Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1451 E. 2026/498 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1451
Karar No
2026/498
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/1451

KARAR NO:2026/498

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:08/03/2022

NUMARASI:2021/657 Esas - 2022/212 Karar

DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)

İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2026

Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili bankanın Avcılar... şubesi ile ... arasında akdedilen kredi sözleşmesine istinaden kredi kullandırıldığını, kredi şartlarına uyulmaması ve borcun zamanında ödenmemesi sebebiyle borçluya ihtarname keşide edildiğini, ihtarda ödeme yapılmadığı takdirde yasal yollara başvurulacağının bildirildiğini, ihtarnamelere rağmen borcun ödenmemesi sebebiyle tarafımızca İstanbul 33.İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyasından takibe geçildiğini, davalının işbu icra dosyasına haksız itiraz üzerine icra takibinin durduğunu belirterek, borçlunun haksız itirazının iptal edilerek icra takibinin devamını, takip tarihinden itibaren asıl alacak üzerinden yıllık ticari reeskont faizi işletilmesini, haksız olarak takibe itiraz eden davalının % 20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı davaya cevap vermemiştir

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "..., dosyadaki deliller çerçevesinde yapılan değerlendirme neticesinde; davacının, davalı ile Üye İşyeri Sözleşmesi imzaladığı, sözleşmenin amacının özetle, kredi kartları aracılığıyla müşterilerden yapılacak tahsilatların davacı Bankanın cihazı ile gerçekleştirilmesi ve buna ilişkin koşullara dair olduğu, davalıya verilen ... ünvanlı POS cihazının 06.01.2018 tarihinde aktifleştirildiği anlaşılmıştır.Davacının, davalıya gönderdiği İhtarname ile üye işyeri sözleşmesinin 3.3.1.1. maddesi kapsamında ödenmeyen 6.500-TL ödeme kaydedici ... harcama itirazı ve satış bedellerinin %33 faizi ile birlikte ödenmesinin talep edildiği görülmüştür. İhtarnamede belirtilen 3.3.1.1. madde “Mal veya hizmeti satın alan kart hamillerinin, herhangi bir süre ile kısıtı olmaksızın söz konusu işlemlere itirazlarını Banka, Üye İşyeri’ne bildirmekle birlikte, aynı anda itiraz söz konusu tutarı Üye İşyeri’nin Banka nezdindeki hesabından alma, hesapta yeterli para olmaması durumunda söz konusu tutarı hesaba borç kaydederek 3.2.8.maddede belirtilen şekilde tahsile yetkilidir.” şeklindedir. Bilirkişi raporuyla; kart hamillerinin üye işyeri bankasına yaptığı itirazların tabi olduğu sürecin; Bankalar Arası Kart Merkezi’nin banka ve işyerlerinin uymakla yükümlü olduğunu belirtilerek yayınladığı, Üye İşyeri Kılavuzunda yer verildiği haliyle, kart hamilinin itiraz etmesi, itirazın işyerinin bankasına iletilmesi, üye işyerinden işlem belgelerinin talep edilmesi, işyerinin bilgi ve belgeleri iletmesi şeklinde geliştiği belirtilmiş. Ancak bu süreç sonunda üye işyeri tarafından belgelerin verilmemesi veya belgelerin yetersiz olması halinde, itiraza uğrayan bedellerden üye işyerlerinin sorumlu tutulacağı anlaşılmıştır.Bu kapsamda toplanan delillerin değerlendirilmesinde; davalıya verilen pos cihazından yapılan 18.08.2018 tarihli 1.500-TL bedelli ve 10.11.2018 tarihli 5.000-TL bedelli kredi kartı tahsilatlarının kart hamillerinin itirazı neticesinde üye işyeri adına açılan hesaba borç olarak kaydedildiği, harcamaların ... ve ... Bank kartları ile gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Davacı söz konusu alacağının varlığını ispatla yükümlü olmakla, itiraz eden kart hamillerinin bankalarının, davacıya ilettiği ... (kart hamilinin itirazının pos cihazı sahibi bankaya iletilmesi) taleplerini gösterir veya itiraza uğrayan bedellerin ilgili banka ve kart hamillerine ödendiği yönünde ispata yarar herhangi bir belgeyi dosyaya sunmamıştır. Bu halde takibe konu alacağın varlığı ispat edilemediğinden davanın reddine " karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı, itiraz eden kart hamillerinin bankalarının, davacıya ilettiği ... (kart hamilinin itirazının POS cihazı sahibi bankaya iletmesi) taleplerini gösterir veya itiraza uğrayan bedellerin ilgili banka ve kart hamillerine ödendiği yönünde belgenin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş olmakla kararın usul ve yasalara aykırı olduğunu, müvekkil bankanın davalı POS cihazı sahibine ... işlemiyle ilgili göndermiş olduğu T.C Bakırköy ...Noterliği'nin 14.01.2021 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamesinin dosyaya sunulmuş olmasına rağmen gerekli inceleme yapılmaksızın ispata yarar herhangi bir belgenin dosyaya sunulmamış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu beyanla Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/03/2022 tarih 2021/657 Esas ve 2022/212 Karar sayılı ilamının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE:Dava, ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, İstanbul 33. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında 6.558,38 TL asıl alacak, 689,77 TL masraf, 856,95 TL faiz alacağı, 42,85 TL BSMV olmak üzere toplam 8.147,95 TL alacağın tahsili istemiyle 17.05.2021 tarihimde ilamsız takip başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Dosya kapsamından davacı banka ile davalı arasında 28.12.2017 tarihinde Üye İşyeri Sözleşmesi imzalandığı,... üye işyeri numarası ile davalıya ... Kiralama ünvanlı POS cihazı verildiği, ... üye işyeri numarası ile ... ünvanlı POS cihazı verildiği anlaşılmaktadır. Bankalararası Kart Merkezi’nin Kartlı Ödeme Sistemleri Kuralları, Üye İşyeri Kılavuzunda belirtildiği üzere uluslararası charge back kurallarında, kart hamilinin işleme itirazı halinde itirazını kart hamili bankasına iletmesi gerektiği, bankanın bu itirazı işyeri bankasına yönlendireceği, üye işyeri bankasının ilgili itirazı üye işyerine sunarak işlem belgelerini talep edeceği, üye işyerinin bankaları aracılığı ile kendilerine ulaştırılan her itirazı incelemek, gerekli araştırmayı yapmak ve bankalarına süresi içinde bilgi ve belge akışını sağlamak ile yükümlü oldukları, üye işyeri bankası tarafından tanınan süre içerisinde geçerli bilgi ve belgelerin iletilmemesi veya gönderilen belgelerin yeterli olmaması halinde itiraz edilen tutarın sorumluluğunun işyerine ait olacağı, gelen belgelerin yeterli olması halinde kart sahibi bankaya iletileceği belirlenmiştir.Somut olayda ön inceleme duruşmasında davacı bankaya müzekkere yazılarak üye işyeri sözleşmesi aslının istenmesine ve dosya kapsamında rapor hazırlanmak üzere dosyanın bankacılık uzmanı bilirkişiye tevdine karar verilmiş, davacı banka tarafından dava dilekçesinde delil olarak dayanılan üye işyeri sözleşmesi celp edildikten sonra dosya bilirkişiye tevdi edilmiş ve alınan bilirkişi raporunda, yurt içinde ... Bankası'ndan kart hamili tarafından 18.8.2018 tarihinde 5.000 TL bedelli araç kiralama işlemi yapıldığı, belirtilen tutarın depozito olup, aracın teslim edilmesine rağmen geri ödenmediği yönünde davacı bankaya bildirimde bulunulduğu, itiraz üzerine davacı bankanın 5.000 TL'yi davalı adına açılan geçici hesaba 08.05.2019 tarihinde borç kaydettiği, yurt dışında ... Bank'tan kart hamili tarafından 10.11.2018 tarihinde 1.500 TL bedelli araç kiralama işlemi yapıldığı, belirtilen tutarın depozito olup, aracın teslim edilmesine rağmen geri ödenmediği yönünde davacı bankaya bildirimde bulunulduğu, itiraz üzerine davacı bankanın 1.500 TL'yi davalı adına açılan geçici hesaba 27.03.2019 tarihinde borç kaydettiği, davacı banka tarafından davalı üye işyerine yapılması gereken ... bilgilendirme ve davalı üye işyerinden dava konusu chargebackle ilgili gerekli evrakları istem yazısının davalıya gönderildiğini gösterir banka bilgi/talep yazısı ve tebligat bilgilerinin davacı banka vekilinden istenmesine rağmen dosyaya sunulmadığı, davacı bankanın ... işlemleri için yapılması gereken süreci tam olarak uygulamadığı, dava konusu ... itirazını davalıya bildirmediği belirtilmiştir. Mahkemece anılan bilirkişi raporu doğrultusunda davacı bankanın, itiraz eden kart hamillerinin bankalarının davacıya ilettiği .../kart hamilinin itirazının pos cihazı sahibi bankaya iletilmesi yönündeki taleplerini gösterir veya itiraza uğrayan bedellerin ilgili banka ve kart hamillerine ödendiği yönünde ispata yarar herhangi bir belgeyi dosyaya sunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.HMK'nın 218/1.maddesine göre mahkemeye getirilmesi zor veya sakıncalı olan belgeler, hâkim veya görevlendireceği bilirkişi tarafından yerinde incelenir ya da bu belgelerin mahkemeye sunulmuş örnekleri asıllarıyla karşılaştırılır.HMK'nın 288.maddesine göre hâkim, uyuşmazlık konusu hakkında bizzat duyu organları yardımıyla bulunduğu yerde veya mahkemede inceleme yaparak bilgi sahibi olmak amacıyla keşif yapılmasına karar verebilir. Hâkim gerektiğinde bilirkişi yardımına başvurur. Keşif kararı, mahkemece, sözlü yargılamaya kadar taraflardan birinin talebi üzerine veya resen alınır.HMK'nın 266.maddesine göre de mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde taraflardan birinin talebi üzerine bilirkişinin görüşünün alınmasına karar verebileceği gibi ihtiyaç duyulduğunda kendiliğinden de bu yola başvurabilecektir.Bilirkişinin özel ve teknik uzmanlığının bulunduğu konuda görüşünü en doğru ve sağlıklı şekilde oluşturması için dava dosyasında konuyla ilgili tüm bilgi ve belgelerin toplanması,dosyanın, bilirkişinin yapacağı teknik değerlendirme ve tahkikat incelemesine hazır hâle gelmiş olması gerekir. Başka bir anlatımla; sağlıklı bir tahkikat yapılabilmesi için kanuna ve amacına uygun şekilde ön inceleme aşamasının tamamlanması gerekir.Somut olayda ... işlemine ilişkin kayıtları ve alacağa esas teşkil eden harcamalara ilişkin belgeleri sunmak üzere davacı bankaya kesin süre verilmemiş olup, hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü ve usul ekonomisi kapsamında davacı tarafça dava dilekçesinde keşif ve bilirkişi deliline dayanıldığı halde somut olayın açıklığa kavuşturulabilmesi için gerekli belgeler toplanmaksızın ve banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapma yetkisi verilmeksizin dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bu durumda öncelikle bilirkişi raporunda eksik olduğu belirtilen belgeleri ibraz etmesi için davacı bankaya kesin süre verilmesi, gerektiğinde resen başvurulabilecek keşif delili kapsamında yerinde inceleme yapma yetkisi verilerek dosyanın bilirkişiye tevdi ile banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak (Yargıtay 11.HD'nin 2022/4646 Esas ve 2024/1151 Karar sayılı kararı) ... kuralları dahilinde harcama itirazlarının süresinde yapılıp yapılmadığı, işlemlere taraf bankalarca ilgili mevzuat kapsamında uygun prosedürlerin uygulanıp uygulanmadığı, davacı bankanın davalıdan harcamaya esas belgeleri talep edip etmediği , davalı tarafından davacı bankaya harcamaya esas tevsik edici belge olarak belge ibraz edilip edilmediği, davalının yükümlülüğünü yerine getirmeyerek davacı bankanın itiraza uğrayan harcama tutarlarını ödemek zorunda kalmasına sebebiyet verip vermediği hususlarında taraf ve yargı denetimine açık bir rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,

2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,

3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi. 12/03/2026

MUHALEFET ŞERHİ:6100 sayılı HMK 119/1-f maddesine göre davacı dava dilekçesinde iddia ettiği vakıaları hangi delille ispat edeceğini bildirmek, davalı da cevap dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaları hangi delille ispatlayacağını aynı yasanın 129/1-e maddesi gereği bildirmek, yazılı yargılama usulünde cevaba cevap ve 2. Cevap dilekçeleri ile de bu dilekçe kapsamındaki delilerini HMK 136/2 ye dayanarak bildirmek durumundadırlar. 139/1-ç hükmünce ön inceleme duruşması için çıkarılacak davetiyede "Davetiyenin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde tarafların dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları, bu hususların verilen süre içinde yerine getirilmemesi hâlinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarına karar verileceği" ihtar edilir. 140/5 maddesinde de "(Değişik:22/7/2020-7251/14 md.) 139 uncu madde uyarınca yapılan ihtara rağmen dilekçelerinde gösterdikleri belgeleri sunmayan veya belgelerin getirtilmesi için gerekli açıklamayı yapmayan tarafın bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilir' hükmü yer almaktadır.Sonradan delil gösterilmesi başlıklı 145 maddesi ' (1) Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir.' düzenlemesini içermektedir. Bu aşamadan sonra kural olarak delil bildirilemez ve sunulamaz. Mahkeme taraflarca getirilen bu delillere bağlı olarak yargılamayı yürütür. Islaha ilişkin hükümler saklıdır. Yine ödeme itirazı, sahtelik iddiası gibi her zaman ileri sürülebilen itirazlara ilişkin deliller bu süreçten sonra sunulabileceği gibi, Re’sen Araştırma İlkesinin uygulandığı davalarda mahkemece her zaman delil bildirilmesi istenebilir. Kanun Koyucu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yargılamaya hakim olan ilkeleri başta tasarruf ilkesi (HMK.md.24) ve taraflarca getirilme ilkesi (HMK.md.25) olmak üzere bir üst başlık altında düzenlerken, re’sen hareket ilkesi Kanun’da açık bir şekilde düzenlenmemiş ve Kanunumuz HMK. md.25 hükmünde “Kanunda öngörülen istisnalar dışında” demek suretiyle re’sen araştırma ilkesini kabul etmiştir. HMK.md.25/2 hükmünde de bu bir kez vurgulanmıştır. Kanun normunun bu fıkrasında da; hâkimin, Kanunla belirtilen durumlar dışında, kendiliğinden delil toplayamayacağı hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla bu düzenlemeden hareket ile hâkim ancak Kanun’un kendisine açık bir şekilde yetki verdiği hallerde somut bir uyuşmazlıkta re’sen hareket ilkesi gereğince dava malzemesini araştırmaya ve delil toplamaya yetkilidir. Yukarıda da ifade ettiğimiz üzere, tasarruf ilkesinin uygulandığı davalarda, hâkim kesin deliller ile bağlı olduğu halde, re’sen araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda hâkim kesin delillerle bağlı değildir. ( Doç. Dr. Seda ÖZMUMCU Türk Hukukunda Yargıtay Kararları Işığında Re’sen Araştırma İlkesi S.D.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi MİHBİR Özel Sayısı sayfa 145) Resen araştırma ilkesinin uygulandığı davalara örnek olarak; nüfus kayıt düzeltme davaları, kadastro davaları, hizmet tespiti davaları, çocuklar hakkında koruma tedbirleri alınmasına TMK 346, çocukların bir aile veya kuruma verilmesi TMK 347, Çekişmesiz yargı işleri (6100 sayılı HMK 385/2) sayılabilir.Hak arama özgürlüğünün tam olarak yerine getirilmesi, iddia ve savunma haklarının fiilen kullanılabilmesini gerektirir. Bu da, davacı ve davalıya ispat hakkı verilmesiyle sağlanabilir. HMK’nın 189/1. maddesine göre; taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir. İspatın konusunu; tarafların üzerinde anlaşamadıkları, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için taraflarca delil gösterilir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190/1. maddesinde, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; ikinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir.İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.Davanın açıldığı 10/08/2021 tarihinde ve yargılama sırasında yürürlükte bulunan HMK’nın “Tarafın belgeyi ibraz etmemesi” başlıklı 220. Maddesi; (1) İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. (2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir. (3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.” hükmünü içermektedir.Eldeki uyuşmazlık 6102 sayılı TTK 4/2 hükmünce 2021 yılında açılmış olup 8.147,95 TL dava değeri dikkate alınarak basit yargılama usulüne tabidir (HMK m. 316/1-a).Basit yargılama usulünde HMK’nın 318. maddesi uyarınca “Taraflar dilekçeleri ile birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek; ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadır” ve yazılı yargılama usulünden farklı olarak iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar (HMK m. 319). HMK ve diğer kanunlarda basit yargılama usulü hakkında hüküm bulunmayan hâllerde, yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır (HMK m. 322/1). Yazılı yargılama usulünde mahkeme ön inceleme duruşmasına daveti sırasında taraflara “Davetiyenin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde tarafların dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları, bu hususların verilen süre içinde yerine getirilmemesi hâlinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarına karar verileceği”ni ihtar eder (HMK’nın 22.07.2020 tarihli, 7251 sayılı Kanun ile değişik 139. maddesinin 1/ç bendi; değişiklik öncesi hâliyle m. 140/5-1. cümlesi). Bu ihtara rağmen dilekçelerinde gösterdikleri belgeleri sunmayan veya belgelerin getirtilmesi için gerekli açıklamayı yapmayan tarafın bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilir (HMK’nın 7251 sayılı Kanun ile değişik 140. maddesi; değişiklik öncesi hâliyle m. 140/5-2. cümlesi). Anılan hükümlerin HMK’nın 322/1. maddesi gereği basit yargılama usulünde de işlerlik kazanacağında tereddüt bulunmamaktadır.Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar (HMK m. 219/1). Sadece taraflar değil HMK’nın 221/1. maddesinin açık hükmüyle mahkemece üçüncü kişi veya kurumun elinde bulunan bir belgenin taraflarca ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu olduğuna karar vermesi hâlinde bu belgenin ibrazı emrinin gereğini yerine getirmek durumundadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu : 2017/(6)3-1542 E. 2021/1474 K. Kararı)

SOMUT UYUŞMAZLIKTA:davacı tarafından İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyasıyla borcun sebebi olarak "asıl alacak, masraf" gösterilerek icra takibi başlatılmıştır. Ödeme emri davalı borçluya tebliğ edilmiş, borçlu tarafından takibe itiraz edilmiş ve takibin durduğu anlaşılmaktadır.Davacı tarafın davalıya gönderidği ihtar içeriğinden üye işyeri sözleşmesinin 3.2.8 maddesi gereği, yapılan harcama itirazları ve satış iptaline ilişkin işlemler nedeniyle davalı borç kaydedildiği, ödenmesini talep edildiği ancak ödenmediği gerekçesiyle ihtar gönderildiği dava konusu alacağın kaynağının üye işyeri sözleşmesine dayandığı ve alacak iddiasının harcama itirazları ile satış iptaline dayandığı anlaşılmakta olup dava dilekçesinde; üye işyeri sözleşmesi, ihtarname, icra dosyası, arabulucu son tutanağı, keşif, bilirkişi incelemesi, tanık ve somut olarak bir şey ifade etmeyen her türlü yasal delil olarak delil bildirilmiştir.Dava dilekçesi ile birlikte ihtarname ve tebliğine ilişkin evrak sureti, davalıya ait; vergi levhası, imza beyannamesi ve kimlik fotokopisini eklemiştir.İlk derece mahkemesince 12 Ağustos 2021 tarihli tensip zaptının yedinci maddesiyle; Davetiyenin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde tarafların dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları, bu hususların verilen süre içinde yerine getirilmemesi halinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarına karar verileceğinin işbu tensip zaptının tebliği ile birlikte İHTARINA,' karar verilmiş tensip zabtı davacı ve davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.Davacı tarafça bu açık ve yasal ihtara rağmen alacağını dayandırdığı, sözleşme veyahut başkaca bir delil dosyaya sunulmamıştır.Mahkemece ön inceleme duruşmasının 2. Numaralı kararı ile "Davanın basit yargılama usulüne tabi olması nedeniyle HMK'nun 318. maddesi uyarınca taraflara delillerini sunmaları ve dilekçelerine eklemedikleri belgeleri eklemeleri konularında yeniden süre verilmesine yer olmadığına,3-İlgili bankaya müzekkere yazılarak üye işyeri sözleşmesi aslının derhal mahkememiz gönderilmesinin istenmesine, 4-Dosyanın talep ve dosya kapsamında rapor hazırlanmak üzere re'sen seçilecek bir bankacılık uzmanı bilirkişiye tevdii edilerek dosya kapsamı itibariyle rapor tanzim edilmesinin istenmesine" karar verilmiştir. Sözleşmenin dosyaya girmesi ile dosya bilirkişiye verilmiş, bilirkişi raporunda dava konusunun ... işleminden kaynaklandığı, ilgili banka vekilinden evraklar istenmesine rağmen sunulmadığı, itirazlı işlemlere ilişkin kart hamillerinin kendi bankasına yaptığı taleplerinin, kart hamili bankaların davacı barkaya yaptığı taleplerinin, davacı bankanın davalıya dava konusu ... işlemlerini iletip evrak talep dilekçesi ve ve PTT gönderim müşteri alındığının sunulmadığı, bu haliyle davacı bankanın davalıya ... itirazını davalı müşterisine bildirmediği, davacı bankanın ... işlemlerini usulün uygun alarak yapmadığı değerlendirmesi yapılmıştır. İlk derece mahkemesince de dosyaya toplanan deliller kapsamında ispatlanmayan davanın reddine karar verilmiştir.Davacı taraf istinaf dilekçesindeki kararın kaldırılmasına dair tek istinaf sebebi; dosyaya Bakırköy... Noterliğinin ihtarnamesinin sunulmuş olmasına rağmen gerekli inceleme yapılmaksızın ispata yarar herhangi bir belgenin dosyaya sunulmamış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini bozmayı gerektirdiğini iddia etmektedir.Yoksa kendilerince alacağın dayanağı olana ... işlemlerinin usulünce yapıldığına dair evrakları sunduklarını, mahkemenin veya bilirkişinin bunları değerlendirilmediğini iddia etmiş değildir.Bu durumda davacı, 6100 sayılı HMK'nın az yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan düzenlemelerine göre süresinde mahkemeye bildirmediği ve elinde olmasına rağmen sunmadığı belgelere, eldeki dava resen araştırma ilkesine bağlı davalardan olmadığından dayanamayacaktır.Mahkemenin usulüne uygun olarak tensip zaptı ile kurduğu ara karar davanın bütün taraflarını bağladığı gibi tensip yapan mahkeme hakimini de bağlar. Mahkemece davacı tarafın dava dilekçesinde dayanmadığı ve elinde olması nedeniyle dava dilekçesi ile birlikte mahkemeye sunulmayan belgelerin; banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak dosyaya girişinin sağlanıp, bunlar üzerinde yaptırılacak inceleme sonucunda alınacak bilirkişi raporunun hükme esas alınması mümkün değildir. Böylesi bir kabul bir yandan yasanın delil bildirme ve delillerin ibrazına ilişkin emredici hükümlerinin ihlal edilmesi anlamına geldiği gibi davalı yararına sağlanan usuli kazanılmış hakkı ihlal eder niteliktedir. Ayrıca davacı tarafın istinaf isteminde banka kayıtları üzerine inceleme yapılması gerektiği, mahkemece eksik inceleme yapıldığı, eksik delil toplandığı yönünde bir istinafı bulunmayıp, istinaf sebebi, dilekçenin 3. Bendi ile; "Sayın mahkemeye, Davacı müvekkil bankanın Davalı POS cihazı sahibine ... işlemiyle ilgili göndermiş olduğu T.C Bakırköy ...Noterliği'nin 14.01.2021 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamesinin dosyaya sunulmuş olmasına rağmen gerekli inceleme yapılmaksızın ispata yarar herhangi bir belgenin dosyaya sunulmamış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olmakla işbu kararın bozulması gerekmektedir." gerekçesine dayanmaktadır. Bu durumda Dairemizin incelemesi sadece bu sebep ve kamu düzenine ilişkin hususlara hasren yapılabilir. Bu durumda ilk derece mahkemesince evrakların sunulması için davacı bankaya süre verilmesi, banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak karar verilmesi gerektiği yönündeki çoğunluk görüşüne katılmayıp, ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerektiği görüşündeyim.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/1451, K. 2026/498, T. 12.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1451-e-2026-498-k-31e028af5b31