İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/846 E. 2025/848 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/846
Karar No
2025/848
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/846 Esas KARAR NO : 2025/848 Karar DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 01/10/2025 KARAR TARİHİ : 10/10/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, TALEP: Davacı taraf sunduğu dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin Güvenlik ve Temizlik başta olmak üzere pek çok hizmet sektöründe faaliyet gösteren, İzmir ve İstanbul illerinde çeşitli yatırımları bulunan, sevilen ünlü iş insanı ve siyasetçi müvekkil ...., İzmir İlinde Güzellik Merkezi & Sağlık Sektörüne girmeye karar vermiş ve bu kapsamda 28.09.... Tarihli Ticaret Sicil Gazetesi ilanıyla .... San ve Tic A.Ş. firmayı kurduğunu, müvekkili ...'nin diğer müvekkili ... Hizmetleri A.Ş. Firmasının da sahibi olup ayrıca yine .... ismiyle aynı grup şirketler bünyesinde pek çok şirketi bulunan başarılı bir iş insanı olduğunu, müvekkili ...'nin, Sağlık Sektörüne girmeye karar verdikten sonra ilgili şirketi kurmaya karar vermiş 100.000 TL sermaye ile ... Mahallesi ... Caddesi No:63A Bayraklı İzmir adresinde ilgili firmanın tek yetkilisi olarak kuruluşunu gerçekleştirmiş; 28.09..... Tarihli Ticaret Sicil Gazetesi ile kuruluşun ilanını yapmış olduğunu, aynı amaç doğrultusunda ... Mahallesi ... Caddesi No:63A Bayraklı İzmir adresinde kaim işyeri hakkında 11/04/2022 Tarihli aylık kira bedeli 40.000,00 TL olan 10+5 Yıllık Kira Sözleşmesi bağıtlanmıştır. İşbu kira sözleşmesi uyarınca Depozito Bedeli, Emlak Komisyon Bedeli, Peşin Kira Bedelleri de yine müvekkilleri tarafından ödenmiş olduğunu, müvekkillerinin, ilgili şirketin faaliyetine geçebilmesi için ayrıca Tıbbı Malzeme, Ekipman ve Makinalar aldığını, işbu estetik merkezinin faaliyete geçmesi için de davalıya para gönderilmiş ve açılması planlanan güzellik merkezinde kullanılmak üzere cihaz alınması için para göndermiş olduğunu fakat açılması planlanan güzellik ve estetik merkezinde tadilat işlemlerinin uzaması nedeniyle bu klimaları davalının iş yerinde muhafaza etmesini istemiş davalı da bunu kabul ettiğini, fakat iş yeri ruhsatı için kiralanan taşınmazda deprem yönetmeliğine aykırılıklar olmuş ve daha sonra diğer prosedürler nedeniyle açılması planlanan estetik merkezi açılamadığını, bunun üzerine davacı müvekkilinin Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosya ile estetik ve lazer cihazı alınması davalılara gönderilen 350.000 TL 'nin iadesi amacıyla ilamsız icra takibi başlatmış fakat davalı bedellerinin iadesi talebiyle ilgili başlatılan icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, bunun üzerine davacı müvekkili tarafından Bakırköy Arabuluculuk Bürosu 'na başvurulmuş ve bakırköy Arabuluculuk Bürosu ... büro ve ... Arabuluculuk sayılı dosya ile başvuru yapılmış fakat davalıların arabuluculuk sürecinde anlaşmayacaklarını beyan ve imza etmiş olduklarını, Türkiye'de yerleşik mevzuat hükümleri uyarınca Poliklinik Ruhsatı ancak gerekli belgeleri olan Doktor Ünvanlı kişilerin sahibi olduğu şirketlere verilebildiğini, bu bakımdan Türkiye'de Poliklinik, Tıp Merkezi, Hastane gibi Sağlık Kuruluşları yatırımlarında bulunan yatırımcıların/iş insanlarının pek çoğu genel teamül gereği ilgili şirketi bir doktor adına tescil etmekte; işbu doktor ile aralarında yazılı veya sözlü İnanç İlişkisi kurulmakta; hekim duruma göre ayrıca ilgili Sağlık Kuruluşunda çalışması halinde ayrıca bir Kar Payı yüzdeliği; çalışmaması halinde ise sabit maaş ile adeta Ruhsatını Kiralamakta, bu yasal engelin aşılması gayesi ile müvekkilim de bir kısım ortak arkadaşlarının tavsiyesi üzerine ... Mah. ... Bulv.Bulvar Blok No:25 İç Kapı No:4 Konak İzmir Adresinde Güzellik Merkezi bulunan şüpheli Doktor ... ile tanıştığını, tarafların ilk olarak ilgili ruhsatın alınması için şirketin şüpheli adına devir ve intikali hususunda anlaştıklarını, bu İnanç İlişkisi kapsamında müvekkilllerinin, şüpheliye aylık 75.000,00 TL Maaş ile %10 Kar Payı verilmesi üzerine anlaşma sağladığını, burada önemle belirtmek gerekir ki şüphelinin koymuş olduğu herhangi bir sermaye olmadığı gibi, herhangi bir gider ortaklığı da bulunmamakta olup; Doktor ünvanına sahip olması ezcümle salt diploması karşılığında bila bedel güven ilişkisine dayalı olarak resmi olarak bütün tescilleri kendi adına yaptığını, davalılar ... ve ...., anılı işyerinin ... San ve Tic A.Ş.'nin bağlı şubelerinden biri olacağına müvekkilini inandırarak bu aslen kendi faaliyet adresi olan işyerinin yenilenmesi, beyaz eşyası, kliması dahil olmak üzere bütün yenileme masraflarını müvekkiline karşılatmışlar ve müvekkilinin buraya da yatırım yapmasını sağlamış olduklarını, dava dilekçesi ekinde müvekkillerine kesilen fatura ve bunların karşılığı olarak müvekkili tarafından yapılan ödemelerin dekontlarının sunulduğunu, Tıbbi malzeme ve ekipmanların, 29.03.2023 tarihinde Dr. ...'ün şahıs firması olan ... Mah. ... Bulvarı No:25/4 Alsancak Konak/İzmir adresinde bulunan işyerine ... (ekipmanların satın alındığı şirket sahibi) ve ... (müvekkil şirket çalışanı) tarafından davalılar ... ve ...'a emaneten teslim edildiğini, işbu ekipmanların Dr. ...'ün işyerine bırakılmasının sebebinin, poliklinik olarak çalışacak olan ... Mahallesi ... Caddesi No:63a Bayraklı İzmir adresindeki işyerinin bulunduğu binanın ağır hasar raporu almasından kaynaklandığını, davalılar ... ve ...'ın kendilerine emaneten bırakılan ve müvekkilinin bedelini ödeyerek satın aldığı tıbbi malzeme ekipman ve makinaları almış ve alandan müvekkilinin bilgisi ve onayı ve rızası olmaksızın çıkarmış ve satmış olduğunu, davacı müvekkilinin hem satın aldığı cihaz bedellerini hem de başkaca satın alınması planlanan cihazlar için davalılara ödemeler yapmış fakat davalıların bu paraları müvekkiline iade etmemiş olduklarını, iş bu nedenle huzurdaki davanın açılması zorunluluğu hasıl olduğunu beyan ederek, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyaya yapılan itirazın iptali, asıl alacağın %20 'sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatı, davacı müvekkilinin dava konusu olan ödeme bedeline ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizinin davalılardan tahsili ile müvekkiline ödenmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğüne, İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğine, Kemeraltı Vergi Dairesi Müdürlüğüne, Kordon Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkerelere cevap verildiği görüldü. Dava, hukuki niteliği itibariyle, medikal ve kozmetik cihazların bedelinin ödenmesine ilişkin davacı tarafça başlatılmış icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. Bakırköy Arabuluculuk Dairesinin ... Numaralı dosyasında 24.09.2025 tarihinde 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 17, m. 18/A ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği anlaşıldı. Dosya kapsamında bulunan Bakırköy ..... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçluları aleyhine 350.000,00-TL medikal ve kozmetik cihazların bedeli (İstenen: Yıllık Adi Kanuni Faiz) olmak üzere 28/07/2025 tarihinde icra takibi başlatıldığı, davalı ... tarafından 06/08/2025 tarihinde ödeme emrine, icra takibine, faize, işlemiş faize, avukatlık ücretine, takibin tüm ferilerine, yetkiye ve borca itiraz edildiği, davalı .... tarafından 05/08/2025 tarihinde ödeme emrine, icra takibine, faize, işlemiş faize, avukatlık ücretine, takibin tüm ferilerine, yetkiye ve borca itiraz edildiği, itirazlar üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı, davalı tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz ettiği görülmüştür. Uyuşmazlık, öncelikle mahkememizin görevli olup olmadığı, davacının takip ve dava tarihi itibariyle takibe konu estetik ve lazer cihazı alınmasına yönelik davalıya gönderilen 350.000,00-TL nedeni ile alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne olduğu, tahsili gereken alacak miktarının ne olduğu, davacının bu alacağı talep edip edemeyeceği, borcun ödenip ödenmediği, borçlunun temerrüte düşüp düşmediği temerrüt tarihinin, uygulanması gereken faiz tür ve oranının, buna göre tahakkuk eden faiz miktarının ve toplam alacağın ne olduğu, icra-inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda toplandığı tespit edildi. Kordon Vergi Dairesi Müdürlüğünün 07/10/2025 tarihli yazı cevabından; davalı ...'ün Mükellef Serbest Meslek Kazancı Gelir Unsurundan gerçek usulde gelir vergi mükellefi olduğu, mükellef faaliyet konusu itibariyle Serbest Meslek Kazancı elde etmekte olduğundan 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 177. Maddede belirtilen hadlerden bağımsız olarak VUK 210. Madde hükümlerine göre serbest meslek erbabı olarak serbest meslek kazanç defteri tutmakla yükümlü olduğu anlaşılmış, Kemeraltı Vergi Dairesi Müdürlüğünün 07/10/2025 tarihli yazı cevabından; davalı ... hakkında bilgisayar ortamında yapılan sorgulamada dairelerinden potansiyel vergi kimlik numarası almış olduğu, herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı anlaşılmış, Ticaret Sicili Müdürlüğü ve Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanlığı yazı cevaplarından davalıların herhangi bir kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK nın 1. Maddesi, aynı yasanın 114/1-c bendi ile 115/1. Hükmü nedeni ile öncelikli olarak görev hususunda inceleme yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. TTK'nın 11. maddesinin ikinci fıkrası "(2) Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." hükmünü amirdir. İlgili fıkrada her ne kadar ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınırın Cumhurbaşkanı kararıyla belirleneceği ifade edilmişse de söz konusu fıkranın 2/7/2018 tarihli değişiklikten önceki halinde sınırın Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterileceği ifade edilmekteydi. Nitekim 21 Temmuz 2007 tarihli, 26589 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı ile söz konusu ayrımın ne şekilde yapılacağı açıklığa kavuşturulduğundan ve sonrasında Cumhurbaşkanlığı kararıyla bu hususta yeni bir düzenleme yapılmadığından, halen geçerliliğini koruyan Bakanlar Kurulu kararı doğrultusunda değerlendirme yapılmalıdır. Anılan Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, esnaf ve tacir ayrımı, esnaf faaliyetinin türüne göre 213 sayılı VUK’nun 177. maddesindeki parasal sınırlar esas alınarak belirlenir. Anılan Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, sadece ikinci sınıf tacirlerin esnaf olarak kabulü söz konusu olabilir. Yani birinci sınıf tacirler hiç bir koşulda esnaf olarak kabul edilemez. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 176. maddesine göre tüccarlar, birinci sınıf ve ikinci sınıf olmak üzere ikiye ayrılır. Birinci sınıf tüccarlar, bilanço esasına göre defter tutanlardır. İkinci sınıf tüccarların ise işletme hesabına göre defter tutanlardır. VUK'nun 177. maddesinde ise kimlerin birinci sınıf tüccar olduğu açıklanmış olup birinci aşamada gelir esasına göre bir ayrım yapılmış, maddenin son fıkrasında ise tacirin gelirine hiç bakılmaksızın, ihtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih eden tacirlerin de birinci sınıf tacir oldukları kabul edilmiştir. Bu yasal düzenlemelere göre, kanun gereği birinci sınıf tacir sayılan bir tacirin esnaf olarak kabulü mümkün değildir. Salt ticari işletmenin ticaret siciline kayıtlı olmaması, esnaf odasına kayıtlı olması, bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez. 2025 yılı için geçerli olmak üzere esnaf ve sanatkar sayılma hadleri; 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan Nakdi limitlerin yarısı ( Fıkra 1 - Mal Alım Tutarı: 1.000.000,00 TL, Mal Satış Tutarı: 1.400.000,00 TL ),( Fıkra 3 - Satış Tutarı: 1.000.000,00 TL ) (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamıdır ( Gayri Safi İş Hasılatı : 990.000 TL ) şeklinde belirlenmiştir. Dosya tüm deliller ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde; 6100 Sayılı HMK nın 1. Maddesi hükmüne göre; göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı yasanın 114/1-c bendi uyarınca, dava şartı olan bu husus, 6100 Sayılı HMK nın 115/1. maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinde araştırılır, göreve ilişkin dava şartı noksanlığının sonradan giderilmesi mümkün değildir. Bu nedenle öncelikli olarak görev hususunda inceleme yapılmıştır. Dava taraflar arasında takibe konu estetik ve lazer cihazı alınmasına yönelik davalıya gönderilen 350.000,00-TL nin tahsili neden ile başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkin olup mutlak ticari dava niteliğinde değildir. Nispi ticari dava olup olmadığına ilişkin ise her ne kadar davacı tüzel kişi tacir ise de, davalılar bakımından tacir araştırması yapılmış olup davalıların tacir olmadığı Kordon Vergi Dairesi Müdürlüğünün 07/10/2025 tarihli yazı cevabından; davalı ...'ün Mükellef Serbest Meslek Kazancı Gelir Unsurundan gerçek usulde gelir vergi mükellefi olduğu, mükellef faaliyet konusu itibariyle Serbest Meslek Kazancı elde etmekte olduğundan 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 177. Maddede belirtilen hadlerden bağımsız olarak VUK 210. Madde hükümlerine göre serbest meslek erbabı olarak serbest meslek kazanç defteri tutmakla yükümlü olduğu anlaşılmış, Kemeraltı Vergi Dairesi Müdürlüğünün 07/10/2025 tarihli yazı cevabından; davalı ... hakkında bilgisayar ortamında yapılan sorgulamada dairelerinden potansiyel vergi kimlik numarası almış olduğu, herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı anlaşılmış, Ticaret Sicili Müdürlüğü ve Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanlığı yazı cevaplarından davalıların herhangi bir kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalıların tacir olmaması nedeni ile dava nispi ticari dava niteliğinde de değildir. Bu durumda davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin görevsizliğine, Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın, dava şartı olan 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen görev yönünden usulden reddi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin yetkili ve görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine, 4-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına) 5-6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemede değerlendirilmesine, 6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda karar verildi. 10/10/2025 Katip ... ¸e-imzalı Hakim ... ¸e-imzalı

Atıf: Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/846, K. 2025/848, T. 10.10.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-8-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-846-e-2025-848-k-9c5faed06238