Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1722 E. 2026/1414 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1722
- Karar No
- 2026/1414
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1722 - 2026/1414 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (E S A S I İ N C E L E M E D E N K A R A R I N K A L D I R I L M A S I) ESAS NO : 2022/1722 KARAR NO : 2026/1414
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 15/06/2022 ESAS-KARAR NUMARASI : 2020/606 E., 2022/482 K. DAVA : Alacak KARAR TARİHİ : 25/06/2026 YAZIM TARİHİ : 25/06/2026
Davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352 madde uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Taraflar arasında hizmet alım sözleşmeleri düzenlendiğini, davalı bünyesinde çalışan dava dışı işçinin işçilik alacakları için açtığı davalarda verilen kararlar sonucunda müvekkil tarafından ödemeler yapıldığını, bu ödemelerden davalının sorumlu olduğunu, arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığını, öne sürerek 416.306,27.TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili özetle: İhale kapsamında çalışan işçilerin sözleşmelerinin süresinden önce feshedilmesinde müvekkilinin kusuru bulunmadığını, davacı idare tarafından hakediş ve alacakları ödenmeyerek mağdur edildiğini, bu sebeple işçilere yapılan ödemelerin davacı idare tarafından hıfzedilen hak edilişlerden yapılmış olabileceğinin araştırılması gerektiğini, ihalenin feshine kusur veya ihmali bulunmayan davalı şirketin, dava konusu alacaklardan sorumlu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince ".......Taraflar arasında hizmet alımına dair sözleşmeler imzalanmış, bu sözleşmeler çerçevesinde davalı tarafından işçiler çalıştırılmış, işçilerin iş akitlerinin son bulması üzerine davacı tarafından müteselsil sorumluluk kapsamında işçilerin kıdem tazminatları ve işçilik alacakları dava dışı işçilere ödenmiştir. Yargıtay uygulamalarına göre üst işverenin konumundaki idarenin işçilik alacakları nedeniyle sorumluluğuna gidilebilmesi için sözleşmede açıkça üst işverenin sorumlu olduğu yazılması gerekmektedir. Taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmeleri ve ekleri incelenmiş, davacı üst işveren idarenin sorumlu olduğuna dair açık herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Tam aksine davalının sorumlu olduğuna dair hükümler bulunmaktadır. İşçilere ödenen tutarların yerinde olup olmadığı yönünde bilirkişiden rapor da alınmıştır. Bilirkişi raporunda işçilere ödenen tazminat ve işçilik alacaklarının davacının açtığı dava örtüştüğü bilgisi verilmiştir. Bu haliyle davacının davasının kabulü gerekmiş, açık ve ayrıntılı bilirkişi kök ve ek raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne ....." karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Muavin defterlerin incelenmediği, mahkemece beyanlarının dikkate alınmadığı, eksik inceleme sonucunda hatalı karar verildiği, davanın reddine karar verilmesi gerektiği nedenleriyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak taleplidir. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup, bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü göz önüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. Bu durumda İlk derece Mahkemesince, bu ilkeler doğrultusunda mahkemece isabetli olarak davacı ...'nin ödediği güvenlik görevlisi çalışanlarının alacaklarının davalının tam sorumluluğu esas alınarak rücuen tahsiline karar verilmiş ise de davalı şirketin savunmasında ve istinaf başvurusunda muavin defter kayıtlarının incelenmediği, hakediş bakiyelerinden nakit teminatlardan kesintiler yapılarak öncesinde ödendiği, bu durumda mükerrer tahsilata yol açılacağı ileri sürüldüğüne göre mahkemece bu savunmanın doğruluğu bilirkişi marifetiyle incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucunda davanın kabulüne karar verilmesi Dairemizce hatalı bulunmuştur. Bu durumda Dairemizce, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/(1).a.6 madde uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile: HMK 353/1.a.6 madde gereğince, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/06/2022 tarih, 2020/606 E., 2022/482 K. sayılı kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-) Peşin alınan istinaf karar harcının iadesine, 3-) Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından hükümle birlikte değerlendirilmesine, 4-) HMK 359/4 madde gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile 302/5 madde gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; HMK 353/1.a ve 362/1.g maddeler gereğince kesin olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 25/06/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip