Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1728 E. 2026/532 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1728
Karar No
2026/532
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1728

KARAR NO: 2026/532

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 29/03/2022

NUMARASI: 2021/133 E. - 2022/265 K.

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasındaki anlaşmaya binaen davacının davalıya mal temin ettiğini, cari hesap ekstresinden de görüleceği üzere satın aldığı mal ve hizmetlerden kaynaklanan borçların davalı yanca süresi içerisinde ödemeyip sonraki siparişlerde borcunun bir kısmının ödendiğini, davalının aldığı mal ve hizmet teminine istinaden davacının faturalar düzenlediğini, güncel cari hesabın 11.490,66 TL olduğunu, ancak işbu davaya konu bakiye alacağın davacıya ödenmediğini, alacağın tahsili için.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını,davalının borca haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; icra takibine dayanak belgeler olarak gösterilen takip konusu faturaların gerçek dışı olduğunu, davacı tarafça icra takibine dayanak belge olarak gösterilen faturaların icra takibine konu edilene kadar hiçbir şekilde davalıya iletilmediğini, davalının anılan faturalardan icra takibine ilişkin ödeme emri gelene kadar haberdar olmadığını, bu faturaların hangi satılan mala karşılık tanzim edildiğinin bilinmediğini, davacıdan dönem dönem mal satın alındığını, buna ilişkin ödemeler yapıldığını, başkaca bir borcun kalmadığını, dava konusu icra takibine dayanak olarak gösterilen faturalar incelendiğinde bu faturalarda teslim alan kısmında bazı faturalarda bu kısmın boş olduğunu, geri kalanlarında ise farklı farklı isimlerce imzalanmış olduğunu, şirket kaşesinin olduğunu fakat imzalanmadığını, söz konusu faturalarda ve faturaların teslim kısmında müvekkili şirkete ait herhangi bir yetkili imzası bulunmadığını, davacı tarafça sunulan irsaliyeli faturaların bir kısmında teslim eden ve teslim alan bölümlerinde isim ve imza bulunmadığını, isim ve imza bulunanlarda ise bu kişilerin kim olduğunun davalı yanca bilinmediğini, bu kişilerin ne davalı yetkilisi ne de çalışanları olduğunu savunarak, davanın reddine ve %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davalı tarafa teslim edilen fatura toplamının 5.420,87 TL olduğu, davalının ödeme toplamının 10.828,26 TL olduğu, anlaşılmakla ispat edilemeyen davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararda açık ve sarih olarak bir gerekçe gösterilmediğini, delillerin değerlendirilmediğini, hatta yargılama esnasında alınan bilirkişi raporuna dahi atıf yapılmadığını, her iki bilirkişi raporunda da davacının davalıdan alacaklı olduğunun tespit edilmdiğini, her ne kadar alacak miktarının tespiti hatalı olsa dahi bilirkişinin isabetli olarak tespit ettiği hususun davacının davalıdan alacaklı olduğu hususu olduğunu, mahkemenin yalnızca iki satırlık gerekçesinde davalı tarafa teslim edilen fatura toplamının 5.420,87 TL olduğu, davalının ödeme toplamının ise 10.828,26 TL olduğunun yazılı olduğunu, mahkemenin işbu tespitinin bilirkişi raporu ile saptanan maddi gerçekliğine aykırı olduğunu, hayatın olağan akışına da aykırı bulunduğunu, hayatın olağan akışında hiçbir alıcının hele hele de küçük esnaf olarak nitelendirilebilecek bir alıcının almadığı malın parasını satıcıya avans olarak vermeyeceğini, sırf bu husus dahi mahkemenin, davalı borçlunun - davacıdan alacaklı olduğuna dair gerekçe dahi dava konusu malların davalıya teslim edildiğinin ve davalının fatura içeriğine ve muhteviyatına dair itirazlarının yerinde olmadığının ispatı niteliğinde olduğunu, bilirkişi raporlarında dahi takibe konu fatura içeriğinin ve faturaların davalıya teslim edildiği ve yine geçmiş dönemler itibariyle taraflar arasındaki iş, fatura ve ödeme süreçlerinde aynı yolun takip edildiği, dolayısıyla taraflar arasındaki ticari ilişkide bir karine oluştuğunun isabetli bir şekilde tespit edildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, ticari alım satım ilişkisi kapsamında düzenlenen fatura ve açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; taraflar arasındaki mal alım satım ilişkisi kapsamında davalıya faturalar düzenlediğini, mlların teslim edildiğini, ancak davalının borcunu ödemediğini ileri sürerek takip başlatmış, itiraz üzerine eldeki davayı açmıştır. Davalı vekili; davacıdan dönem dönem mal satın alındığını, buna ilişkin ödemelerin yapıldığını, başkaca bir borcun kalmadığını, dava konusu icra takibine dayanak olarak gösterilen faturaların bir kısmının teslim alan kısmının boş olduğunu, geri kalanların ise farklı farklı isimlerce imzalandığını, şirket kaşesi olmakla birlikte imza bulunmadığını, davalının teslim edilmeyen bu mallar sebebiyle borcu bulunmadIğını savunmuştur. Dosya kapsamında bulunan....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 11.490,66 TL asıl alacak yönünden 08.01.2020 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak asıl alacağın gösterildiği, ödeme emrinin 14.01.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 14.01.2020 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, TTK'nın 83.maddesi uyarınca, ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilecek olup HMK'nın yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümlerinin ticari işlerde de uygulanacağı belirtilmiştir. HMK'nın ''Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması'' başlıklı 222/1 maddesinde de benzer yönde düzenleme yapılarak ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazın kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.'' hükmü getirilmiştir. Davacı tarafça dava dilekçesinde ticari defterlere, davalı yanca ise cevap dilekçesinde tarafların ticari defterleri ile BS/BA formlarına dayanıldığı, mahkemece sadece davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen kök ve ek raporlar dosyaya dahil edilerek, davalının fazla ödemesi olduğu ve davanın ispatlamadığı gerekçesiyle reddine karar verildiği görülmektedir. Somut olayda her iki taraf da tacir olup mahkemece davalı tarafa da defterlerini sunmaları konusunda usulüne uygun süre verilip tarafların BA/BS formları getirtilip davacı defterleri ile karşılıklı inceleme yapılması gerekirken bu husus nazara alınmadan yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Öte yandan, davacı tarafından sunulan irsaliyeli faturalara ilişkin olarak davalı yanca teslim irsaliyelerinde imza ve kaşe bulunmadığı, imza bulunanlarda ise imzalayan kişilerin davalı çalışanı olmadığı savunulmuş, alınan bilirkişi kök ve ek raporunda ise taraflar arasındaki ilişkide faturaların çoğunun imzasız olarak düzenlendiği, davalı tarafından da imzasız faturalar karşılığı ödeme yapıldığı belirtilmiştir. Ancak mahkemece, bu iki husus üzerinde durulmadan, bir diğer ifadeyle imzalayan kişilerin davalı çalışanı olup olmadığı ve tarafların arasında imzasız kaşesiz sevk irsaliyelerine binaen ödeme yapıldığı, bu konuda bir teamül oluşup oluşmadığı üzerinden durulmadan, taraf delilleri incelenmeden, eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu durumda ilk derece mahkemesince, tarafların BA/BS formları getirtilip, davalının ticari defterlerinin incelemesine ilişkin yasal düzenlemeler uyarınca ara karar oluşturulup bu ara kararın davalıya usulüne uygun ihtar ile birlikte tebliğe çıkarılması suretiyle davalı defterlerinin ibrazının sağlanması, defterlerin ibrazı konusundaki yasal prosedür tamamlandıktan sonra, ibraz edilirse tarafların defterleri karşılıklı değerledirilip tüm delilleri birlikte incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde, eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR :Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,

2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,

4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,

5-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;

HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.03.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/1728, K. 2026/532, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1728-e-2026-532-k-919584fd6fa0