Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1768 E. 2026/539 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1768
- Karar No
- 2026/539
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1768
KARAR NO: 2026/539
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/06/2022
NUMARASI: 2020/127 E. - 2022/522 K.
DAVANIN KONUSU: Şirket hisse devrinin tespiti ve tesçili
Taraflar arasındaki limited şirket hisse devrinin tespiti ve tescili talepli davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının dava dışı .... Şti'ndeki tüm hissesini .... Noterliğinin 03.12.2014 tarihli, ... yevmiye numaralı "Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi" ile davacının babası muris ...'edevrettiğini, davacının babası ...'ün 30.05.2019 tarihinde vefat ettiğini, murisin geriye mirasçısı olarak davacının kaldığını, devrin vefattan sonra evrakların düzenlenmesi esnasında tesadüfen bulunduğunu, davacının bu şekilde devirden haberdar olduğunu, noter huzurunda yazılı ve geçerli bir devir sözleşmesi yapılmış ise de bu hususun Ticaret Sicil Müdürlüğünden tescil ve ilanının yapılmadığını, davalının sözleşmeden sonraki prosedür ile tescil ve ilan işlemlerinden suiniyetle imtina ettiğini, murisin uzun süren ciddi sağlık problemleri ile meşgul olduğunu, şirketin kendisine devredilmesi hususunda hukuki süreci başlatamadan vefat ettiğini, davalının murise satarak devrettiği, satış bedelini muristen aldığını noter huzurunda beyan ederek sözleşmeyi imzaladığını, taraflar arasında hisse devrinin gerçekleştiğini, hisselerin miras yoluyla davacıya geçtiğini ileri sürerek, davalıya ait hisselerin davacının murisi ...'e devredildiğinin tespitine, şirket hisselerinin davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin Tasfiye Halinde ........ Şti.'nin yetkilisi ve aynı zamanda tasfiye memuru olduğunu, davacının iddialarının haksız ve dayanaksız olduğunu, yapılan devir işleminin hukuken geçersiz olduğunu, en başından itibaren hüküm doğurmadığını ve şirket ortaklar genel kurulu tarafından kesinlikle kabul görmediğini ve onaylanmadığını, davacının noter aracılığıyla şirket hisse devri sözleşmesine dayanarak müvekkiline sözde ödeme yapıldığını iddia etse de iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu, davacının kötüniyetli olduğunu, iddiaların tamamen soyut ve gerçeğe aykırı olduğunu, söz konusu sözleşmeden kaynaklı olarak müvekkiline ya da yetkilisi olduğu şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, aksine sözleşmede hisse değeri nominal değerler üzerinden gösterildiğini ve maktu şekilde tanzim edildiğini, muris ... tarafından müvekkile vaat edilen herhangi bir ödeme gerçekleşmediğini, bu sebeple ileri sürelen ödemeye açıkça itiraz ettiklerini ve kabul etmediklerini, yapılan bu devir sözleşmesiyle müvekkilinin iyiniyeti açıkça suiistimal edilerek mağdur edildiğini ve şirket dışı bir sözleşme ile firması elinden alınmaya çalışıldığını, sözleşme müvekkil ve şirket ortaklar genel kurulu tarafından kabul edilmediğini, öncesinde ve sonrasında herhangi bir karar alınmadığını, müvekkili tarafından bu yönde bir karara imza atılmadığını, kesinlikle tescil ve ilan edilmediğini, sözleşmenin hukuken geçersiz olduğunu, sözleşme metnindeki nakden ifadesine dayanmış olsa da noter huzurunda yapılan devir sözleşmesinde hisse devir bedelinin nakden ve tamamen alındığına yönelik beyanların hukuki olarak hiçbir değeri bulunmadığını, HMK'nın 200.maddesi çerçevesinde senetle ispatı kuralı gereği davacının bu iddiasının yazı ve geçerli deliller çerçevesinde ispatlaması gerektiğini, davaya dayanak yapılan işbu sözleşme ve devir işleminin, kanuni şartlar sağlanmadığından ve emredici hükümlere aykırı olduğundan hukuken geçersiz ve yok hükmünde olduğunu, şirket ortaklar genel kurulu hisse devir ve temlik sözleşmesine istinaden karar alınması gerektiğini, alınan kararı hisse senedini devreden ortak imzalamalı ve noter tasdikli bir örneğinin Ticaret sicili memurluğuna gerekmekte olduğunu, hisselerin devrine dair sözleşme öncesi veya sonrasında herhangi bir ortaklar genel kurulu kararı alınmadığını, ortaklar genel kurulu onayı alınmadığını, müvekkilinin bu yönde bir imzası veya onayının kesinlikle bulunmadığını ve sözleşmeye bütün ortakların katılmadığının sabit olduğunu, muris Osman Şertürk tarafından şirkete veya ortaklar genel kuruluna herhangi bir başvuru yapmadığını, sözleşme ve devir işleminin geçersiz olduğunu, şirketlerde hisse devir sözleşmesine dayalı davaların TBK'nın 147.maddesinde düzenlenen 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, davacının taleplerin zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, cevap, ibraz edilen deliller ve tüm dosya kapsamı üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak davacının davalıdan alacağı olup olmadığı varsa miktarının belirlenmesi için dosyanın bilirkişi heyetine tevdine karar verildiği, bilirkişiler.... Ticaret Hukuk ABD Dr. Öğr. Üyesi ... ile Yeminli Mali Müşavir .... tarafından sunulan 08/11/2021 tarihli bilirkişi raporu özetle; "Davalı ile muris ... arasındaki .... Şti. Hisselerin devrine ilişkin .... Noterliği 03.12.2014 tarih ... yevmiye nolu Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesinin dava dışı limited şirkete bildirildiği ve dava dışı limited şirket ortaklar genel kurulun söz konusu devre onay verdiği veya onay vermiş sayıldığının (TTK m. 595/2 ve 7) dosya kapsamından tespit edilemediği, davacı tarafın muris ile davalı arasındaki 03.12.2014 tarihli pay devir sözleşmesinin dava dışı limited şirkete bildirildiğini ispatlaması gerektiği, "sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Dava, davalı ...'a ait hisselerin davacının murisi ...'e devredildiğinin tespiti ve şirket hisselerinin davacı mirasçı ... adına tescili istemine ilişkindir.TTK'nun 595. madde hükmü uyarınca, limited şirket pay devrinin geçerli olması için yazılı devir sözleşmesi ve taraf imzalarının noterce onaylanması haricinde pay devrinin şirkete bildirilmesi ve şirket ortaklar genel kurulunun bu devre onay vermesi gerekmektedir. .... Noterliği 03.12.2014 tarih ... yevmiye nolu Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesinin dava dışı .... Şti'ne bildirildiği ve şirketin söz konusu devre onay verdiği veya onay vermiş sayıldığının sunulan delillerle tespit edilmediği, davacının muris ile davalı arasındaki 03.12.2014 tarihli pay devir sözleşmesinin dava dışı limited şirkete bildirildiğini ispat edemediği..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; noter huzurunda yazılı ve geçerli bir devir sözleşmesi yapılmış ise de davalının "tek ortaklı" limited şirket yetkilisi olarak noter huzurunda yapılan devir ve satış sözleşmesinden sonraki prosedür ile tescil ve ilan işlemlerinden suiniyetle imtina ettiğini, murisin uzun süren ciddi sağlık problemleri ile meşgul olmuş, şirketin kendisine devredilmesi hususunda hukuki süreci başlatamadan vefat ettiğini, davalının hangi geçerli gerekçe ile tescilden imtina edildiğini ispatlayamadığını, tescil talep ettikleri şirket uhdesindeki evrakların kendilerince sunulmasının beklenmesinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, itirazlarının karşılanmadığını, bilirkişilerce, çelişkili değerlendirme yapıldığını, cevap dilekçesinde " .. sözleşme öncesinde ve sonrasında herhangi bir karar alınmadığı,.. tescil ve ilan edilmediği" hususlarının ikrar edildiğini, iddiya göre genel kurulca verilmiş bir "kabul " kararı yok ise de red kararı da olmadığını, davalının murise karşı sözleşmenin feshi, geçersizliği, hisse devrinin iptali v.b bir tespit davası da açılmadığını, dosya kapsamında toplanan tüm deliller, iddia ve belgeler değerlendirildiğinde davalının kötü niyetli olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, taraflar arasında geçerli bir hisse devir sözleşmesiyle beraber şirket ortaklar kurulu kararının da olması halinde zaten müvekkilinin dava açmakta hukuki yararının olmayacağını, ilgili belgelerle birlikte sicil müdürlüğüne müracaatı ile tescilin gerçekleştirebileceğini, uyuşmazlığın konusu ve dava açmaktaki hukuki yararının davalının prosedürü tamamlamaktan kötü niyetle imtina etmiş olmas olduğunu, lakin ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın hukuki niteliğinin tahlil edilemediğini, sadece yüzeysel değerlendirme yapan bilirkişi raporunun benimsendiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/15302 E. 2017/2361 K.sayılı kararının emsal olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, davalının dava dışı .... Şti.'ndeki hisselerini davacının murisine devrettiğinin tespiti ile hisse devrinin tescili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün müzekkere cevabı ve Ticaret Sicil Gazetesi'nin internet sayfasından yapılan incelemede; dava dışı .... Şti.'nin ...12.2003 tarihinde kurulduğu, ...10.2013 tarihli ilana göre davalının, hissedar ... ve ... ile yaptığı hisse devir sözleşmeleri ile şirketin (toplam1200 pay kaşılığı 30.000 TL) tüm payını devraldığı, böylelikle davalının dava dışı şirketin tek hissedarı olduğu, ayrıca şirketin 10 yıllığına münferit imza ile yetkili müdürü olarak seçildiği, davalının bu şekilde şirketin tek hissedarı ve münferit yetkili müdürü olduğu, şirketin 10.03.2015 tarihinde tasfiyesine karar verildiği, davalının tasfiye memuru olarak atandığı, ...03.2015 tarihinde tasfiyenin tescil edildiği, 22.08.2024 tarihli TSG'nin .... sayılı ilanına göre 08.08.2024 tarihli genel kurul kararının tescil edilerek şirketin sicil kaydının terkin edildiği anlaşılmaktadır. İstanbul Anadolu 16. Sulh Hukuk Mahkemesinin 08.07.2019 tarihli ve 2019/585 Esas, 2019/574 Karar sayılı veraset ilamına göre; davacının babası ...'ün 30.05.2019 tarihinde vefat ettiği, diğer iki mirasçısının mirası reddettiği, tek mirasçı olarak davacının kaldığı anlaşılmaktadır. .... Noterliğinin 03.12.2014 tarihli, ... yevmiye numaralı "Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi" başlıklı sözleşme ile davalının şirketteki 30.000 TL değerindeki payını davacının babası muris ...'e devrettiği görülmektedir. Somut olayda, davacı davada murisinin hisse devir sözleşmesi ile hisseyi devraldığının tespiti ve mirasçısı olarak hisselerin kendisinin adına tesciline ilişkin talebi yönünden sadece hisse devreden davalıyı taraf olarak göstermiş, şirkete husumet yöneltmemiştir. Bu durumda davacının murisinin hisseyi devraldığı davalı yanında şirkete karşı dava açılması için davacıya süre verilmesi, dava açıldığı takdirde her iki davanın birleştirilerek işlem yapılması gerekmekle birlikte da dışı şirket tek ortaklı olup davalı adına kayıtlı iken tüm hisseler davacının murisine noterde devredilmiştir. Bu durumda eldeki davanın dava dışı şirkete yöneltilmesinin sonuca bir etkisi olmadığı anlaşıldığından bu husus eksiklik olarak nitelendirilmemiştir. TTK'nın 595. maddesi hükmü ile limited şirkette pay devrinin geçerliliği ve şirkete karşı hüküm ifade edebilmesi için, pay devrinin imzası noterce onaylı sözleşme ile yapılması haricinde ayrıca şirkete başvuru ve bunun sonucunda ortaklar genel kurulunca onaylanması şarttır. Şirket pay devrinin geçerliliği ortaklar genel kurulu kararı alınmasına bağlı olup, pay devri için şirkete başvuru yapıldıktan itibaren içerisinde üç ay içerisinde reddedilmediği takdirde, şirketin devir işlemine onay verdiği kabul edilebilecektir. Ancak mahkemece, dava dışı şirketin esas sözleşmesinde pay devrine ilişkin kısıtlayıcı bir hüküm bulunup bulunmadığı hususunda araştırma yapılmadığı gibi dava dışı şirketin tek ortaklı limited şirket olduğu da nazara alınmadan karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Öte yandan, yukarıda belirtildiği üzere, 08.08.2024 tarihli genel kurul kararının tescil edilerek şirketin mahkemenin karar tarihinden sonra terkin edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, hisselerinin devri dava konusu olan dava dışı şirketin ihyası için davacıya süre verilmesi, ihyası sağlandıktan sonra esas hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir. Kararın bu nedenle de kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR :Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,
2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,
4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,
5-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;
HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.03.2026