Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/793 E. 2026/2915 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/793
- Karar No
- 2026/2915
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/598 E., 2025/2215 K. DAVA TARİHİ : 29.12.2017 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/1345 E., 2023/6 K. MAHKEMESİ : İstanbul 33. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/25 E., 2019/22 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Birleşen dava bakımından; reddedilen ve temyize konu edilen miktar ile kabul edilen ve temyize konu edilen miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 58.800,00 TL’nin altında kaldığından, taraf vekillerinin birleşen davaya ilişkin temyiz dilekçelerinin miktardan reddine karar vermek gerekir. Asıl dava bakımından; gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili işçinin kameramanlık mesleğine 1997 yılında Show TV logosu ile yayın yapan ......... TV Reklamcılık ve Filmcilik Sanayi ve Ticaret AŞ’de başladığını ve 2001 yılına kadar bu Şirkette çalıştığını, 2001-2004 yılları arasında da ......... TV logosu ile yayın yapan davalı Şirkete dışarıdan kameramanlık hizmeti verdiğini, 2004 Ocak ayında ise davalı Şirkette sigortalı olarak çalışmaya başladığını, 2004 Haziran-2005 Şubat ayları arasında askerlik görevini yerine getirdiğini, Şubat 2005’ten sonra da kesintisiz olarak fesih tarihi olan 28.12.2017 tarihine kadar davalı Şirkette kameraman olarak çalıştığını, işten ayrılırken ki ücretinin yaklaşık brüt 9.400,00 TL olduğunu, davacının 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun (5953 sayılı Kanun) kapsamında çalışmasına karşın bu Kanun'dan doğan haklardan yararlandırılmadığını iddia ederek fazla çalışma ücreti ve % 5 faizi, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile %5 Faizi, ikramiye, terfi zammı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. 2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalı Şirket ile ....... İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon AŞ’in aynı gruba ait şirketler olduğunu, her iki Şirketinde aynı ekonomik ve iktisadi bütünlük içinde yer aldığını, her iki Şirketinde çalışanlarına yıl sonu primi adı altında yılda en az bir aylık ücret prim ödemesi yaptığını, 2013 yılında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından davalı Şirkete el konulması ve satışının gündeme gelmesinin akabinde söz konusu primlerin ödenmediğini iddia ederek prim alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının kameraman olarak çalıştığını ve 5953 sayılı Kanuna tâbi olmadığını, davalı Şirketin kâr elde edememesi sebebi ile çalışanlarına ikramiye ödemesi yapılmasının mümkün olmadığını, Şirkette standart bir terfii müessesesi bulunmadığını, ihtiyaçlar doğrultusunda performans, eğitim, tecrübe ve sair kriterler alınarak çalışanların terfiine karar verildiğini, davacı işçinin tüm işçilik alacaklarının Aralık 2017 aylık ücret bordrosuna yansıtılarak ödendiğini, davacı işçinin kullanması gereken tüm izinlerini kullandığını, kalan izinlerinin son aylık ücreti ile birlikte ödendiğini, ayrıca çalışması dinî ve millî bayramlara denk geldiğinde buna ilişkin ödemelerin ücretiyle birlikte ödendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; zamanaşımı def’inde bulunduklarını, belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, Şirket nezdinde uygulanan performans prim prosedürleri ile primin geciktirici şarta bağlı bir borç olarak düzenlendiği dava konusu yıllarda primin bağlı olduğu şart gerçekleşmediğinden davacı işçinin performans prim alacağına hak kazanmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 03.02.2005- 28.12.2017 tarihleri arasında en son brüt 9.308,53 TL ücret ile çalıştığı, kameraman olarak çalışan davacının spor müsabakalarında görev yaptığı, yürüttüğü işin mahiyeti gereği haftanın ortalama 3 günü spor müsabakaları sebebiyle yoğun çalıştığı ve diğer günler günlük ve haftalık çalışma süresinin aşılmadığı, söz konusu 3 gün boyunca 10.00-23.00 saatleri arasında çalıştığı, iş sözleşmesindeki fazla çalışmalarının ücretine dâhil olduğuna ilişkin sözleşme hükmü dikkate alındığında davacının haftada 1,5 saat fazla çalışma yaptığı, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı, 5953 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri dikkate alındığında ikramiyeye ve terfi zammına hak kazandığı, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti %5 faiz alacakları bakımından ilgili hükmün Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, davalı Şirkette prim sistemi uygulaması bulunduğu ve birleşen davada ödendiği ispatlanamayan prim alacağının hüküm altına alındığı belirtilerek asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı istinafına yönelik olarak; taraflar arasında imzalanan 01.01.2006 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinin özel şartlar başlıklı 9/1 hükmünde; "Personelin aylık ücretinin içine, 4857 sayılı İş Kanunu 41. Maddesi uyarınca, yapacağı fazla mesailer nedeni ile hak kazanacağı ilave ücret de dahildir. Bu nedenle 4857 sayılı İş Kanunu 41. maddesi uyarınca yapacağı bu madde sınırları içinde kalmak koşulu ile personele ilave bir ücret ödenmez.." şeklinde düzenleme bulunduğu, 5953 sayılı Kanun'un Ek-1. maddesinde "fazla mesai günde 3 saati geçemez" denildiği, bu durumda günlük 3 saate kadar olan fazla çalışmaların aylık ücrete dâhil olduğunun kabul edilmesinin dosya kapsamına uygun olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacıya son 2 yılda ödenen primlerin ödenen ücrete oranlarının ortalaması alınarak hesaplama yapılması ve 2013 yılı Ocak ayında yapılan ödemenin 2013 yılı prim alacağından mahsubunun yerinde olduğu, 5953 sayılı Kanun'un 14. maddesinin son paragrafında "gazeteciler her hizmet yılı sonunda işverenin sağladığı karın emeklerine düşen nispi karşılığı olarak asgari birer aylık ücret tutarında ikramiye alır" hükmüne yer verildiği, aynı davalıya karşı açılan emsal davada davalı Şirketin 2013, 2014, 2015, 2016, 2017 yıllarında kâr elde ettiğinin tespit edildiği, Mahkemece 2017 yılı bakımından da ikramiye alacağı olduğunun kabul edilmesi gerektiği, davacı vekilinin bu yöndeki istinafının yerinde olduğu, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı ve ikramiye alacağının tamamı için dava tarihinden faiz hükmedilmemesinin hatalı olduğu, davalı istinafına yönelik olarak; kararın gerekçeli olduğu, davacının kameraman olarak çalıştığı ve 5953 sayılı Kanun kapsamında olduğu, zamanaşımına uğrayan alacak bulunmadığı, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil alacakları bakımından bilirkişi raporundaki hesaplamanın dosya kapsamına uygun olduğu, taraflar arasındaki iş sözleşmesinde terfi ve artış oranına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, işverenin her halükarda işçinin ücretine zam yapma zorunluluğu bulunmadığı, davacıya her yıl değişen oranlarda zam yapıldığı ve ön görülen yükümlülüğün yerine getirdiği anlaşıldığından davacının terfi zammı alacağının bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçeleri ile istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Fazla çalışma alacağı hesabının hatalı yapıldığını, bilirkişi raporunun birinci seçeneğine göre karar verilmesi gerektiğini, b. Terfi zammına ilişkin verilen kararın hatalı olduğunu, bordrolara yansıyan zammın herkese yapılan bir zam olduğunu Kanun gereğince yapılması gereken zammı karşılamadığını, c. Kök ücret, yemek ve yol ücreti, yol çalışması ile asgari geçim indirimi taleplerinin reddinin hukuka aykırı olduğunu, ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Kararın gerekçeli olmadığını, b. Davacının Basın İş Kanunu kapsamında çalışan bir işçi olmadığından bu kanundan kaynaklanan taleplerin reddi gerektiğini, c. Fazla çalışma alacağının prim ile birlikte talep edildiğini, hesaplamanın %150 zamlı olarak yapılmasının hatalı olduğunu, d. Alacakların zamanaşımına uğradığını, e. İkramiye ve performans primi için gerekli şartların oluşmadığından bu alacakları talep hakkı doğmadığını, f. Tanıkların husumetli olduğu beyanlarının dikkate alınamayacağı, beyanları dikkate alınacaksa da birlikte çalışılan dönem ile sınırlı olarak dikkate alınması gerektiğini, g. Faize itiraz ettiklerini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının 5953 sayılı Kanun kapsamında çalışan olup olmadığı ile bu kanundan kaynaklanan alacaklara hak kazanıp kazanmadığı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, ikramiye, terfi zammı alacaklarının ispat ve hesaplanması, zamanaşımı ve faize ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Birleşen Dava Yönünden Taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinin miktardan REDDİNE, B. Asıl Dava Yönünden Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.