Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2025/638 E. 2026/493 K. – Kurum İşleminin

Konu: Kurum İşleminin İptali Ve Tespit

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2025/638
Karar No
2026/493
Karar Tarihi
Konu
Kurum İşleminin İptali Ve Tespit

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/46 Esas, 2024/199 Karar ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 19.12.2023 tarihli ve 2023/10645 Esas, 2023/13033 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali ve tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davalı ... vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. ASIL DAVA 1.Davacı asıl dava dilekçesinde; 03.09.2008-02.07.2009 tarihleri arasında dava dışı ... Mühendislik İnş. Mak. San. ve Tic. Ltd. Şti.'de geçen çalışmaları da dikkate alınarak 01.09.2009 tarihi itibarıyla kendisine yaşlılık aylığı bağlandığını, ancak ilgili şirketin sigortalama izninin 2007 yılında iptal edilmiş olduğu gerekçesiyle hizmet süresi iptal edilerek aylığının kesildiğini ve ödenen aylıkların iadesinin istendiğini, emeklilik işleminden yaklaşık iki yıl önce sigortalama izni iptal edilen şirkette geçen fiili ve gerçek çalışmasının hukuken yok sayılmasının doğru olmadığını, ödeme emrinde zamanaşımı süresinin dikkate alınmadığını, geriye dönük en fazla bir yıllık süreye ait ödemelerin geri istenebileceğini ileri sürerek 28.09.2017 tarihli ve 11.663.379 sayılı 85.339,36 TL borç asıllı ve 29.477,84 TL faizli borç bildirim işlemi ile 19.10.2017 tarihli itirazın reddine ilişkin Kurum kararı ile bu karara bağlı diğer işlemlerin iptaline, tarafına yönelik yeniden değerlendirme ve hesaplama yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı ... (SGK/Kurum) vekili cevap dilekçesinde; davacının 03.09.2008-02.07.2009 tarihleri arasındaki sigorta bildirimlerinin fiili çalışmaya dayanmaması sebebiyle iptal edildiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. II. BİRLEŞEN DAVA 1. Davacı asıl dava dilekçesinde; davalı Kurumca dava dışı ... Mühendislik İnş. Mak. San. ve Tic. Ltd. Şti. nezdinde geçen ve emeklilik hizmet süresine esas alınan 03.09.2008-02.07.2009 tarihleri arasındaki sigortalılık süresinin şirketin sigortalama izninin 2007 yılında iptal edilmesi sebebiyle sigortalı çalışmanın mümkün olmadığı gerekçesiyle iptal edildiğini, bu işlem sonrası tarafına tedavi giderlerinin borç olarak çıkartıldığını, Kuruma yaptığı başvurunun da reddedildiğini, iptal sonrası eşinin ve kendisinin rahatsızlığı sebebiyle borcu taksitlendirip yeniden çalışarak prim yatırmaya başladığını, ancak yapılan iptal işleminin hukuka aykırı olduğunu, yaptığı fiili çalışmanın hukuken yok sayılmasının doğru olmadığını, geçmişe dönük işlem yapan Kurumun geriye dönük ve Devletin karşıladığı zorunlu tedavi masraflarına ilişkin borç çıkarmasının hakkaniyete ve adalete uygun olmadığını ileri sürerek 04.08.2017 tarihli 9.7625 69... .762675 sayılı işlemler ile bu işlemlere karşı yaptığı itirazın reddine dair 07.09.2017 tarihli Kurum kararı ile bu iptale bağlı olarak diğer ilgili işlemlerin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesi vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 14.09.2021 tarihli ve 2017/351 Esas, 2021/224 Karar sayılı kararı ile; Kurumca denetim yapılan şirketlerin grup şirketi olduğu, dosya kapsamı ve tanık beyanlarından davacının şirketlerin evrak işlerini takip ettiği anlaşıldığı gibi çalışırken hangi şirket adına bildirim yapıldığını bilme olanağının bulunmadığı, her iki şirketin yöneticilerinin de aynı olduğu, ayrıca denetmen raporunda davacının çalışmaları ile ilgili herhangi bir tespit yapılmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 08.06.2023 tarihli ve 2022/184 Esas, 2023/1232 Karar sayılı kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...1.İnceleme konusu eldeki davada, davacı, dava dışı ... Mühendislik İnş. Mak. San. Tic. Ltd. Şti. unvanlı işyerinden 03.09.2008 – 02.07.2009 tarihleri arasında Kuruma bildirilen hizmetlerinin fiili olmadığı gerekçesiyle iptali üzerine yaşlılık aylığının kesildiğini ve tarafına yersiz ödenen aylıklar ile sağlık giderlerinin borç tahakkuk ettirildiğini, oysa ki iptal edilen dönemde anılan işyerinde bilfiil çalıştığını belirterek, hakkında tesis edilen işlemin iptali ile iptal edilen çalışma sürelerinin geçerliliğinin tespitine ve Kuruma borçlu olmadığına karar verilmesini istemiş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda, yazılı gerekçelerle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş ise de, hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. 2.Somut olayda, iş yerinin faal olup olmadığı konusunda bir araştırma yapılmadığı, ayrıca dinlenen tanıkların dava konusu dönemde bordro tanığı olmadıkları anlaşıldığından, Mahkemece yapılacak iş; dava dışı ... Mühendislik İnş. Mak. San. Tic. Ltd. Şti. işyerine ait vergi kaydının 30.11.2013 tarihi itibariyle resen terkin edildiği bildirildiğinden, bu kapsamda şirketin faal olup olmadığı araştırılmalı, elektrik, su, telefon abonelikleri araştırması yapılmalı, denetmen raporu ile çalışmaları iptal edilen sigortalıların dava açıp açmadıkları ve açmışlarsa o dosyalar da dosya arasına alınarak incelenmeli, dinlenen tanıklara ait hizmet döküm cetvelleri getirtilmeli, çalışmaları iptal edilmeyen bordro tanıkları tespit edilerek, davacının çalışma süresi, şekli ve tam olarak ne iş yaptığına dair ayrıntılı beyanları alınmalı, re'sen araştırma ilkesi doğrultusunda, ihtilaf konusu dönemde dava dışı işveren ile aynı çevrede faaliyet yürüten veya işverenle iş ilişkisi içinde olan ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte komşu işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince belirlenerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir...." gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki gerekçeye ilaveten vergi kayıtlarına göre tespiti istenen dönemde işyerinin faal olduğu, ayrıca denetim raporunda davacının çalışmadığına dair tespit yapılmadığı hususları da dikkate alınarak davacının çalışmasının fiili olduğunun tespit edildiği, davanın niteliğinin denetmen raporunun aksinin ispatı ile birlikte hizmet tespiti niteliğinde olduğu gözetilerek bu kapsamda araştırma ve inceleme yapılarak karar verildiği, araştırılması gereken başka bir husus bulunmadığı gerekçesiyle önceki hükümde direnilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Direnme kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, mahkemece yeterli araştırma ve inceleme yapılmaksızın karar verildiğini, bozma kararı doğrultusunda araştırma yapılması gerektiğini, Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Uyuşmazlık Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacının iptal edilen uyuşmazlık konusu çalışmalarının gerçek ve fiili olup olmadığının tespiti ve buna bağlı olarak yapılan Kurum işlemlerinin iptali istemiyle açtığı asıl ve birleşen davada mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olup olmadığı; buradan varılacak sonuca göre bozma kararında belirtilen araştırma ve incelemelerin yapılmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun (5510 sayılı Kanun) geçici 7. maddesinin 1. fıkrası ile 86. maddesinin 9. fıkrası, Mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun (506 sayılı Kanun) 79. maddesinin 10. fıkrası. 2. Değerlendirme 1. Öncelikle konuya ilişkin mevzuattaki düzenlemeler üzerinde kısaca durulmasında fayda bulunmaktadır. 2. Sahte sigortalılığa dayanan davalar özü itibariyle sahte olduğu ileri sürülerek iptal edilen çalışmanın gerçek olduğunun tespiti istemini de içerdiğinden esasında hizmet tespiti içerikli dava türlerindendir. 3. Dava türü bu şekilde ortaya konulduktan sonra belirtmek gerekir ki 1 Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinin 1. fıkrasında; “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/07/1964 tarihli ve 506 sayılı, 02/09/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08/06/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17/07/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun’un Geçici 20'inci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiili hizmet süresi zammı, itibari hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” yönünde düzenleme bulunmaktadır. 4. Bu durumda 01.10.2008 tarihinden önceki döneme ilişkin hizmet tespiti uyuşmazlıklarında 506 sayılı Kanun; bu tarihten sonraki dönem bakımından ise 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. 5. Mülga 506 sayılı Kanun'un 79. maddesinin 10. fıkrasında "Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır." hükmü bulunmaktadır. 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinin 9. fıkrası da aynı doğrultudadır. 6. Öte yandan Kanun'da öngörülen koşulların oluşmasıyla birlikte çalıştırılanlar, kendiliğinden sigortalı sayılırlar. Ancak bu kimselerin ayrıca Kanun'da sayılan istisnalara girmemesi gerekir. Çalıştırılanların başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın sigortalı niteliğini kazanmaları 506 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 1. fıkrasında yer alan açık hüküm gereğidir (5510 sayılı Kanun 4 ve 92. maddeleri). 7. Ne var ki, sigortalılığın oluşumu için fiili çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Fiili ve gerçek bir çalışmanın varlığı tespit edilmediği sürece sigortalılıktan söz edilemez. 8. Gelinen bu noktada fiili çalışmanın varlığının hangi kanıt ve olgularla belirleneceği konusu üzerinde durulmalıdır. 9. Sosyal güvenlik hukukunun hem kamu hukuku hem de özel hukuk alanında kalan özellikleri dikkate alındığında özellikle hizmet tespiti davalarında kendiliğinden araştırma ilkesinin ağır bastığı görülür. Gerçekten de hizmet tespiti davaları, taraflarca hazırlama ilkesi kapsamı dışında olup kendiliğinden araştırma ilkesi uygulandığından bu tür davalarda ispat yükü bir tarafa yükletilemez. 10. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabileceğinden bu davalarda işyerinde tutulması gerekli dosyalar ile Kurumdaki belge ve kanıtlardan yararlanılmalı, ücret bordroları getirtilmeli, müfettiş raporları olup olmadığı araştırılmalı, mümkün oldukça tespiti istenen dönemde işyerinin yönetici ve görevlileri, işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde, tarafları veya işyerini bilen veya bilebilecek durumda olanlar kolluk aracılığıyla araştırılarak saptanmalı, sigortalının hangi işte hangi süre ile çalıştığı, çalışmanın konusu, sürekli, kesintili, mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında beyanları alınarak tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli, beyanları diğer yan delillerle desteklenmelidir. 11. Bu amaçla tanıkların hizmet tespiti istenen tarihte işyeri veya komşu işyeri sigortalısı ya da işvereni olup olmadıkları araştırılmalı, Kurumdan bu kişilerin belirtilen tarihte sigortalılık bildirimlerinin hangi işyerinden yapılmış olduğu da sorularak elde edilen bilgilerin beyanlarında belirttikleri olgularla örtüşüp örtüşmediği de irdelenmeli, işyerinin kapsamı ve kapasitesi ile niteliği bu beyanlar çerçevesinde kontrol edilmelidir. 12. Diğer taraftan bu davalarda işverenin çalışma olgusunu kabulü ya da reddinin tek başına hukuki bir sonuç doğurmayacağı da göz önünde tutulmalıdır. 13. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.05.2026 tarihli ve 2025/10-626 Esas, 2026/293 Karar, 15.10.2025 tarihli ve 2024/10-406 Esas, 2025/633 Karar ile 18.06.2025 tarihli ve 2024/10-336 Esas, 2025/366 Karar sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir. 14. Somut olayda, davacıya 31.08.2009 tarihli tahsis talebine istinaden davalı Kurumca 01.09.2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, ancak Kurum denetmeninin 16.12.2016 tarihli raporu ile dava dışı ... Mühendislik İnş. Mak. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye (... Ltd.Şti.) ait işyerinde 28.02.2008 tarihinden itibaren yapılan sigortalılık bildirimlerinin fiili çalışmaya dayanmadığı, bu nedenle 01.03.2008 tarihinden itibaren işveren tarafından Kuruma ibraz edilen işe giriş ve işten ayrılış bildirgelerinin iptal edilmesi gerektiğinin belirtilmesi üzerine davacının bu işyerinden bildirilen 03.09.2008-02.07.2009 tarihleri arasındaki çalışmaları iptal edilerek prim ödeme gün sayısının Bağ-Kur'dan sonra 1260 gün şartını yerine getirmediği gerekçesiyle yaşlılık aylığının başlangıç tarihi itibarıyla iptali ile ödenen yaşlılık aylıklarının ve yapılan sağlık harcamalarının borç tahakkuk ettirilmesi üzerine eldeki davaların açıldığı görülmüştür. 15. Davacının 03.09.2008-02.07.2009 tarihleri arasında hizmet bildirimi ... Ltd. Şti'den, 03.07.2009-31.08.2009 tarihleri arasında ise ... ... Çelik Kont. İnş. Tes. Gıd. Teks. Ltd. Şti'den (... Ltd. Şti.) yapılmış olup Kurum tarafından her iki şirkette de denetim yapıldığı tespit edilmiştir. ... Ltd Şti'ye ait işyerine ilişkin denetim raporunda 07.02.2007 tarihinde kanun kapsamına alınan, doğalgaz boru işi mahiyetli ... sicil numaralı ... Sanayi Sitesi 8. Sok. No:47 Ostim Yenimahalle/Ankara adresinde kayıtlı işyerinin denetim tarihi itibariyle faaliyet göstermediği, Ostim Vergi Dairesinden gelen yazı cevabından 12.09.2006 tarihi itibarıyla Başkent Vergi Dairesinden naklen gelen yükümlüye yoklamalarda ulaşılamadığından 30.11.2013 tarihi itibarıyla resen terkin edildiğinin bildirildiği, terk tarihine kadar muhtasar beyannamelerini ara ara muhasebeci ...'in internet ortamından verdiği, muhtelif tarihlerde yapılan yoklamalarda da adresin kapalı olduğunun tespit edildiği, Ostim Organize Sanayii Bölge Müdürlüğünün yazı cevabında ise işyerine...Enerji Elektrik Otomotiv İml. San. ve Tic. Ltd. Şti. unvanı ile 29.07.2013 tarihinde işyeri açma ve çalışma ruhsatının verildiği, adrese ilişkin başka firmaya ait işyeri açma ve çalışma ruhsat başvurusunun olmadığının belirtildiği, yapılan civar soruşturmasında tespit edilen komşu işyeri çalışanı ve işyeri mülk sahibinin ... Ltd. Şti. ile ilgili bilgi sahibi olmadıklarını beyan ettiği, ticaret sicil kayıtlarından 27.12.2007 tarihi itibariyle şirket ortaklarının ..., ... ve ...; 15.12.2010 tarihi itibariyle ..., ..., ... ve ... olduğu, sözü edilen işyerinden bildirimi yapılan ve beyanı alınanların bir kısmının çalıştıklarını, bir kısmının ise çalışmadıklarını belirttikleri yönünde tespitler yapılarak ... Ltd Şti'ne ait işyerinden 28.02.2008 tarihinden itibaren yapılan bildirimlerin fiili çalışmaya dayanmadığı gerekçesiyle ipal edilmesi gerektiği yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır. 16. ... Ltd. Şti' ile ilgili denetim raporunda ise ... sicil numaralı Batı Sitesi Mah. .... Sok. ... İş Merkezi Yenimahalle/Ankara adresinde kayıtlı çelik tüp boru imalatı mahiyetli işyerinin 15.10.1998 tarihinde kanun kapsamına alındığı, ticaret sicil kayıtlarına göre şirket ortaklarının ... ve ... olduğu, Ostim Vergi Dairesi Müdürlüğünden gelen belgelerin incelemesinden şirketin 28.09.1998 tarihinde faaliyete başladığı, 20.08.20 11... .12.2011 tarihlerinde yapılan yoklamalarda denetim yapılan şirketin tanınmadığının yazılı olduğu, sigortalılık bildirimi yapılan bir kısım çalışanın ifadelerinin alındığı ve davacının da alınan beyanında işyerinde fiilen çalıştığını belirttiği yönünde tespitler yapılarak sonuç olarak sözü edilen şirkete ait işyerinden 01.01.2010 tarihinden itibaren yapılan bildirimlerin fiili çalışmaya dayanmaması nedeniyle iptal edilmesi gerektiğinin bildirildiği, davacının bu şirkete ait işyerinden bildirilen çalışmalarının ise iptal edilmemiş olduğu saptanmıştır. 17. Mahkemece yapılan yargılama sırasında davacı vekili yukarıda belirtilen iki şirket arasında organik bağ olduğunu ileri sürmüş olup her iki şirketin de mali müşaviri olduğunu beyan eden davacı tanığı ...ile hizmet cetveline göre ... Ltd. Şti'ye ait işyerinde çalışması görünen davacı tanığı ... dinlenmiş, Başkent Vergi Dairesince ... Ltd. Şti'ye ait yoklama fişleri ve muhtasar bildirim özeti gönderilmiştir. İlk Derece Mahkemesince davacının iptal edilen bildirimlerinin fiili çalışmaya dayandığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki, tanık anlatımları ve toplanan delillerin hüküm vermeye yeterli olmadığı, kararın eksik araştırma ve incelemeye dayandığı anlaşılmaktadır. 18. Bu nedenle Mahkemece dava dışı ... Ltd. Şti'ne ait vergi kaydının 30.11.2013 tarihi itibariyle resen terkin edildiği bildirildiğinden şirketin faal olup olmadığı araştırılmalı, şirkete ait gerek Başkent Vergi Dairesinden gerekse Ostim Vergi Dairesinden vergi kayıtları, Bağ-Kur fişleri, katma değer vergisi beyannameleri ve muhtasar beyannameler getirtilmeli, elektrik, su, telefon abonelikleri, işyeri açma-kapama ruhsat kayıtları, vergi ile yoklama kayıtları olup olmadığı araştırılarak bunlara ilişkin bilgi ve belgeler dosya içine alınmalı, Kurum denetmen raporu kapsamında çalışmaları iptal edilen sigortalıların dava açıp açmadıkları belirlenmeli, açmışlarsa o dosyalar da dosya arasına alınarak incelenmeli, denetim raporunda beyanına başvurulan komşu ve işyeri mülk sahibinin ayrıntılı beyanına başvurulmalı, ihtilâf konusu dönemde dava dışı işveren ile aynı çevrede faaliyet yürüten veya işverenle iş ilişkisi içinde olan ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte komşu işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince belirlenerek tanık olarak dinlenmelidir. 19. Öte yandan dava dışı ... Ltd. Şti. ile ... Ltd. Şti. arasında organik bağ olup olmadığı ticaret sicili ve Kurum kayıtları celbedilmek suretiyle araştırılmalı, davacının çalışmasını doğrulayan tanıkların beyanları yeterli olmamakla ihtilâf konusu dönemde davacının hizmetinin bildirildiği şirket ile ... Ltd. Şti'nden ihtilâf konusu dönemde çalışması bildirilen bordro tanığı olup olmadığı tespit edilerek davacının çalışma şekli, süresi, tam olarak ne iş yaptığı konusunda ayrıntılı beyanları alınmalıdır. 20. Bu itibarla yukarıda belirtilen araştırma ve incelemeler yapılarak iş yerinin kapsam ve kapasitesi ile niteliği ayrıca iddia olunan çalışmanın gerçek ve fiili olup olmadığı üzerinde durularak toplanmış ve toplanacak deliller hep birlikte değerlendirilmek suretiyle uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip varılacak sonuca göre karar verilmelidir. 21. Hâl böyle olunca direnme kararı Özel Daire bozma kararında gösterilen ve yukarıda belirtilen ilave gerekçe ve nedenlerle bozulmalıdır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen ve yukarıda açıklanan ilave gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, Dosyanın HMK'nın 373. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/638, K. 2026/493, T. 16.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-hukuk-genel-kurulu-2025-638-e-2026-493-k-5a98dc5f4628