Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2024/114 E. 2026/283 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2024/114
Karar No
2026/283
Karar Tarihi

KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 11. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 604-670

I. HUKUKÎ SÜREÇ Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanıkların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine ilişkin İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 07.06.2016 tarihli ve 465-359 sayılı hükümlerin, katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesince 19.11.2018 tarih ve 34964-8145 sayı ile; "...Sanıkların savunmaları, katılan ve tanıkların beyanları, bilirkişi raporları, icra takip dosyaları ile tüm dosya kapsamında sanık ...’nin savunmasında sanık ...’tan 200.000 dolar borcu olduğunu belirtmiş olmasına rağmen suça konu 500.000 dolar bedelli bonoyu alıp icra takibine koyması ile savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olması, yine sanık ...’ın sanık ...’a elden 70.000 dolar vermiş olduğunun delillendirilmemiş olması karşısında sanıkların birlikte hareket etmeleri nedeniyle mahkûmiyetine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde beraat hükmü kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Yerel Mahkemece 24.10.2019 tarih ve 30-464 sayı ile; sanıkların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158/1-d ve 62. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis ve 20.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına; bu hükümlerin de sanık ... müdafii ve sanık ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 13.04.2022 tarih, 22953-6399 sayı ve oy çokluğu ile; "Sanık ...'in aşamalarda değişmeyen savunmasında suça konu senedi sanık ... ...’den olan 200.000 USD alacağına karşılık aldığını, icra takibi akabinde kalan parayıda kendisine iade edeceğini kararlaştırdıklarını savunmuş olup sanık ... ile aralarındaki önce 02.11.2005 tarihli protokolü daha sonra bu anlaşmanın gerçekleşmemesi nedeniyle 25.12.2007 tarihli protokolü yaptıklarını belirttiği, sanık ...’ın bu sözleşmeleri kabul ederek sanık ...’den almış olduğu paralar karşılığında suça konu senedi verdiğini belirtmiş olması ve aralarındaki alışverişe dair sözleşmelerin dosyada mevcut olması yine sanık ...’ün aşamalardaki savunmalarında sanık ...’a elden borç para vermesi nedeniyle söz konusu senedi aldığını suç kastının olmadığını belirtmiş olup sanık ...’ın senet üzerindeki ve ciranta olan şirketlerin tamamı aleyhine icra takibi yaptığı da gözetildiğinde sanıklar ...ve ...’ın, sanık ...’ın katılan ...’a yönelik eylemine kasten iştirak ettiğine dair mahkûmiyetlerine yeterli, somut, kesin delil bulunmaması karşısında mahkemece sanıkların atılı suç yönünden beraatlerine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyetlerine hükmedilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Daire Üyesi ...; "...Sanık ... savunmalarında; sanık ... ... ile aralarında kiracı-kiralayan ilişkisi bulunduğunu, Uğur Mumcu caddesindeki dubleks dairenin % 50 lik hissesinin 200.000 ABD doları karşılığında kendisi tarafından satın alındığını, bedelin sanık ...’a ödenmesine rağmen tapunun devredilemediğini, ilerleyen süreçte sanık ...’ın parayı ödeyecek durumda olmadığını belirtip suça konu senedi verebileceğini söylemesi üzerine kendisinin de lehdarı... Sağlık Hizmetleri A.Ş. olan 500.000 USD bedelli senedi aldığını, 02.11.20 05... .12.2007 tarihli protokollerin bu durumu teyit ettiğini bildirdiği halde, sanık ... ...’nin Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığında 22.03.2011 tarihinde verdiği savunmasında; şirketlerinin sanık ...’den borç para aldığını, suça konu senedin alınan borç kapsamında verdiğini belirttiği, yargılama aşamasında 08.07.20015 tarihli celsede senetlerin alınan paralar karşılığı sanık ...’e verildiğini savunduğu, aynı savunmanın 11.07.2016 tarihli temyiz dilekçesinde de bildirdiği, Yukarıda belirtilen sanıklar savunmalara göre borcun kaynağı konusunda tutarlılık bulunmadığından senedin veriliş amacının ve alacak borç ilişkisinin ortaya konulamadığı, sanıkların fikir ve eylem birlikteliği içerisinde hareket ettiklerinin anlaşıldığı, iştirak iradesi ile hareket eden sanıklar ... ve ...’nin senedin kaynağını belgelendirebilmek adına 02.11.20 05... .12.2007 tarihli protokolleri sonradan rahatlıkla düzenleyebilecekleri, Mahkemede tanık sıfatıyla dinlenen ve... Sağlık A.Ş' nin ortağı olan ... beyanına göre; sanık ...’in ofisinde bulundukları bir günde, sanık ... ...’nin 500.0 00... .000 ABD doları tutarındaki senetleri tanık ...’ya gösterip 70.000 ABD doları tutarındaki senedi tanığın alacağına karşılık ciro ederek kendisine vermeyi teklif ettiği, sanık ...’nin hastayla ilgilendiği için zaman zaman yanlarına geldiği, bu teklife vakıf olup olmadığı yönünde bilgisinin bulunmadığı, senetler ve o ana kadar gerçekleşen faaliyetlerin normal olmadığını düşünerek sanık ...’ın senet teklifini kabul etmediği ve teklifi kabul etmeyen kişinin ortak olduğu dikkate alındığında sanık ...’in senedi alırken bu duruma vakıf olduğu dolayısıyla iyi niyetli olduğu kabul edilemeyeceğinden diğer sanıklarla iştirak halinde hareket ettiği, Bir an için sanık ...’in sanık ... ...’den 200.000 ABD doları alacaklı olduğu kabul edilse bile; sanık ... tarafından verilen 500.000 ABD doları tutarındaki senedin kendi alacağının 2,5 katı tutarında olduğunu bildiği halde takibe geçmesi, senedin sahte olduğunun sanık ...’ye bildirilmesine rağmen, kendisinin 3. kişi olduğu, ... ... ile anlaşılması gerektiğini belirtilerek takibe devam etmesi nedeniyle yine iyi niyetinden bahsedilemeyeceği, savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, Ayrıca sanık ...’in... Derm AŞ. de sanık ...’ın yeğeni (hakkında hüküm kesinleşen) ... ve sanık ...’ın eşi diğer sanık ... ... ile ortak olduğu dikkate alındığında sanığın diğer sanıklar ... ..., ... ... ve hakkında hüküm kesinleşen diğer sanık ... ile birlikte hareket ettiğini teyit eder nitelikte bir yakınlık içerisinde olduğunu ortaya koyduğu, Sanık ... savunmalarında; sanık ...’ı 15 yıldır tanıdığını, aralarında ticari ilişki bulunmadığını, suça konu 70.000 ABD doları tutarındaki senedi, sanık ...’a elden verdiği borçlar nedeniyle aldığını belirttiği halde; Sanık ... ... 25.05.2011 tarihinde soruşturma aşamasındaki savunmasında ; suça konu 70.000 ABD dolarlı senedi ticari ilişki nedeniyle sanık ...’e verdiğini belirttiği, yargılama aşamasında 08.07.20015 tarihli celsede senetlerin alınan paralar karşılığı sanık ...’e verildiğini savunduğu, 11.07.2016 tarihli temyiz dilekçesinde ise ticari ilişkilere bağlı olarak ödeme amaçlı ciro edildiğini savunduğu, Her iki savunma dikkatlice tetkik edildiğinde sözde borcun kaynağı konusunda tutarlılık bulunmadığı dolayısıyla senedin veriliş amacının ortaya konulamadığından gerçek bir alacak-borç ilişkisinin varlığından bahsedilemeyeceği, sanıkların fikir ve eylem birlikteliği içerisinde hareket ettiklerinin anlaşıldığı, Beyanlar kapsamına göre; sanık ... ile sanık ...’ın 15 yıldır tanış oldukları, geçmişte farklı zaman dilimlerinde karşılıklı olarak borç alıp verdikleri , hiçbirinde de borç sebebiyle senet alınmaz iken sonuncusunda senet alınmasının sanıkların kendi aralarındaki borç para alma-verme teamüllerine aykırı olduğu, dolayısıyla gerçek bir alacak-borç ilişkisine dayanmayan suça konu senedin iştirak iradesi kapsamında tahsil amacıyla sanık ...’a verildiği anlaşılmıştır. Belirtilen bu deliller kapsamında sanıklar ... ... ile ... ...’nin karı koca olup hakkında verilen hükmün kesinleştiği diğer sanık ... ile akraba oldukları, fikir ve eylem birliği içerisinde sanıklardan ...’nın imza ve temsile yetkili müdürü, sanık ...’ın da yetkilisi olduğu .... ... Özel Sağlık Hizmetleri isimli şirketin hissedarlar tarafından 03.05.2010 tarihinde katılan ...’a satılmasına rağmen bu şirket adına aralarında ticari alışveriş bulunmayan lehdarı sanık ...’ın yönetim kurulu başkanı olduğu... Sağlık Hizmetleri A.Ş. olan 500.000 USD bedelli senedin sanık ...’e ciro yoluyla geçtiği ve sanık ... tarafından katılanın yetkilisi olduğu şirket aleyhine Ankara 19. İcra Müdürülüğünde icra takibi yapıldığı, yine aynı şekilde keşidecisi .... ... isimli şirket lehdarı... Sağlık Hizmetleri A.Ş. olan 70.000 USD bedelli senetin sanık ...’e ciro edildiği ve sanık ... tarafından katılanın yetkilisi olduğu şirket aleyhine İstanbul 2. İcra Müdürlüğünde icra takibi yapıldığı, yukarıda belirtilen deliller uyarınca sanıklar ... ve ...’ün haksız menfaatin temin edilmesinde diğer sanıklarla iştirak halinde hareket ettikleri, dolayısıyla haklarında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararlarının onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun sanıklar ... ve ... ... ... haklarında beraat kararı verilmesi gerektiği yönündeki bozma isteyen görüşlerine iştirak etmiyorum." şeklindeki gerekçe ile karşı oy kullanmıştır. Yerel Mahkeme ise 08.11.2022 tarih ve 604-670 sayı ile; "...Sanık ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden yapılan incelemede; sanıkların savunmaları, katılan ve tanıkların beyanları, bilirkişi raporları, icra takip dosyaları ile tüm dosya kapsamında sanık ...’nin savunmasında sanık ...’tan 200.000 dolar borcu olduğunu belirtmiş olmasına rağmen suça konu 500.000 dolar bedelli bonoyu alıp icra takibine koyması ile savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, yine sanık ...’ın sanık ...’a elden 70.000 dolar vermiş olduğunun delillendirilmemiş olması karşısında sanıkların birlikte hareket etmeleri nedeniyle suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmeyerek sanıkların cezalandırılmasına karar verildiği," gerekçesiyle bozmaya direnerek önceki hükümler gibi sanıkların mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükümlerin de sanık ... müdafii ve sanık ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.04.2023 tarihli ve 30848 sayılı düzeltilerek onama ve ret istemli tebliğnamesiyle dosya CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 11. Ceza Dairesince 06.12.2023 tarih, 2388-9640 sayı ve oy çokluğuyla direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI ve KONUSU Direnmenin kapsamına göre inceleme sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire çoğunluğu ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklara isnat edilen nitelikli dolandırıcılık suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Nitelikli dolandırıcılık suçundan haklarında mahkûmiyet kararı verilen inceleme dışı sanıklar ... ile ...’in evli ve inceleme dışı ... ile de akraba oldukları, inceleme dışı sanık ...’in imza ve temsile yetkili müdürü, inceleme dışı sanık ...’ın da yetkilisi olduğu ve ruhsatı olmadığı için henüz ticari faaliyete başlamayan .... ... Özel Sağlık Hizmetleri isimli şirketin 03.05.2010 tarihinde katılan ...'a devredildiği, bu aşamadan sonra katılanların şirketin ismini ... Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti. olarak değiştirdikleri ve gerekli ruhsatları alarak faaliyete başladıkları, daha sonra inceleme dışı sanık ... tarafından 31.12.2008 tarihinde düzenlenmiş, lehtarı aynı zamanda inceleme dışı sanık ...’ın sahibi ve inceleme dışı sanık ...’in yönetim kurulu başkanı ve imza yetkilisi olduğu... Sağlık Hizmetleri A.Ş. olan 01.02.2011 vade tarihli 500.000 USD bedelli suça konu senedi ciro yoluyla alan sanık ...’nin 21.02.2011 tarihinde; yine aynı şekilde 31.12.2008 tarihinde keşide edilmiş, lehtarı... Sağlık Hizmetleri A.Ş. olan 31.03.2011 vade tarihli ve 70.000 USD bedelli suça konu senedi ciro yoluyla alan sanık ...’ın 19.04.2011 tarihinde ... Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti. aleyhine icra takibi başlattıkları, bu şekilde fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden inceleme dışı sanıklar ile sanıkların, devri yapılan .... ... Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti. ile... Sağlık Hizmetleri A.Ş. arasında gerçeğe aykırı olarak ticari bir ilişki olduğunu göstererek katılanlardan haksız menfaat elde ettikleri iddiasıyla haklarında nitelikli dolandırıcılık suçundan kamu davası açıldığı, Sanık ... tarafından icra takibine konulan 31.12.2008 düzenleme, 01.02.2011 ödeme tarihli ve 500.000 USD bedelli senedin, keşidecisinin .... ... Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti., lehtarının... Sağlık Hizmetleri A.Ş. olduğu, senedin arkasında sırasıyla... Sağlık Hizmetleri A.Ş. ile sanık ...’nin cirolarının bulunduğu, Sanık ... tarafından icra takibine konulan 31.12.2008 düzenleme, 31.03.2011 ödeme tarihli ve 70.000 USD bedelli senedin keşidecisinin .... ... Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti., lehtarının... Sağlık Hizmetleri A.Ş. olduğu, senedin arkasında sırasıyla... Sağlık Hizmetleri A.Ş., inceleme dışı sanık ..., ... Motorlu Araçlar Tic. Ltd. Şti ile sanık ...’ın cirolarının bulunduğu; sanık ...’ın senet üzerindeki ve ciranta olan şirketlerin tamamı aleyhine icra takibi başlattığı, İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 12.03.2012 tarihli uzmanlık raporuna göre; suça konu senetlerin .... ... Özel Sağlık Hizmetleri isimli şirketin devir tarihi olan 03.05.2010 tarihinden önce sahtecilik oluşturacak şekilde düzenlenip düzenlenmedikleri hususunda bir beyanda bulunulamayacağı, Katılan ... tarafından açılan menfi tespit davası üzerine yapılan yargılama sırasında İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/161 esas sayılı dosyasına sunulan 04.02.2014 tarihli bilirkişi raporuna göre; .... ... Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti’nin 25.08.2008 tarihinde tescil edilerek kurulduğu, bu şirket ile... Sağlık Hizmetleri A.Ş. arasında 31.12.2008 tarihinde "Karşılıklı anlaşma ve Taahhütname" başlıklı bir belge imzalandığı, bu belge içeriğinde ".... ... Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti.’nin... Sağlık Hizmetleri A.Ş’nin işletmecisi olduğu, ... Sağlık Hizmetleri A.Ş. satın alınırken eski sahiplerine 1.500.000 Dolar verildiği, bu şirket için demirbaşlar alındığı, kira bedelleri ödendiği, tadilatlar yapıldığı, .... ... Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti’den 2.270.000 Dolar değerindeki senetlerin bunlara karşılık olarak alındığı" hususlarına yer verildiği, .... ... Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti’nin kapanış tasdiki yaptırılmayan 2008 yılı defterinde suça konu senetlerden teminat olarak bahsedildiği, borç senetlerinin vadesinin 2011 yılı olduğu, 2008 yılından sonraki müteakip yılların defterlerine borç senetleri tutarlarının devredilmesi gerektiği, ancak 20 09... yılı defterlerinde bu hususun yer almadığı, .... ... Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti’nin imza yetkilisi olan inceleme dışı sanık ... ...’nin görevinin 08.12.2009 tarihinde ortaklar kurulu kararı ile sona erdiği, 2008 yılının defter kayıtlarının müdür olarak görev yaptığı 2009 yılı ticari defterlerine de kaydetmesi gerekirken böyle bir kayda rastlanmadığı, bu nedenle senetlerin adı geçen sanığın müdür sıfatını taşımadığı bir zaman diliminde yetkisiz olarak düzenlediği sonucuna ulaşılabileceği, ancak... Sağlık Hizmetleri A.Ş'nin defterlerine ulaşılamaması nedeniyle bu hususun açık olarak tespit edilemediği, .... ... Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti’nin 25.08.2008 tarihinde 10.000 TL sermaye ile kurulduğu, sermayenin 7.500 TL'lik kısmının da ödenmediği nazara alındığında bu kadar yüksek bedelli bono verilmesinin olağan olmadığının belirtildiği, Sanık ... tarafından sunulan ve kendisi ile inceleme dışı sanık ... tarafından 02.11.2005 tarihinde imzalanan "PROTOKOL" başlıklı sözleşme içeriğinde; Uğur Mumcu Caddesi ... no.lu dairenin sanık ...’ye 200.000 dolar bedel ile satıldığı, tapu işlemlerinin Haziran ayında yapılacağı, söz konusu dairede bulunan kiracının inceleme dışı sanık ... tarafından Ocak 2006 tarihine kadar çıkartılacağı, tahliye tarihine kadar kira bedelinin yarısının sanık ...’ye ödeneceği, tahliye tarihinden sonra ... A.Ş’nin bu daireye taşınacağı, daire bedeline mahsuben 30.000 doların sanık ...’den alındığı, kalan 170.000 doların defaten ödeneceği, Yine sanık ... tarafından sunulan ve kendisi ile inceleme dışı sanık ... tarafından 25.12.2007 tarihinde imzalanan "PROTOKOL" başlıklı sözleşme içeriğinde; 02.11.2005 tarihinde yapılan sözleşme şartlarının inceleme dışı sanık ... tarafından yerine getirilmediğinden iş bu protokolün yapıldığı, dairenin yarısının devredilmediği, bu nedenle şahitler ... ve ... huzurunda yeni bir protokol yapıldığı, görüşmeler sonucunda söz konusu dairenin tapusunun 2008 yılının Aralık ayına kadar devredileceğinin kararlaştırıldığı hususlarına yer verildiği, Anlaşılmaktadır. Katılan ...; Plastik Cerrahi hekimi olarak Bağdat caddesinde muayenehanesinin bulunduğunu, 2010 yılında daha önceden tanımadığı inceleme dışı sanık ...’ın muayenehanesine gelerek birlikte hastane kurmak istediğini söylediğini, önce kabul etmediğini, ancak daha sonra araya giren güvenilir tanıdıklar nedeniyle kurulacak hastaneye hissedar olmayı kabul ettiğini, 310.000 dolar karşılığı yüzde teklif edildiğini, ilk ticari faaliyeti olduğunu, aralarındaki sözleşme uyarınca 2010 tarihli devir sözleşmesini hazırladıklarını, noterde işlemleri sonrasında parayı devir yapan sanık ..., ... ve ...'e verdiğini, bu işe girdikten sonra ruhsat ile ilgili bir gelişme olmadığını, tutulan binanın kirasının ödenmediğini, işleri bozulan inceleme dışı sanık ...’ın oğlunun okul parasını ödemek durumunda kaldığını, bu karışıklık nedeniyle ayrılmak istediğini söylediğini, ancak parasını geri vermediklerini, bunun üzerine geri kalan hisselerin tümünü yaklaşık 700.000 dolara aldığını, akabinde binanın kira borçlarını ödeyip tadilatını ruhsata uygun olarak yaptırdığını, ancak gerçeği yansıtmayan ve sonradan düzenlenen suça konu senetler nedeniyle yapılan icra işlemleri neticesinde işlemez duruma gelen şirketi ve binayı 2012 yılında devretmek zorunda kaldığını, inceleme dışı sanık ...’ın "Siz borcu kabul edin ama bana hiçbir şey vermeyin, siz borcu kabul ederseniz sözleşmedeki diğer kişilerden alırız." dediğini, burayı kapatacağını söylediğinde 150-200.000 dolar karşılığında senetleri geri çekeceğini söylediğini, Katılan ...; aleyhine takip başlatılan şirketin yöneticisi olduğunu, yaşanan olaylar nedeniyle 2010 yılında ruhsatı alınan hastaneyi işletemeden kapatmak zorunda kaldıklarını, Tanık ...; inceleme dışı sanık ...'ın işlerini genellikle kiracısı olan sanık ...’nin muayenehanesinde yaptığını, inceleme dışı sanık ...’ın bir gün kendisini adı geçen sanığın muayenehanesine çağırdığını, burada çantasını açıp beş adet senet gösterdiğini, ona bunların ne olduğunu sorduğunda "Sen sesini çıkarma!" dediğini, "Hayırdır?" diye sorduğunda ise "...'tan bunları tahsil edeceğim, benim alacağım olduğu için sana da fazlasıyla vereceğim." şeklinde cevap verdiğini, senetlerin birinde 500.000 dolar, diğerinde 70.000 dolar yazdığını, 70.000 dolarlık senedi kendisine vermeyi teklif ederek "Ciro edeyim mi?" diye sorduğunda ona "Ben senetle uğraşamam. Paramı isterim." dediğini, senetlerin doldurulmuş olduğunu, bu sırada sanık ...’nin hastalarıyla uğraştığını, müsait oldukça yanlarına geldiğini, senetleri görüp görmediğini bilmediğini, senetlerin ve o ana kadar olan faaliyetlerin normal olmadığını anlayınca parasını isteyip ortak olduğu... Sağlık A.Ş. ile ilişkisini kesmek istediğini söylediğini, inceleme dışı sanık ...’ın parasını vermediğini, İnceleme dışı sanık ... ...; İstanbul ili Altunizade semtinde önceden faaliyet gösteren... Sağlık Hizmetleri A.Ş'nin ortağı ve yetkilisi olduğunu, şirketin ozon tedavisi ve zayıflama gibi sağlık hizmetleri verdiğini, bu şirketin .... ... Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şirketi'nin iş yerini işletmeci olarak kiraladığını ve bu adreste faaliyet gösterdiğini, bu nedenle içinde demirbaş eşyaların bulunduğunu, burasının tam teşekküllü bir hastane olduğunu, farklı adrese taşınınca kiraladıkları ve işletmekte oldukları hastanenin işletmesini .... ... Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şirketi’ne devrettiklerini, kendilerine ait olan... Sağlık Hizmetleri A.Ş'nin estetik, plastik cerrahi ruhsatının ön ruhsatının alındığını, .... ... Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şirketi ile bir protokol yaptıklarını, söz konusu 500.000 dolar bedelli senedin bu protokoldeki borçtan kaynaklandığını, ayrıca .... ... Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şirketi'nin bu senet dışında başka senetleri de olduğunu, protokole bağlı borç sebebiyle senetlerin eşi ve .... ... Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şirketi’nin müdürü olan inceleme dışı sanık ... tarafından imzalanıp ortağı olduğu... Sağlık Hizmetleri A.Ş'ye verildiğini, senedin kendilerine geçmesi ve ortağı olduğu şirketin lehtar olması sebebiyle ilk ciranta sıfatıyla ortağı ve yetkilisi olduğu şirketin diğer ortağı inceleme dışı sanık ... tarafından senedin ciro edilerek borç karşılığı sanık ...'ye verildiğini, söz konusu senedin alınan borç karşılığında ciro edilerek verildiğini, Yine, suça konu 70.000 dolar bedelli senedin ortağı olduğu ancak yetkilisi olmadığı... Sağlık Hizmetleri A.Ş.'ye .... ... Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şirketi’nin borcu sebebiyle verildiğini, ... Sağlık Hizmetleri A.Ş’nin yine kendisinin yetkilisi olduğu ... Motorlu Araçlar Ltd. Şirketi’ne borcu olduğununu, ticari ilişkisi sebebiyle de ... Mot. Ar. Tic. ve Ltd. Şirketi yetkilisi olarak senedi diğer sanık ...'a verdiğini, söz konusu hastanenin ruhsatının alınması için herkesten para aldıklarını, senetlerin aldıkları paraların karşılığı olarak sanıklara verildiğini, kendisinin de icraya verildiğini, Sanık ... ...; ortağı olduğu... Sağlık Hizmetleri A.Ş’nin 25.08.2008 tarihinde müdürü olarak atandığı .... ... Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şirketi’ne binasını kiraladığını, eşi olan sanık ... ile birlikte ruhsat alımı işlemleri için çok fazla para harcadıklarını, suça konu senetlerin sanıklara aldıkları borç karşılığında verildiğini, Sanık ...; ... Sağlık Hizmetleri A.Ş’nin hem ortağı hem de müdürü olarak görev yaptığını, ağrı merkezi olarak işlettikleri bu iş yerine ruhsat alma konusunda zorluklar yaşadıklarını, bu nedenle yeni kuracakları .... ... Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şirketi’nin estetik cerrahi merkezi olarak faaliyet göstermesini hedeflediklerini, ancak ortakların doktor olması gerektiğini, bu düşünce kapsamında aynı bina içerisinde .... ... Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şirketi’nin kurulduğunu, müdürünün de inceleme dışı sanık ... olduğunu, yeni kurulan bu şirkette ortaklığının bulunmadığını, şirketin faaliyete geçmesi amacıyla ruhsat ve diğer işlemlerin... Sağlık Hizmetleri A.Ş. tarafından üstlenildiğini, karşılığında .... ... Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şirketi ortaklarından senetler alındığını, suça konu senetleri kendisinin cirolayıp dayısı olan inceleme dışı sanık ...’a verdiğini, senetlerin gerçek borca karşılık olarak verildiğini, Sanık ...; ... Üniversitesi Tıp Fakültesinde öğretim üyesi olduğunu, inceleme dışı sanık ...’a ait olan dairede muayenehane açmak istediğinde inceleme dışı sanık ...’ın "Sen muayenehaneni aç aynı zamanda biz de estetik merkezi açalım, ortak olalım." şeklinde teklifte bulunduğunu, kabul etmesi üzerine birlikte ... Dermotoloji isimli estetik merkezi açtıklarını, 2005 yılında aynı binada yine inceleme dışı sanık ...’a ait başka bir daireye geçtiklerini, bu süre içerisinde ekonomik durumu bozulan ve kendisinden defalarca elden borç para alan inceleme dışı sanık ...’ın, bulundukları dairenin yarısını 200.000 dolar karşılığında kendisine satmayı teklif ettiğini, ancak tapuyu daha sonra verebileceğini söylediğini, kabul etmesi üzerine aralarında dosyaya ibraz ettiği protokolü düzenlediklerini sonrasında parayı verdiğini, zamanında tapu verilmeyince 2007 yılında yeni bir protokol yaptıklarını, İstanbul’da açtığı merkeze ortak olan doktor katılan ...’ı tanımadığını, ancak daha sonra inceleme dışı sanık ...’ın bu ortağı ile de ihtilafa düştüğünü ve harcadığı paralar karşılığında şirketi ona devredeceğini söylediğini, şirketin para karşılığında devredileceği duyunca ona "Paramı verirsin herhâlde." dediğini, bir süre sonra alacağına karşılık elinde senet olduğunu söyleyip, "Senedi vereyim sana sen onu tahsil et alacağını al kalanını bana verirsin." şeklinde teklifte bulunduğu, kendisinin de avukatı ile görüştükten sonra suça konu senedi ciro yoluyla aldığını, sonrasındaki işlemleri avukatının takip ettiğini, senedin hazır ve doldurulmuş olarak verildiğini, inceleme dışı sanık ...’tan tapuyu almak için hukuki işlem yapmadığını, elden verdiği paranın yaklaşık 40-50 bin dolar civarında olduğunu, senedi 2010 yılı sonları ya da 2011 yılı başlarında aldığını, tanık ... ile bir kaç kez muayenehanesinde karşılaştığını, bahsettiği zaman sadece bir senet gördüğünü, Sanık ...; inceleme dışı sanık ...’ı yaklaşık on beş yıldır tanıdığını, ekonomik olarak sıkıntılı olduğu zamanlarda birbirlerine borç para verdiklerini, adı geçen inceleme dışı sanığa elden para verdiğini, verdiği borçların karşılığında da suça konu senedi aldığını, aralarında herhangi bir ticari ilişki olmadığını, Savunmuşlardır. IV. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 11.06.2013 tarihli ve 36-294, 15.10.2025 tarihli ve 365-403 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; Anayasa’nın 38... /1 ile CMK’nın 217/1 ve İHAS’ın 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen ceza muhakememizin amacı, geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan vakıayı/maddi gerçekliği, insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılamasında taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sorunu mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir. Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Kural olarak her türlü delil aracı kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk nizamı belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin hayata nasıl geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Feyzioğlu, s. 357). Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. CMK'nın 288. maddesinin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi ve Hukuki Mesele Denetimi, .... .... Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282) diyerek aynı düşünceyi benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Buna göre ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında; a) Her şeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) şeklinde ulaşılabilecek olan temel prensipler aynı zamanda ceza yargılamasının da temel ilkelerini oluşturur. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK, 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı). Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada, suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmı gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimale göre sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı). Şu hâlde, isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira, kabili te'lif olmayan şüphe ve gerçeğin yan yana mevcudiyeti üzerinden salt bir kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kurallarına uygun olduğu söylenemeyeceği gibi maddi gerçekliğin bütünüyle ortaya çıkarıldığı da ileri sürülemeyecektir. B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Katılanlara yönelik nitelikli dolandırıcılık suçundan haklarındaki mahkûmiyet hükümleri kesinleşen inceleme dışı sanıklar ile fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden sanıkların, inceleme dışı sanık ... tarafından katılan ...’a devri yapılan .... ... Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti. ile inceleme dışı sanıkların yönetimindeki... Sağlık Hizmetleri A.Ş. arasında gerçekte ticari bir ilişki bulunmadığı hâlde böyle bir ilişkiye dayandığı iddiasıyla inceleme dışı sanıklar tarafından düzenlenen 500.0 00... .000 dolar bedelli suça konu senetleri ciro yoluyla alıp devir olgusundan sonra katılanlar aleyhine icra takibi başlatmak suretiyle haksız menfaat ettiklerinin iddia ve kabul edildiği olayda; Sanık ... aşamalarda, suça konu senedi inceleme dışı sanık ...’tan olan toplam 250.000 dolar alacağına karşılık olarak aralarında yaptıkları anlaşma doğrultusunda aldığını ve icra takibi akabinde kalan parayı da kendisine iade edeceğini kararlaştırdıklarını ileri sürmüş ve adı geçen inceleme dışı sanık ile imzaladıkları 02.11.20 05... .12.2007 tarihli protokolleri dosyaya sunarak bu savunmasını teyit etmiştir. İnceleme dışı sanık ... da sanık ...’den almış olduğu borç para karşılığında suça konu senedi verdiğini kabul ederek bu hususu doğrulamıştır. Diğer sanık ...’ın suça konu senedi inceleme dışı sanık ...’a elden borç para vermesi nedeniyle aldığı yönündeki savunması ise inceleme dışı sanık ...’ın aynı doğrultudaki beyanı ile desteklenmiştir. Üstelik sanık ... yalnızca katılanlara yönelik değil senet borçlusu olan tüm şirketler aleyhine icra takibinde bulunmuştur. Kıymetli evrak hukukuna hâkim kambiyo senetlerinde mücerretlik ilkesi de gözetildiğinde; Mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanıkların, hileli davranışlarla, mağdurun zararına olarak haksız yarar sağlamak kastı ile hareket etmek suretiyle müsnet suçları işledikleri yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraatlerine karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu itibarla isabetsiz bulunan Yerel Mahkeme direnme kararına konu mahkûmiyet hükümlerinin bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan on bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yerel Mahkemenin direnme gerekçesinin isabetli olduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.11.2022 tarihli ve 604-670 sayılı direnme kararına konu hükümlerinin gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükümlerin, sanıklara isnat edilen nitelikli dolandırıcılık suçunun sabit olmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 22.04.2026 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 06.05.2026 tarihinde yapılan ikinci müzakere de oy çokluğuyla karar verildi.

Atıf: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2024/114, K. 2026/283, T. 06.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-ceza-genel-kurulu-2024-114-e-2026-283-k-bb0a97a76fba