Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/727 E. 2022/1284 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/727
- Karar No
- 2022/1284
- Karar Tarihi
T.C. BURSA BAM 14. HUKUK DAİRESİ T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ... KARAR NO : ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/12/2022 NUMARASI : 2021/727 esas, 2022/1284 karar
DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 23/01/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/01/2025 Mahkemece verilen karara karşı yapılan istinaf başvurunun incelenmesi neticesinde; İDDİA VE SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacı vekili, davalı taraf ile müvekkili arasında 20.08.2019 tarihli sözleşme akdedildiğini, davalı tarafın ...İli ...Bölgesinde yapılmakta olan ...Merkezi inşaat işleri kapsamında bulunan Kar Buz Eritme Sisteminin Yapımı İşlerini (malzeme, işçilik devreye alınması dahil) yüklendiğini, müvekkilinin sözleşme gereği kendisine ait tüm edimlerini sözleşmeye uygun bir şekilde yerine getirdiğini ve tüm ödemelerini yaptığını, ancak davalı tarafça yapımı gerçekleştirilen Kar Buz Eritme Sisteminde, müvekkili şirket tarafından yapılan incelemede; şartnameye aykırılıklar ve birçok ayıp tespit edildiğini, tespit edilen ayıpların noter aracılığı ile davalıya ihtar edildiğini ancak davalının ihtara rağmen ayıpları düzeltmediğini, Bursa 8. Sulh Hukuk Mahkemesi aracılığı ile tespit yaptırıldığını, bu nedenle taraflar arasında imzalanan 20.08.2019 tarihli sözleşmedeki yükümlülüklerin gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle müvekkilinin uğramış olduğu zararlardan kaynaklı ve Kar Buz Eritme Sistemi'ndeki ayıpların giderilmesinden kaynaklanacak şimdilik toplam 17.973-Euro (182.652,40 TL) zararın 12.08.2020 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafından davaya cevap dilekçesi sunulmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, teknik bilirkişi raporundan ve keşif sırasındaki gözlemlerden davalının kar ve buz eritici sistemi hatalı olarak çatı eğimine paralel bir şekilde monte ettiği, kar kütlelerinin aşağı doğru kayması sırasında ilgili ısıtıcı kabloları da aşağı sürüklediği ve sistemin bozulmasına sebebiyet verdiği, tanık beyanlarından davalının bu hatalı imalattan dolayı davacı personeli tarafından uyarıldığının ve bu uyarıya rağmen hatanın düzeltilmediğinin sabit olduğu, dolayısıyla davacının uğramış olduğu zararın ayıplı ifa nedeniyle tazminin gerekeceği, bilirkişi hesabının usul ve yasalara uygun olduğu nazara alındığı, gerekçe yazım aşamasında TL ile hüküm kurulmasına rağmen yabancı paralara uygulanacak faize şablondan kalması sebebiyle sehven hükmedildiğinin farkedildiği fakat hüküm ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşmaması adına düzeltim yapılmadığı, gerekçesiyle; davanın kabulü ile, 210.709,11-TL’nin temerrüt tarihi olan 12.08.2020 tarihinden işleyecek bankalarca Euro mevduatına uygulanan en yüksek mevduat faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, davacı tarafın ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müvekkilinin imzalanan sözleşme gereği üstüne düşen edimlerini yerine getirerek borcunu ifa ettiğini, kusurun kabulü anlamında gelmemekle birlikte dosya içerisine sunulan resimlerde söz konusu kar- buz eritme sisteminin karlı havalarda ayıplı hale geldiğini, müvekkiline ihtarname çekilen tarih ise 12/08/2020 tarihi olduğunu, ayıp ihbarı takriben 5 ay sonra yapıldığını, 5 aylık sürenin makul bir süre olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, kar-buz eritme sisteminin sağlıklı çalışabilmesi için kar tutucu sisteminin bulunması gerektiğini, kar yağışının fazla olması sebebiyle başka firma tarafından kurulan kar tutucular yerlerinden çıkarak kar eritme sistemlerini parçaladığını ve söküp aldığını, kar eritme sistemi kar tutucuların mukavemetine dayanabilecek özellikte olmadığını, yoğun kar yağışı sebebiyle sistemin kurulmasının zor olacağı ve olumsuz durumlarla karşılaşılabileceği davacı firmaya anlatıldığını, fakat bu hususta herhangi bir dönüş alınamadığını, montaj işlemlerinin yapıldığı ...bölgesinde, bölge şartlarının uygun olmaması sebebiyle davacı tarafın iddia ettiği şekilde sistemin dik yapılmasının uygun olmadığını, sistemin kış şartlarında yapılması sebebiyle sistemin üzerindeki kar tutucuların eksik yapıldığı defaatle ...'e (Davacı Firma Proje Müdürü) söylenmiş olup davacı firma tarafından cevaben eksik olan imalatların (kar tutucu) yapılacağı bildirildiğini, eksik olan kar tutucularının yapılmaması sebebiyle bütün kabloların aşağıya doğru sürüklendiğini, davalı tarafından montajı yapılan Kar-Buz Eritme Sisteminin sağlıklı çalışabilmesi için kar tutucu adı verilen koruyucu demirlerin çatıya montajı yapılması gerektiğini, bu husus davacı tarafa defaatle bildirilmişse de buna ilişkin herhangi bir önlem alınmadığını, bilirkişi raporuna itirazı değerlendirilmemiş olup bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, müvekkilinin sözleşmede yazan miktar kadar kablo montajı yapmamış olup toplamda 47 adet kablo montajı yaptığını, ve bu miktar üzerinden hak ediş aldığını, 47 adet kablonun ise 27 adeti beton altında olup 20 adeti çatı üzerinde olduğunu, zarar gören miktarın ise toplamda 20 adet kablo olduğunu, 20 adet kablonun hesaplaması yapılması gerekirken bilirkişi raporunda 58 adet kablo üzerinden hesaplanmış olup bu hususların hatalı olduğunu, diğer yandan da hasarlı kabloların hurda bedeli hesaplanması gerekirken bu miktar da hesaplanmadan rapor düzenlendiğini, beyan ederek istinaf talebinde bulunmuştur. Davacı ...Ş. vekili, 6098 sayılı TBK m. 99 kapsamından açıkça anlaşılacağı üzere, alacaklı davasını temerrüde düşen borçluya karşı yabancı para cinsi ile tahsili talebiyle ikame edebileceği gibi ülke parasıyla tahsili talebiyle de ikame etme hakkına haizdir olduğunu, bu doğrultuda taraflarınca da işbu davanın 17.973-Euro bedelin tahsili talebiyle ikame edildiğini ve bu seçimlik hakkın kullanıldığını, 17.973 Euro'nun dava tarihindeki Türk Lirası kur karşılığı olan 182.652,40-TL üzerinden de harca esas değer gösterildiği, dolayısıyla huzurdaki davanın yabancı para üzerinden tahsili talebi ile ikame edilmesinde hukuka ve kanun maddelerine aykırılık bulunmadığını, 29.09.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile harca esas değer 17.571 Euro +KDV=20.733,78 Euro üzerinden harca esas olmak üzere 210.709,11-TL olarak hesaplandığını, ve dava değeri 17.571 Euro +KDV olarak ıslah edildiğini, Islah dilekçesinde Türk Lirası olarak belirtilen rakamlar yalnızca harç hesabının, döviz kurunun dava tarihindeki Türk Lirası karşılığı üzerinden yapılıyor olması ve hesaplamanın kolay anlaşılır olması bakımından belirtildiğini, işbu davada alacağın yabancı para birimi olan Euro üzerinden tahsili talep edilmesine karşılık yerel mahkeme tarafından Türk Lirası üzerinden ve harç hesaplamasını esas alarak ödenmesine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, beyan ederek istinaf talebinde bulunmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı işin ayıplı olduğundan uğranılan zararın giderilmesine dair alacak istemine ilişkindir. Davacı, davalı ile aralarında ...İli ...Bölgesinde yapılmakta olan ...Eğitim Merkezi inşaat işleri kapsamında bulunan Kar Buz Eritme Sisteminin Yapımı İşlerine (malzeme, işçilik devreye alınması dahil ) ilişkin 20/08/2019 tarihinde eser sözleşmesi imzalandığını, yüklenici olan davalının işi ayıplı yaptığını, bu hususta davalı tarafa ihtarname keşide edildiğini, ancak ayıpların davalı tarafından giderilmediğini iddia etmiş, davalı taraf davaya cevap vermeyerek aşamalardaki beyanlarında ayıpların meydana gelmesinde davacının kusurlu olduğunu savunmuş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında 20/08/2019 tarihinde ...İli ...Bölgesinde yapılmakta olan Uludağ ...Merkezi inşaat işleri kapsamında bulunan Kar Buz Eritme Sisteminin Yapımı İşlerine (malzeme, işçilik devreye alınması dahil ) ilişkin eser sözleşmesi imzalandığı, davacının iş veren davalının yüklenici olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. “Sözleşme” başlıklı taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 3. Maddesinde birim fiyatlar ile sözleşme bedelinin 23.825,00 EURO+KDV olarak kararlaştırıldığı, “Garanti Süresi” başlıklı 13.5 maddesinde “ Garanti süresi içerisinde, işletme ve kullanımdan kaynaklananlar hariç, kendi ikmal ve imalat hatasından doğacak bütün arıza, noksan, kusur ve hasarların giderilmesi veya tamamlanması masrafları, tamamıyla yükleniciye aittir. Yüklenici bu şekilde arıza, noksan, kusur ve hasarları işveren tarafından bildirilen süre içinde gidermek veya tamamlamak mecburiyetindedir. Verilen süre içerisinde yüklenici bu işleri tamamlamadığı takdirde işveren bunları dilediği şekil, şart ve bedelle yaptırmaya ve harcadığı paraları, yükleniciden talep etme hakkına sahiptir.” düzenlemesinin bulunduğu anlaşılmıştır. Eser sözleşmesi yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Eser sözleşmesinde kural olarak davalı sözleşme ve yasaya uygun gerçekleştirdiği imalat miktarı, davacı ise, taahhüt kapsamında yaptığı ödemeleri kanıtlamakla yükümlüdür. TBK 479.maddesi gereğince bedel ödeme borcu eser teslim alındığında muaccel olacaktır. Eser sözleşmelerinde yüklenici yapımını üstlendiği eseri sözleşmeye teknik ve sanatsal kurallara ve amaca uygun olarak yapıp iş sahibine teslim etmekle, davalı iş sahibi de kararlaştırılan bedeli ödemekle yükümlüdür. Eser sözleşmesi imzalandıktan sonra yapılan işlerin yüklenici tarafından yapıldığı karine olarak kabul edilir. Akdin gereği gibi ve zamanında ifasını tehlikeye sokan her hali yüklenici, iş sahibine derhal haber vermeye mecburdur. Davalı tarafından, davacının sözleşme kapsamında yaptığı eserin ayıplı olduğu iddia edilmiştir. Taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. (TMK 6) Kural olarak, ayıbın varlığının iş sahibi tarafından kanıtlanması gerekir. Ayıbın varlığını kanıtlama yükümlülüğü ayıbın niteliğini kanıtlamayı da kapsar. Ayıbın varlığı ve niteliğinin belirlenmesi teknik incelemeyi, bu nedenle bilirkişi raporu alınmasını da gerektirir. Ayıbın varlığı her türlü delil ile bu kapsamda tanık beyanları ile de ispatlanabilir. Davalı istinaf dilekçesinde davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını iddia etmiştir. Eldeki davada Ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığının mahkemece re'sen gözetilmesi mümkün değildir. Diğer bir anlatımla, ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı mahkemece re'sen gözetilmeyip, yüklenicinin bu hususu def'i olarak ileri sürmesi gerekir. Eldeki davada davalı vekilinin süresinde davaya cevap dilekçesi ile ayıp itirazında bulunmadığı, gibi davacı davalı tarafa Bursa 10. Noterliği’ nin 12/08/2020 tarih 30425 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ayıp ihbarında da bulunduğu anlaşılmıştır.(HMK 357) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 472.maddesi üçüncü fıkrasında eser sözleşmelerinde yüklenicinin genel ihbar yükümlülüğü düzenlenmiş olup, eser meydana getirilirken, iş sahibinin sağladığı malzemenin veya eserin yapılması için gösterdiği yerin ayıplı olduğu anlaşılır veya eserin gereği gibi ya da zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek başka bir durum ortaya çıkarsa, yüklenicinin bu durumu hemen iş sahibine bildirmek zorunda olduğu, bildirmezse bundan doğacak sonuçlardan sorumlu olacağı hükmü getirilmiştir. (Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin 2018/385 Esas, 2018/4618 Karar, Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin 2019/1848 Esas, 2020/77 Karar) Davalı kar buz eritme sisteminin sağlıklı çalışabilmesi için kar tutucu adı verilen koruyucu demirlerin çatıya montajı yapılması gerektiğini, davacıya bu hususun defaatle bildirildiğini iddia etmiş ise de yukarıda da açıklandığı üzere davalı olan yüklenicinin genel ihbar yükümlülüğü altında iddia ettiği bu hususu davacıya ihbar ettiğini ispat edemediğinden ayıplı imalatın sonuçlarından sorumlu tutulması doğru olmuştur. Kaldı ki alınan bilirkişi raporlarında yapılan imalatın tekniğe uygun olarak çatı eğimine dik olarak monte edilmesi gerekirken, çatı eğimine paralel monte edilmesi nedeniyle hasar gördüğü, hasarın yanlış kurulumdan kaynaklandığı da anlaşılmış olup davacının hasar oluşumunda kusuru bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Bununla beraber, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 13.5 maddesi uyarınca henüz garanti kapsamında olan tüm sistemin hatalı yapılmasından kaynaklanan zararını davacı iş sahibi davalı yükleniciden talep edebilir. Ne var ki, davalı kablo bedeli hususundaki itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını iddia etmiştir. Dosya kapsamında hükme esas alınan bilirkişi raporunda hasar gören kabloların ölçümlerinin nasıl tespit edildiği denetlenememiş, toplam sözleşme gereği döşenen kablo miktarı ile hasar gören ve görmeyen kablo bedellerinin ( beton altına döşenen kablo olup olmadığı) tespiti de yapılmamıştır. Yine mahkemenin kabulüne göre davalı yüklenici tarafından yapılan iş söktürülerek başka bir firmaya yaptırılacağından, bu durumda sökülen kabloların yükleniciye iade edilmesi gerekir. İadenin mümkün olmaması halinde bu malzemelerin hurda bedeli iş sahibinden sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep edilebilir. Yine ayıplı malzemeler iş sahibince kullanılmış ve ekonomik yarar sağlanmışsa kullanım bedeli de istenebilir. Ancak mahkemece hurda bedeline ilişkin bir tespit de yaptırılmamıştır. Davalı tarafın anılan istinaf sebebi yerindedir.(Yargıtay-kapatılan-15 HD 27/03/2014 tarih 2013/2759 E., 2014/2133 K. sayılı emsal kararı) Davacı taraf istinafına gelecek olur isek, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal kararlarında da bahsedildiği üzere; TBK'nın 99 uncu maddesi uyarınca, konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir. Ancak, ödemenin ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödenmesi kararlaştırılmış ise; alacaklı ödemenin bu para birimiyle veya ülke para birimiyle ödenmesini istemede seçimlik hakka sahiptir. Ancak, yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan kişi bu kararından geri dönemez. Somut olayda; dava dilekçesinde açıkça EURO cinsinden talepte bulunan davacı vekilinin, yargılama sırasında bu tercihinden dönerek ıslah dilekçesi vererek borcun TL üzerinden tahsilini isteyemeyeceği gözetilerek; sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken Mahkemece hatalı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde TL üzerinden hüküm tesis edilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, kararın bu nedenle de kaldırılması gerekir. ( Bknz. Yargıtay 3 HD 2023/3214 E, 2024/1487 K) O halde mahkemece, davalı tarafın kablo bedeli ve hurda bedeline ilişkin itirazlarının değerlendirilmesi için hükme esas alınan son bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre davacının da talebini yabancı para üzerinden istediği gözden kaçırılmadan karar verilmek üzere kararın kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılarak ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf taleplerinin HMK 353/1-a-6 uyarınca KABULÜ ile Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/12/2022 tarih, 2021/727 esas, 2022/1284 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, Dairemiz kararında belirtilen hususlar dikkate alınarak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-İstinaf başvurusunda bulunun taraflarca yatırılan istinaf karar ve ilam harcının ilk derece mahkemesince iadesine, 3-İstinaf başvurusu için taraflarca yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinafa başvuran yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-g hükmü uyarınca KESİN olmak üzere 23/01/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
... Başkan ... ¸ ... Üye ... ¸ ... Üye ... ¸ ... Katip ... ¸