Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1539 E. 2026/1364 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1539
Karar No
2026/1364
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1539 - 2026/1364 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ)

ESAS NO : 2022/1539 KARAR NO : 2026/1364

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/01/2022 ESAS-KARAR NUMARASI : 2019/145E., 2022/30K.

DAVA : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 18/06/2026 YAZIM TARİHİ : 19/06/2026

Davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Müvekkili şirketin davalı borçlu şirket ile akdedilen sözleşme gereği davalı şirkete güvenlik hizmeti sunulduğunu, sözleşme ile belirlenen güvenlik hizmeti karşılığında borçlu şirkete fatura kesildiğini, bahsi geçen faturaların borçlu şirketin muhasebe defterlerinde kayıtlı bulunduğunu, Ek'te sundukları cari hesap dökümü incelendiğinde 38.757,03 TL icra takibine konu faturaların ödenmediğinin net bir şekilde ortaya çıkacağını ileri sürerek Ankara 26. İcra Müdürlüğünün 2019/526 E. sayılı dosyasıyla başlatılan takibe borçlunun yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına ve davalının takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili özetle: Cari hesap bakiyesinin alacağın nedeni olarak gösterildiğini, müvekkil şirket kayıtlarında davacının herhangi bir alacağının görünmediğini, bu nedenle yapılan takibe itiraz edildiğini, davanın reddi ile davacının % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince "...Taraflar arasında ticari ilişkinin ve tarafların borç ve alacak durumunun tespiti açısından dosya taraf defterlerinin incelenmesi için mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş ve Bilirkişi raporun da özetle, "...Davacı defterlerinin incelenmesinde, davacı tarafça davalıya hitaben, toplamı 72.943,36 TL olan faturaların düzenlendiği, davacı şirket tarafından dava dosyasına ibraz olunan cari hesap ekstresine göre, davacının davalı ile olan ticari münasebetine ilişkin kayıtlara göre, davacının davalıdan 2017 yılından devreden 5.313,67 TL alacağının bulunduğu, 2018 yılı içerisinde davacı tarafça davalıya toplamı 72.943,36 TL olan 12 adet fatura düzenlendiği, yine 2018 yılı içerisinde davalıdan 39.500,00 TL tahsil edildiği, sonuç olarak 2018 yıl sonu itibariyle davacının davalıdan 38.757,03 TL alacağının kaldığı; Davalı şirketin adresine gidilerek 2018 ve 2019 yılı ticari defterleri incelendiğinde, davalı şirketin 2018 ve 2019 yılı ticari/yasal defterlerinin e defter beratlarının süresi içerisinde vergi idaresine onaya sunulduğu ve vergi idaresince onaylandığının görüldüğü, davalının 2018 ve 2019 yılı yevmiye ve kebir defterlerinin davalı lehine delil olma niteliğine haiz oldukları, davalı şirketin ticari defterlerinde, davacı ile olan ticari münasebetin, ... Hesap Kodu ile Satıcılar hesabında izlendiği, davalı şirketin ticari defterlerinde, davacı ile olan ticari münasebete ilişkin kayıtlara göre, davalının davacıya 2017 yılından devreden 5.313,67 TL borcunun bulunduğu, 2018 yılı içerisinde davacı tarafça davalıya toplamı 72.943,36 TL olan 12 adet fatura düzenlendiği, yine 2018 yılı içerisinde davalı tarafından davacıya 41.500,00 TL ödeme yapıldığı, Sonuç olarak 2018 yılsonu (ve takip tarihi) itibariyle davalının davacıya 36.757,03 TL borcunun bulunduğu gözükmektedir. Tarafların kayıtları karşılaştırıldığında, Tablo 1’de belirtilen ve davacı tarafça davalıya hitaben düzenlenmiş olan 12 adet faturanın her iki tarafın defterlerinde de kayıtlı olduğu, 06.12.2018 tarihinde davalı tarafından yapılan 2.000,00 TL’lik ödemenin davalı defterinde kayıtlı olduğu ancak davacı defterinde kayıtlı olmadığı, diğer ödemelerin her iki tarafın defterlerinde de kayıtlı olduğu, Davacı ile davalının defterleri arasındaki 2.000,00 TL’lik bakiye farkının, 06.12.2018 tarihli 2.000,00 TL’lik ödemeden kaynaklandığı, anlaşılmaktadır. 06.12.2018 tarihinde davalı tarafından banka yoluyla yapılan 2.000,00 TL’lik ödemenin davacının defterinde kayıtlı olmaması nedeniyle, takip (15.01.2019) tarihi itibariyle davalının davacıya, davalının defterlerinde kayıtlı olduğu şekliyle 36.757,03 TL borcunun bulunduğu kabul edilmelidir. 6102 sayılı TTK.nun 1530. Maddesinin 4. Fıkrası “(4) Sözleşmede ödeme günü veya süresi belirtilmemişse veya belirtilen süre beşinci fıkraya aykırı ise, borçlu aşağıdaki sürelerin sonunda ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit sayılır ve alacaklı faize hak kazanır: a) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda.….” Şeklindedir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 4. Maddesinde de, ödemelerin ilgili evraklar işverene verildikten sonra her ay banka yoluyla yapılacağı belirtilmiştir. Bu durumda, fatura tarihlerinden itibaren 30 günlük sürenin dolmasıyla, davacının faize hak kazandığı düşünülmektedir.Bu hesaba göre, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan talep edebileceği tutarın, 36.757,03 TL Cari hesap, 596,55 TL İslemiş faiz, 37.353,58 TL Toplam şeklinde olabileceği, takip tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar asıl alacağa yıllık % 9 yasal faiz ve değişen oranlarda faiz hesaplanması icap edeceği anlaşılmaktadır. "şeklinde rapor düzenlendiği anlaşılmaktadır. Tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu ve araflar arasında, 06.01.2017 tarihli sözleşmenin imzalandığı, anılan sözleşmenin 4.1 ve 4.2 maddelerinde, davacı tarafından davalıya verilecek güvenlik hizmetinin 10.01.2017 tarihinde başlayacağı ve 10.01.2018 tarihinde sona ereceği, sözleşmenin 4.3.maddesinde güvenlik hizmeti ücretinin bir personel için aylık 2.400,00 TL + KDV olduğu, 4.7. maddesinde ise sözleşmenin bitiminde fiyat artışları, artış miktarı asgari ücret artış oranından az olmamak üzere, taraflarca karşılıklı olarak işbu sözleşmenin diğer hükümleri baki kalmak kaydı ile ek protokol ile hüküm altına alınarak hizmete devam edileceği şeklinde düzenlemelere yer verildiği, tek sahifeden ibaret olan ek sözleşmede ise, başlangıç ve bitiş tarihlerinin 10.01.2018-10.01.2019 olarak belirtildiği, davacının davalı tarafa düzenlendiği fatulararın her iki taraf defterinde kayıtlı olduğu ve davacı yanca davalıya hizmet verildiğinin kabulü gerektiği, 2.000 TL farkla her iki taraf defterinin birbiri ile uyumlu olduğu, davacı ile davalının defterleri arasındaki 2.000,00 TL’lik bakiye farkının, 06.12.2018 tarihli 2.000,00 TL’lik ödemeden kaynaklandığı, 06.12.2018 tarihinde davalı tarafından banka yoluyla yapılan 2.000,00 TL’lik ödemenin davacı bakiyesinden düşülmesi gerektiği anlaşılmakla, davalı defterlerinde belirtildiği şekilde cari hesap nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olduğu ve taraflar arasındaki sözleşmeye göre, gecikme nedeniyle davacının faize hak kazandığı değerlendirilmekle, bilirkişi raporunda belirtilen hesaba itibarla davanın kısmen kabulüne ve davalı taraf itirazında haksız olmakla, alacak likit olduğundan davacı lehine icra-inkar tazminatına.." karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Müvekkili şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedildiği ancak alacağın likit olmadığı, müvekkili şirketin davacının ödemesi gereken işçilik alacaklarından hukuka aykırı olarak sorumlu tutulduğu nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, cari hesap alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali taleplidir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.b.1 gereğince esastan reddine, 2-) Alınması gereken 2.551,62 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 717,70 TL harcın düşümü ile kalan 1.833,92 TL harcın davalıdan alınıp Hazine'ye gelir kaydına, 3-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 362/1.a gereğince miktar itibari ile kesin olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 18/06/2026

Başkan Üye Üye Katip

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1539, K. 2026/1364, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1539-e-2026-1364-k-a4b0de213e88