Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2025/696 E. 2026/492 K. – Kurum İşleminin

Konu: Kurum İşleminin İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2025/696
Karar No
2026/492
Karar Tarihi
Konu
Kurum İşleminin İptali

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2251 E., 2024/2017 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 25.04.2024 tarihli ve 2024/2491 Esas, 2024/4406 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin ilk olarak 3868 gün, daha sonra 754 gün yurt dışı hizmet borçlanması yaptığını, 500 gün daha borçlanma yapmak istediğini ancak Kurumun 19.04.2021 tarihli yazısı ile ilk borçlanmanın Bağ-Kur hesabına aktarıldığının bildirildiğini, davalı Kurumun 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında borçlanma yapıp primleri tahsil ettikten altı yıl sonra borçlanmayı resen 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b maddesi kapsamına almasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek Kurum işleminin iptaline, davacının 4/1-a maddesi kapsamında yaptığı borçlanmanın geçerli olduğunun ve yaşlılık aylığı şartlarının buna göre belirlenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... (SGK/Kurum) vekili; davacının borçlanma yaptığı tarihte 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında çalışmasının bulunmadığının tespit edilmesi nedeniyle 22.06.2015 tarihli yurt dışı borçlanmasının 4/1-b maddesi kapsamında değerlendirildiğini, Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.06.2022 tarihli ve 2021/277 Esas, 2022/427 Karar sayılı kararı ile; tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve bilirkişi raporu dikkate alındığında davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle davacının 4/a kapsamında yaptığı borçlanmasının kabulü ile 13.12.1990-10.09.20 01... gün, 23.03.2016-26.04.20 18... gün, 06.07.2019-11.07.2019, 14.08.2019-19.02.2020, 21.02.2020-18.07.20 20... .08.2020-21.01.2021 tarihleri arasında 500 gün olmak üzere borçlanmasının geçerli olduğunun ve borçlanma tahakkuku yapılması gerektiğinin tespitine, 4/a kapsamında yapılan ödemeleri 4/b kapsamına alan Kurum işleminin iptaline, davacının emeklilik şartlarının bu hâli ile belirlenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 19.12.2023 tarihli ve 2022/2157 Esas, 2023/2162 Karar sayılı kararı ile; davacının 13.12.1990-10.09.2001 tarihleri arasında Almanyada geçen çalışmasının 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında; 23.03.2016-26.04.20 18... .07.2019-21.01.2021 tarihleri arasındaki sürelerin ise aynı Kanun'un 4/1-b maddesi kapsamında değerlendirilerek borçlandırıldığı ancak daha sonra 13.12.1990-10.09.2001 tarihleri arasındaki 3868 günlük borçlanmanın 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b maddesi kapsamına alınmasının yerinde olmadığı ileri sürülerek anılan Kurum işleminin iptalinin talep edildiği açık olup talebin aşılması suretiyle davacının 23.03.2016-26.04.20 18... gün, 06.07.2019-11.07.2019, 14.08.2019-19.02.2020, 21.02.2020-18.07.20 20... .08.2020-21.01.2021 tarihleri arasında 500 gün borçlanmasının geçerli olduğunun ve borçlanma tahakkuku yapılması gerektiğinin tespitine karar verilmesinin hatalı olduğu, öte yandan davacının 13.07.2015 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal eden borçlanma talep tarihi itibariyle 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesine tâbi sigortalılığının bulunmaması nedeniyle 3201 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca borçlanmasının 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden davanın kabulünün yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...İnceleme konusu davada, davacının 4/1-b kapsamda değerlendirilen yurt dışı borçlanma sürelerinin 4/1-a kapsamda değerlendirilmesi için eldeki davayı açtığı, Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Karar eksik araştırma ve incelemeye dayalıdır. Dosya içinde bulunan bilgi ve belgelere göre davacının, Türkiye'de 16.07.2015-25.07.2015 tarihleri arasında 10... /1-a kapsamda sigortalılık süresinin bulunduğu, 22.06.2015 tarihinde 3201 sayılı Kanun kapsamında 5525 gün borçlanma talebinde bulunduğu ve hazırlanan 3868 günlük tahakkuku 15.09.2015 tarihinde süresinde ödediği, Dosya muhteviyatından ise davacı vekilinin sadece 3868 günlük borçlanma ödemesini mi yoksa Davalı Kurum tarafından 4/1-b kapsamda değerlendirilen tüm borçlanma sürelere için mi dava açıldığı anlaşılamamaktadır. Mahkemece davacı vekiline talep açıklattırılmalı, istem; 3868 günlük borçlanma süresinin 4/1-a kapsamda değerlendirilmesi talebinden ibaret ise davanın kabulüne karar verilmeli, başka borçlanma süreleri için talebin varlığı halinde ise talep konusu borçlanmalara dair tüm belgelerin dosya içerisine celbi ile yapılacak değerlendirmeye göre bir karar verilmelidir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 3201 sayılı Kanun'un 5. maddesinde yer alan hizmet borçlanmasına dair sürelerin hangi sigortalılık hâline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık hâline göre kabul edileceğine ilişkin emredici hüküm karşısında borçlanma talebinde bulunduğu tarihte 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında sigortalılığı bulunmayan, borçlanma talebinde bulunduktan sonra 16.07.2015-25.07.2015 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesine tâbi sigortalı olan davacının yaptığı borçlanmanın 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b maddesine göre değerlendirilmesi gerektiği, bozma ilâmının maddi yanılgıya dayandığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, davalı Kurumun haksız ve hukuka aykırı işleminin müvekkilini mağdur ettiğini, Kurumun zamanında ve doğru bilgilendirme yapmadığını, emeklilik şartlarının değişmesine sebep olduğunu, primleri tahsil ettikten altı yıl sonra borçlanma kapsamının değiştirilmesinin hukuka uygun olmadığını belirterek resen dikkate alınacak nedenlerle de kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Uyuşmazlık Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacının yurt dışı hizmet sürelerine ait borçlanmasının 5510 sayılı Kanun’un 4/1-b maddesi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi sayılmasına ilişkin Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilen somut olayda, davacıya talebi açıklattırılarak talebinin 3868 günlük borçlanma işlemine yönelik olduğu anlaşıldığı takdirde 16.07.2015-25.07.2015 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesine tâbi sigortalılığı bulunan ve 13.07.2015 tarihinde Kurum kayıtlarına giren yurt dışı borçlanma talep dilekçesine istinaden tahakkuk eden borçlanma bedelini 15.09.2015 tarihinde ödeyen davacının yurt dışı borçlanmasının 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesi kapsamında sigortalılık süresi olarak kabul edilerek davanın kabulüne; başka borçlanma sürelerine ilişkin talebin varlığı hâlinde ise talep konusu borçlanmalara dair tüm belgelerin celbi sonrası yapılacak değerlendirmeye göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Vatandaşların Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun'un (3201 sayılı Kanun) 3 ve 5. maddeleri

2. Değerlendirme 1. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemeler ve kavramlar üzerinde kısaca durmak gerekir. 2. Yurt Dışında Bulunan Vatandaşların Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarına yurt dışında çalıştıkları süreleri döviz karşılığı borçlanma ve buna bağlı olarak sosyal sigortadan yararlanma hakkı tanımış ve bu kişilerin yabancı ülke sosyal güvenlik kuruluşları kapsamında sosyal güvenliklerine gerek kalmaksızın Türkiyede sosyal güvenceye kavuşmalarına imkân sağlamıştır. 3. Hizmet borçlanması, sosyal güvenlik hakkı elde edilmesinde istisnai bir yöntem olarak primi ödenmediği için hizmet süresinden sayılmayan bazı sürelerin primlerinin borçlanılıp ödenmesi koşuluyla sigortalılık süresi ve prim gün sayısından sayılmasını sağlayan bir yapıyı ifade etmektedir. 4. Borçlanma başvurusunun hangi sosyal güvenlik kuruluşuna yapılması gerektiğine yönelik yasal düzenlemeler aynı zamanda borçlanmanın hangi sigortalılık statüsüne tâbi olacağını da belirlemektedir. Sosyal güvenlik kuruluşları, sigortalılık statülerine göre ayrı ayrı teşkilatlandığından borçlanmanın hangi kuruluşa yapılması gerektiğinin belirlenmesi aslında borçlanmanın tâbi olunacak sigortalılık statüsünün de belirlenmesi anlamına gelmektedir. 5. Bu nedenle öncelikle “Başvurulacak kuruluşlar” kenar başlıklı 3201 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 22.05.1985 tarihinden itibaren geçirdiği aşamaların anlatılmasında yarar bulunmaktadır. 6. Yurt Dışında Bulunan Vatandaşların Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’un 3. maddesinin ilk hâlinde “Bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten sonra yurda kesin dönüş yapanlar, kesin dönüş tarihinden itibaren; a)Sosyal güvenlik kuruluşlarından hiç birine tabî bulunmamaları halinde, Sosyal Sigortalar Kurumuna b) Ev kadınları Bağ-Kur`a, c) Prim, kesenek ve karşılık ödediği sosyal güvenlik kuruluşuna, Yazılı istekte bulunmak ve yurt dışında geçen sürelerin tamamını veya dilediği kadarını döviz olarak ödemek şartıyla borçlanabilir. Borçlanılan süreler ilgili sosyal güvenlik kanunlarındaki esaslar dahilinde değerlendirilir. Yurda kesin dönüş yapmış olanların borçlanmayla ilgili yazılı isteklerini sosyal güvenlik kurumuna kesin dönüş tarihinden itibaren en geç iki yıl içinde yapmaları gerekir. Yurt dışında çalışmakta iken veya yurda kesin dönüş yaptıktan sonra iki yıllık müracaat süresi içerisinde ölenlerin hak sahipleri de ölüm tarihinden itibaren iki yıllık süre içerisinde ilgili sosyal güvenlik kurumuna müracaat etmek suretiyle bu Kanunla getirilen haklardan yararlanırlar” düzenlemesi mevcut iken Anayasa Mahkemesinin 12.12.2002 tarihli ve 2000/36 Esas, 2002/198 Karar sayılı kararı ile anılan maddenin 1. fıkrasında yer alan “... yurda kesin dönüş yapanlar, kesin dönüş ...” sözcükleri ile aynı maddenin uygulama olanağı kalmayan “...tarihinden itibaren” sözcükleri ve 2. fıkrası iptal edilmiş, iptal kararı 25.04.2003 tarihli ve 25089 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 7. Söz konusu maddenin bir bölümünün iptali üzerine 06.08.2003 tarihli ve 25191 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 29.07.2003 tarihli ve 4958 sayılı Kanun’un 56. maddesiyle; “1)Halen yurt dışında bulunanlar; a)Yurt dışına çıkmadan önce Türkiye`de herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışması olmayanlar Sosyal Sigortalar Kurumuna, b)Yurt dışına çıkmadan önce Türkiye`de son defa prim, kesenek ve karşılık ödenen sosyal güvenlik kuruluşuna, c)Ev kadınları Bağ-Kur`a, Yazılı olarak müracaat etmek suretiyle borçlanabilirler. 2)Türkiye`ye döndükten sonra yurtdışında geçen hizmetlerini borçlanmak isteyenler; a)Herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi olmayanlar, Sosyal Sigortalar Kurumuna, b)Müracaat tarihinde çalışmakta olanlar tabi oldukları sosyal güvenlik kuruluşuna, c)Başvuru tarihinde herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi olmamakla birlikte yurda dönüş tarihinden sonraki çalışmalarından dolayı son defa tabi oldukları sosyal güvenlik kuruluşuna, d)Hizmetlerinden bir kısmı yurt dışında iken borçlananlardan kalan hizmetlerini yurda dönüş yaptıktan sonra borçlanmak isteyenler ilk borçlanmayı yapan sosyal güvenlik kuruluşuna, e)Ev kadınları Bağ-Kur`a, Yazılı olarak müracaat etmek suretiyle borçlanabilirler. 3)Hak sahiplerinin borçlanması, yurt dışında çalışmakta iken veya yurda dönüş yaptıktan sonra ölenlerin hak sahipleri ilgili sosyal güvenlik kuruluşuna müracaat etmek suretiyle bu Kanunla getirilen haklardan yararlanırlar” şeklinde yeniden düzenlenmiştir. 8. 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu ile (02.07.2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 88. maddesi ile Sosyal Güvenlik Kurumuna İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun olarak adı değiştirilen) sosyal güvenlik kurumları tek çatı altında birleştirilmiş ve bu birleştirme sonrası 3201 sayılı Kanun’un 3. maddesi de 17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun’un 79. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu “Bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilenler ile yurt dışında çalışmakta iken veya yurda kesin dönüş yaptıktan sonra ölenlerin Türk vatandaşı olan hak sahipleri sigortalının Türkiye’de hiçbir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışması yoksa Sosyal Güvenlik Kurumuna, Türkiye’de çalışması varsa en son tabi olduğu sosyal güvenlik kuruluşuna müracaat etmek suretiyle bu Kanunla getirilen haklardan yararlanırlar. Sosyal güvenlik sözleşmeleri uygulanmak suretiyle kendilerine veya hak sahiplerine kısmi aylık bağlanmış olanların borçlanma işlemleri aylık aldıkları sosyal güvenlik kuruluşunca yapılır" şeklinde düzenlenmiştir. 9. Anılan madde 17.07.2019 tarihli ve 7186 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile “Bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilenler ile yurt dışında çalışmakta iken veya yurda kesin dönüş yaptıktan sonra ölenlerin Türk vatandaşı olan hak sahipleri Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat etmek suretiyle bu Kanunla getirilen haklardan yararlanırlar. Sosyal güvenlik sözleşmeleri uygulanmak suretiyle kendilerine veya hak sahiplerine kısmi aylık bağlanmış olanların borçlanma işlemleri Sosyal Güvenlik Kurumunca yapılır” şeklinde son hâlini almıştır. 10. Yine 3201 sayılı Kanun’un “Süre tespiti ve sigortalılığın başlangıcı” kenar başlıklı 5. maddesinin ilk hâli “Yurt dışındaki çalışılan sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerin, ev kadınlarının ise, pasaportundaki kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır, bu tespitte 1 yıl 360 gün, 1 ay 30 gün hesaplanır. Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür. Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir” şeklindeydi. 11. Anılan 5. madde 57 54... sayılı Kanunlar ile; “Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır, bu tespitte 1 yıl 360 gün, 1 ay 30 gün hesaplanır. Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür. Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir. (Ek fıkra: 17/4/2008-5754/79 md.) Yurtdışı hizmet borçlanmasına ait süreler 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde; Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir. (Ek fıkra: 17/4/2008-5754/79 md.) Sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülkelerdeki hizmetlerini, bu Kanuna göre borçlananların, sözleşme yapılan ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak dikkate alınmaz. (Ek cümle: 10/09/2014-6552 S.K./29. md) Ancak, uluslararası sosyal güvenlik sözleşmelerinde Türk sigortasına girişinden önce âkit ülke sigortasına girdiği tarihin Türk sigortasına girdiği tarih olarak kabul edileceğine ilişkin özel hüküm bulunan ülkelerdeki sigortalılık sürelerini borçlananların âkit ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilir” şeklinde değiştirilmiştir. 12. Ancak 17.07.2019 tarihli ve 7186 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5. maddenin 4. fıkrası “Yurt dışı hizmet borçlanmasına ait süreler 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir” şeklinde bir kez daha değiştirilmiş ve madde son hâlini almıştır. 13. Görüldüğü üzere 3201 sayılı Kanun Türkiyede çalışması bulunmayıp yurt dışında geçen sürelerini borçlananların Sosyal Sigortalar Kurumuna müracaat etmek suretiyle borçlanabileceğini, diğer bir ifade ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamında borçlanabileceğini öngörmekte iken 3201 sayılı Kanun'un 5. maddesine 17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun'un 79. maddesi ile eklenen ve 08.05.2008 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik ile borçlanılan sürelerin, Türkiyede sigortalılıkları yoksa 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi kapsamında Türkiyede sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edileceği şeklinde düzenleme yapılmıştır. 14. Sonuç olarak 5754 sayılı Kanun ile 3201 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikler ve getirilen ek düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; başvurulacak kuruluşların belirlenmesinde, 3. maddenin önceki metninde öngörülen değişik hâllerden tümüyle vazgeçilmiş ve sadece Türkiyede sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık hâline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği öngörülmüştür. 15. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.11.2023 tarihli ve 2022/10-1254 Esas, 2023/1085 Karar sayılı kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir. 16. Sosyal devlet bireylere belirli bir sosyal güvenlik hakkı ve asgari gelir düzeyi öngören, sağlık ve refah hizmetlerinden serbestçe yararlanma ve belirli bir yaşa kadar eğitim olanağı sunan, bir takım sosyal riskleri önleyici tedbirler alan devlet anlayışıdır. Sosyal devlet olmanın bir gereği ve sonucu da sosyal güvenlik hakkının tüm bireylere sağlanması ve güvence altına alınmasıdır. Dolayısıyla, hukuk kuralı uygulanırken Anayasada güvence altına alınan en temel haklardan biri olan sosyal güvenliğin esas ilkelerinden (sosyal güvenliğinin kapsamının ve uygulama alanının kişiler ve riskler açısından genişletilmesi) hareket ederek sigortalı lehine yoruma başvurulması yanlış olmayacaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.02.1990 tarihli ve 1989/10-391 Esas, 1990/83 Karar sayılı kararında da kanunun açık olmasına karşın yine de kuşkulu bir durumun varlığı iddia edildiği taktirde şüphenin sigortalının lehine yorumlanması gerektiğinin iş ve sosyal güvenlik hukukunun temel ilkelerinden olduğu vurgulanmıştır. 17. Sosyal güvenlik hakkı kişilere tanınmış Anayasal haklardan olup 3201 sayılı Kanun kapsamında yapılan borçlanma ödeme ile tamamlandığından borçlanmayı sadece borçlanma talep tarihindeki sigortalılık ile kısıtlamak sigortalılık hakkını sınırlayıcı ve sigortalı lehine yorum ilkesini ihlal edici sonuçlara neden olacaktır. 18. Somut olayda davacının 13.07.2015 tarihinde Kuruma ulaşan yurt dışında çalışılan, boşta geçen ve ev kadınlığı sürelerinden 5525 günü, yine farklı tarihlerde Kuruma ulaşan dilekçeleri ile borçlanma talebinde bulunduğu, 16.07.2015-25.07.2015 tarihleri arasında 10... sayılı Kanun 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı çalışmasının bulunduğu, 3868 gün için tahakkuk ettirilen borçlanma bedelini 15.09.2015 tarihinde ödediği ancak diğer borçlanma taleplerine ilişkin ödemelerin dosya arasında yer almadığı, yurt dışı borçlanma sürelerinin 5510 sayılı Kanun’un 4/1-b maddesine tâbi sigortalılık süresi kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğu ve iptali istemiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. 19. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacıya talebi açıklattırılarak talebinin 3868 günlük borçlanma işlemine yönelik olduğu anlaşıldığı takdirde davacının 13.07.2015 tarihinde borçlanma talebinde bulunarak 15.09.2015 tarihinde borçlanma bedelini ödediği, 16.07.2015-25.07.2015 tarihleri arasında 10... sayılı Kanun 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı çalışmasının bulunduğu, borçlanma ödeme ile tamamlandığından sigortalı lehine yorum ilkesinden haraketle uyuşmazlığa konu dönemde yürülükte bulunan 3201 sayılı Kanun’un 5754 sayılı Kanun ile değişik 5. maddesinin 4. fıkrası gereği davacının borçlandığı sürenin, borçlanmanın tamamlandığı tarihte en son sigortalılık hâlinin 5510 sayılı Kanun 4/1-a maddesi kapsamında olduğu dikkate alınarak 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında geçmiş gibi değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmelidir. Davacının başka borçlanma sürelerine ilişkin talebinin varlığı hâlinde ise talep konusu borçlanmalara ilişkin tüm belgeler celbedilerek yapılacak değerlendirmeye göre bir karar verilmelidir. 20. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır. 21. O hâlde direnme kararı bozulmalıdır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Dosyanın HMK'nın 373. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/696, K. 2026/492, T. 16.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-hukuk-genel-kurulu-2025-696-e-2026-492-k-6cd7ebf38db6