Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1751 E. 2026/535 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1751
- Karar No
- 2026/535
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1751
KARAR NO: 2026/535
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/04/2022
NUMARASI: 2021/134 E. - 2022/262 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan kaynaklı)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı gerçek kişilerin davacı şirketin kurucu ve mevcut ortakları olduğunu, on yılı aşkın bir süredir oto ekspertiz sektöründe faaliyet gösterdiklerini, davacı şirketin dört ortaklı bir yapıya sahip olduğunu, davacı gerçek kişilerin kurucu ortaklar olduğunu ve B grubu hissedarlar olarak %18,75'er hisseye sahip olduklarını, dördüncü ortağın ise dava dışı A grubu hissedar ...olduğunu ve %43,75 hisse sahibi bulunduğunu, davalının kurucu eski ortak olduğunu ve kendi isteği ile şirkette bulunan %18,75 hissesinin tamamını diğer hissedar ...'a satarak şirketten ayrıldığını, davalının ayrılmak istediğini bildirmesi üzerine davalı ile davacı şirket arasında 10/05/2019 tarihli ayrılık protokolü imzalandığını, ayrılık protokolünün 3. maddesinde özen ve bağlılık yükümü ile rekabet yasağı düzenlediğini, davacının aynı zamanda yönetim kurulu başkanlığını ve harcama sorumlusu görevini yürüttüğünü, ayrılma talebi sonrasında 11/06/2019 tarihinde gerçekleştirilen genel kurul toplantısında bu görevlerine son verildiğini, yine hissedarlar arasında yapılan ve ortaklığın yapısı ile hissedarların birbirlerine karşı yükümlülüklerini düzenleyen 31/08/2016 tarihli hissedarlar sözleşmesi bulunduğunu, bu sözleşmede de "Rekabet Yasağı" başlıklı 9. maddenin düzenlendiğini, söz konusu protokol ile hissedarlar sözleşmesi uyarınca düzenlenen rekabet yasağı hükümlerinin şirketteki görevi sona eren davalı için devam ettiğini, buna rağmen davalının basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini, ticari ahlaka sığmayan bir şekilde, oto ekspertiz camiası içinde kendisinin dolandırıldığını, şirketten atıldığını dillendirdiğini, davacı şirketin bayileri ile iletişim kurarak personellerini ayırmaya yeltendiğini, son olarak da kendisiyle davacı şirket arasında yapılmış rekabet sözleşmesinin varlığına rağmen yine oto ekspertiz sektöründe faaliyet gösteren ... firması sahibiyle ortak bir şirket kurduğunu, davacılara ait davacı şirketin merkezine çok yakın bir adreste bayilik aldığını, davalının, 01/04/2020 tarili isicil kaydına göre ...isimli şirketi, dava dışı ...AŞ'nin ortaklarından ... ile birlikte kurduğunu, 15/05/2020 tarihinde ... ... Şubesini kurduğunu, ...'nin de şirket müdürü olduğunu, davalının .... profilden yapılan paylaşımında ''.......şubesini açtıklarını, işletmenin kendisine ait olduğunu, her durumda kendisiyle iletişime geçilmesini, başka herhangi bir marka ile alakasının olmadığını" belirttiğini, davalının kurduğu şirketin diğer ortağı dava dışı ......nin eşi ... ile birlikte davacı şirketin bayisi iken bayilik sözleşmesinin davacı yanca 08/06/2020 tarihinde haklı nedenle feshedildiğini, haklı sebebin ise adı geçen davacı bayisinin davalı ile ..... kurması ve davacının rakip firması ... ... Bayisi olarak faaliyet göstermeye başlaması olduğunu, davacı şirketin ortağı ve yönetim kurulu başkan yardımcılığı yapan davalının bu eylemlerinin TBK'nın 444.vd.maddeleri ile TTK'nın iş şartlarına uymayan şekilde dürüstlüğe aykırı davranış niteliğinde olduğunu, TTK'nın 396.maddesine aykırı olduğunu, rekabet yasağına rağmen aynı alanda çalışan bir başka firma kurulmasının TTK'nın ve TBK'nın hükümleri ile rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık anlamına ve rekabet yasağının ihlali anlamına geldiğini ileri sürerek, davalının sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle, HMK'nın 107.maddesi kapsamında belirsiz olan maddi tazminat alacağından şimdilik davacıların her biri adına 500 TL olmak üzere toplam 2.000,00 TL maddi tazminatın rekabet yasağı sözleşmesinin ihlal tarihi olan (01/04/2020) itibaren işleyecek ticari faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle;mahkemenin yetkili olmadığını, rekabet yasağının ihlali dolayısıyla ortaya çıkan zarar ancak ve ancak zarara uğradığını ileri süren davacı şirket tarafından talep edilebileceğinden davacı gerçek kişilerin husumet ehliyeti bulunmadığını, zarara uğramalarının söz konusu olmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilemeyeceğini, zararın belirlenebilir olduğunu, davalının, davacı gerçek kişilerle birlikte davacı şirketi kurduklarını, davalının şirket içi görev dağılımı gereği, davacı şirketin bayilik sistemini yöneten, bayilerin şirketin belirlediği koşullarda çalışıp çalışmadığını denetleyen, bayinin şirket markasına uygun kurumsal yapıda işletmeleri kurmasına/ açmasına yardımcı ve denetleyici olarak görev aldığını, dava dışı ...... AŞ'nin davacı şirkete ortak olduktan sonra davacı şirketin finansal yapısında usulsüzlükler olduğunu ve diğer ortakların şirketten kendisinin bilgi ve rızası olmayan maddi menfaatler elde ettiğini, bu sebeple davacı şirket ortaklığından ayrılmak isteğini bildirdiğini, davalının 11.06.2019 günü yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğini, davalı ile davacı şirket arasında çeşitli davalar bulunduğunu, daha sonra tarafların sulh olmaya karar verdiğini, davalının, davacı şirketteki hisselerinin tamamını dava dışı ...... AŞ'ye 24.10.2019 tarihli hisse devir sözleşmesi ile devrettiğini, 25.10.2019 tarihli feragatname ve muvafakatname protokolleri gereği, tarafların ikame ettikleri tüm davalardan ve savcılık şikayetlerinden feragat etiğini, TTK'nın 396.maddesindeki rekabet yasağının somut olayda uygulanamayacağını, bahsi geçen rekabet yasağı düzenlemesinin yönetim kurulu üyeliği devam eden kişi ve/veya kişiler için uygulanabileceğini, davalının yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğini, işçinin sözleşme sonrası rekabet yasağına tabi tutulmasını düzenleyen TBK'nın 444.ve devamı maddelerinin uygulanması gerekeceğini, buradaki şartların da gerçekleşmediğini, protokol maddesi incelendiğinde madde metninde geçen iş ve eylemler şirketteki yönetim kurulu üyeliği devam ettiği müddetçe, protokolün diğer hükümlerinin yerine getirilmesi koşuluyla, müvekkili tarafından gerçekleştirilmeyeceğine ilişkin olduğunu, davalının yönetim kurulu üyeliğinden ayrılmasından sonra, söz konusu protokolden doğan yasal bir sorumluluğu kalmadığını, aksi düşünülse dahi, protokolün diğer düzenlemeleri gereği, müvekkiline yapılması gereken ödemelerin davacı şirket tarafından yapılmaması sebebiyle davalının alacakları için yasal işlem başlatmak durumunda kaldığını, davacının, davalının personelleri ayırmaya yeltendiği şeklindeki asılsız ithamlarını kabul etmediklerini, davacının bayileri olan ..... ve ... ile . davacı şirket arasında uyuşmazlıkla davalının alakası bulunmadığını, davalının oto ekspertiz sektöründe tanınmış, yıllardır sektörün içinde yer almış ve sektöre çok fazla katkısı olmuş basiretli bir tacir olduğunu, davacı şirket ortaklığından ayrıldıktan sonra da hayatını idame ettirmek, çalışmak, ekonomik kazanç elde etmek zorunda olduğundan, başta anayasa ve ilgili diğer kanunlarla teminat altına alınmış haklarını kullanarak ticari faaliyetlerini yürüttüğünü, davacı şirkete zarar vermek amacıyla hareket etmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davranma nedeni ile uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir ...Davacılar, davalının davacı ... A.Ş nin hissedarı iken 14/03/2019 tarihinde hisselerini satarak ayrılacağını bildirdikten sonra, davacı şirketteki % 18,75 hissesini 06/12/2020 tarihinde diğer hissedar ...a devrettiğini, 10/05/2019 tarihli rekabet yasağı ile özen ve bağlılık yükümlülüklerini de içeren ayrılık protokolüne rağmen, şirketten ayrıldıktan sonra aynı sektörde faaliyette bulunmaya devam ettiği, aynı iş kolunda şirket kurduğu ve bayilik aldığından bahisle davalının rekabet yasağına aykırı hareketlerinden ötürü uğradıkları maddi zararların tahsilini talep etmişlerdir.Davalı taraf, davalı şirketten ayrıldıktan sonraki ticari girişimlerinin ve çalışmasının rekabet yasağı kapsamında olmadığını savunmuş, davanın usul ve esas yönünden reddini talep etmiştir.Davalı tarafın davacı şirketteki hisselerini devrettiği, taraflar arasında 10/05/2019 tarihli ayrılma protokolünün akdedildiği, protokolün 3. maddesinde rekabet etmemeye ilişkin hükümlerin düzenlendiği anlaşılmıştır. Davalının, davacı şirketten ayrıldıktan sonra bu şirketin merkezine yakın bir adreste ... şirketi ile ortak bir şirket kurduğu, aynı alanda faaliyet gösteren ... isimli şirketi kurduğu ve... ... şubesini kurduğuna ilişkin hususlar, davacılarca dava konusu edilen davalının rekabet yasağına aykırı hareketlerinin dayanağı olarak gösterilmiş olup; taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının rekabet yasağına aykırı hareket edip etmediği, haksız rekabet sureti ile davacıların zararına sebep verip vermediği hususlarından kaynaklanmaktadır.
Dosyadaki ticaret sicil kayıtları ve İTO kayıtlarından davalının davacılardan .........A.Ş. Nin ortağı iken hisselerine devrederek şirketten 11/06/2019 tarihinde ayrıldığı, davalının ortağı ve müdürü olduğu ..... Şti nin 01/04/2020 tarihinde kurulmuş olduğu ve bu şirketin 11/05/2020 tarihinde tasfiyeye girmiş olduğu görülmüştür.Bilirkişi kurulu yaptığı inceleme sonucunda, davalının haksız rekabet eyleminde bulunduğunu rapor etmiş ise de; davalının, ortağı olduğu ......şirketinin faaliyette kaydığı iki aylık süre içerisinde taraflar arasında imzalanmış hissedarlar sözleşmesi ve protokol hükümlerinde yer alan rekabet yasaklarına aykırı hareket ettiğine dair delil bulunmadığı, davalının ortağı olduğu şirketin faaliyette kaldığı iki aylık sürede iş yapmamış olması, davacı şirketin kar kaybının, davalıdan kaynaklanmadığının anlaşılması nedeniyle davacılar davalarını ispatlayamadıkları sonucuna varılarak davanın reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacılar vekil ve davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 10.05.2019 tarihli şirketten ayrılma protokolünün 3. maddesi ile 31/08/2016 tarihli hissedarlar sözleşmesinin "Rekabet Yasağı" başlıklı 9.maddesine göre davalının davacı şirketin itibarına aykırı olacak şekilde davranışlarda bulunduğunu, bu maddeler ile davacılar ve davalı arasında açıkça bir rekabet yasağı sözleşmesi yapıldığını, şirketteki görevi ile ortaklığına son verilen davalının bu rekabet yasağı hükümlerinin devam ettiğini, buna rağmen davalının basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini, ticari ahlaka sığmayan bir şekilde, oto ekspertiz camiası içinde kendisinin dolandırıldığını, şirketten atıldığını dillendirdiğini, davacı şirketin bayileri ile iletişim kurarak personellerini ayırmaya yeltendiğini, son olarak da kendisiyle davacı şirket arasında yapılmış rekabet sözleşmesinin varlığına rağmen yine oto ekspertiz sektöründe faaliyet gösteren ... firması sahibiyle ortak bir şirket kurduğunu, davacılara ait davacı şirketin merkezine çok yakın bir adreste bayilik aldığını, davalının, 01/04/2020 tarili isicil kaydına göre ...isimli şirketi, dava dışı ...AŞ'nin ortaklarından ... ile birlikte kurduğunu,15/05/2020 tarihinde ... ...Şubesini kurduğunu, ...'nin de şirket müdür olduğunu, davalının facebook profilden yapılan paylaşımında ''... ..... şubesini açtıklarını, işletmenin kendisine ait olduğunu, her durumda kendisiyle iletişime geçilmesini, başka herhangi bir marka ile alakasının olmadığını" belirttiğini, davalının kurduğu şirketin diğer ortağı dava dışı .... eşi ... ile birlikte davacı şirketin bayisi iken bayilik sözleşmesinin davacı yanca 08/06/2020 tarihinde haklı nedenle feshedildiğini, hakslı sebebin ise adı geçen davacı bayisinin davalı ile ........ kurması ve davacının rakip firması ... ...... Bayisi olarak faaliyet göstermeye başlaması olduğunu, bu eylemlerin haksız rekabet olduğunu, haksız rekabet nedeniyle müvekkillerinin zararı olmadığından bahisle davanın reddedilmesi hatalı davalı yanca rakip firma sahibi ile ortak bir şirket kurulmuş olmasının rekabet yasağının ihlal edildiğinin açık bir göstergesi olduğunu, yalnızca uğranılan zarar ve ziyan değil, aynı zamanda, davalının haksız rekabet sebebiyle elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da hüküm olunabileceğini, haksız rekabet eylemlerinde, zararın derhal meydana gelmesinin beklenmediğini, haksız rekabet sebebiyle rakiplerin öne geçirilmesi, tecavüze maruz kalanın zamana yayılmış imaj ve itibar kaybı sebebiyle yakın veya uzak bir gelecekte gerçekleşmesinin de mümkün olduğunu, bu nedenle şirket lehine TBK'nın 50. maddesi uyarınca maddi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, davacılar lehine TTK'nın 56/1-e hükmü uyarınca da tazminata hükmedilebileceğini, davacıların talebinin haklılığının bilirkişi raporu ile ortaya konulduğunu, davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına karar verilmesi gerektiğini, davranışlarının haksız rekabet teşkil ettiği ve müvekkillerinin zarara uğradığının kabulü gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava değeri 2.000 TL olarak gösterildiğinden kararın kesin olduğunu, istinaf yolu açık olmak üzere karar verilmesinin hatalı olduğunu, yargılama sırasında davacıların tümünü temsil eden davacılar vekili Av. .......'ın 17.01.2022 tarihli dilekçesi ile vekillikten istifa ettiğini, aynı dilekçesinde ...... AŞ adına düzenlenen vekaletnamede adı geçen Av.....'ın vekillik görevinin devam ettiğinin bildirildiğini, davacılar vekilliğinden istifa eden Av. ...... tarafından verilen yetki belgesinin de bir hükmü kalmadığından, Av.. ......ın davacılar ..., ... ve ...'yı temsil etme görevinin son bulduğunu, akabinde davacıların dosyayı takip etmemesi nedeniyle 01.03.2022 tarihli celsede dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiğini, 02.03.2022 tarihinde ise Av. ...... tarafından davacılar ..., ... ve .... AŞyi temsil ettiğini gösterir vekaletname sunulduğunu, davacılar ..., ... ve ........ AŞ vekili tarafından sunulan 02.03.2022 tarihli dilekçe ile işlemden kaldırılan dosyanın yenilenerek davanın kaldığı yerden devam etmesinin talep edildiğini, her ne kadar Av. .....dosyanın yenilenmesi talepli dilekçesinden, davacı ...'yı da temsil ettiği izlenimi oluşsa da o tarihte, davacı ...'ya ait bir vekaletnamenin dosyada bulunmadığını, mahkemece hazırlanarak taraflara tebliğ edilen 03.03.2022 tarihli yenileme tensip tutanağında yer alan 4 nol'lu ara kararda bu hususun tespit edildiğini, ara karar uyarınca Av. ....'a ... bakımından vekaletnamesini sunması için 2 haftalık süre verilmesi yönünde ihtaratlı tebligat yapıldığını, ayrıca tarafımızca, dosyanın karara çıktığı 12.04.2022 tarihli celsede "dosyada davacı ... ya ilişkin vekaletname mevcut değildir, öncelikle bu eksikliğin dikkate alınmasını talep ederiz" şeklinde beyanda bulunduklarını, davacılar vekilince dosyanın karara çıkmasının ardından 24.05.2022 tarihinde ...'ya ait vekaletnameyi dosyaya ibraz ettiğini, ancak dava dosyasında; dosyanın işlemden kaldırılmasının ardından 3 aylık süre geçmiş olmasına rağmen davacı ...'nın dosyanın yenilenmesi iradesini içerir bir talep dilekçesi bulunmadığı ve Av. ... tarafından dilekçe sunulduğu tarihte de davacılar vekilinin, diğer davacı ...'nın vekili olmadığı göz önüne alındığında davacı ... yönünden mahkemece davanın açılmamış sayılmasına ilişkin hüküm kurulup davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, her ne kadar yerel mahkemece tesis edilen davanın reddi yönündeki karar yerinde olsa da hatalı gerekçe ile tesis edildiğini, davanın reddedilmesinin esas gerekçesinin davacıların davalarını ispatlayamaması olmadığını, somut olayda davalıya atfedilen eylemlerin, davalının, davacı şirketteki yönetim kurulu üyeliği ve ortaklığı son bulduktan sonraki sürece ilişkin olması dolayısıyla TTK anlamında haksız rekabet teşkil etmeyeceği, davacı şirket ile davalı arasında hizmet akdi ilişkisi bulunmaması sebebiyle de rekabet yasağına aykırılığın söz konusu olamayacağı ve de söz konusu davaya dayanak gösterilen ayrılık protokolü adlı belgenin de rekabet yasağına ilişkin düzenlemesinde süre, mekan, iş türü, bölge gibi hiçbir sınırlayıcı hükmünün bulunmaması ve davalının Anayasa ile güvence altına alınan çalışma hakkını kısıtladığı gerekçesi ile protokol hükmünün batıl olduğu ve nihayetinde tazminata esas teşkil edecek bir haksız rekabetin söz konusu olmadığı şeklinde olması gerektiğini, bu sebeple, sadece davalının davacı şirketteki yönetim kuruluğu üyeliği ve ortaklığının son bulduktan sonra kurmuş olduğu ......şirketinin faaliyette kaydığı iki aylık süre içerisinde iş yapmamış olmasının davanın reddine gerekçe gösterilemeyeceğini kararın gerekçesinin hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın gerekçesi düzeltilerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki 31.08.2016 tarihli hissedarlar sözleşmesine ve davalı ile davacı şirket arasındaki 10.05.2019 tarihli protokolde kararlaştırılan rekabet yasağına aykırılık sebebiyle davacıların uğradığı iddia olunan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar vekili ve davalı vekilince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacılar vekilinin davacı şirket yönünden yaptığı istinaf başvurusunun incelenmesinde:Dosya kapsamının incelenmesinde; davacı gerçek kişiler ile davalının, davacı şirkette B grubu hissedarlar olarak %18,75'şer hisseye sahip oldukları, dördüncü ortağın ise dava dışı A grubu hissedar ...olduğu, %43,75 hisse sahibi bulunduğu, davacılar, davalı ve dava dışı ...... AŞ arasında 31.08.2016 tarihli hissedarlar sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin konusunun, B grubu hissedarların kurduğu davacı şirketin sermayesinin mevcut ortakların rüçhan haklarının ksıtlanması ve primli olarak çıkarılacak yeni hisselerin ...'a tahsis edilerek gerçekleştirilecek sermaye arttırımı neticesinde ...'un davacı şirkete ortak olması olduğu, bu sözleşmenin ''Rekabet Yasağı ''başlıklı 9.maddesinin ''Şirketin faaliyet konusu Oto Ekspertiz faaliyetleridir. ("İşler") B grubu hissedarlar işlere ilişkin ticari sırlar ve diğer gizli bilgilere sahip olup, işlere ilişkin ticari sırları veya gizli bilgileri ifşa etmeyeceğini yada şirketin işleri ile rekabet halinde olan herhangi kişi veya kuruluşa hizmet vermeyeceğini veya sair suretle doğrudan veya dolaylı olarak, kendisi veya başkaları üzerinden bunlarla ilişkili işlerle iştigal etmeyeceğini ve şirketle rekabet etmeyeceğini, bu konuda 3. Dereceye kadar hısımlarının da aynı koşullarda gizlilik yükümlülüğüne uymalarını sağlayacağını, ve bu taahhütlerin ihlali halinde ...veya şirketin telafisi olanaksız şekilde zarar görebileceğini beyan ve kabul ederler. Bu çerçevede B grubu hissedarlar şirketin yukarıdaki 3. Maddeye göre yapılacak sermaye artırımının tescili tarihinden itibaren 5 yıl boyunca (Rekabet Yasağı Süresi) şirketin işleri ile rekabet eden hiç bir iş ile doğrudan veya dolaylı olarak (sahip, işletici, hissedar, ortak, ortak girişimci, müdür, çalışan, yetkili, yönetim kurulu üyesi, danışman, müşavir, temsilci sıfatıyla veya sair surette) iştigal etmeyecek ve üçüncü dereceye kadar hısımlarının da etmemelerini sağlayacaktır.B grubu hissedarlar rekabet yasağı süresi boyunca doğrudan yada dolaylı olarak ...'un ve şirketin herhangi bir çalışanını işten ayrılmaya ikna etmeyeceğini veya ikna etmeye çalışmayacağını, ve herhangi bir şekilde işveren ve çalışanlar arasındaki ilişkilere müdahale etmeyeceğini, şirketin herhangi bir ticari münasebette bulunduğu mevcut veya potansiyel müşteri, tedarikçi, lisans alan ve lisans veren kişileri şirket ile çalışmamaya yada şirketin bir rakibiyle çalışamaya ikna etmeyeceğini ve ikna etmeye çalışmayacağını, şirketin müşteri ve tedarikçilerine danışmanlık yapmayacağını, üçüncü dereceye kadar hısımlarının da aynı şekilde davranmasını sağlamayı kabul, beyan ve taahhüt eder.
İşbu madde de yer alan rekabet yasağı, B grubu hissedarların tamamının veya bir kısmının şirketteki ortaklıkları ve/veya işbu sözleşmeye taraf olma sıfatları her ne sebeple olursa olsun sona erse dahi tüm B grubu hissedarlar açısından Rekabet Yasağı Süresi'nce geçerli olmaya devam edecektir." şeklinde olduğu, yine davalı ile davacı şirket arasında 10.05.2019 tarihli protokol imzalandığı, protokolün davalının, davacı şirketten ayrılması kapsamında davalıya yapılacak ücret ödemesi ve bağkur primleri ödemesine ilişkin hususları düzenlediği, ayrıca 3.maddesinde ise ''..., şirkette görev yaptığı süre içinde, gerek yaptığı iş sebebiyle, gerekse bunun dışında herhangi bir sebeple edinmiş olduğu şirkete ait her türlü bilgi, belgeyi, şirket ve bağlı şirketleri ile bunların idarecileri, sahipleri, çalışanları ve müşteri ile bunların her birinin işleri, hesapları, mali durumları, meslek sırları, faaliyetleri, anlaşmaları, işlemleri ve menfaatlerine ilişkin herhangi bir bilgiyi, araştırma ve projeler, prosesler, formüller, ticari plan ve faaliyetler, imalat tesisatı ve finansal veriler ile iş yöntemlerine ilişkin her türlü bilgiyi kesinlikle gizli tutacağını, kullanmayacağını, yaymayacağını, yayınlamayacağını, başka bir şekilde ifşa etmeyeceğini, bunları gerek kendi lehine gerekse başkası lehine doğrudan veya başka bir şahıs aracılığıyla kullanmayacağını, şirketin itibarına aykırı veya zararına olabilecek hiçbir davranışta veya beyanda bulunmayacağını, şirket hakkında hiçbir açıklama yapmayacağını beyan, kabul ve taahhüt etmiştir." şeklinde düzenlemeye yer verildiği, bunun yanı sıra davalı ile dava dışı ...... AŞ arasında 25.10.2019 tarihli adi yazılı şekilde hisse devir ve temlik sözleşmesi imzalandığı, sözleşme ile davalının davacı şirketteki %18,75 hissesini 2.568.000 TL bedel karşılığında dava dışı ...... AŞ'ye devrettiği, davalının, hisse devrinden önce davacı şirkette aynı zamanda yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak görev yaptığı, 11.06.2019 tarihli genel krurul toplantı tutanağına göre bu görevinin son bulduğu, Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına göre, dava dışı ... .... Şti.'nin 01.04.2020 tarihinde davalı ve dava dışı .... ve ... ile birlikte kurulduğu, 20.05.2021 tarihinde terkin edildiği, ...05.2020 tarihli ve ... sayılı Ticaret Sicil Gazetesi ilanına göre dava dışı ... ....AŞ İstanbul Şubesinin faaliyet adresinin davalının kurduğu....... ile aynı adreste faaliyet gösterdiği, şube müdürünün de ortaklardan ... olduğu, 23.06.2021 tarihli ve .....sayılı Ticaret Sicil Gazetesi ilanına göre şubenin terkin edildiği görülmektedir. Davacı şirketin iddiası, davalının yukarıda yer verilen hükümlere rağmen basiretli bir tacir gibi hareket etmediği, oto ekspertiz camiası içinde kendisinin dolandırıldığını, şirketten atıldığını dillendirdiği, davacı şirketin bayileri ile iletişim kurarak personellerini ayırmaya yeltendiği, kendisi ile davacı şirket arasında yapılmış rekabet sözleşmesinin varlığına rağmen yine oto ekspertiz sektöründe faaliyet gösteren ... firması sahibiyle aynı iştigal konusunda ortak bir şirket kurduğu, davacı şirketin merkezine çok yakın bir adreste bu şirketten bayilik aldığı ve bu kapsamda davacıların zarara uğradığı şeklindedir. TBK'nın 26 ve 27/1 maddelerin uyarınca taraflar, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine aykırı olmamak ve konusu imkansız olmamak üzere sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler. Dava, davacılar, davalı ve dava dışı ...... AŞ arasındaki 31.08.2016 tarihli hissedarlar sözleşmesinin 9.maddesi ile davalı ile davacı şirket arasında 10.05.2019 tarihli protokolün 3.maddesi ile öngörülen rekabet yasağına dayanmakta olup söz konusu hükümler TBK'nın genel hükümleri uyarınca sözleşme serbestisi kapsamında sözleşmelere konulan rekabet yasağı hükmü niteliğinde olup geçerlidir. Somut olayda, davalı, davacı şirket ortaklığından ayrıldıktan sonra davacı şirketin iştigal konusu ile aynı nitelikte dava dışı ...... kurması, her ne kadar davalı ile doğrudan bir ilgisi tespit edilememiş ise de, davalının kurduğu şirketin faaliyet adresinde, davacı ile aynı iştigal konusuna sahip dava dışı ... şirketinin şubesinin faaliyette bulunması, şubenin kuruluş ve terkin tarihlerinin davalının kurduğu şirketin kuruluş ve terkin tarihlerinin birbirine yakın olması bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalının, davacı şirket ile imzaladığı protokolün 3.maddesi ile yine davacı şirketle imzaladığı hissedarlar sözleşmesinin 9.maddesi ile davacı şirket ile rekabet eden hiç bir iş ile doğrudan veya dolaylı olarak iştigal etmeyeceği, şirketin işleri ile ilgili işlem yapmayacağı yönündeki rekabet yasağına aykırı davrandığı anlaşılmaktadır. Ancak bilirkişi raporunda ve mahkeme gerekçesinde de işaret edildiği üzere, davalının iki ortakla birlikte kurduğu .... kurulduktan iki ay sonra tasfiyeye girdiği, davacı şirketin ciro düşüşüşünün davalının sahibi olduğu şirketin kuruluşundan önce başladığı, davalının kurduğu şirketin faaliyette olduğu dönem içinde davacı şirketin düşen cirosu kadar davalının ... cirosunda bir artış oluşmadığı, hatta hiç satışının olmaması sebebiyle davacı şirketin mali açıdan bir zararının olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının rekabet yasağına aykırılık teşkil eden eylemi ile davacı şirketin maddi zararı arasında illiyet bağı bulunmaması, eldeki davada da maddi zararın tazminin talep edilmesi, ancak zararla eylem arasında illiyet bağının bulunma ması sebebiyle mahkemece davanın davacı şirket yönünden reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur. Bu sebeple davacı şirket vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiş ve davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi gerekmiştir. Davalı vekilinin katılma yoluyla yaptığı istinaf başvurusunun incelenmesinde:Davalı vekilince kararın kesin olduğu istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de, dava belirsiz alacak davası olarak açılmış olup talep edilen tazminat miktarı yapılacak inceleme ile tespit edilebilecek nitelikte olduğundan istinaf yolu açık şekilde karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.Davalı vekilince, davalı ...'nın vekilinin vekaletnamesinin karar tarihinden sonra sunulduğu ve bu davalı yönünden hatalı karar verildiği belirtilmiş ise de, adı geçen davalıya ait vekaletnamenin karar tarihinden sonra da olsa tamamlandığı, söz konusu usuli eksikliğin bu aşamada sonuca bir etkisinin bulunmadığı anlaşıldığından aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davalı vekilince, kararın gerekçesinin hatalı olduğu istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de, yukarıdaki bentte açıklandığı üzere davalının eylemleri sözleşmede öngörülen rekabet yasağına aykırılık teşkil etmektedir. Ancak davalının rekabet yasağına aykırılık teşkil eden eylemleri ile davacı şirketin maddi zararı arasında illiyet bağı bulunmadığından davanın bu gerekçeyle reddi usul ve yasaya uygun olmuştur. Bu sebeple davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun da esastan reddi gerekmiştir. Davacı gerçek kişiler yönünden resen yapılan incelemede:
Davada sıfat dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle (usul hukuku sorunu) ilgili olduğu hâlde; taraf sıfatı, dava konusu sübjektif hakka (maddi hukuka) ilişkindir. Sübjektif bir hakkı dava etme yetkisi ise davacı sıfatı- aktif husumet olarak ifade edilir ve o hakkın sahibine aittir. Aktif husumet sahibi davacıya karşı o hakka uymakla yükümlü olan kişi ise davalı olup bu sıfat, davalı sıfatını diğer bir deyişle pasif husumeti ifade eder. Sübjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu, daha açık bir ifadeyle bir davada davacı ve davalı sıfatlarının kimlere ait olduğu hususu, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin olması nedeniyle maddi hukuk sorunudur ve mahkemece resen nazara alınması gerekir.
Somut olayda, davanın dayanağı olan 31.08.2016 tarihli hissedarlar sözleşmesinin davacı gerçek kişiler, davacı şirket, davalı ve dava dışı ...... AŞ arasında imzalandığı, bu sözleşmeye göre B grubu olan hissedarlar için davacı şirket ve dava dışı ...şirketi lehine karşı rekabet yasağı öngörüldüğü, davacı gerçek kişilerin de davalı gibi B grubu hissedar olduklarının belirtildiği; bir diğer ifade ile rekabet yasağının davacı gerçek kişiler lehine düzenlenmediği, bilakis bu yasağa uymakla yükümlü olanların, tıpkı davalının olduğu gibi, davacı gerçek kişilerin kendileri olduğu; yine 10.05.2019 tarihli protokolün de davalı ile davacı şirket arasında imzalandığı, protokolde davacı gerçek kişilerin ve onlar lehine konulmuş bir rekabet yasağının bulunmadığı, bu durumda davacı gerçek kişilerin eldeki davada aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu sebeple ilk derece mahkemesince, davacı gerçek kişiler yönünden davanın aktif husumet yokluğu gerekçesiyle reddi gerekirken esastan reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu sebeple, taraf vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmemekle birlikte, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının resen gözetilen sebeplerle düzeltilmek üzere kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, taraf vekillerince ileri sürülmüş olan istinaf sebepleri yerinde görülmemekle birlikte, resen gözetilen sebeplerle düzeltilmek üzere, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, taraf vekillerinin istinaf başvurularının reddine, resen gözetilen sebeplerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;
1-Davacı şirketin açtığı davanın esas bakımından reddine,
2-Davacılar ..., ... ve ve ... tarafından açılan davanın aktif husumet ehliyeti (davacı sıfatı) yokluğu nedeniyle reddine,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcından, davacı tarafça peşin olarak yatırılan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 677,60 TL harcın davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,
4-Davacıların yaptığı yargılama giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7/2 ve 13/1-2 maddeleri uyarınca, 500,00 TL vekalet ücretinin davacı ... ve ...'den alınarak davalıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7/2 ve 13/1-2 maddeleri uyarınca, 500,00 TL vekalet ücretinin davacı şirketten alınarak davalıya verilmesine,
7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:
a-Davacılar vekilince yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacılar tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştikten sonra ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacılara iadesine,
b-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştikten sonra ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,
c-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,
8-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;
HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 26.03.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.