Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/3406 E. 2026/2940 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/3406
- Karar No
- 2026/2940
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/285 E., 2026/53 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... İş Teftiş Kurulu Başkanlığının 29.09.2022-14.10.2022 dönemine ilişkin yaptığı teftiş sonucu 14.10.2022 tarihli tutanağın düzenlendiğini ve teftiş sonrasında bir kısım eksikliklerin tespit edildiğinden söz edilerek fazla çalışma ücreti farklarının ödenmesi gerektiğinin aynı tarihte tebliğ edildiğini, müvekkili Şirket tarafından yeraltı çalışmasında istihdam edilmiş tüm personelin çalışma sürelerinin yasal düzenlemelere uygun şekilde günlük 7,5 saat ve haftada 5 gün olmak üzere toplam 37,5 saat olarak belirlendiğini, işyerindeki çalışma düzeninin hem mevzuata hem de geçerli toplu iş sözleşmesine göre belirlenip uygulandığını, iş müfettişi tarafından fazla çalışma ücretine yönelik hesaplamada, farazi olarak haftanın 6 günü yeraltı çalışması yapılmış gibi değerlendirme yapılarak saat ücreti tespitinde haftalık çalışma süresi olan 37,5 saatin 6 güne bölümü sonucu ortaya çıkan 6,25 saatin günlük çalışma süresi olarak kabul edilmesinin zorlama ve hakkaniyete aykırı olduğunu iddia ederek öncelikle işçilerin fazla çalışma ücretlerinin eksik ödendiği tespitinin tedbiren durdurulmasına, 14.10.2022 tarihli tutanağın 4. maddesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 91/3 hükmü gereğince itirazları doğrultusunda hukuka aykırı olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yapılan tutanağın son tutanak olmayıp bildirim mahiyetinde olduğunu, doğmamış bir işlem için dava açıldığını, davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, yapılan teftişte davalı işyerinde yeraltında çalışan işçilerin bir hafta 5 gün 37... dakika, bir hafta 6 gün 45 saat çalıştığının belirlendiğini, bu durumda yeraltında çalışan maden işçilerinin haftanın 6 günü 45 saat çalıştıkları haftada 7 saat 30 dakika fazla çalışma yaptıklarının tespit edildiğini, davalı işyerinde fazla çalışma zamlı saat ücreti hesaplama formülünün günlük ücretin 7,5 saate bölünmesi ile bulunduğunu ancak 4857 sayılı Kanun'un 63. maddesinde "Genel bakımdan çalışma süresi haftada en çok kırkbeş saattir. Aksi kararlaştırılmamışsa bu süre, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanır. Yer altı maden işlerinde çalışan işçilerin çalışma süresi; günde en çok yedi buçuk, haftada en çok otuz yedi buçuk saattir." şeklinde hüküm mevcut olduğunu, buna göre işçilerin 37... dakika olan çalışma süresinin haftanın çalışılan günlerine dağıtımında sadece günlük 7 saat 30 dakika sınırı olduğunu, ayrıca haftada 5 gün sınırı bulunmadığını, bu durumda yeraltında çalışan işçilerin çalışma süresinin haftanın 6 gününe eşit dağıtılması hâlinde çalışma süresinin günlük 6,25 saat olduğunu, çalışma süresinin haftanın 5 gününe dağıtıldığında ise günlük 7 saat 30 dakika olduğunu, yeraltı maden işlerinde çalışan bir işçinin haftalık çalışma süresi 37,5 saat olduğundan aylık 187,5 saate bölünerek saatlik birim ücretinin hesaplanacağını, haftalık çalışma süresi 45 saat olan bir işçinin ise saatlik ücretinin aylık ücretinin 225 saate bölünmesi ile bulunacağını, işçinin haftalık çalışma süresini beş veya altı gün çalışarak doldurabileceğini, bu durumda yeraltı maden işlerinde çalışan bir işçinin haftalık çalışma süresi 37,5 saat olduğundan buna bağlı olarak saatlik birim ücretinin hesaplanması, bu ücretinde saat başına düşen miktarının yüzden yüzden az olmamak üzere arttırılarak belirlenmesi ve işçilerin fazla çalışma ücret farklarının hesaplarına ödenmesi gerektiğinin tespit edildiğini, bu tespitlerin somut verilere dayandığını, davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 19.12.2023 tarihli kararı ile; yeraltı maden işlerinde çalışan işçilerin günde 7,5 saatten haftanın 5 günü 37,5 saat çalışacakları, akabinde 2 gün tatil yapacakları ancak yaptıkları bu tatil günlerin de ücret tahakkukuna hak kazanacakları, bu sebeple yer altı maden işçilerinin aylık çalışma sürelerinin de günlük çalışma süresi olan 7,5 saatin 30 günlük çalışma tutarı olan 225 saate eşit olduğu, bu değerlendirme ışığında, ücreti günlük olarak belirlenen yer altı maden işçilerinin saatlik ücretleri belirlenirken günlük ücretlerinin 7,5 saate bölünmesi, ücreti aylık olarak belirlenen yer altı maden işçilerinin saatlik ücretleri belirlenirken günlük ücretlerinin 225 saate bölünmesi gerektiği görüş ve kanaatine varıldığı, bu değerlendirmeye göre; ücretleri günlük olarak tayin edilen yeraltı maden işçilerine ödenen fazla çalışma ücretlerine ilişkin işçilerin saat ücretlerinin, günlük ücretlerinin 6,25 saate bölünmesi ile bulunacağına ilişkin İş Teftiş Kurulu raporundaki değerlendirme ile ücretleri aylık olarak tayin edilen yeraltı maden işçilerine ödenen fazla çalışma ücretlerine ilişkin işçilerin saat ücretlerinin, aylık ücretlerinin 187,5 saate bölünmesi ile bulunacağına; bu sebeple, işçilerin fazla çalışma ücretlerinin 4857 sayılı Kanun'a aykırı olarak eksik ödendiğine ilişkin İş Teftiş Kurulu raporundaki değerlendirmenin 4857 sayılı Kanun'daki düzenlemenin sözü ve özüne göre yapılan değerlendirmeye uygun düşmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı işyerinde çalışan işçilerin fazla çalışma ücretlerinin 4857 saylı Kanun'un 41. maddesine aykırı olarak hesaplandığı yönündeki teftiş raporunundaki tespitlerin ve buna istinaden düzenlenen 14.10.2022 tarihli tutanağın iptaline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 19.12.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 31.05.2024 tarihli kararı ile Yargıtay 9. Hukuk Dairesi genel içtihatlarında genel denetim sırasında yapılan müfettiş tespitlerine karşı dava açılmasında hukuki yararın bulunduğunun kabul edildiği, 4857 sayılı Kanun'un 63. maddesinde genel çalışma sürelerinin düzenlendiği, buna göre; normal haftalık çalışma süresinin 45 saat olduğu, yeraltı maden işlerinde çalışan işçilerin çalışma süresinin ise günde en çok 7,5 saat, haftada 37,5 saat olarak düzenlendiği, 4857 sayılı Kanun'un 41. maddesine göre aynı Kanun'un 42. ve 43. maddelerinde sayılan hâller dışında yeraltı maden işçilerine fazla çalışma yaptırılamayacağı, 42. ve 43. maddelerinde sayılan hâllerde fazla çalışma yaptırılırsa da 37,5 saati aşan her 1 saat fazla çalışma için verilecek ücretin normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının %100'den az olmamak üzere arttırılması suretiyle ödeneceği, bu düzenlemelerle yeraltı maden işinde çalışan işçilerin 7 günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az 48 saat hafta tatili kullanmalarının sağlanmasının amaçlandığı; bu sebeplerle ücreti günlük olarak belirlenen yeraltı maden işçilerinin saatlik ücreti belirlenirken günlük ücretlerinin 7,5 saate bölünmesi; ücreti aylık belirlenen yeraltı maden işçilerinin saat ücretleri belirlenirken 225 saate bölünmesi gerektiği yönündeki Mahkeme kabulünün isabetli olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 31.05.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, 4857 sayılı Kanun'da veya diğer mevzuatta yeraltında çalışan maden işçilerinin hafta tatilinin en az 48 saat (2 gün) olduğu yönünde bir düzenleme bulunmadığı, bu durumda yeraltında çalışan maden işçilerinin hafta tatili hakları bakımından esas alınması gereken hüküm, 4857 sayılı Kanun'un 46/1 hükmü olduğu; söz konusu hükme göre yeraltı maden işçileri de 4857 sayılı Kanun kapsamındaki diğer işçilerde olduğu gibi, Kanun kapsamına giren işyerlerinde, tatil gününden önce 63. maddeye göre belirlenen iş günlerinde çalışmış olmaları koşulu ile 7 günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az 24 saat dinlenme hakkına sahiptir. Hâl böyle olunca yeraltı maden işçilerinin saat ücretlerinin hesabında; haftalık çalışma süresinin 37,5 saat, haftalık çalışılan gün sayısının ise 6 gün olarak kabulü gerekir. Bu durumda saat ücretinin tespitinde izlenmesi gereken yöntem, haftada 6 gün çalışan ancak haftalık çalışma süresi 45 saat olan bir işçinin saat ücretinin tespitinde dikkate alınan yöntemle aynıdır. Haftalık çalışma süresi 45 saat olan bir işçinin saat başına düşen ücret tutarı; günlük ücret sisteminde günlük ücretinin 7,5’a (7 saat 30 dakika) bölünmesi (45:6=7 saat 30 dakika), aylık ücret sisteminde ise aylık ücretinin 225’e bölünmesi suretiyle bulunur. Haftalık çalışma süresi 37,5 saat olan yeraltı maden işçisi bakımından da saat ücreti; günlük ücret sisteminde günlük ücretinin 6,15’e (6 saat 15 dakika) bölünmesi (37,5:6=6 saat 15 dakika), aylık ücret sisteminde aylık ücretinin 187,5’a bölünmesi suretiyle tespit edilmelisi gerektiği açıklanan maddi ve hukuki olgulara göre dava konusu İş Teftiş Kurulu Başkanlığınca düzenlenen 14.10.2022 tarihli tutanağın 4. maddesinde yer alan günlük fazla çalışma ücretlerinin eksik ödendiğine dair tespitlerin mevzuat hükümlerine uygun olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilerek davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; saatlik ücret hesaplamasına ilişkin herhangi bir şekilde mevzuatta bir düzenleme içermeyen, işveren müvekkil Şirketin toplu iş sözleşmesi kapsamında inisiyatifinde olan bir alanda ve yine mevzuatın yer altı maden işçisine sağladığı haklı ve pozitif menfaati hakkaniyete aykırı bir şekilde karar verildiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 4857 sayılı Kanun'un 92/3 hükmü kapsamında ... İş Teftiş Kurulunca düzenlenen tutanağın iptali isteminin yerinde olup olmadığına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.