Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1764 E. 2026/537 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1764
Karar No
2026/537
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1764

KARAR NO: 2026/537

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 22/06/2022

NUMARASI: 2021/281 E. - 2022/515 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari satım ve bonodan kaynaklanan)

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine davalı tarafından.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, müvekkili ...'nun diğer müvekkili ....'nin yetkilisi ve imza sahibi olduğunu, davacı şirketin gıda pazarlama işi yaptığını, müvekkilleri ile davalı arasında mal alım satımından kaynaklı alacak ve borç ilişkisi doğduğunu, müvekkilin aldığı mallar karşılığı müvekkillerince davalıya, takip konusu yapılan 11.04.2018 düzenleme ve 16.04.2018 vade tarihli, 400.000,00 TL bedelli senedi teminat senedi olarak verildiğini, müvekkillerinin senedin vade tarihi olan 16.04.2018 tarihinden yaklaşık 2 hafta sonra 30.04.2018 tarihinden itibaren senet bedelini parça parça 07.02.2019 tarihine kadar ödediğini, dekontların bulunduğunu, faizi ile birlikte ödendiğini, ancak davalının söz konusu davaya konu icra takibine dayanak yaptığı bedeli ödenmiş senedi müvekkillerine teslim etmek yerine söz konusu senede nakten kaydını şerh düşerek müvekkilleri hakkında haksız ve mesnetsiz olarak müvekkillerinin senetin borcunu bitirdiği 07.02.2019 tarihinden bir kaç gün sonra icra takibine giriştiğini, takip konusu senedin teminat senedi olduğunu, faizi ile birlikte ödendiğinden bedelsizd olduğunu, senedin davalı yanın sonradan doldurduğu gibi nakten değil malen alındığını, keza müvekkilleri ile davalı yan arasında başkaca herhangi bir alacak, fatura, cari hesap ve sair ilişki bulunmadığını, ancak davalı tarafından bedelsiz senet teslim edilmek yerine davaya konu icra takibi yapılması üzerine eldeki menfi tespit davasını açılması gerektiğini, tüm ödemelerin davalıya senet karşılığı yapıldığını ileri sürerek, .... İcra Müdürlüğün ... Esas sayılı takibin tedbiren durdurulmasına, devamında müvekkilleri yönünden borçlu olunmadığının tespitine, kötüniyetli olduğu aşikar olan davalı tarafın alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; sunulan bir takım dekontlarda açıklama olmadığını, bir takım dekontlarda soğan parası olarak açıklama bulunduğunu, takibe ve davaya konu bonoya ilişkin açıkça bir ibare olmadığını, yapılan ödemelerin bu bonoya ilişkin olduğuna dair açık bir beyan içermediğini, HGK'nın 14.03.2001 tarihli, 2001/12-233 ve 20.6.2001 tarih 2001/12-496 sayılı kararlarında da benimsendiği üzere dayanak belgenin hangi ilişkinin teminatı olduğunun yazılı belge ile kanıtlanması gerektiğini, İİK'nın 169/a maddesi uyarınca, belgede, takip dayanağı senede açıkça atıf yapılması zorunlu olup, açıkça atıf yapıldığının kabulü için senedin, vade ve tanzim tarihleriyle miktarlarının belirtilmesi gerektiğini, borçlunun ödeme belgesi olarak sunduğu banka havalesinde, ödemenin tarih ve bedeli belirtilerek takip konusu bonoya mahsuben yapıldığı yönünde bir açıklama bulunmadığını, Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 2015/13830 Esas, 2015/25321 Karar sayılı kararının da bu yönde olduğunu, borçlu davacı şirketin kötü niyetli olup icra dairesince yapılan borçlu şirkete ait taşınmazın satışına karşı ihalenin feshi davası yoluna gittiğini, İstanbul ... İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/451 Esas sayılı dosyasında mahkemece davanın reddine karar verilmesi sonucunda huzurdaki davayı ikame ettiğini, davacı borçlu şirketin bono bedeline ilişkin bir itirazı olmayıp imzasına da bir itirazı bulunmadığını savunarak, davanın reddine ve %20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafça davacı aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile 16.04.2018 vade tarihli, 400.000,00 TL bedelli senetten kaynaklı olarak kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığı ve davacı tarafça icra takibinden dolayı borçlu olunmadığı iddiasıyla iş bu davanın açılmış olduğu; her ne kadar davacı tarafça senedin teminat senedi olarak verildiği iddia edilmişse de senedin teminat senedi olduğunun yazılı delil ile ispat edilemediği; dava konusu senedin davacı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı; davacı tarafça davalı yana yapılan ödemelerin "soğan parası " açıklamasıyla gönderilmiş olduğu; bu ödemelerin dava konusu senede ilişkin olarak yapıldığının da davacı tarafça ispat edilemediği, senedin sebepten mücerret bir ödeme araca niteliğinde olduğu ve davacı tarafça senet bedelinin ödendiğinin ve borçlu olunmadığının yazılı delil ile yada başkaca deliller ile ispat edilemediği; davacı tarafın dava dilekçesinde açıkca yemin deliline de dayanmadığı anlaşılmakla ispat edilemeyen davanın reddine, davalı tarafın ise koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair aşagıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesiyle, davanın reddine, koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine davalı tarafından kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, müvekkili ... diğer müvekkili şirketin yetkilisi ve imza sahibi olduğunu, senedin teminat senedi olduğunu, bedelinin de ödendiğini, senet üzerindeki yazıların müvekkiline ait olmayıp tamamen daha sonra doldurulduğunu, mahkeme de bu hususu dile getirilmesine rağmen mahkemece bunun dikkate alınmadığını, takibe dayanak yapılan senet teminat senedi olup, dosya nezdinde bulunan dekontlardan görüleceği üzere bedeli faizi ile birlikte ödendiğini, taraflar arasında başkaca bir ticari ilişki bulunmadığını, dosyada sunulu tüm ödemelerin davalıya senet karşılığı yapıldığını, ilişkinin tamamen aydınlanması için davalı yanın isticvap edilmesi talep edilmesine rağmen mahkeme tarafından bu taleplerinin reddedildiğini, müvekkili aleyhine ikame olunan.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı kambiyo senetlerine özgü icra takibine dayanak senet bedelinin müvekkili tarafından keşide tarihi ve takip tarihi aralığında tamamen ödendiğini, bu sebeple müvekkillerinin borçlu olunmadığının tespitine, karar verilmesi gerektiğini, dosyanın devam etmesi halinde müvekkili için telafisi imkansız zararlar doğacağını, bu nedenle icra dosyasının öncelikle teminatsız, aksi kanaatte ise de Dairemizce belirlenecek teminat oranında durdurulmasına karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı yanın kötü niyetli olduğunu, dava dilekçesinde davacı olarak şirketin yanında ...'nu yazdığını, buna rağmen Uyap üzerinden açarken diğer davacı ... bilerek eklemediği gibi dava dilekçesinde dava değerini de bildirmediğini, mahkeme kararının harç ve vekalet ücreti yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkeme tarafından menfi tespit davasında davacı yandan maktu harç alınması ve davalıya maktu vekalet ücreti hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, menfi tespit davalarında dava açılırken nispi harç alınması ve karşı vekalet ücretinin de nispi şekilde hükmedilmesi gerektiğini, davacının kötü niyetli olarak dava değerini dava dilekçesinde belirtmediğini, ancak dava dilekçesi incelendiğinde takibe konu bononun bedelinin 400.00 TL olduğunu, davacıların 400.000 TL bono bedeline ilişkin ödeme iddiası olduğunu, bonodan borçlu olmadıklarının tespitini talep ettiklerinin açıkça anlaşılacak olduğunu, yerel mahkemenin reesen bu durumu göz önüne almaması, davacılara harçları tamamlatmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacıların kötü niyetli olduklarından dava dilekçesinde diğer davacı ... bildirildiği halde Uyap üzerinden açarken bildirilmediği dava değerini dava dilekçesinde kasıtlı olarak belirtilmediğini, Uyap üzerinden dava değeri olarak 1000 TL göstermelerinin ancak dilekçelerinde bono bedeli olan 400.000 TL'ye ilişkin borçlarının olmadığını iddia etmelerinden anlaşıldığını, bu sebeple davacılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken yerel mahkemece yalnızca takibin tedbiren durulmasına şartı ile red kararı vermesinin hakkaniyet ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davalının 2019'dan beri alacağını tahsil etmeye çalıştığını, davacılar tarafından, haksız yere mağdur edildiğini, davacılar aleyhine ayrıca yine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kötüniyet tazminatı, harç ve vekalet ücreti yönünden düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, ticari satım kapsamında verilen bono bedelinin ödendiği iddiasıyla, İİK'nın 72. maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili ve davalı vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Davaya konu.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; kambiyo senetlerine mahsus takipte takip alacaklısı nın davalı ... olduğu, borçlusunun davacı ... ile ....olduğu, 11.04.2018 düzenleme, 16.04.2018 vade tarihli, 400.000 TL bedelli bonoya dayalı olarak başlatıldığı, asıl alacak 400.000 TL, işlemiş faiz 57.850,00 TL ile 1.200,00 TL bono komisyonu olmak üzere toplam 459.050,00 TL alacak talep edildiği anlaşılmıştır.Takip konusu senedin incelenmesi; 11.04.2018 düzenleme, 16.04.2018 vade tarihli, 400.000 TL bedelli olduğu, keşidecisinin davacı ....olduğu, ayrıca ödeyecek kısmında ...'nun adının ve imzasının yer aldığı, ''nakten'' kaydının bulunduğu görülmüştür. Davacılar vekili dava dilekçesinde; .... İcra Müdürlüğün ... Esas sayılı takibin tedbiren durdurulmasına, devamında müvekkilleri yönünden borçlu olunmadığının tespitine, davalı tarafın alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Her ne kadar mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, eksik inceleme ile karar verildiği görülmektedir. Şöyle ki; Dava dilekçesinin incelenmesinde; davacı olarak ''...'' ile ''....'ne yer verildiği, her iki davacı yönünden menfi tespit isteminde bulunulduğu, fakat tevzi formunda sadece davacı şirketin adına yer verildiği, mahkemece tensip zaptının sadece davacı şirket yönünden düzenlendiği, aşamalarda davacı vekilince verilen beyan dilekçelerinde her iki davacı ismine yer verildiği, ancak davacı veklinin davacı gerçek kişi adına verilmiş vekaletnamesine dosya kapsamında rastlanmadığı, mahkemece sadece davacı şirket hakkında inceleme yapılarak istinafa konu kararın verildiği, diğer davalı hakkında hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.Bu tespit ve bilgilere göre eldeki davanın, davacı şirket ile birlikte ... tarafından açıldığı, nitekim dava dilekçesinde bu şekilde iki davacının yer aldığı, takibin de bu iki davacı aleyhine başlatıldığı, beyan dilekçelerinin her iki davacı adına vekilce sunulduğu gibi istinaf dilekçesinin de bu bu gerek kişi davacı adına sunulduğu anlaşıldığından mahkemece, davacı ... yönünden vekilinin vekaletnamesini sunması sağlanıp, bu davacı hakkında hüküm tesis edilmesi için ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir. Öte yandan, dava, menfi tespit istemine ilişkin olup, davacı vekili, davalı tarafından....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, takibin dayanağı senedin 400.0000 TL olduğunu, senedin teminat senedi olduğunu, ödendiğini ileri sürerek, netice-i talep kısmında takibin tedbiren durdurulmasına, devamında müvekkilleri yönünden borçlu olunmadığının tespitine, davalı tarafın alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiş, dava dilekçesinin konu ksımında, ''....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı kambiyo senetlerine özgü haciz yolu dosyasında borçlu olmadığımızın tespitini içerir menfi tespit dava dilekçemizin arzından ibarettir.'' yazılmış, dava dilekçesinde harca esas dava değeri gösterilmemiş, tevzi formund ise dava değeri 1.000,00 TL olarak gösterilmiş ve bu miktar üzerinden harç yatırılmıştır.Bu tespitlere göre; dava kısmen borçlu olunmadığı yolunda bir talebe dayalı olmadığı gibi senet bedeli ve takip tutarı belli olup, davacılar takip konusu senet ve takip bakımından menfi tespit isteminde bulunmuşlardır. Bu yönde bir talep içeren menfi tespit davasının kısmi dava olarak açılması mümkün değildir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2.03.2022 tarihli ve 2020/8479 Esas, 2022/1413 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 07.03.2013 tarihli ve 2013/150 Esas, 4282 Karar sayılı kararı, 06.06.2017 tarihli ve 2016/7775 Esas, 2017/4600 Karar sayılı kararı). Bu durumda somut olayda, dava değeri takip tutarı olan 459.050,00 TL'dir.Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanununun 30. maddesi gereğince yargılama sırasında tespit edilen dava değerinin dava dilekçesinde belirtilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnızca o celse için yargılamaya devam edilerek müteakip celseye kadar noksan değer üzerinden harcın ikmali için davacıya süre verilmesi, bu süre zarfında da bakiye harcın yatırılmaması halinde de, HMK'nın 150. maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılması, anılan maddede geçen süre zarfında harç ikmal edilmek suretiyle dava yenilenmediği takdirde ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekir. Bu durumda, eksik peşin harç ikmal edilmeden yargılamaya devam edilmesi yerinde olmamıştır. Mahkemece, eksik harcın yatırılması için Harçlar Kanunu’nun 30 ve 32. maddeleri uyarınca davacı yana süre verilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik harç tamamlatılmadan işin esasına girilip yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.Bu durumda mahkemece, davacı ... yönünden davacı vekilinin vekaletnamesini sunması sağlandıktan sonra dava değeri olan 459.050,00 TL üzerinde eksik nispi harcın tamamlatılmasına ilişkin yukarıdaki sürecin işletilerek sonucuna göre tüm davacılar hakkında bir karar verilmesi için kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR :Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,

2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine,

4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,

5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;

HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.03.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/1764, K. 2026/537, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1764-e-2026-537-k-873c3f247db9