Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2026/370 E. 2026/464 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Hukuk Genel Kurulu
- Esas No
- 2026/370
- Karar No
- 2026/464
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2025/893 E., 2025/970 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 14.10.2025 tarihli ve 2025/2430 Esas, 2025/3381 Karar sayılı BOZMA kararı
Konkordato isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince talep eden şirketin konkordato tasdik talebinin reddi ile iflasına karar verilmiştir. Kararın konkordato talep eden şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme sonucunda istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı konkordato talep eden şirket vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı konkordato talep eden şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. TALEP Konkordato talep eden şirket vekili dilekçesinde; müvekkilinin İstanbul ili Şişli ilçesinde bulunan her türlü konfeksiyon ürünleri ve kumaşların toptan ve perakende alım, satım, pazarlama, ithalat ve ihracat faaliyetini yürüten iki ortaklı küçük ölçekli bir şirket olduğunu, talep dilekçesi ekinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 286. maddesinde açıklanan belgelerin de sunulduğunu, talep edilen konkordatonun on altı ay vade konkordatosu niteliğinde bulunduğunu ileri sürerek İİK’nın 285 ve devamı maddeleri gereğince teklif edilen konkordato projesinin tasdikine karar verilmesini talep etmiştir. II. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 12.12.2024 tarihli ve 2021/431 Esas, 2024/951 Karar sayılı kararı ile; Konkordato Gider Avansı Tarifesinin 7. maddesine göre hesaplanan gider avansının yatırılması için talep edene ihtar yapılmasına rağmen konkordato gider avansının yatırılmadığı, talep eden şirketin adli yardım talebinde bulunduğu, adli yardım talebinin reddine dair karara itirazın da reddine karar verilmesine rağmen konkordato gider avansının depo edilmediği, konkordatonun tasdiki talebinde konkordato gider avansının depo edilmesinin dava şartı olarak düzenlendiği, verilen kesin süre içinde talep eden tarafından konkordato gider avansının depo edilmediği, bu nedenle konkordatonun tasdiki talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, alınan bilirkişi raporuna göre talep eden şirketin borca batık durumda olduğu, borçlu şirket yetkilileri adına duruşma gün ve saatini bildirir davetiye tebliğ edilmesine rağmen şirket yetkililerinin 12.12.2024 tarihli duruşmaya katılmadıkları gerekçesiyle talep eden şirketin konkordato tasdik talebinin reddine ve iflasına karar verilmiştir. III. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde konkordato talep eden şirket vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 04.06.2025 tarihli ve 2025/787 Esas, 2025/650 Karar sayılı kararı ile; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle konkordato talep eden şirket vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde konkordato talep eden şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 14.10.2025 tarihli ve 2025/2430 Esas, 2025/3381 Karar sayılı kararı ile, "...1.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, yargılama şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup aşağıdaki bendin kapsamı dışında talep eden vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Mahkemece konkordato tasdik talebinin reddi ile borca batık olan şirketin iflasına karar verilmiştir. İİK'nın 308. Maddesinin doğrudan doğruya iflas sebeplerine yaptığı atıf gereği uygulanması gereken aynı Kanunun 177/4.b. uyarınca borçlunun iflasına karar verilmeden önce dinlenmesi için mahkemeye çağrılması gerekir. Somut olayda, mahkemece iflaslarına karar verilen borçlu şirket yetkili temsilcilsinin yargılama sırasında mahkemeye çağrılarak dinlenmediği, kanunun amir hükmünün yerine getirilmediği dosya kapsamından anlaşılmıştır. Bu durumda, adı geçen borçlu şirketlerin yetkilileri mahkemeye çağrılarak dinlenmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir,..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki karar gerekçesi yanında, her ne kadar bozma ilâmında konkordato talep eden borçlu şirket yetkilisinin mahkemeye çağrılarak dinlenmeden yazılı şekilde karar verildiği gerekçesiyle hüküm bozulmuş ise de mahkemenin 24.03.2022 tarihli duruşmasının bir nolu ara kararı gereğince borçlu şirket yetkilisinin beyanlarının alınması amacıyla duruşmada hazır bulunması gerektiğine dair borçlu şirkete muhtıra tebliğine karar verildiği, muhtıranın İİK'nın 292. maddesi gereğince borçlu şirketin yetkilileri ... ve ... adına ayrı ayrı tebliğ edildiği, yargılama sırasında 22.11.2024 havale tarihli bilirkişi ek raporu ve duruşma gününün de borçlu şirket yetkilileri ... ve ...'a ayrı ayrı tebliğ edildiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde konkordato talep eden şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Konkordato talep eden şirket vekili, iflas kararı verilmeden önce şirket yetkilisinin dinlenmesinin hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkının zorunlu bir unsuru olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin Özel Dairenin tespit ettiği usul eksikliğini sonradan yapılan tebligatlara ve önceki aşamalara dayandırmak suretiyle bertaraf etmeye çalıştığını, müvekkili şirket yetkililerinin duruşmada ve karar aşamasında dinlenmediğini, iflas kararı öncesi dinlenme zorunluluğunun sonradan tamamlanabilecek bir usul işlemi olmadığını ileri sürerek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Uyuşmazlık Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; talep eden şirketin konkordato talebinin reddi ile iflâsına karar verilen somut olayda, İlk Derece Mahkemesince konkordato talep eden şirket yetkilisi mahkemeye çağrılarak dinlenmeden iflâs kararı verilmesinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 177, 2 92... . maddeleri. 2. Değerlendirme 1. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konkordatoya ilişkin açıklama yapılmasında yarar bulunmaktadır. 2. Konkordato, borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen ya da herhangi bir borçlunun, borcun belirli koşullarda ödenmesi için alacaklılarıyla anlaştığı ve yetkili ticaret mahkemesinin onayı ile geçerlilik kazanan hukuki çözüm işlemidir (Türk Hukuk Lûgatı, Ankara 2021, s. 709). 3. Konkordato İİK’da tanımlanmamış ise de; öğretide konkordato, dürüst bir borçlunun belli bir zaman kesiti içerisindeki bütün adi borçlarının alacaklılar tarafından kanunda gösterilen nitelikli çoğunlukla kabul edilmesi ve yetkili makamın (mahkemenin) onayı ile gerçekleşen ve borçlunun borcun bir kesiminden kurtulmasını ve/veya ödeme şeklinin borçlu yararına değişmesini sağlayan, haciz ve iflâs gibi klasik ve borçlu bakımından sert cebri icra yöntemlerinin yerine ikame edilmiş bir kolektif icra biçimi şeklinde ifade edilmiştir (Baki Kuru, İcra İflas Hukuku, C. IV, İstanbul 1997, s. 3585; Süha Tanrıver, Adnan Deynekli, Konkordatonun Tasdiki, Ankara 1996, s. 29; Serdar Kale, Sorularla Konkordato (İflas Dışı ve İflas İçi Adi Konkordato), İstanbul 2017, s. 2; Hakan Pekcanıtez, Güray Erdönmez, 7101 Sayılı Kanun Çerçevesinde Konkortado, İstanbul 2018, s. 4; Sümer Altay, Ali Eskiocak, Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku, İstanbul 2019, s. 10, 15). 4. İcra ve İflas Kanunu’nun "Konkordatonun tasdik edilmemesi ve borçlunun iflası" başlıklı 308. maddesi, "Konkordato tasdik edilmezse mahkeme konkordato talebinin reddine karar verir ve bu karar 288 inci madde uyarınca ilân edilerek ilgili yerlere bildirilir. Borçlunun iflâsa tabi şahıslardan olması ve doğrudan doğruya iflâs sebeplerinden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme, borçlunun iflâsına resen karar verir. Konkordato süreci iflâsla sonuçlandığı takdirde, iflâs kararını veren mahkeme tasfiyenin basit veya adi tasfiye usulüne göre yapılmasına ve gerektiğinde adi tasfiyenin komiserler tarafından yerine getirilmesine karar verir. Bu hâlde iflâs idaresine ait görev ve yetkiler komiserler tarafından kullanılır" şeklinde düzenlenmiştir. 5. Anılan düzenleme uyarınca konkordato talebinin reddi hâlinde talep edenin iflâsa tabi şahıslardan olması durumunda iflâs kararı verilmesi mümkündür, ancak talep edenin iflâsına karar verilebilmesi için doğrudan doğruya iflâs şartlarının da oluşması gerekir. Örneğin borca batık bir sermaye şirketinin konkordato talebinin reddedilmesi hâlinde mahkemece konkordato talep eden şirketin iflâsına resen karar verilecektir. Bu hususta alacaklının ya da talep eden şirketin ayrıca iflâs talebinde bulunması şartı aranmamaktadır. 6. Konkordato talep eden şirketin iflasına karar verilebilmesinin ilk şartı konkordatonun tasdik edilmemesidir. Konkordato ise az yukarıda da açıklandığı üzere İİK'nın 305. maddesinde sayılan şartlardan birinin eksik olması durumunda tasdik edilmeyecektir. 7. Tasdik edilmeyen konkordato doğrudan doğruya borçlunun iflâsına neden olmayabilir. Mahkemece talep edenin konkordato talebinin reddi ile birlikte iflâsına karar verilebilmesi için talep edenin iflâsa tabi şahıslardan biri olması ile birlikte doğrudan doğruya iflâs nedenlerinin de (kooperatif veya sermaye şirketinin borca batık olması gibi) bulunması gerekir. Aksi hâlde mahkemece sadece talep edenin konkordato talebinin reddine karar verecek, ancak iflâsına hükmedemeyecektir. 8. Doğrudan doğruya iflâs nedenleri ise İİK'nın 177 ilâ 179. maddelerinde (ve md. 179 atfıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md. 377, md. 6 34... sayılı Kooperatifler Kanunu md. 63'te) düzenlenmiştir. 9. İcra ve İflas Kanunu'nun "Evvelce takibe hacet kalmaksızın iflas" başlıklı 177. maddesinde, "Aşağıdaki hallerde alacaklı evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebilir. 1–Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle kaçar, alacaklıların haklarını ihlal elen hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoliyle yapılan takip sırasında mallarını saklarsa; 2 – Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa; 3 – 308 inci maddedeki hal varsa; 4 – İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse Türkiye’de bir yerleşim yeri veya mümessili bulunan borçlu dinlenmek için kısa bir müddette mahkemeye çağırılır. Bu Kanunun 178 inci maddesinin ikinci fikrası burada da uygulanır" düzenlemesi bulunmaktadır. 10. Alacaklı İİK'nın 177. maddesinde sayılan hususlardan birinin gerçekleşmesi hâlinde önceden takip yapmadan doğrudan borçlunun bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine başvurarak iflâsını isteyebilir. İİK'nın 177. maddesinin üçüncü bendinde, aynı Kanun'un 308. maddesindeki hâlin bulunması da doğrudan doğruya iflâs nedeni olarak gösterilmiş, dördüncü bendinde de borçlunun dinlenmek üzere mahkemeye çağrılacağı belirtilmiştir. 11. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; talep eden şirket tarafından yapılan konkordato teklifinin İlk Derece Mahkemesince, gider avansı yatırılmadığı ve talep eden şirketin borca batık olduğu gerekçesiyle reddedildiği ve şirketin iflasına karar verildiği, Özel Dairece şirketin yetkili temsilcisi mahkemeye çağrılarak dinlenmeden iflas kararı verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle kararın bozulduğu görülmektedir. 12. Somut olayda İİK'nın 308. maddesinde, doğrudan doğruya iflâs nedenlerinden birinin bulunması hâlinde iflâs kararı verilmeden önce şirket yetkilisinin çağrılarak dinlenmesi yönünde açık bir düzenleme olmamakla beraber doğrudan doğruya iflâs nedenlerini düzenleyen İİK'nın 177. maddesinde, aynı Kanun'un 308. maddesindeki hâlin bulunması ve borçlunun dinlenmek üzere mahkemeye çağrılması gerektiği yönündeki düzenlemeler dikkate alındığında, İİK'nın 308. maddesi uyarınca, şirket yetkilisi mahkemeye çağrılarak dinlenmeden iflâs kararı verilmesi yerinde değildir. 13. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince 24.03.2022 tarihli duruşmada, borçlu şirket yetkilisinin beyanlarının alınması amacıyla duruşmada hazır bulunması gerektiğine dair borçlu şirkete muhtıra tebliğine karar verildiği ve borçlu şirket yetkililerine ayrı ayrı muhtıranın tebliğ edildiği, yargılama sırasında 22.11.2024 havale tarihli bilirkişi ek raporu ile duruşma gününün de borçlu şirketin yetkililerine tebliğ edildiği belirtilmiş ise de 24.03.2022 tarihli duruşmada verilen ara karar uyarınca talep eden şirket yetkililerine duruşma gününü bildirir ihtarlı tebligat çıkartıldıktan sonra takip eden duruşmada iflas kararı verilmediği, yargılamaya devam edilerek iki yıldan fazla süre geçtikten sonra 12.12.2024 tarihli duruşmada iflas kararı verildiği, iflas kararının verildiği duruşma gün ve saati talep eden şirket yetkililerine tebliğ edilmesine karşın tebligatlar incelendiğinde şirket yetkililerine duruşmada dinlenecekleri yönünde gerekli ihtarın yapılmadığı, tebliğ edilen bilirkişi raporuna karşı itiraz etmemenin sonuçlarına yönelik ihtarın da yapılmadığı anlaşılmakta olup, bu nedenle söz konusu tebligatların usulüne uygun olduğundan söz edilemez. 14. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır.
15. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Konkordato talep eden şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun’un 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373. maddesinin 1.fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.09.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.