Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2026/445 E. 2026/459 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Hukuk Genel Kurulu
- Esas No
- 2026/445
- Karar No
- 2026/459
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1373 E., 2025/1686 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 18.06.2025 tarihli ve 2024/12913 Esas, 2025/9196 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 1007. maddesine dayalı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı Hazine yönünden davanın kısmen kabulüne, davalı ... yönünden davanın sıfat yokluğundan reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ile davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekili ve davalı Hazine vekilinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davalı Hazine yönünden davanın kısmen kabulüne, davalı ... yönünden davanın sıfat yokluğundan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnme kararı verilmiştir. Direnme kararı davacı vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Bursa ili, Osmangazi ilçesi, ... Köyü, 1 04... parsel sayılı taşınmazı 31.12.2009 tarihinde satın aldığını, edinme tarihinde taşınmazda herhangi bir takyidat veya sınırlama bulunmadığını, ancak Bursa Orman İşletme Müdürlüğünün 08.08.2011 tarihli ve 7658 sayılı yazısı üzerine tapu kaydına orman alanında kaldığına ilişkin şerh düşüldüğünü, daha sonra Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/351 Esas sayılı dosyasında verilen karar ile taşınmazın tapu kaydının iptal edildiğini, tapu kaydına güvenerek iyiniyetle malik olan müvekkilinin mülkiyet hakkına müdahale edildiğini, TMK’nın 1007. maddesi gereğince Devletin tazminat sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL tazminatın tapu iptali ve tescil kararının kesinleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini toplam 1.141.118,15 TL olarak artırmıştır. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca davayla ilgili her türlü işlemin ilgili Orman Müdürlüğünce yapılması ve husumetin Orman Genel Müdürlüğüne yöneltilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yerin Devlet ormanı sınırları içerisinde bulunduğunu, orman kadastro çalışmalarının ilan edilerek itirazsız olarak kesinleştiğini, açılan tapu iptali ve tescil davası sonucunda orman vasfıyla tesciline karar verildiğini, orman kadastrosu aleni olup davacının taşınmazı satın aldığı sırada bunu bilmesi gerektiğini, davacının zarar talep etme hakkının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 11.11.2021 tarihli ve 2019/368 Esas, 2021/426 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içerisinde kalması nedeniyle Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen kararı ile orman olarak tesciline karar verildiği, her ne kadar ormanlar özel mülkiyete konu olamayacak ise de yapılan kadastro çalışmaları neticesinde gerçek kişiler adına tapu kaydı oluşturulduğu, daha sonra davacı tarafından satın alındığı, bu şekilde tapu sicilinin hatalı olarak tutulması nedeniyle TMK'nın 1007. maddesine göre Devletin kusursuz sorumluluğunun doğduğu ve davacının gerçek zararının karşılanması gerektiği, alınan bilirkişi raporu ile taşınmazın tapu iptali ve tescil kararının kesinleşme tarihi itibariyle değerinin hesaplandığı gerekçesiyle davalı Hazine yönünden davanın kısmen kabulü ile, 422.062,32 TL tazminatın tapu iptali ve tescil davasının kesinleşme tarihi olan 27.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Hazineden tahsiline, davalı ... yönünden davanın sıfat yokluğundan reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 07.12.2023 tarihli ve 2023/745 Esas, 2023/523 Karar sayılı kararıyla; tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmazın değerinin hatalı hesaplandığı, 2016 yılı resmi verilerinin ilgili tarım müdürlüğünden celp edilerek net gelir yöntemine göre taşınmazın değerinin belirlenmesi, davacının taşınmazın sulu arazi olduğuna dair iddiasının araştırılması, bu hususlarda bilirkişi kurulundan usulüne uygun olarak ek rapor alınarak veya yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak keşif yapılması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. V. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 07.05.2024 tarihli ve 2023/684 Esas, 2024/216 Karar sayılı kararıyla; kaldırma kararı doğrultusunda dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, 18.02.2024 tarihli bilirkişi kurulu raporunda kuru tarım arazisi vasfındaki dava konusu taşınmazın 2016 yılı itibari ile değerinin toplam 845.371,38 TL olduğunun belirtildiği gerekçesiyle davanın Maliye Hazinesi yönünden kısmen kabulüne, 845.371,38 TL tazminatın tapu iptali ve tescil davasının kesinleşme tarihi olan 24.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsiline, davalı ... yönünden davanın sıfat yokluğundan reddine karar verilmiştir. VI. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 02.10.2024 tarihli ve 2024/1143 Esas, 2024/1744 Karar sayılı kararıyla; arazi niteliğindeki taşınmaza net gelir yöntemine göre değer biçilmesinin isabetli olduğu, taşınmazın konum ve özelliklerine göre uygulanan objektif değer artış oranının makul olduğu, ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazın zemin bedeli 11,77 TL olduğu hâlde 11,17 TL üzerinden hesaplanmasının hatalı olduğu gibi taşınmaz üzerinde doğal yollarla oluşan orman ağaçlarının değerinin tazminat hesabına dâhil edilmesinin de doğru görülmediği, buna göre resen yapılan hesaplamada toplam tazminat miktarının 579.293,04 TL olarak belirlendiği gerekçesiyle davacı vekilinin ve davalı Hazine vekilinin istinaf başvurularının kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, 579.293,04 TL tazminatın 24.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı ... yönünden davanın sıfat yokluğundan reddine karar verilmiştir. VII. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''... 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dava konusu Bursa ili, Osmangazi ilçesi, ... köyü 1 04... parsel sayılı taşınmaza davacının 31.12.2009 tarihinde alım yoluyla malik olduğu, Orman Genel Müdürlüğünün açtığı dava üzerine Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/3 51... /286 Karar sayılı dosyasında dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptaline orman niteliği ile Hazine adına tescile karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin 24.10.2016 tarihinde kesinleştiği eldeki davanın 10.12.2019 tarihinde zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır. 3.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4.Dairemizin yerleşik içtihatları gereği, dava konusu taşınmazın değeri belirlenirken dava tarihi olan 10.12.2019 tarihine göre değerlendirme yapılması gerekirken, kesinleşme tarihi 24.10.2016 tarihi kabul edilerek değer belirleyen bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması bozmayı gerektirir. ...'' gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; TMK'nın 1007. maddesine göre Devletin tazminat sorumluğunun mülkiyet hakkına müdahalenin gerçekleştiği tarihte başlayacağı, bu durumda taşınmazın değerinin saptanmasında dava tarihinin değil mülkiyet hakkına müdahalenin gerçekleştiği ve zararın doğduğu tarihin esas alınması gerektiği, TMK'nın 705/2. maddesi uyarınca tapu iptali ve tescil davalarının kesinleştiği tarih itibariyle mülkiyet hakkı sona ereceğinden zararın bu tarihte oluşacağı, dolayısıyla somut olayda tapu iptali ve tescil kararının kesinleştiği 24.10.2016 tarihinin değerlendirme tarihi olarak esas alınmasının isabetli olduğu gerekçesiyle oy çokluğuyla direnme kararı verilmiştir. VIII. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; bozma gerekçesinin yerinde olduğunu, değerlendirme tarihi olarak dava tarihinin esas alınması gerektiğini, yüksek enflasyon ortamında kesinleşme tarihine göre değerlemenin gerçek zararın tespitini engellediğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili; direnme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tazminat koşullarının oluşmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, tapu iptali ve tescil kararının davacı tarafça temyiz edilmediğini, davacı tarafın ağır kusurunun bulunduğunu, tazminat miktarının yüksek hesaplandığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Ön Sorun Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, eldeki davanın temyiz aşamasında bulunduğu sırada, 20.06.2026 tarihli ve 33286 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7584 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenen Ek 22. maddesinin eldeki davaya etkisi ve oluşan yeni durum karşısında dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılmıştır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 6831 sayılı Orman Kanunu'nun Ek 22. maddesi, 2. Değerlendirme 1. 20.06.2026 tarihli ve 33286 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7584 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenen Ek 22. maddesinin 3. ve 5. fıkraları; "...Açılan davalar sonucunda tapularının iptaline karar verilerek kesinleşen kararlardan infaz edilerek/rızaen terk edilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde önceki malikleri veya akdi ve kanuni halefleri tarafından idareye başvurulması, taşınmaz bedeli karşılığı olarak herhangi bir ödeme yapılmamış olması veya ödeme yapılmış olması halinde yapılan toplam ödemenin Hazineye geri ödenmesi halinde ilgilisine iade edilir. Ancak Hazineye geri ödenecek bedel taşınmazın güncel rayiç bedelinden az olamaz. ... Bu madde kapsamındaki taşınmazlar hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır. a) Yapılacak işlemler sonuçlanıncaya kadar orman idaresi veya Hazine tarafından açılması gereken davalar açılmaz, devam eden davalar yönünden bu maddedeki işlemler bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göre işlem yapılır, bu taşınmazların aynına yönelik dava açılmasına ilişkin hak düşürücü süreler işlemez. Taraflarca vazgeçilen tapu iptali ve tescil, orman şerhinin kaldırılması ve bu madde kapsamındaki taşınmazların tapusunun iptali sebebiyle açılmış tazminat davaları da dahil olmak üzere derdest olan davaların konusuz kalmasına ve yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilir ve taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmez..." düzenlemesini içermektedir. 2. Bu nedenle sonradan yürürlüğe giren kanun doğrultusunda inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir. 3. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, sonradan yürürlüğe giren bir Kanun doğrultusunda inceleme yapılarak karar verme yetkisinin Hukuk Genel Kurulu’na ait olduğu, Özel Dairenin direnme kararını inceleyerek farklı bir karar vermesinin söz konusu olamayacağı, bu nedenle direnme kararının değişik gerekçeyle bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. 4. Hâl böyle olunca temyiz isteminin incelendiği tarih itibariyle yürürlüğe giren Kanun ile oluşan yeni durum karşısında, dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesi gerekir. IX. KARAR Açıklanan sebeplerle; 20.06.2026 tarihinde yürürlüğe giren 6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenen Ek 22. maddesi ile oluşan yeni durum karşısında davacı vekili ile davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 09.09.2026 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.