Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1735 E. 2026/534 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1735
- Karar No
- 2026/534
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1735
KARAR NO: 2026/534
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/06/2022
NUMARASI: 2020/54 E. - 2022/581 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Taşıma ve antrepo hizmetinden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının, davalının yurt dışından getirtmiş olduğu bir kısım emtianın nakliye ve antrepo işlemlerini yerine getirdiğini, ancak davalya ait olan malların antrepoda uzun süre bekletilip teslim alınmadığını, bunun üzerine davalının gümrük işlemlerini yerine getiren firma ile yazışmalar yapılarak malların çekilmesi veya mahrecine iadesi işlemlerinin yapılmasının müteaddit kereler talep edilmesine rağmen malların antrepodan alınmadığını, davacı tarafından tasfiye işlemlerine başlandığını, tasfiye tebligatı yapılarak yasal süresi beklendiğini, davalının mail yoluyla tekrar bilgilendirilerek tasfiye işlemi yapıldığını, tebligat ve posta alındısını sunduklarını, tasfiye süreci sonunda masrafların beyan sahibi firma olan davalıya rücu edildiğini, davacının tasfiye işlemini yaptığında borçlu şirkete yükleme, boşaltma ücreti, teminat kullanım bedeli, ardiye ücreti, teminatlı nakliye, tasfiye işlem bedeli, pul kayıt içeren fatura kestiğini, bu faturaları davalının iade ettiğini, davacının vermiş olduğu hizmetin gümrük gözetimi altında, gümrük mevzuatı, yönetmelik ve genelgeleri doğrultusunda yapılması zorunlu bir hizmet olduğunu, bu bağlamda davalının işlemlerinin, tasfiye mevzuatı çerçevesinde Gümrükler Genel Müdürlüğünün 2010/41 sayılı Genelgesine uygun olarak yürütülmesi gerektiğini, davacının Genelgeye uygun olarak işlemleri yerine getirdiğini, fatura tutarı kadar davalıdan alacaklı olduğunu, bu alacağının tahsili için ..... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, takibe itirazının haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının icra takibine konu etmiş olduğu bedeli tek taraflı olarak herhangi bir anlaşma olmaksızın ve davalının denetimine elverişli olmayan bir hesaplama ile belirlediğini, davacının yalnızca fatura düzenlemiş olmasının alacaklı olduğu anlamına gelmediğini, faturanın bu sebeple davacıya iade edildiğini, Ticaret Bakanlığı Tasfiye Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan hizmet tarifesine göre de davacının fazla bedel talep ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava; davalıya verilen nakliye ve antrepo hizmetinden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/1619 esas, 2020/82 karar sayılı ilamında; "Gümrük Kanunu'nun 101 . maddesi gereğince emtianın antrepo rejimi altında kalış süresi sınırsız olmakla beraber gümrük idarelerince gerek görülen hallerde, eşyaya gümrükçe onaylanmış yeni bir işlem veya kullanım tayin edilmesi amacıyla yeni bir süre belirleyebileceği düzenlenmiştir. Diğer taraftan Gümrük Yönetmeliğinin 346 maddesinin 3. fıkrasında Müşteşarlığın eşyanın antrepoda kalabileceği süre konusunda belirleme yetkisi olduğu ayrıca beşinci fıkrada, antrepoda bulunan eşya için bir süre tayin edilmişse bu sürede kaldırılmayan eşyanın Gümrük Kanununun 177'nci maddesinin (g) bendi uyarınca tasfiye edileceği düzenlenmiştir. Bu kanuni düzenlemelere dayalı olarak Gümrük Müşteşarlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü tarafından 13.08.2010 tarihinde yayımlanan 2010/41 sayılı Antrepolarda Uzun Süre Bekleyen Eşyalara İlişkin Genelge ile antrepolarda uzun süre bekleyen emtialara ilişkin uygulanacak hükümler getirmiştir. Söz konusu genelgede 6 ayı aşan süreyle gümrük gözetimi ve genel denetimi altında olan genel antrepolarda bulunan ancak sahipleri tarafından işlemleri takip edilmeyen eşyaya yeni bir gümrükçe onaylanmış işlem veya kullanıma tabi tutulması amacıyla antrepo işleticisi tarafından sahibine tebligatta bulunma ve gümrük idarelerine bildirimde bulunma yükümlülüğü getirilmiştir." denmektedir.İş bu yargıtay ilamı ve kanun maddesi somut olayda değerlendirildiğinde; Davacı antrepo işleticisinin, sahibi tarafından alınmayan emtiaya ilişkin olarak durumu gümrük idaresine bildirim yükümlülüğü ve bu tür emtiayaya ilişkin tasfiye işlemleri başlatma ödevi bulunduğu hususu göz önünde bulundurularak ve ayrıca 25.06.2013 tarihli Tasfiye Yönetmeliğinin 30. maddesindeki düzenlemeler gereğince de tasfiye işlemleri nedeniyle eşyanın antrepoda kalacağı süreler ve davacı antrepo sahibinin BK'nın 98/2. maddesi delaleti ile BK'nın 44. maddesi gereğince hakettiği ücretten bir indirim yapılması gerekip gerekmediği hususları mahkememizce değerlendirilmiştir.Mevcut olayımızda bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere; davacı tarafın konu genelge usullerini başlatması gereken tarihin 06.08.2017 itibariyle + 6 ay eklendiğinde 06.02.2018 olduğu ancak, davacı yanın çıkardığı ilgili tebligatı davalı yanın 11.07.2018 tarihinde tebliğ aldığı anlaşılmıştır.. Ancak buradaki kıstas ilgili tebligatta 5 ay gibi bir gecikme bulunsa da, tebligat öncesinde taraflar arasındaki e-mail yazışmalarına bakıldığında, eşya sahibi davalının eşyasından haberdar olduğu, eşyasını çekeceği hakkında yazışmalar yaptığı anlaşılmakla, davacının emtianın tasfiyesinin gerekip gerekmediği yönünde birden fazla mail atarak girişimde bulunduğu, uzun süre sessiz kalmadığı, BK’nın 98/2. maddesinin dalaletiyle 44. maddesi gereğince zararın artmasına sebebiyet vermediği kanaatine varılmıştır. Davalı tarafın ardiye ücretinden sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır.Yine hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre; davaya konu edilen eşya tasfiyelik hale gelmekle TTB nin düzenlendiği 17.09.2018 tarihi itibariyle Devlet malı haline geldiğinden, eşya üzerinde hak ve tasarruf sahipliği kalmayan davalı.... .. Şti. firmasından icra takibine konu edilen faturadaki ardiye ücreti dışındaki ödentilerin talep edilemeyeceği, eşya hakkında varsa ödenmesi gereken bir ücret, bu üret eşyanın satışıyla hak sahiplerine Tasfiye döner sermaye işletmesi tarafından ödendiği, bu durumda davacı Mars’ın davaya konu ettiği faturada kalemlerinden “ardiye ücreti haricindeki” ödentileri davalıdan talep etmesi mümkün görünmediği belirtildiğinden davacı tarafın ardiye ücreti haricindeki diğer taleplerinin reddine karar verilerek davanın kısmen kabulü ile.... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 8.813,67TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Alacağın likit ve hesaplanabilir olması, davalının itirazında haksız olduğu kanaatine varıldığından, İİK 67/2 maddesi uyarınca 8.813,67TL'sının %20 si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 8.813,67TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 8.813,67 TL'nin %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; faturalarda alacak kalemlerinin tek tek sayıldığını, davacının talebinin kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığını, Gümrük İdaresinden tanzim olunan 06.08.2017 tarihinden devlet malı hâline geldiği 17.09.2018 tarihine kadarki sorumluluk olduğunu, davanın ardiye ücreti dışındaki bedeller yönünden de kabulü gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yalnızca fatura düzenlenmesinin davacı şirketi alacaklı konumuna getirmemekle birlikte ilgili faturanın davalı yanca davacıya iade edildiğini, alacaklı görünen yanın icra takibine konu etmiş olduğu bedeli tek taraflı olarak herhangi bir anlaşma olmaksızın ve müvekkilinin de denetimine elverişli olmayan bir hesaplama ile yaptığını, müvekkilin onayı ve rızası alınmadığını, işbu sebeplerle davalının ilgili fatura ile borçlandığı iddiasının gerçeklikten uzak olduğunu, davalının davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının genelge usullerini başlatması gereken tarihe itibar etmediğini, davacı tarafın, genelge usullerini 06.08.2017 tarihinden 6 ay sonra, 06.02.2018 tarihinde başlatması gerekmekte iken bu süreye uymadığını, davacı şirketin tek yanlı fatura hazırlamasının davalıyı borçlu hale de getirmeyeceğini, davanın kısmen kabulü kararının hukuka aykırı mahiyette olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tümüyle reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, davalıya verilen nakliye ve antrepo hizmet ücretinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla girişilen ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; davacının, davalının yurt dışından getirtmiş olduğu bir kısım emtianın nakliye ve antrepo işlemlerini yerine getirdiğini, ancak davalıya ait olan malların antrepoda uzun süre bekletilip teslim alınmadığını, malların çekilmesi veya mahrecine iadesi işlemlerinin yapılmasının talep edilmesine rağmen bunun yerine getirilmediğini, bu sebeple tasfiye işlemlerine başlandığını, davacının, yükleme, boşaltma ücreti, teminat kullanım bedeli, ardiye ücreti, teminatlı nakliye, tasfiye işlem bedeli, pul kayıt bedelindne oluşan fatura düzenlediğini, davalının bu bedeli ödemediğini ileri sürerek takip başlatmış, itiraz üzerine eldeki davayı açmıştır. Davalı vekili ise faturanın tek taraflı ve bir anlaşma olmadan düzenlediğini, davacının yalnızca fatura düzenlemiş olmasının alacaklı olduğu anlamına gelmediğini savunmuştur. Dosya kapsamında bulunan.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 10.706,82 TL asıl alacak, 5,72 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 10.712,54 TL alacak yönünden 09.11.2018 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak asıl alacağın gösterildiği, ödeme emrinin 12.11.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 19.11.2018 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan istinaf incelemesinde; Davacı, davalının yurt dışından getirtmiş olduğu bir kısım emtia için verdiği nakliye ve antrepo işlemleri sebebiyle davalıya, yükleme, boşaltma ücreti, teminat kullanım bedeli, ardiye ücreti, teminatlı nakliye, tasfiye işlem bedeli, pul kayıt bedelinden oluşan 10.706,82 TL fatura düzenlemiş ve takip başlatmış, itiraz üzerine bu değer üzerinde itirazın iptaline ilişkin eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 8.813,67 TL üzerinden itirazın iptaline, fazlaya ilişkin talebin yani 1.893,15 TL'nin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, reddedilen bu miktarın da kabulü gerektiğini ileri sürerek kararı istinaf etmiştir. MK'nın 341/2. maddesi uyarınca, miktar ve değeri 3.000 TL'yi geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Bu miktar yeniden değerleme oranı ile hüküm tarihi olan 2022 yılı itibariyle 8.000,00 TL'ye baliğ olmuştur. Bu durumda, ilk derece mahkemesince reddedilen miktarın davacı yönünden kesinlik sınırı altında kaldığı ve kararın davacı için kesin olduğu anlaşılmaktadır.
HMK' nın 346. maddesi gereğince kesin karara yönelik istinaf başvurusu ile ilgili ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar oluşturulmadan istinaf incelemesine gönderilen dava dosyaları ile ilgili olarak, aynı Yasa'nın 352/1.b. maddesi gereğince istinaf mahkemesince karar verilmesi mümkündür. Bu açıklamalar ışığında, kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesinin kararının davanın reddine yönelik kısmının, karar tarihi itibariyle kesin nitelikte olması nedeniyle, istinafı kabil bir karar olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin maddi tazminata ilişkin istinaf dilekçesinin reddi gerekmiştir. Davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan istinaf incelemesinde; Davalının isitnaf başvurusu bakımından uyuşmazlık, mahkemece hükmedilen ardiye ücretinden davalının sorumlu olup olmadığı noktasındadır. 6098 sayılı TBK 574. maddesinde "Ardiyeci, kararlaştırılmış veya alışılmış olan ardiye ücretini ve saklamadan doğmayan bakım, taşıma ve gümrük gibi bütün giderlerini isteyebilir." hükmü yer almaktadır. Somut olayda, dosya kapsamına ve alınan bilirkişi raporuna göre, davalının adına 8 palet, 1186 kg eşyanın Türkiye'ye gelmesini müteakip davalının gümrük müşaviri aracılığı ile .... Gümrük Müdürlüğüne 06.08.2017 tarihli gümrük antrepo beyannamesinin tescil ettirilmesinin akabinde eşyaların davacının antreposuna çekildiği, eşyanın sahibi olan davalının talebi olmadan eşyaların herhangi bir antrepoya çekilemeyeceği, bu sebeple taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmasa da davacının talebi ile malların davacının antreposuna çekildiği, davacı ile davalı arasında saklama sözleşmesinin bulunduğu, bu sebeple davalının taraflar arasında bir anlaşma olmadığı yönündeki sitinas sebebinin yerinde olmadığı, bir diğer deyişle davacı tarafından davalıya antrepo hizmeti verildiği, bu sebeple davalının ardiye ücretinden sorumlu olduğu anlaşılmıştır.Davalıya ait bu emtialardan 2 palet, 335 kg'lık kısmının ithal edildiği, kalan ksımının ise antrepoda kaldığı bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olup, Gümrük Kanununun 101.maddesi ile 177.madddesi ve 2010/41 sayılı Genelge kapsamında davacı yanca 06.08.2017 esas alınarak 6 ay sonra 06.02.2018'den sonra davacı yanın çıkardığı ilgili tebligatın davalıya 11.07.2018 tarihinde tebliğ edildiği, 5 ay gibi bir gecikme bulunsa da, tebligat öncesinde taraflar arasında e-mail yazışmaları yapıldığı, eşya sahibi davalının eşyasından haberdar olduğu, davacının emtianın tasfiyesinin gerekip gerekmediği yönünde birden fazla mail atarak girişimde bulunduğu, uzun süre sessiz kalmadığı, bu haliye davacının üzerine düşeni yaptığı ve hesaplanan ardiye ücretinden davalının sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan ve Dairemizce de denetime, hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda belirtildiği gibi eşyanın antrepoya alındığı tarihten tespit tahakkuk belgesinin düzenlendiği tarihe kadar hesaplanan ardiye ücretinden davalı sorumlu olup davalının borçtan sorumlu olmadığı yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Bu sebeplerle, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı vekilinin istinaf dilekçesinin HMK'nın 346. maddesi gereğince reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-Davacı vekilinin istinaf dilekçesinin, HMK'nın 346 ve 352/1.b maddeleri gereğince reddine,
2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine,
3-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacının yatırdığı istinaf peşin karar harcının ise talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,
4-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
7-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.03.2026