anlaşılmakla davacının istinaf istemi yerinde görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1565, K. 2026/885, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1565-e-2026-885-k-656d190f7c9e