Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1350 E. 2026/1013 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1350
Karar No
2026/1013
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/1350 Esas

KARAR NO:2026/1013

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:29/03/2022

NUMARASI:2019/427 Esas, 2022/227 Karar

DAVA:İTİRAZIN İPTALİ

DAVA TARİHİ:10/07/2019

BİRLEŞEN DOSYA İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2021/757 ESAS

DAVANIN KONUSU:İTİRAZIN İPTALİ

KARAR TARİHİ:02/07/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Asıl Davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...'nın müvekkili şirketin sağlık sigortası güvencesi kapsamında bulunduğunu, sigortalı ...'nın 27.12.2014 tarihinde araç içi trafik kazası sebebi ile tedavi gördüğünü, bu esnada sigortalının davalı ... nezdinde de aynı süre için teminat sağlayan geçerli bir sigorta poliçesi bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından tespit edildiğini, sigortalının 31.639,09-TL'lik tedavi masrafının müvekkili şirket tarafından ödendiğini, davalı ... TTK 1467. Maddesi (a) fıkrası kapsamında çifte sigortaya muvafakat etmiş bulunduklarını, hal böyle olunca her iki şirketin de poliçesinin eki maddesi uyarınca, tamamı müvekkili şirket tarafından karşılanan tedavi masraflarının her iki sigortacı tarafından sigorta edilen bedel oranında karşılanması gerektiğini, anılan nedenlerle davalı ...'ın da, müvekkili şirketi poliçe limit ve teminatı kapsamında ve sigorta edilen bedel oranında tazmin etmesi gerektiğini,ödenen bedelin davalı ...'dan da talep edilmesine rağmen davalı ... tarafından müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkili şirket'in tüm iyi niyetli girişimlerine rağmen ödeme yapmayan davalılar hakkında söz konusu rücu alacağının tahsili için İstanbul 2. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyası üzerinden ilamsız takip başlatıldığını, müvekkil tarafından önce arabuluculuk başvurusu yapıldığını, ancak anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle itirazın iptaline; davaya konu itirazın yapıldığı icra takibinin devamına, davalının icra inkâr tazminatına mahküm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 27.10.2021 tarihli dilekçesi ile; Her ne kadar davaya konu icra takibinde davalı ...’nın sorumlu olduğu bedel 192,25-TL olarak yazılmış ve talep edilmiş ise de, işbu itirazın iptali davasını davalı ... Başkanlığı yönünden ıslah ettiklerini ve toplam alacağın 8.615,81-TL’sinin davalı ...’dan tahsiline karar verilmesini talep etiklerini, işbu ıslah dilekçe ve talebin davanın itirazın iptali niteliğini değiştirmediğinden ve hesaplanması gereken bir alacak olması sebebi ile ... yönünden 8.615,81-TL’lik bedel arttırım talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Başkanlığı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; dava konusu uyuşmazlık bakımından iş mahkemelerinin görevli olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, sigorta şirketlerinin halefiyet ve halefiyete dayalı rücu hakkından söz edilebilmesi için “yapılan ödemenin sigortacılık mevzuatına ve tekniğine uygun bir ödeme olması ve “ sigorta şirketinin halefiyet hakkının bulunması” koşullarının gerçekleşmediğini, sigorta şirketinin rücu hakkının bulunmadığını, müvekkili kurumun trafik kazaları sonucu oluşan tedavi giderlerinin ödenmesi usul ve esaslarının belirlenmesi konulu 2012/5 sayılı Genelgenin “6111 Sayılı Kanununun Yürürlük Tarihinden Sonra Verilen Hizmetler” başlıklı 1. Maddesinde, “Trafik kazasının oluş tarihine ve kazazedenin genel sağlık sigortalısı olup olmadığına bakılmaksızın 25/02/2011 tarihinden itibaren Kurumla sözleşmeli/protokollü üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarınca verilecek tüm sağlık hizmet bedelleri Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) hüküm ve ekleri esas alınarak Kurumca karşılanacağı…” düzenlendiğini, müvekkili kurumun trafik kazaları sonucu oluşan tedavi giderleri nedeniyle oluşan sorumluluğunun sınırının açıkça belirlendiğini, kazalı sigortalının tedavisi için sağlık hizmet sunucusu tarafından müvekkili kuruma fatura edilen tedavi giderleri müvekkili kurum tarafından karşılandığını, müvekkili kurumun sigortalı ve davacı sigorta şirketine ödemekle yükümlü olduğu tedavi gideri bulunmadığını belirterek görev itirazının kabulü ile davanın görevsizlik nedeniyle reddine, zamanaşımı def’inin kabulü ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle; mevcut tedaviye ilişkin talep haklarının zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesinde, kendi şirketleri nezdinde sigortalı olduğu beyan edilen ...'nın tedavi tarihinde müvekkili sigortacı şirket nezdinde de sigortalı olmadığını, dava konusu olayda Müşterek Sigorta bulunduğu tespit edilecek olsa dahi, TTK 1466/2 gereğince sigorta sözleşmesinde yazılı olarak müteselsil sorumluluk esası kabul edilmediğinden, davacı yanın kendi payından fazla ödeme yapmış olsa dahi, müvekkili şirkete karşı rücu hakkı bulunmadığını, davacının, sigortalının bilgisi ve izni olmaksızın müvekkili sigorta şirketinden tazminat talep edilmesinin haksız ve hukuka uygun olmadığını, somut olayda yürürlükte olan poliçelerde aynı tedavi giderlerinin tamamını küver altına alan teminatlar bakımından ‘çifte sigorta’ hükümleri uygulanması gerektiğini, ancak somut olayda “müşterek sigorta” hükümleri uygulama alanı bulmadığını, somut olayda anılan şekilde bir müteselsil sorumluluk olmadığından davacı yanın müvekkili şirkete rücu imkanı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen Davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...'nın, müvekkili sağlık sigortası güvencesi kapsamında bulunduğunu, sigortalının 27.12.2014 tarihinde araç içi trafik kazası sebebi ile tedavi gördüğünü, söz konusu kaza nedeni ile ortaya çıkan tedavi giderlerinin müvekkili tarafından karşılandığını, sigortalının yaralanmasına sebep olan ve kusurlu durumda bulunan ...plakalı aracın davalı şirket nezdinde karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası olduğu müvekkili tarafından tespit edildiğini, müvekkili tarafından ödenen tedavi giderinin davalıdan talep edildiğini ancak davalı şirket tarafından müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, söz konusu rücu alacağının tahsili için İstanbul 2. İcra Müdürlüğü’nün .... sayılı dosyası üzerinden ilamsız takip başlatıldığını, davalının itirazın üzerine takibin durduğunu, İstanbul 5 Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/427 Esas sayılı dosyası ile ikame edilen itirazın iptali davası halen derdest olduğunu ve huzurdaki davanın İstanbul 5 Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/427 Esas sayılı dava dosyası ile tensip ile birleştirilmesini, davalının itirazının iptaline, takibin devamına, davalının icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu kazaya karıştığı ifade edilen ...plakalı araın müvekkil şirket tarafından 28.03.2014-2015 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... Poliçesi ile sigortalandığını, 25.02.2011 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13.02.2011 tarih 6111 sayılı yasanın 59. Maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun değişen 98. Maddesindeki Trafik kazalarındaki acil sağlık ve tedavi hizmet bedellerinin ... karşılanacağı hükmü nedeni ile tedavi masraflarından ...'nın sorumlu olduğunu, bu gerekçe ile tedavi masraflarından müvekkilin sorumlu olmadığını, prim aktarımı neticesinde 6111 sayılı yasa uyarınca, müvekkil şirketin tedavi giderlerinden sorumluluğu kalmadığını, ayrıca davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin sorumluluğunun mali mesuliyet poliçesindeki limitler ile ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, yapılacak yargılamada tarafların kusur durumunun tespit edilmesi gerektiğini, davayı kabul etmemekle birlikte temerrüt süresi, kaza tarihinden itibaren değil; delillerin tümünün müvekkili şirkete tebliği tarihinden itibaren 8 iş günü geçmesi ile başlayacağını, hasarın sigorta tazminatı kapsamında yer alıp almadığının, kusur durumunun yani ödemeye esas alınabilecek tüm belgelerin toplanmasından önce sigorta şirketinin temerrüdünün gerçekleşmeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; 6111 sayılı yasanın 59. maddesi ile değişik 2918 sayılı KTK 98. maddesindeki, trafik kazaları sebebi ile üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşların sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın ... tarafından karşılanır düzenlemesinden anlaşıldığı üzere trafik kazası sonucu yaralanan kişinin tümüyle iyileşip eski sağlığına kavuşana kadar yaptığı tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmet bedellerinin ... tarafından karşılanacağı, bir başka anlatımla KTK 98.maddesindeki değişikliğin yürürlüğe girmesi ile birlikte zorunlu mali sorumluluk sigortacısının tedavi harcamaları konusunda bir sorumluluğunun kalmadığı, bilirkişi raporunda somut olayda davaya dayanak yapılan harcamaların ... kapsamındaki tedavi giderlerinden olduğunun belirlendiği, nitekim tedavi giderlerinin belgeye dayalı sağlık hizmet gideri olduğu ve belgeye dayalı tedavi giderlerinde SUT hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı dosya kapsamından anlaşıldığından tedavi giderlerinin tamamından davalı ... sorumlu olduğu, asıl ve birleşen dosya davalıları sigortacı şirketlerinin sorumluluğunun bulunmadığı sonucuna varıldığı, dolayısıyla asıl davada ... açısında itirazın iptali davasının ve birleşen davanın reddine karar vermek gerektiği, asıl davada davalı ... bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 31.639,09 TL olan tüm tedavi giderlerinden sorumlu ise de davacının ıslah suretiyle davalı ... yönünden davasını alacak davasına çevirdiği ve ... yönünden 8.615,81 TL talepte bulunduğu, ıslah dilekçesi ve taleple bağlılık kuralı gereğince davalı ... açısından alacak davasının kabulüne, 8.615,81 TL alacağın davalı ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine, faiz talep edilmediğinden faize hükmedilmemesine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Karar yasal süresinde asıl ve birleşen davada davacı vekili ile asıl davada davalı ... Başkanlığı tarafından istinaf edilmiştir. Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf nedenleri olarak; trafik kazalarında SUT kapsamında sınırlı olarak ...'nın sorumlu olacağını, geriye kalan tutardan ise sigorta şirketlerinin sorumluluğunun devam edeceğini, davalılardan ...'nın dava konusu tedavi giderlerinden sorumluluğunun yanı sıra davalı sigorta şirketlerinin de sorumlu olduğunu, aksi yönde verilen kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek asıl dava yönünden verilen kısmen red kararının ve birleşen dava yönünden verilen red kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Asıl davada davalı ... Başkanlığı vekili istinaf nedenleri olarak; dava konusu uyuşmazlık bakımından asliye mahkemelerinin görevli olması nedeniyle davanın görev yönünden reddine karar verilmesini, dava konusu alacak bakımından zamanaşımı süresi dolduğunu, davanın İİK 67. Maddesi gereğince yasal 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, davacı şirketin, özel hukuk hükümlerine tabi olarak sigortalısı ile yaptığı sözleşmenin ifası sonrasında sigortalısına ödediği tedavi giderleri bakımından halefiyet ilkesi gereği müvekkiline rücu hakkı bulunmadığını, kazalının ... Hastanesine başvurduğunda acil hali artık sona erdiğinden davacının müvekkili kurumdan talep edilebilir bir alacağının bulunmadığını, müvekkili kurumun KTK 98. Maddesinden kaynaklanan ödeme yükümlülüğünü yerine getirdiğini, bu nedenle de davacının müvekkili kurumdan talep edilebilir bir alacağının bulunmadığını, bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişi tarafından SUT üzerinden bulunduğu iddia edilen ve hüküm altına alınan miktarın nasıl hesaplandığının rapordan anlaşılamadığını, bilirkişi tarafından fahiş oranda hesaplama yapıldığını, kazanın gerçekleşmesinde kusur durumunun ve sigortalının kusur veya müterafik kusurunun açıklığa kavuşturulmadan karar verildiğini, müvekkili kurumun ödeme yükümlülüğünün SUT hükümleri ve KTK'nun 98. Maddesi kapsamındaki belgeli tedavi giderleri ile sınırlı olduğunu belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Asıl ve Birleşen dava, davacı sigorta şirketinin sağlık sigorta poliçesi kapsamında trafik kazasında yaralanan sigortalısı için ödediği tedavi giderinin davalılardan rücuen tahsili istemiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava dışı sigortalı ...'nın davacı şirket nezdinde 01/06/2014-01/06/2015 tarihleri arasında ... Hastanesi Sertifikası ile sigortalı olduğu, dosya kapsamında yer alan kaza tespit tutanağına göre 27/12/2014 tarihinde meydana gelen yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası sebebiyle sigortalının yaralandığı, davacı tarafından ise tedavi giderine ilişkin yapılan ödeme sebebiyle ödenen bedelin rücuen tahsili amacıyla işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, asıl dava ve birleşen davalarda dava dışı sigortalı için ödenen tedavi giderlerinden davalıların sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasındadır. 18/08/2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; Kusur durumu değerlendirilmesi neticesinde; ... plakalı otomobil sürücüsü ...'in mağdur yolcu ...'nın yaralanması ile neticelenen dava konusu trafik kazasında % 25 (yüzde yirmi beş) oranında tali derecede kusurlu olduğu, ... plakalı otomobil sürücüsü ...'ın mağdur yolcu ...'nın yaralanması ile neticelenen dava konusu trafik kazasında % 75 (yüzde yetmiş beş) oranında asli derecede kusurlu olduğu, mağdur yolcu ...'nın kendi yaralanması ile netlicelenen trafik kazasında illiyeti görülmediğinden olayda kusursuz olduğu, tedavi giderleri yönünden inceleme neticesinde; Fatura detaylarının tetkikinde kullanılan tıbbi malzemelerin kazaya bağlı hasarın tedavisi için kullanıldığı anlaşıldığından talep edilen 29.504.03 TL'nin kadri maruf olduğu, sigorta kapsamı yönünden değerlendirme neticesinde; ... tarafından karşılanan 5.682,08 TL sağlık hizmet bedelli ödemesinden sonra tedaviye bağlı 29.504,03 TL harcama gideri bakımından ...'nun herhangi bir sorumluluğunun kalmadığı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91.maddesine göre davalı sigorta şirketinin sigortalısı araç sürücüsünün %25 kusuru oranında ... A.Ş.'nin 7.376,02 TL ile sınırlı olarak sorumlu olduğu belirtilmiştir.16/11/2020 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda özetle; Olayın olduğu 27.12.2014 günü kaza sonrası ...'nın ilk olarak ... Hastanesi'ne götürüldüğü, burada kendisine ilk müdahalenin yapıldığı, ...'nın ... Hastanesi'nin personeli olduğundan devlet hastanesinin tedavisini reddettiği, çalıştığı ...Hastanesi'ne gittiği, ... Hastanesinin ... için ...'a 288,65 TL miktarlı fatura düzenlediği, ... Hastanesinin tetkikler sonrası 29.12.2014 günü aynı scansta 2 ameliyat yaparak gerekli masraflara dair faturalar düzenlediği, hastanın hastaneye - ilk girişi olarak da 26.12.2014 tarihinde bir acil giriş kaydı oluşturulduğu, buna dair bir masraf çıkartmamakla birlikte sonraki işlemler için ...'a 5.573,00 TL fatura çıkardıkları, diğer masrafları davacı sigorta şirketinden talep edildiği, ... yaptığı incelemede ... Hastanesi'nin ... ile ortopedi branşı yönünden anlaşması bulunmadığının tespit ettiğini, ...'nın ilk götürüldüğü ... E.A. Hastanesi'nden acil durumunun sona erdiğine dair bilgilendirilerek ... Haslanesi'ne götürüldüğü, SUT madde 2.2. gereği trafik kazalarında ilk müdahale anlaşmasız bir Sağlık Hizmeti Sağlayıcı'da yapılsa da ilk tedavinin masrafları ... tarafından karşılanacağından ...'nın itiraz etmeyecek olduğu, acil durum ortadan kalktıktan sonraki yapılan işlemler çeşitli şartlara bağlı olarak ... tarafından ödendiği, ancak ... Hastanesi'nin ... için çıkardığı ve ...'dan talep etliği faturanın incelendiği ve içeriğinin tamamen trafik kazasına bağlı yaralanmanın tedavisine ait giderleri kapsadığı, ... ise ... Hastanesi'nin kendisiyle ortopedi tedavileri konusunda anlaşmasının bulunmadığı ve bu yaralının ... Hastanesine götürüldüğünde de acil durumun sona erdiği ve ödeme yapmaması gerektiğini beyan etiğini, fatura bedelinin (29.504,03 TL) tamamının ... tarafından ödenmesi gerektiği, SUT hükümlerine göre ödenmesini kabul ettiği takdirde ödenecek tutarın 5.682,08 TL olduğu belirtilmiştir.Farklı bir bilirkişi heyetinde alınan 24/09/2021 tarihli raporda özetle; hem resmi SUT fiyatlarına göre hem de dosyaya sunulan fatura tutarlarına göre 2 farklı hesaplama yapıldığını, ... tarafından bu meblağ dışında ödeme yapıldığını gösterir başka bir belge dosyaya sunulmamış olduğundan, davalı ...'nın 23/02/2015 tarihli tedavi için trafik kazası ödemeleri çerçevesinde sorumluluğu bulunduğu, ortaya çıkan sağlık sorunu meydana gelen trafik kazası nedeniyle oluşmuş ve bu kazanın fiili sonucu olduğundan, trafik kazalarında tedavi sürecinin bir bütün olduğu ve sebep sonuç ilişkisi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, trafik kazaları sonucu ortaya çıkan (trafik kazası ile illiyet bağı bulunan) tüm sağlık sorunlarının hayatı veya vücut bütünlüğünü tehdit etsin ya da etmesin (SUT'ta tanımlanan acil hal kapsamına girsin ya da girmesin) Karayolları Trafik Kanunu çerçevesinde ele alınarak, tedavi sona erinceye kadarki sağlık harcamalarının ödemesinin bu doğrultuda yapılması gerektiğini, trafik kazalarındaki tedavi giderlerinin ... tarafından ödeneceği yönündeki kanun hükümlerinde; ...'nın sadece ilk tedavi giderlerini ödeyeceğinin, buna mukabil devam eden sonraki tedavilerde herhangi sorumluluğu bulunmadığının hüküm alına alınmadığı, ilgili kanun değişikliği maddelerinde böyle bir hüküm bulunmadığını, dolayısıyla trafik kazasıyla illiyet bağı bulunan tüm tedavi giderlerinin mevzuat doğrultusunda ... tarafından karşılanması gerektiği, heyette Trafik Uzmanı bulunmadığından kusur ve kusur oranı yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, ancak mahkemeye sunulmuş olan 13/08/2020 tarihli Bilirkişi Kurul Raporunda, trafik bilirkişisi tarafından, kusur oranlarının tespit edildiği görüldüğünden, bu rapordaki kusur oranları dikkate alınarak hesaplama yapıldığını, Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) hükümleri doğrultusunda ve SUT eki listelerde yer alan resmi fiyatlar üzerinden hesaplama yapıldığından, davacı ... Şirketi'nin davalı ...'ndan yasal faizi hariç 8.615,81 TL alacaklı olduğunu, bu meblağın yasal faizinin 2.875,53 TL olduğu, davalı ...'nun Sağlık Uygulama Tebliği hükümleri doğrultusunda resmi fiyatlar üzerinden ödeme yapması gerektiği yönünde hüküm kurulması halinde; diğer davalı ... A.Ş.'nin kusur oranına göre ödemesi gereken meblağın yasal faizi hariç 5.755,82 TL olduğunu, aksi yönde bir hüküm kurularak davalı ...'nun resmi fiyatlar (SUT fiyatları) üzerinden değil de fatura tutarları üzerinden ödeme yapmasına karar verilmesi halinde, davacı ... Şirketi'nin davalı ...'ndan yasal faizi hariç 31.639,09 TL alacaklı olduğunu, bu meblağın yasal faizinin 10.559,55 TL olduğunu, davalı ...'nun fatura bedelleri üzerinden ödeme yapması halinde diğer davalı ... A.ş.'nin ödemesi gereken meblağın bulunmadığını, davacı ... A.Ş.'nin davalı ... A.Ş.'ye hitaplı talep dilekçesine dosya içerisinde rastlanılamadığından faiz hesaplaması yapılamadığını; ... A.Ş.'nin İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'ne hitaplı 05/11/2015 tarihli talep dilekçesinin ... kayıtlarına giriş tarihi 13/11/2015 olarak görüldüğünden bu tarihin faiz başlangıç tarihi olduğunu, faiz bitiş tarihinin ise dava tarihi (10/07/2019) olarak kabul edildiğini, Borçlar Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu'na göre sözleşme ile tespit edilmeyen hallerde kanuni faiz uygulandığını, 01/01/2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ve halen Kanuni Faiz oranının yıllık %49 olduğu belirtilmiştir. Davalı ...'nın istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;

1-Davalı vekili istinafında, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu ileri sürmüştür.Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin sigortalısının trafik kazasından kaynaklı tedavisi için ödediği tedavi giderinin davalı ...'nın KTK'nın 98. Maddesi gereğince sorumlu olduğunu, diğer davalı sigorta şirketinin ise müşterek sigortanın düzenlendiği TTK'nun 1466. maddesi kapsamında sorumlu olduğundan bahisle talepte bulunmuştur. Somut davada, dava dışı sigortalı gerçek kişi olduğu gibi,dava konusu uyuşmazlığın 2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesi uyarınca haksız fiile dayalı rücuen tazminat davası olduğu, bu nedenle davalı ... yönünden görevli Mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi ise de, davacının diğer davalı sigorta şirketine yönelik talebin dayanağına ilişkin hususun TTK'da düzenlenmiş olmasına göre uyuşmazlığın ticaret mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin mahkemenin görevine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

2-Davalı ... vekili istinafında, talebin zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür.Somut olayda, davacı sigorta şirketi, sigortalısının trafik kazası sonucu yaralanması sebebiyle sağlık sigorta poliçesi uyarınca ödenen tedavi giderlerinin, sigortalının haklarına halef olarak davalı ...'dan tahsili talep edildiği için zamanaşımı süresinin KTK'nın 109/1. ve 2. maddesi uyarınca değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacının sigortalısının yaralanmasıyla sonuçlanan trafik kazası cezayı gerektiren bir eylem niteliğinde olup, bu eylemle ilgili 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen ceza zamanaşımı süresi 8 yıldır. Kaza tarihi olan 27/12/2014 tarihinden, icra takibinin başlatıldığı 23/12/2016 tarihine kadar sekiz yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığından davalının zamanaşımına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

3-Davalı ... vekili istinafında, davanın İİK 67. Maddesi gereğince yasal 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını ileri sürmüştür.Davacı tarafından davalı ... ile birlikte diğer borçlular aleyhine İstanbul 2 İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile 37.556,44 TL'nin (davalı ... yönünden SUT'a tekabül eden 192.25 TL lik kısmı için) tahsili için icra takibi başlatıldığı, davalı ...'nın süresi içinde ödeme emrine itiraz ettiği, dosyada ödeme emrine karşı davalı tarafından yapılan itirazın davacı tarafa tebliğ edildiğine dair tebliğ evrakı bulunmadığından davacı vekili tarafından 10/07/2019 tarihinde ve İİK'nın 67. maddesinde öngörülen 1 (bir) yıllık hak düşürücü süre içerisinde huzurdaki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Kaldı ki davacı ıslah yolu ile davasını alacak davasına dönüştürdüğünden davanın İİK 67. Maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü sürede açılıp açılmamasının sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

4-Davalı ... vekili istinafında, dava dışı sigortalı için ödenen tedavi giderlerinden müvekkili kurumun sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürmüştür.6111 Sayılı Kanunun 59. maddesi ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun "Sağlık hizmet bedellerinin ödenmesi" başlıklı 98. maddesinin 1. fıkrasında "Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde ... tarafından karşılanır. (Ek cümle: 4/4/2015-6645/60 md.) Ancak, ..., bu kapsama girenler yönünden genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmetlerine ilave sağlık hizmetlerini belirler, protez ve ortezler için farklı birim fiyatı tespit eder. Bu sağlık hizmetleri sağlık uygulama tebliğindeki istisnai sağlık hizmetleri kapsamına dâhil edilmez." hükmü düzenlemiştir.6111 Sayılı Kanunun geçici 1. maddesinde ise "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedelleri ... tarafından karşılanır. Söz konusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59 uncu maddesine göre belirlenen tutarın % 20’sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülükleri sona erer..." şeklinde hüküm içermektedir. Öte yandan, Danıştay 15. Dairesi 2013/773 Esas ve 14/11/2013 tarihli kararı ile önce Trafik Kazaları Nedeniyle İlgililere Sunulan Sağlık Hizmet Bedellerinin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. bendinde yer alan "Kurum tarafından Sağlık Uygulama Tebliğinde (SUT) yer alan hükümler doğrultusunda" ibaresinin yürütmesinin durdurulmasına karar vermiş olup akabinde 2013/773 Esas 2016/1779 Karar ve 16/03/2016 tarihli karar ile ise, dava konusu Trafik Kazaları Nedeniyle İlgililere Sunulan Sağlık Hizmet Bedellerinin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. bendinde yer alan "... Sağlık Uygulama Tebliğinde (SUT) yer alan hükümler doğrultusunda" ibaresinin iptaline karar verilmiştir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1 maddesinde, sigortacı poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. Karayolları Trafik Kanuna göre, zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmak zorunludur. Sigorta poliçesinde belirtilen, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle sigorta şirketi zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin, prim ödeyen işleten ve sürücüsünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun davalı ...'na geçtiğinde kuşku yoktur. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir (Yargıtay 4 HD'nin 2021/25173 Esas 2024/881 Karar sayılı ilamı).Somut olayda, davacının sigortalısının trafik kazası sebebiyle tedavi gördüğü ...Hastanesinde yapılan tedavi giderlerinin davacı tarafından ödenmesi üzerine iş bu dava açılmıştır. Dosya kapsamında yer alan doktor bilirkişisinden alınan raporda, fatura detaylarının incelenmesinde kullanılan tıbbi malzemelerin kazaya bağlı hasarın tedavisi için kullanıldığı belirtilmiştir. Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri ve yargı kararları dikkate alındığında, 6111 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra açılan işbu davada, rücu istemine konu tedavi giderlerinin belgeli olduğu gibi ayrıca uygulanan tedavilerin de kaza sonucu oluşan yaralanmanın mahiyeti ile uyumlu olduğu anlaşılmakla 6111 sayılı Kanun ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98. maddesinde yapılan değişiklik gereği davalı ... trafik kazası sebebiyle yapılan bu tedavi giderlerinin tamamından sorumludur. Ancak davacının ıslah yolu ile ... yönünden 8.615,81 TL talepte bulunduğu anlaşılmakla Mahkemece davacının talebi ile bağlı kalmak suretiyle tesis edilen karar isabetli olup bu hususa yönelik davalı ...'nın istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Davacı vekilinin istinaf nedenlerinin değerlendirilmesinde;Davacı vekili istinafında, asıl ve birleşen dava dışı sigortalı için ödenen tedavi giderlerinden davalı sigorta şirketlerinin de sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürmüştür.Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri ve yargı kararları dikkate alındığında, 6111 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra açılan işbu davada, rücu istemine konu hastaneye ödendiği belirtilen tedavi giderinin mahiyeti itibariyle 6111 sayılı Yasa kapsamında kaldığı, zira rücuya konu miktarın tamamı hastane tarafından fatura edildiğinden tedavi giderlerinin belgeli olduğu dikkate alındığında 6111 sayılı Kanun ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98. maddesinde yapılan değişiklik gereği asıl davada davalı ...'nın bu tedavi giderlerinin tamamından sorumlu olmasına göre, asıl ve birleşen davada davalı sigorta şirketlerinin sorumluluğunu gerektirir bir husus bulunmadığı anlaşılmakla ilk derece Mahkemesince asıl ve birleşen davalarda davalı sigorta şirketleri yönünde davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf nedeni yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusu ile davalı ... vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/427 Esas, 2022/227 Karar sayılı ve 29/03/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusu ile davalı ... vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,

2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan asıl davada davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın asıl davada davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf harçları birleşen davada davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,

4-Davalı ... harçtan muaf olduğundan yatırdığı 147,13 TL istinaf karar harcının talebi halinde davalı ...'ya İADESİNE,

5-Asıl ve birleşen davada davacı ile davalı ... tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.02.07.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1350, K. 2026/1013, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1350-e-2026-1013-k-b0a9240f5774