Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2024/91 E. 2026/341 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2024/91
Karar No
2026/341
Karar Tarihi

KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 171-517

I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın, zincirleme şekilde reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 104/1, 43/1, 62, 53... . maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 23.06.2021 tarihli ve 278-276 sayılı hükmün sanık müdafii, katılan mağdure vekili, katılan ... vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda 09.03.2022 tarih ve 722-340 sayı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280. maddesinin 2. fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak, sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 103/2, 43/1, 62, 53... . maddeleri uyarınca 16... ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba; bu kararın da sanık müdafii, katılanlar vekili ve katılan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 28.11.2022 tarih ve 11322-10595 sayı ile; "...Sanığın aşamalarda mağdurenin on beş yaşından büyük olduğunu bildiği yönündeki savunması ile bunu destekler nitelikte tanık beyanları, dosya içerisinde yer alan fotoğraflar ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, olayda 5237 sayılı TCK'nın 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken oluşa uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise 12.04.2023 tarih ve 171-517 sayı ve oy çokluğu ile; ''Dairemiz'in bozmaya konu gerekçeli kararında ayrıntılı olarak tartışıldığı üzere mağdur hastane doğumlu olup, olay tarihinde 14... aylıktır. Lise 2.sınıf öğrencisi olup, kendisinden büyük ablası ve annesi ile birlikte yaşamaktadır. Annesi ve babası ise olaydan önce ayrılmıştır. Sanık olay tarihinde 19 yaşında olup üniversite sınavına hazırlanmaktadır. Ailesi ile birlikte yaşamaktadır. Mağdur ile sanık mağdurun ilkokuldan arkadaşı olan aynı zamanda sanığın olay tarihlerinde arkadaşı olan ... aracılığıyla 2020 yılı Ocak ayında tanışıp arkadaş oldukları, sevgili oldukları, bir kez 01/03/2020 tarihinde bir kez de bundan bir hafta sonra olmak üzere iki kez cinsel ilişkiye girdikleri, en az dört kez yüz yüze görüştükleri, ortak arkadaş grubunda 14... yaş aralığında arkadaşları bulunduğu, tüm bu arkadaşların yaşlarının sanıktan küçük olduğu, birinci ilişki öncesi her ikisinin de apart dairede alkol aldıkları, ikinci ilişkinin sanığın ailesi ile birlikte yaşadığı konutta gerçekleştiği, sanığın mağdurun hal ve hareketlerinden birlikte geçirdiği zaman dikkate alındığında kendi yaşı ve deneyimi dikkate alındığında mağdurun yaşını bilecek durumda olduğu, kaldı ki mağdurun tüm aşamalarda tutarlı biçimde sanığa 14 yaşında olduğunu söylediğini beyan ettiği hususları birlikte değerlendirildiğinde hiçbir şekilde sanığın TCK 30.maddesinde düzenlenen hiçbir hata halinden yararlanamayacağı'' şeklindeki gerekçeyle bozma kararına direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükmün; sanık müdafii, katılan ... vekili ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.07.2023 tarihli ve 69815 sayılı onama istekli tebliğnamesi ile dosya CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 15.01.2024 tarih ve 9684-274 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi çoğunluğu arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; katılan mağdurenin suç tarihindeki yaşı bakımından sanık hakkında TCK’nın 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma imkânının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Doğum raporundan 21.07.2005 tarihinde hastanede doğduğu anlaşılan mağdurun, olay tarihinde on dört yaş sekiz aylık; nüfus kaydına göre 14.01.2002 doğumlu sanığın ise on dokuz yaşında oldukları, anlaşılmaktadır. Katılan mağdure savcılıkta; on dört yaşında olduğunu, 01.03.2020 tarihinde arkadaşları ve sevgilisi olan sanık ile birlikte sanığın günlük olarak kiralamış olduğu eve gittiklerini, orada içki içtiğini, sanık ile cinsel ilişki yaşadıklarını, sanığın kendisini zorlamadığını ancak aklının da yerinde olmadığını, 01.03.2020 tarihinden yaklaşık bir ay sonra sanığın evinde bir cinsel ilişki daha yaşadıklarını, sonrasında sanığın ilk cinsel ilişkilerini videoya kaydettiğini öğrendiğini, sanıktan şikâyetçi olduğunu, Mahkemede; yaşının sanık tarafından bilindiğini, keza sanık ile kendisini tanıştıran tanık ...'in okul arkadaşı olduğunu, okuluna gelip kendisini sınıfının önüne kadar bırakan sanığın sürekli ''2005'lisin'' diyerek kendisiyle dalga geçtiğini, 1999 doğumlu ablasının kimliğini kullanmadığını, Instagram hesabından canlı yayında yapmadığını, hatırladığı kadarıyla sanık ile olay tarihinden bir ay kadar önce sevgililik ilişkisinin başladığını, ara sıra sadece fondöten sürmek suretiyle makyaj yaptığını, keza topuklu ayakkabı ile yürüyemediğini, daha önceden dilinde piercing olduğunu, ancak bir hafta bile takmadan çıkarttığını, Tanık ...; olay günü çok içki içtiğini ve sızdığını, katılan mağdure ...'nun yaşını hiçbir zaman sormadığını, ancak konuşulanlardan on beş - on altı yaşında olduğunu tahmin ettiğini, sanığa ''Sen on sekiz yaşındasın, o on beş - on altı yaşında bir kız, olur mu?'' diye söylediğini, sanığın ise ''On altı yaşında ise sorun olmaz, yaş benim için önemli değil.'' dediğini, arkadaş ortamlarında oldukları sırada katılan mağdurenin yaşını büyük gösterecek şekilde giyindiğini, sanığı katılan mağdurenin yaşı konusunda uyarmasının, sanığın o dönem başka bir sevgilisi olmasından kaynaklandığını, yaşı itibarıyla katılan mağdureden daha büyük olduğu için sanığın olgun biriyle birlikte olması gerektiğini düşündüğünü, Tanık ...; sanık ... katılan mağdureyi tanıdığını, katılan mağdurenin yaşını on altı olarak bildiğini, olay öncesi bir gün yanlarına gittiğinde katılan mağdurenin ''Benim canım alkol istiyor.'' dediğini sanığın ise ''Senin yaşın tutmuyor, alamazsın.'' şeklinde karşılık verdiğini, ancak katılan mağdurenin bir süre sonra elinde bira şişesi ile geldiğini, sanığın da ''Sen on altı yaşındasın, nasıl içki aldın?'' diyerek şaşırdığını, bunun üzerine katılan mağdurenin ablasının kimliğini yanında taşıdığını ve canı sıkıldığı zaman bu şekilde alkol aldığını söylediğini, katılan mağdureyle ortak arkadaşlarının genellikle 2003-2006 doğumlu olduklarını, Tanık ...; makyajı, giyimi ve kuşamı ile kendisini büyük göstermeye çalışan katılan mağdurenin sürekli on altı yaşında olduğunu söylediğini, Tanık ...; sanığın ortaokul arkadaşı olduğunu, 01.03.2020 tarihinde gittikleri kiralık evde altı kişi olduklarını, katılan mağdurenin yaşını on beş veya on altı olarak bildiğini, Tanık ...; 2005 doğumlu olduğunu bildiği katılan mağdure ve sanığın sevgili olduklarını ve bir-iki ay içerisinde ayrıldıklarını, keza sanığın katılan mağduruye ''Benim arkadaşlarım 2005 doğumlu biriyle çıkıyorum diye benimle dalga geçiyorlar.'' şeklinde sözler söylediğini, Tanık ...; hem sanığı hem de katılan mağdureyi tanıdığını, sanığın katılan mağdurenin yaşını bildiğini, hatta bu konuda sanık ile ''Sübyansın, kendinden küçük kızlar niye çıkıyorsun.'' diyerek dalga geçtiklerini, bir gün katılan mağdureyi eve bırakırlarken sanığın ''Bu kızın yaşı kaç?'' diye sorduğunu, kendisinin ise ''2005 doğumlu, on beş yaşında, benimle aynı yaşta.'' diye cevap verdiğini, İfade etmişlerdir. Sanık kollukta; katılan mağdureyle Şubat ayı başında tanışıp sevgili olduklarını, tanıştıklarında katılan mağdurenin, kendisine on altı yaşında olduğunu ve onuncu sınıfa gittiğini söylediğini, Şubat ayı sonunda arkadaşı tanık ...'nin bir ev kiraladığını ve o eve katılan mağdure dâhil beş kişi gittiklerini, orada katılan mağdure ile cinsel ilişkiye girdiklerini, yine 01.03.2020 tarihinde aynı şekilde ilişki yaşadıklarını, bu olaydan yaklaşık bir hafta içerisinde katılan mağdurenin gece anne ve kardeşiyle yaşadığı evde kalmak istediğini, bunun üzerine annesinin katılan mağdurenin kaç yaşında olduğunu sorduğunu, kendisini katılan mağdurenin on altı yaşında olduğunu söylemesi üzerine annesinin "Tamam. Gelebilir." dediğini, Sorguda; katılan mağdureyle 01.03.2020 tarihinde cinsel ilişki yaşadığını, yine bu tarihten bir hafta sonra tekrar ve son kez cinsel ilişkiye girdiklerini, İlk Derece Mahkemesinde; katılan mağdureyle tam bir cinsel birliktelik yaşamadıklarını, yalnızca seviştiklerini, ilk buluştuklarında katılan mağdurenin tanıklar ... ve ...'ın yanlarında olduğunu, yaşının kaç olduğunu sorduğunda on altı olduğunu söylediğini, tanıklar ... ve ...'ın da buna herhangi bir itirazda bulunmadıklarını, iddianame konu olaylardan önce buluştukları bir gün katılan mağdurenin içki içmek istediğini söylediğini, katılan mağdureye hitaben "Senin yaşın küçük, ben alırsam içebilirsin." dediğini ve bunun üzerine katılanın alkollü içecek satın alıp alamayacağı konusunda iddiaya girdiklerini, sonrasında katılan mağdurenin bir poşet ile yanlarına gelip iki bira çıkartıp içmeye başladığını, nasıl aldığını sorduğunda ise katılan mağdurenin genelde ablasının kimliğini kullandığını söylediğini, Bölge Adliye Mahkemesinde; kısa bir süre önce arkadaş ortamında tanıştıkları, katılan mağdureyle bir seferlik cinsel ilişkiye girdiğini, cinsel ilişkiye girdikleri tarihin Şubat ayının başı veya ortası olduğunu, katılan mağdurenin onuncu sınıfa gittiğini söylediğini, daha öncesinde aralarında yaş hususunda bir konuşma geçmediğini, Savunmuştur. IV. GEREKÇE Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli ve 462-193; 05.03.2025 tarihli ve 448-107; 08.01.2025 tarihli ve 38-7; 04.12.2024 tarihli ve 176-3 94... .12.2024 tarihli ve 227-395 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; TCK'nın 30. maddesinde çeşitli hata hâlleri düzenlenmiş olup maddenin birinci fıkrasında suçun maddi unsurlarında hataya ilişkin hükme yer verilmiştir. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olup bu unsurlara ilişkin bilgisizlik, eksik ya da hatalı bilgi, maddi unsurlara ilişkin bir hatadır. Bu hatanın kastın varlığına engel olacak düzeyde bulunması hâlinde sanığa ceza verilmeyecektir. Suçun maddi unsurlarına ilişkin hata, eylemin suç teşkil etmesi için bulunması zorunlu hususlara ilişkin bir yanılmadır. Maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde, hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hâlinin saklı olduğu belirtildiğinden, taksirle de işlenebilen bir suçun maddi unsurlarında tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu hataya düşülmesi kusurluluğu ortadan kaldırmayacaktır. Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun maddi unsurlarından birisi de mağdur olup kanun koyucu TCK'nın 103. maddesinde üç grup mağdura yer vermiştir. Birincisi on beş yaşını tamamlamamış olan çocuklar, ikincisi on beş yaşını tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklar, üçüncüsü ise on beş yaşını tamamlayıp on sekiz yaşını tamamlamamış olan çocuklardır. Birinci ve ikinci grupta yer alan çocuklara karşı cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın dahi gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış istismar suçunu oluşturmakta, eylemin bu kişilere karşı cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi ise anılan maddenin dördüncü fıkrası uyarınca cezanın yarı oranında artırılmasını gerektirmektedir. Üçüncü grupta yer alan çocuklar yönüyle eylemin suç oluşturması için gerçekleştirilen cinsel davranışların cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Nitekim cebir, tehdit ve hile olmaksızın on beş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, anılan Kanun'un 103. maddesinde düzenlenmiş olan çocukların cinsel istismarı suçundan cezalandırılamayacaktır. Fail, cinsel ilişkide bulunduğu mağdurenin on beş yaşını doldurmadığı hâlde, doldurduğu düşüncesiyle mağdur ile rızasıyla cinsel ilişkide bulunur ve şikâyetçi olmayan mağdurun yaşı konusundaki hatası esaslı, diğer bir ifadeyle kabul edilebilir bir hata olursa, bu takdirde fail TCK'nın 30. maddesinin birinci fıkrası uyarınca suçun maddi unsurlarından olan mağdurenin yaşına ilişkin bu hatasından yaralanacak, bunun sonucu olarak yüklenen suç açısından kasten hareket etmiş sayılmayacağından ve bu suçun taksirle işlenmesi hâli cezalandırılmadığından CMK'nın 223. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince beraatine karar verilmesi gerekecektir. Diğer yandan, amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de, doktrinde ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede, in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimale dayanarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı). Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, muhtemel şüphenin gerekçeli bir şekilde tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti durumunda vicdani kanaate ulaşılmasının mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Sanık ile katılan mağdurenin sevgili oldukları ve birden fazla kez cinsel ilişkiye girdikleri hususunda Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi çoğunluğu arasında herhangi bir uyuşmazlık ve bu kabulde dosya kapsamı itibarıyla isabetsizlik bulunmayan olayda; 26.11.2001 tarihinde hastanede doğduğu anlaşılan katılan mağdure, aşamalarda istikrarlı şekilde yaşını sanığa söylediğini beyan etmiştir. Bu ifade, sanık ile katılan mağdureyi tanıştıran tanık ... ile katılan mağdurenin aynı sınıfta öğrenim görmeleri olgusu ile anılan tanığın, sanığın katılan mağdurenin gerçek yaşını bildiği yönündeki anlatımlarıyla da desteklenmiştir. Katılan mağdure ile birlikte geçirdikleri süre de nazara alındığında, sanığın aşamalarda çelişkiler de içeren katılan mağdurenin yaşının küçük olduğunu bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilmemiştir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; sanık hakkında TCK'nın 30. maddesinde düzenlenmiş olan hata hükmünün uygulanma şartlarının oluşmadığının kabulü gerekmektedir. Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı isabetli olup dosyanın uygulamanın denetlenmesi için Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu...; "Sanığın yaşı, bilgi ve görgüsü itibarıyla suç tarihinde on dört yaş sekiz aylık olan katılan mağdurun on beş yaşını doldurduğu konusunda hataya düştüğünün kabul edilmesi gerektiği ve hakkında TCK'nın 30/1. maddesinde düzenlenen hata hükmünün tatbik şartlarının gerçekleştiği", Çoğunluk görüşüne katılmayan on bir Ceza Genel Kurulu Üyesi ise; katılan mağdurun yaşı konusunda hataya düşen sanık hakkında TCK'nın 30/1. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanması gerektiğinden Bölge Adliye Mahkemesinin direnme gerekçesinin isabetli olmadığı, Düşünceleriyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 12.04.2023 tarih ve 171-517 sayılı, sanık hakkında TCK'nın 30. maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığına ilişkin direnme kararına konu hükmünün gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA, 2- Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi amacıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.05.2026 tarihinde yapılan birinci müzakerede yeterli yasal çoğunluk sağlanamadığından 03.06.2026 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Atıf: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2024/91, K. 2026/341, T. 03.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-ceza-genel-kurulu-2024-91-e-2026-341-k-ae3a00c54736