Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1480 E. 2026/1141 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1480
- Karar No
- 2026/1141
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1480 Esas
KARAR NO: 2026/1141
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/03/2022
NUMARASI: 2021/4 Esas, 2022/133 Karar
DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 10/09/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı ile arasındaki iki adet sözleşme ve bu sözleşmelerin ifası nedeniyle iki adet faturadan kaynaklı alacaklı olduğunu, davalı hakkında....İcra Müdürlüğü'nün... E sayılı ilamsız takip başlatıldığını, davalının takibe itirazı nedeniyle icra takibinin durduğunu, davalının kötüniyetli davrandığını belirterek davalının icra takibine itirazının iptaline, takibin takip talebinde yazılı şartlarda aynen devamına ve davalı aleyhine alacağın % 20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı tarafa icra takibinde talep edildiği kadar borcu bulunmadığını, alacağın likit olmadığını ve yargılamayı gerektirdiğini, davacı şirketin sözleşme ile üstlendiği işi sözleşmeye uygun olarak yerine getirmediğini, edimini ifa ettiğine dair ispat yükü davacıya ait olup hakediş tutanaklarının yetkilendirilen kişiler tarafından imzalandığını ve sözleşme ile üstlenilen işi yaptığını ispat etmek zorunda olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının müvekkili şirkete fatura edebileceği bir işin varlığının söz konusu olması halinde; mevcut fatura bedeli kadar iş yapılıp yapılmadığı, işin süresinde ve ayıptan ari yapılıp yapılmadığının tespiti ile taraflar arasındaki alacak -borç miktarının bu hususa göre belirlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davalı usulüne uygun ihtarata rağmen ticari defterlerini sunmadığından, davacının usulüne uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtlara itibar edilerek, aralarındaki ticari alışveriş nedeniyle takip tarihi itibariyle davalıdan 46.020,00 TL alacaklı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, takibin aynı şartlarla devamına, itiraz haksız ve alacak likit olduğundan davacı lehine hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkilinin davacıya icra takibinde talep edildiği kadar borcunun bulunmadığını, alacağın likit olmadığını ve yargılamayı gerektirdiğini, davacı şirketin sözleşme ile üstlendiği işi sözleşmeye uygun olarak yerine getirmediğini, davacının edimini ifa ettiğine dair ispat yükü kendisine ait olup hakediş tutanaklarının yetkilendirilen kişiler tarafından imzalandığını ve sözleşme ile üstlenilen işi yaptığını ispat etmek zorunda olduğunu, bu durumun tespiti için yeteri kadar araştırma yapılmadan verilen kararın kabulünün mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının, müvekkili şirkete fatura edebileceği bir işin varlığının söz konusu olması halinde mevcut fatura bedeli kadar iş yapılıp yapılmadığı, işin süresinde ve ayıptan ari yapılıp yapılmadığının tespiti ile taraflar arasındaki alacak -borç miktarının bu hususa göre belirlenmesi gerektiğini, davacının öncelikle müvekkili şirket ile ticari ilişkisini mevcut faturanın verilmesine neden olan işin yapılmış olduğunu, fatura bedeli kadar iş yaptığını, yapılan işin eksiksiz ve tam olarak müvekkili şirkete teslim ettiğini, yükümlülüklerini yerine getirdiğini ispatlaması ve faturayı dayanaklandırması gerektiğini, sonuç olarak müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacının vermediği mal ve yapmadığı işler için haksız yere ücret talep ettiğini, Yargıtay’ın da yerleşik içtihadı uyarınca, tek yanlı olarak düzenlenen faturaların ispat şartını yerine getirmediğini, yeterli inceleme yapılmadan ve hiç bir kanuni gerekçe sunulmadan karar verildiğini belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
.... İcra Müdürlüğünün... esas sayılı takip dosyasında davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusuna karşı toplamda 46.020,00 TL fatura alacağının tahsiline ilişkin başlatılan takipte, davalı takip borçlusunun süresinde itiraz etmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve eldeki davanın İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekili hükmü istinaf etmiştir.
İstinaf konu uyuşmazlık, davacının icra takibine konu faturalar sebebi ile alacağının bulunup bulunmadığı, ilk derece Mahkemesi kararının yerinde olup olmadığına ilişkindir.
İlk derece mahkemesinde alınan bilirkişi raporunda özetle;. davacının incelemeye sunulan ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, defterlerde davalı ile ticari ilişkinin kayıtlı olduğu, davalı şirketin inceleme için ticari defterlerini ibraz etmediği, taraflar arasında imzalanan 09/12/2019 tarihli ve 9/12/2019 tarihli sözleşmelerdeki işlerin davacı tarafından yerine getirildiğine ilişkin ... numaralı ve ...numaralı davacı şirket değerleme raporları bulunduğu, davaya konu icra takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirketten 46.020,00 TL alacaklı bulunduğu belirtilmiştir.
Dosya kapsamından taraflar arasında 09/12/2019 tarihli ve 19/12/2019 tarihli iki adet sözleşme imzalandığı anlaşılmaktadır. Davalının sunulan sözleşmeye karşı bir itirazı bulunmamaktadır. Her iki sözleşmenin 5. maddesinde de sözleşme bedeli açıkça kararlaştırılmış olup, eldeki uyuşmazlıkta davacı, sözleşme kapsamında edimini ifa etmesine rağmen her iki sözleşme bedeli olan ekspertiz rapor bedeli açıklamalı iki faturanın da ödenmediğini iddia etmektedir.O halde davacı sözleşme ile üzerine düşen edimini yerine getirdiğini ve icra takibine konu miktarda alacağının bulunduğunu ispatlamalıdır. Davalı ise davacının sözleşme ile üstlendiği işi sözleşmeye uygun olarak yerine getirmediğini, davacıya borcunun bulunmadığını savunmuştur.
"...Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı HMK’nın 222. maddesinde “ Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır” düzenlemesi yer almaktadır.
Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir
Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir.
Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin diğer tarafın defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK`daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır..." (Yargıtay 6 HD'nin 2023/2249 Esas 2024/4733 Karar sayılı ilamı).
Yukarıda belirttilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde, mahkemece 25/06/2021 tarihli ara kararı ile dosyada bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilerek bilirkişiye HMK 218 hükmü uyarınca yerinde inceleme yetkisi verildiği anlaşılmıştır. Mahkemenin bu ara kararı taraflara tebliğe çıkarılmış ve davalı vekiline 05/07/2021 tarihinde tebliğ edilmiştir. Alınan bilirkişi raporunda, davalı şirketin ticari defterlerinin incelenebilmesi için davalı vekilinin telefon ile arandığını, davalı vekili tarafından davalının ticari defterlerinin inceleme için sunulmayacağı bilgisinin verildiği belirtilmiştir.
Davalı vekili, gerek bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ve gerekçe istinaf aşamasında bunun aksine bir beyan ileri sürmemiştir. Görüleceği üzere, davalı şirket ticari defterlerini bilirkişi incelemesi için sunmadığı için davalının defterleri incelenememiştir. Bu durumda, davalı, defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nun 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir.
Ayrıca bilirkişi raporunda, taraflar arasında imzalanan 09/12/2019 tarihli ve 19/12/2019 tarihli sözleşmelerdeki işlerin davacı tarafından yerine getirildiğine ilişkin ... numaralı ve ...numaralı davacı şirket değerleme raporları bulunduğu belirtilmiştir.
Bu durumda, davacının, sözleşme ile yüklendiği edimini yerine getirdiğinin bilirkişi raporu ile tespit edildiği, yine davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde, davalıdan takip tarihi itibariyle takip ve dava konusu alacağının kayıtlı olduğu, davalının bilirkişi incelemesi için defterlerini sunmadığı, HMK 222/3. maddesi gereğince davalı defterlerini ibraz etmediğinden, davacının usulüne uygun tutulan defterlerinin lehine delil teşkil edeceği anlaşılmış, davacı, taraflar arasındaki sözleşme, bilirkişi raporu ve usulüne uygun tutulan ticari defterleri ile davalıdan takip miktarı kadar alacaklı olduğu hususunu ispat etmiş olup, Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/... Esas, 2022/... Karar sayılı ve .../03/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcın davalı tarafından yatırılan 785,91 TL harçtan mahsubu ile bakiye 53,91 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde bu davalıya İADESİNE,
3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.10.09.2026