Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/4754 E. 2026/3943 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/4754
- Karar No
- 2026/3943
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2026/201 E., 2026/378 K. DAVA TARİHİ : 04.03.2025 İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2025/254 E., 2025/215 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya bağlı hastane işyerinde çamaşırhane bölümünde 2019 yılında işe başladığını, alkollü araç kullanmak suçundan dolayı 105 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilen müvekkiline davalı tarafça 28.10.2024 tarihinde 8 hafta ücretsiz izin verildiğini, müvekkilinin infazı tamamlanınca işyerinde yürürlükte bulunan ... ve ... ... Sendikası (...) ile ... Hizmet İşçileri Sendikası (... Sendikası) arasında imzalanan işletme toplu iş sözleşmesi uyarınca bir hafta içerisinde işe başlatılma talebinde bulunulduğunu, ancak davalı İdare tarafça sunulan 13.02.2025 tarihli yazı ile müvekkilinin tutukluluk süresi 8 haftayı aştığı için söz konusu işe başlatılma talebi reddedilerek iş sözleşmesinin feshedildiğini; ancak davalı İdare tarafından 8 hafta ücretsiz izin verildiğinden tutukluluk süresi olan 105 günlük süreden 56 günün mahsubu neticesinde kalan sürenin 49 gün olduğunu, bu sebeple fesih için aranan devamsızlık şartının gerçekleşmediğini, dolayısıyla feshin şartlarının oluşmadığını; ayrıca davalı İdarenin işe başlatmama kararında keyfilik mevcut olduğunu, davacının çalıştığı birimde işgücüne ihtiyaç olduğunu, davacıdan sonra aynı birime birçok yeni işçi alındığını, bu hâliyle de iş sözleşmesinin feshinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek müvekkilinin iş sözleşmesinin feshinin iptali ile işe iadesine, boştan geçen süre ile işe başlatılmama hâlinde işe başlatmama tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın idari yargı yolunda görülmesi gerektiğini, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının sürekli işçi olarak görev yapmakta iken Manisa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2024/974 Esas ve 2024/889 Karar sayılı kararı ile alkol ve uyuşturucu maddenin etkisi altındayken araç kullanmak suretiyle trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan 3 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldığı, 15.10.2024 tarihinde ceza infaz kurumuna giriş yaptığı, hak ederek tahliye tarihinin 28.01.2025 olduğunun bildirildiği, daha sonra davacı hakkında Valilik Makamının 28.10.2024 tarihli ve 257841715 sayılı Oluru ile işyerinde yürürlükte bulunan işletme toplu iş sözleşmesinin 31/1-2 bentlerindeki “Gözetim altına alınan işçiler bunu belgeledikleri takdirde, yasal gözetim altı süresinde ücretsiz izinli addedilir.” , “İşçi herhangi bir suçla tutuklandığı ve tutukluluğu 4857 sayılı İş Kanununun 17. Maddesindeki bildirim önellerini aştığı taktirde iş sözleşmesi münfesih sayılır. 4857/17 nci maddesindeki sayılan süreler kadar süren tutukluluk hallerinde, tutuklu kalınan süreler kadar işçi ücretsiz izinli kabul edilir. ...” hükümleri doğrultusunda 15.10.2024 tarihi itibarıyla 8 hafta süresince ücretsiz izinli sayılarak hakkında disiplin soruşturması başlatıldığı, soruşturma sonunda davacı işçinin gözaltı/tutukluluk süresinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 17. ve 25. maddelerinin öngördüğü bildirim önellerini aşması sebebiyle iş sözleşmesinin 10.12.2024 tarihi itibarıyla münfesih sayıldığı anlaşıldığından ayrılışının yapılmasına karar verildiğini, taraflar arasındaki belirsiz süreli iş sözleşmesinde de mezkûr sözleşmenin işveren İdare tarafından anılan maddeler çerçevesinde sonlandırılacağının düzenlendiğini, iş sözleşmesinin haklı nedene dayandığı gerekçesiyle davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesince verilen 17.09.2025 tarihli kaldırma kararında, davacının dava dilekçesinde iki talebinin olduğu, birinci talebinin belirsiz süreli iş sözleşmesinin feshinin geçersizliğinin tespiti ile işe iade; ikinci talebinin ise davacının iş sözleşmesinin davalı işverence feshinden sonra 29.01.2025 tarihinde davalı İdareye yeniden işe başlamak için yaptığı başvurunun İdare tarafından reddedilmesi üzerine İdarenin işe almama kararının keyfilik içerdiğinden bahisle işbu kararın iptali talebine ilişkin olduğunun belirtilmesi üzerine İlk Derece Mahkemesince davacının işe iadeye ilişkin talebi tefrik edilmek suretiyle ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verilmiş olup idari işlemin iptaline ilişkin işbu dava bakımından ise davacının işe başlamak için İdareye başvurusunun kabul edilmemesine ilişkin İdarenin verdiği idari kararın ve yaptığı işlemlerin doğruluğu ve hukuka uygunluğu ile ilgili denetleme ve değerlendirme yapılarak karar verme yetki ve görevi idari yargıda bulunduğundan, işbu uyuşmazlık bakımından iş mahkemelerinin görevli olmadığı, görevli yargı yerinin idari yargı olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesi dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesinin kararında usule ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının davalı nezdinde sürekli işçi ve hükümlü kadrosunda, 2019 yılında işe başladığını ve iş sözleşmesinin davalı tarafından feshedildiği 30.01.2025 tarihine kadar kesintisiz olarak çalıştığı, davacının 4857 sayılı Kanun hükümlerine tâbi olduğunu, hâl böyle iken davanın idari yargının görev alanına girdiği yönündeki değerlendirmenin yerinde olmadığını, davanın kabulü gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının dava dilekçesindeki isteminin tanımlanması ile davanın usulden reddine ilişkin kararın yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Dava dilekçesinde, davacı vekilinin işe iade talebine dayanak oluşturan ... ile ... İş Sendikası arasındaki toplu iş sözleşmesinin "Gözetim altına alınma, tutukluluk ve mahkumiyet halinde fesih ve tekrar işe başlama" başlıklı 31. maddesinin ilgili hükümleri şu şekildedir: "1- Gözetim altına alınan işçiler bunu belgeledikleri takdirde, yasal gözetim altı süresinde ücretsiz izinli addedilir. 2- İşçi herhangi bir suçla tutuklandığı ve tutukluluğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesindeki bildirim önellerini aştığı takdirde iş sözleşmesi münfesih sayılır. 4857/17. maddesinde sayılan süreler kadar süren tutukluluk hallerinde, tutuklu kalınan süreler kadar işçi ücretsiz izinli kabul edilir. 3- Tutukluluğun; a) Kovuşturmaya yer olmadığı, b) Son tahkikatın açılmasına gerek olmadığı, c) Beraat kararı verilmesi, d) Kamu davasının düşmesi veya ortadan kalkması, nedenlerinden biri ile 90 gün içinde son bulması ve işçinin bu tarihten itibaren bir hafta içinde işine dönmeyi talep etmesi halinde, işveren tarafından emsallerinin hakları ile işe alınır. 90 gün sonunda yapılan başvuru halinde boş yer varsa işe alınırlar. Bu halde işe tekrar alınan işçinin, eski kıdem hakları saklıdır. 4- Adi suçlardan (bu maddenin 6.bendindeki suçlamalar hariç) yargılanmaları tutuklu olarak devam ederken 90 gün içinde tahliye edilenlerin bir hafta içinde başvurması ve işyerinde durumuna uygun münhal kadro bulunması, hizmetine ihtiyaç duyulması halinde işveren tarafından tekrar işe alınırlar. Bilahare hüküm giymeleri halinde hizmet akitleri münfesih sayılır. Şu kadar ki, 5.fıkranın (a) ve (b) bentleri saklıdır. 5- Adi suçlardan yargılanmaları tutuklu olarak devam edenlerden; a) 6 ay ve daha az ceza alan, b) 6 aydan fazla ceza alıp, cezası ertelenen, paraya çevrilen veya af ile sonuçlanan veya iyi nedeniyle 6 aydan fazla ceza aldığı halde 6 aydan önce tahliye edilen işçiler bir hafta içinde başvurması ve işyerinde durumuna uygun münhal kadro bulunması ve hizmetine ihtiyaç duyulması halinde işverenin takdiri ile tekrar işe alınabilirler. ..." Somut uyuşmazlık bakımından, davacının davalı nezdinde sürekli işçi kadrosunda çalışmakta iken işyeri dışında işlemiş olduğu alkollü araç kullanmak suretiyle trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan 3 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldığı, 15.10.2024 tarihinde ceza infaz kurumuna giriş yaptığı, cezanın infazının 28.01.2025 tarihinde tamamlandığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı tarafça ilgili toplu iş sözleşmesi hükmü uyarınca 29.01.2025 tarihinde yani cezanın infazı tamamlanınca işe iade talebinde bulunulduğu, dosya içerisinde yer alan Manisa Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün 13.02.2025 tarihli yazısı ile sabit olup söz konusu yazıda, davacının 4857 sayılı Kanun'un 17. ve 25. maddeleri uyarınca tutukluluk süresinin bildirim önellerini aşması nedeniyle sözleşmesinin münfesih sayılması ve ayrılış işlemlerinin müdürlük makamının 30.01.2025 tarihli ve 267081205 sayılı Oluru ile kabul edilmesi nedeniyle davacının göreve iade talebine ilişkin dilekçesinin davalı Bakanlığa iletildiği, Bakanlıkça gönderilen yazıda, tutuklu bulunan sürenin 4857 sayılı Kanun'un 17/4 hükmünde belirtilen sekiz haftayı aştığı anlaşıldığından mevzuat hükümleri uyarınca işe iade talebinin yerine getirilmesinin mümkün bulunmadığı belirtilmiştir. Dava dilekçesi içeriği incelendiğinde, davacının davalı İdare tarafından sunulan 13.02.2025 tarihli yazı ile; müvekkilinin tutukluluk süresi 8 haftayı aştığı için söz konusu işe başlatılma talebi reddedilerek iş sözleşmesinin feshedildiğini ileri sürdüğü, davalı İdare tarafından 8 hafta ücretsiz izin verildiğinden tutukluluk süresi olan 105 günlük süreden 56 günün mahsubu neticesinde kalan sürenin 49 gün olduğunu, bu sebeple fesih için aranan devamsızlık şartının gerçekleşmediğini, dolayısıyla feshin şartlarının oluşmadığını; ayrıca davalı İdarenin işe başlatmama kararında keyfilik mevcut olduğunu, davalı işverenin hem işgücüne ihtiyacı olduğunu hem de davacıdan sonra bir çok yeni işçinin işe alındığını, bu hâliyle de davacının iş sözleşmesinin feshinin yasal dayanağı olmadığını beyan ettiği görülmüştür. Özellikle de, dava dilekçesinin sonuç kısmı dikkate alındığında davacının 04.03.2025 tarihli dava dilekçesi ile tek talebinin bulunduğu, bu talebin de davalı tarafça yapılan fesih işleminin iptali ile buna bağlı olarak işe iadeye ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre Bölge Adliye Mahkemesince verilen 17.09.2025 tarihli kaldırma kararında isabet bulunmamaktadır. İlk Derece Mahkemesince, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı doğrultusunda davacının işe iadeye ilişkin talebinin ayrı bir esas üzerinden yargılanmasına devam edildiğinden, mahkemece yapılması işbu dava bakımından bu aşamada yapılması gereken iş, söz konusu işe iadeye ilişkin davanın derdest olduğunun anlaşılması hâlinde işbu davanın derdestlik nedeniyle; eğer işe iade davası kesinleşmiş ise de maddi anlamda kesin hükmün varlığı sebebiyle dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar vermekten ibarettir. Yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.