Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2026/139 E. 2026/458 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Hukuk Genel Kurulu
- Esas No
- 2026/139
- Karar No
- 2026/458
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/29 E., 2025/136 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 24.12.2024 tarihli ve 2024/2369 Esas, 2024/10511 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 1007. maddesine dayalı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın davalı Orman Genel Müdürlüğü yönünden reddine, davalı Hazine yönünden kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra temyiz incelemesi sırasında duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369. maddesinin direnme kararının temyizini kapsamadığı, direnmenin düzenlendiği aynı Kanun'un 373. maddesinde ise duruşmaya yer verilmediği gözetildiğinde direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağı kabul edilerek davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesindeki ve davacılar vekilinin temyize cevap dilekçesindeki duruşma isteğinin reddine karar verilerek, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...’ın maliki olduğu İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 11 48... parsel sayılı taşınmazların tamamının, İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1153 parsel sayılı taşınmazın 94.9 50... ’lik, 1154 parsel sayılı taşınmazın 3.553.6 33... ’lik, 1155 parsel sayılı taşınmazın 2.785.1 00... ’lik ve 1156 parsel sayılı taşınmazın ise 533.0 00... ’lik kısmının Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.10.1984 tarihli ve 1981/650 Esas, 1984/645 Karar sayılı kararı ile orman vasfıyla Hazine adına tescil edildiğini, taşınmazların tapu kayıtlarının hiçbir bedel ödenmeksizin iptal edildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini toplam 42.784.738,74 TL olarak artırmıştır. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu taşınmazların Devlet ormanı olarak Hazine adına tescil edildiğini, Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davanın davacıların murisinin de aralarında bulunduğu hissedarlar tarafından açılan tapulama tespitlerine itiraz ve müdahalenin önlenmesi davası olup Hazinenin mülkiyet hakkının kesinleşmiş mahkeme kararına dayandığını, tazminat talebinin haksız ve dayanaksız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı Orman Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların 19 41... yıllarında yapılmış olan orman kadastrosu sonucu orman sınırları içinde bulunduklarının tespit edildiğini, 1956 yılında yapılan tapulama işlemlerine karşı davacıların murisinin de aralarında bulunduğu kişilerce tapulama tespitine itiraz ve müdahalenin önlenmesi davası açıldığını, Kartal l. Asliye Hukuk Mahkemesinin kararı ile dava konusu taşınmazların orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiğini, bu kararın 15.01.1987 tarihinde kesinleştiğini, kesinleşmiş mahkeme kararı gereğince tescil edilen taşınmazlar için tazminat ödenmesini gerektirecek hukuka aykırı bir işlem mevcut olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.07.2022 tarihli ve 2010/108 Esas, 2022/419 Karar sayılı kararıyla; davacıların murisi adına Eyüp Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.03.1954 tarihli kararı ile tespiti yapılan taşınmazların Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1981/650 Esas, 1984/645 Karar sayılı kararı ile Devlet ormanı olarak tapuya tescil edildiği, davacıların murisine herhangi bir bedel ödenmediği, TMK’nın 1007. maddesine dayalı tazminat taleplerinde zamanaşımı süresi on yıl olup bu sürenin Anayasa Mahkemesinin 25.07.2017 tarihli ve 2014/6673 Başvuru numaralı kararına göre talep edilebilir hâle geldiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı, bu nedenle davanın süresinde açıldığının kabul edildiği, davalı Orman Genel Müdürlüğü'ne husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın davalı Orman Genel Müdürlüğü yönünden reddine, davalı Hazine yönünden kabulü ile, 42.784.738,74 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 25.12.2023 tarihli ve 2022/3224 Esas, 2023/3522 Karar sayılı kararıyla; davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''... 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; davalı Hazine vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. Davacılar vekili üzerinde havale bulunmayan 21.03.2022 tarihli ıslah dilekçesinde adli yardım talebinde bulunarak ıslah harcını yatırmadığı anlaşılmış olup, 6100 sayılı Kanun’un 3 36... ' inci maddeleri uyarınca Mahkemece Adli Yardım talebine ilişkin olarak olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden, harcı yatırılmamış olan ıslah dilekçesine göre davanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır. 4. Tescile ilişkin Mahkeme kararında, dava konusu taşınmazların orman olarak tahdidinin 1942 yılında kesinleşmiş olduğu yazılı olup, dosyada mevcut 24.07.2017 tarihli bilirkişi kurulu raporuna göre; dava konusu taşınmazların geldisi taşınmazların, satış vaadi nedeniyle açılan cebri tescil davasının Eyüp Asliye Hukuk Mahkemesinin 1954/254 Esas sayılı dosyasında kabulü ile mahkeme kararı gereği 1954 yılında zabıt defterine (tapuya) kayıt edildiği, satış vaadi öncesinde tapularının oluşmamış olduğunun belirtildiği, yukarıda belirtilen mahkeme dosyasına ilişkin kararda ise satış vaadine konu taşınmazların 1327, 13 28... tarihli eski kayıtlarının mevcut olduğunun yazılı olduğu anlaşılmış olup, bu itibarla; dava konusu taşınmazların tapu kayıtları tüm tedavülleri ile birlikte dosya arasına alınarak, dava konusu edilen ve orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiş olan taşınmazların geldilerinin, yukarıda belirtilen mahkeme kararı ile satış vaadi nedeniyle muris ...’ın da aralarında bulunduğu davacılar adına tescil kararı verilen taşınmazlar olup olmadığı, krokilere de bağlanarak tespit edilmesi ve dava konusu taşınmazların, satış vaadine dayalı cebri tescil davası öncesinde de eski tapu (zabıt) kayıtları olan taşınmazlar olup olmadıklarının, dava konusu taşınmazların tapulama çalışmaları öncesinde, ilk kez miladi takvime göre hangi tarihte eski tapu kayıtlarının (zabıt kayıtlarının) oluşmuş olduğunun ve orman olarak Hazine adına tesciline karar verilen taşınmazların hangi tarihte kesinleşen orman kadastrosu çalışmaları neticesi Devlet ormanı içerisinde kaldıklarının, denetime olanak verecek şekilde düzenlenecek olan bilirkişi kurulu raporu ve eki krokilerle tespit edildikten sonra zamanaşımı hususun değerlendirilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir. 6. Kabule göre de dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarına göre il, ilçe, Mahalle adları ile parsel numaraları açıkça yazılarak ilgili ... ve ... Belediye Başkanlıklarından, taşınmazların dava tarihi itibarıyla 1/1000 ölçekli uygulama ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı kapsamında olup olmadığı, etrafının meskun olup olmadığı, belediye hizmetlerinden yararlanıp yararlanmadıkları, belediye sınırları ve mücavir alan sınırları içinde bulunup bulunmadıkları araştırılarak, arsa veya tarla olarak nitelikleri tespit edildikten sonra dava tarihi itibarıyla değer biçilmesi gerekirken; eksik inceleme ve araştırma ile yetersiz bilirkişi raporları hükme esas alınarak taşınmazların arsa vasfında kabul edilerek değer biçilmesi doğru olmadığı gibi dosyadaki bilgi ve belgelere göre, dosyada, taşınmazlara farklı emsallerle dava tarihi itibarıyla arsa olarak 450,00 TL m² birim bedeli belirleyen 16.12.20 10... .12.2013 havale tarihli raporlardan hangisinin hükme esas alındığı tam olarak anlaşılamamış olup, Mahkemece 19.12.2013 havale tarihli rapordaki emsale ilişkin araştırmaların yapılmış olması nedeniyle işbu raporun hükme esas alındığı değerlendirilmiş olup, belirtilen rapordaki emsaller yola terk sonucu oluşmuş olduklarından imar parseli, dava konusu taşınmazlar ise dosya kapsamına göre kadastro parselleri oldukları halde düzenleme ortaklık payı düşülmeden, soyut ifadelerle karşılaştırma yapılarak m² birim bedeli belirlenmiş olduğundan rapor inandırıcı bulunmadığı gibi, 16.12.2010 havale tarihli raporda emsal alınan taşınmazlara ilişkin olarak araştırma yapılarak, rapor denetlenmediği gibi emsal taşınmazların değerlendirme tarihinden 10... yıl öncesine ait eski satışlar olmaları nedeniyle bu rapora göre de hüküm kurulamayacağından, bu durumda, taraflara, dava konusu taşınmazlara yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkân tanınması, lüzumu hâlinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi (dava tarihi) itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ve dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede uygulanan düzenleme ortaklık payı oranının ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinden hükmün bozulması gerekmiştir. ...'' gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararında giderilmesi gerektiği belirtilen eksikliklerin hepsinin tamamlanmış olduğu, adli yardım talebinin kabul edildiği ve taraflara tebliğ edildiği, Anayasa Mahkemesinin 25.07.2017 tarihli ve 2014/6673 Başvuru numaralı kararında belirttiği üzere on yıllık zamanaşımı süresinin tazminatın talep edilebilir hâle geldiği tarihten itibaren başlatıldığı, dava makul süre içerisinde açıldığından zamanaşımına uğramadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili; davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, tazminat koşullarının oluşmadığını, mahkemece bilirkişi raporlarının dikkate alınmadığını, bozma kararındaki eksikliklerin giderilmediğini, hükmün infaz edilebilir nitelikte ve açık olmadığını, davacıların hisse oranlarının açıkça belirtilmediğini, hükmedilen tazminat miktarının fahiş olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Ön Sorun Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, eldeki davanın temyiz aşamasında bulunduğu sırada, 20.06.2026 tarihli ve 33286 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7584 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenen Ek 22. maddesinin eldeki davaya etkisi ve oluşan yeni durum karşısında dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılmıştır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 6831 sayılı Orman Kanunu'nun Ek 22. maddesi, 2. Değerlendirme 1. 20.06.2026 tarihli ve 33286 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7584 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenen Ek 22. maddesinin 3. ve 5. fıkraları; "...Açılan davalar sonucunda tapularının iptaline karar verilerek kesinleşen kararlardan infaz edilerek/rızaen terk edilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde önceki malikleri veya akdi ve kanuni halefleri tarafından idareye başvurulması, taşınmaz bedeli karşılığı olarak herhangi bir ödeme yapılmamış olması veya ödeme yapılmış olması halinde yapılan toplam ödemenin Hazineye geri ödenmesi halinde ilgilisine iade edilir. Ancak Hazineye geri ödenecek bedel taşınmazın güncel rayiç bedelinden az olamaz. ... Bu madde kapsamındaki taşınmazlar hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır. a) Yapılacak işlemler sonuçlanıncaya kadar orman idaresi veya Hazine tarafından açılması gereken davalar açılmaz, devam eden davalar yönünden bu maddedeki işlemler bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göre işlem yapılır, bu taşınmazların aynına yönelik dava açılmasına ilişkin hak düşürücü süreler işlemez. Taraflarca vazgeçilen tapu iptali ve tescil, orman şerhinin kaldırılması ve bu madde kapsamındaki taşınmazların tapusunun iptali sebebiyle açılmış tazminat davaları da dahil olmak üzere derdest olan davaların konusuz kalmasına ve yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilir ve taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmez..." düzenlemesini içermektedir. 2. Bu nedenle sonradan yürürlüğe giren kanun doğrultusunda inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir. 3. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, sonradan yürürlüğe giren bir Kanun doğrultusunda inceleme yapılarak karar verme yetkisinin Hukuk Genel Kuruluna ait olduğu, Özel Dairenin direnme kararını inceleyerek farklı bir karar vermesinin söz konusu olamayacağı, bu nedenle direnme kararının değişik gerekçeyle bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. 4. Hâl böyle olunca temyiz isteminin incelendiği tarih itibariyle yürürlüğe giren Kanun ile oluşan yeni durum karşısında, dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesi gerekir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 20.06.2026 tarihinde yürürlüğe giren 6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenen Ek 22. maddesi ile oluşan yeni durum karşısında davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 09.09.2026 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.