Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/18663 E. 2026/3152 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/18663
Karar No
2026/3152
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2353 E., 2025/1781 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 43. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/61 E., 2025/261 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, davacının davalı işveren yanında 2004 yılı Aralık ayı başından 2013 yılı Temmuz ayına kadar mutfak eşyası parlatma işinde en son haftalık net 500 TL ücretle çalıştığını ancak çalışmasının Kuruma eksik bildirildiğini belirterek Kuruma bildirilmeyen sürelerde hizmet akdiyle çalıştığının tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı işveren vekili, davacının davalı yanında 20.06.2012-01.06.2013 tarihlerinde çalıştığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı Kurum vekili, fiili çalışmanın yöntemince ispatlanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükümde belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı ... ve ... Kanununun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan ... hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. Bu tür davalarda Mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır. 3. Bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davalar, sonuç itibariyle sigorta primlerinin işverenden tahsilini ve kurum kayıtlarının düzeltilmesini de gerektireceğinden gerçek işveren ve kurum kayıtlarında işveren olarak görünen kişilerin de belirlenerek davaya katılmaları sağlanmalı, bu yöndeki işyeri bilgi ve belgelerine ulaşılması, bir başka anlatımla, davanın sübutu, kanıtlama yükümlülüğü ve verilen kararın infazı açısından, husumetin tüm işverenlere birlikte yöneltilmesi zorunludur. 4. Somut olayda, davacı davalı işyerinde 2004 yılı Aralık ayı başından 2013 yılı Temmuz ayına kadar mutfak eşyası parlatma işinde çalıştığını beyanla hizmet sürelerinin tespitini talep etmiş olup Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

5. Davacının hizmet döküm cetveli incelendiğinde, 20.04.2010-31.07.2010 tarihleri arasında ... sicil numaralı ..., 01.08.2010-01.12.2010 tarihleri arasında ... sicil numaralı ... ...., 01.01.2011 tarihinde çıkış bildirimi olmaksızın ... sicil numaralı ...., 16.01.2013-06.02.2013 tarihleri arasında ... sicil numaralı davalı işveren, 14.05.2013-24.06.2013 tarihleri arasında ... sicil numaralı ... ünvanlı işyerlerinden sigorta bildirimi yapıldığı, davacının 11.12.2024 tarihli duruşmada alınan beyanında ..., ..., ... ve ... ünvanlı işyerlerindeki çalışmalarının gerçek olmadığını, bu bildirimleri de davalının yaptığını ve dava konusu tüm dönem boyunca davalının yanında çalıştığını beyan etmiştir. 6. Davacının dava dilekçesinde 2004 yılı Aralık ayı başından 2013 yılı Temmuz ayına kadar davalı nezdinde çalıştığını, yargılama aşamasındaki beyanlarında da uyuşmazlık konusu dönemde yapılan işyerlerinden yapılan bildirimlerinin gerçek olmadığını, bu işyerlerinde hiç çalışmadığını, çalışmasının tamamının davalı işveren nezdinde geçtiğini beyan etmiş olması karşısında; davacının 2010-2013 yılları arasında farklı işyerlerinden yapılan bildirimlerinin iptalini isteyip istemediği sorulmalı, bu bildirimlerin iptalini istemesi halinde, söz konusu durum dava dışı işverenlerin hak alanını da ilgilendirdiğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 124. maddesi gereği husumet yöneltilerek davaya dahil edilmeli, bu davalıların göstereceği deliller de gözetilerek sonucuna göre karar verilmelidir. 5. O halde, kanunun açık hükmüne aykırı görülen hususlar re'sen dikkate alınarak bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bozma sebebine göre bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının sair yönleri bu aşamada incelenmeksizin yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/18663, K. 2026/3152, T. 25.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-18663-e-2026-3152-k-609b4d5beced