Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/3357 E. 2026/2939 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/3357
- Karar No
- 2026/2939
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/498 E., 2025/430 K. DAVA TARİHİ : 03.02.2022
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin iş sözleşmesinin feshedildiği 04.05.2021 tarihine kadar bölge sorumlusu olarak çalıştığını, yoğun bir şekilde fazla çalışma yaptığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ileri sürerek fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, faiz taleplerine itiraz ettiklerini, davacının 15.12.2011-05.05.2021 tarihleri arasında bölge sorumlusu olarak çalıştığını, davacının kendisine tahsis edilen şirket aracı ile sorumluluğu altında bulunan mağazaları kontrol ve teftişle yükümlü olduğunu, çalışma saatlerini belirleyebilme ve takip etme yetkisine sahip olduğunu, çalışmasının bir kısmında denkleştirme sistemi uygulanarak bir kısmında da serbest zaman kullandırılarak fazla çalışmanın karşılığının belirlendiğini, müvekkili Şirket ile davacı arasında imzalanan iş sözleşmesine göre işçinin ücretinin içerisinde fazla sürelerle çalışma, fazla çalışma, çalışılan ve/veya genel tatil ve hafta tatili günlerine ait ücretlerin de dâhil olduğunu, yapılan prim ödemelerinin fazla çalışma ücreti alacağından mahsup edilmesi gerektiğini, davacının yaptığı fazla çalışma var ise "brüt ek ödeme" adı altında ödemenin yapıldığını, bu ödemelerin mahsup edilmesi gerektiğini, davacının bordrolara ihtirazı kayıt koymaksızın ödemeleri kabul ettiğini, davacının iddia ettiği çalışmanın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 19.07.2023 tarihli kararı ile; tanık beyanları doğrultusunda davacının yılın 6 ayında haftanın beş günü 08.00-20.30 saatleri arasında çalıştığı, bir günü 08.00-01.00 saatleri arasında çalıştığı, yılın 6 ayında ise ayın 3 haftasında haftanın beş günü 08.00-20.30 saatleri arasında çalıştığı, bir günü 03.00-01.00 saatleri arasında çalıştığı, bir haftasında ise haftanın altı günü 08.00-20.30 saatleri arasında çalıştığı kabul edilerek davacının fazla çalışma ücreti alacağının hesaplandığı ve %30 indirim yapılarak hüküm kurulduğu, hesaplanan ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağından yapılan ödemelerin mahsup edilmesi sonrasında davacının ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının kalmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 19.07.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 17.07.2025 tarihli kararı ile; taraflar arasındaki 15.12.2011 tarihli ve "belirsiz süreli iş sözleşmesi" başlıklı belgede ücret kısmının boş bırakılmış olması, aynı tarihli "hizmet sözleşmesi" başlıklı belgede ise aylık ücretin brüt 843,00 TL olarak yer alması ve bu ücretin asgari ücretin 1,15 katını geçmemesi sebebiyle, yıllık 270 saatlik fazla çalışmanın ücretin içinde olduğu iddiasının doğru olmadığı, bu alacağa ilişkin olarak Mahkeme gerekçesinin açıklayıcı ve yeterli olduğu, zamanaşımı ve arabuluculukta geçen sürenin dikkate alındığı, davalı tarafça denkleştirme yapılmasına ilişkin iddiada bulunulmuş ise de davacının buna ilişkin açık ve yazılı rızasının bulunması gerektiği, ancak davacının rızasının bulunduğuna ilişkin belge bulunmadığından bu iddianın haklı olmadığının anlaşıldığı, ücret bordrolarının imzasız olduğu ve bu bordrolarda fazla çalışma ücreti alacağına ilişkin tahakkukun bulunmadığı, davacının tanık beyanları ile fazla çalışmalarını ispatlamış olduğu, tanık beyanlarında geçen çalışma saatlerinin ülke genelinde yaygın bir şekilde faaliyet gösteren davalı işverenin genel çalışma düzenine uygun olduğu, bu çerçevede yapılan fazla çalışma ücreti hesaplamasının yerinde olduğu, istinaf sebepleri arasında indirimin %40 olarak yapılmasının gerektiği ileri sürülmüş ise de Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarına göre %30 oranından daha fazla indirim yapılmasının hakkın özüne dokunur nitelikte olacağı, tanık beyanları ile dosya kapsamından davacının çalışma saatlerinin davalı işyeri tarafından belirlendiği, çalışma saatlerinin davacı tarafından belirlenmediği, davacının işçi çıkarma yetkisinin bulunmadığı, Yargıtay içtihatlarında işyerinin üst düzey yöneticisine, görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda ayrıca fazla çalışma alacağına hak kazanılamayacağı belirtilmiş ise de Yargıtay içtihatlarında yeterli ücretin asgari ücretin 11-14 katı, 8 katı, 13 katı gibi değerlendirmelerde bulunulduğu, davacının ücretinin asgari ücretin 2,62 katı olarak belirlendiği, dolayısıyla bu ölçütler dikkate alındığında istinaf sebepleri arasında yer alan davacının çalışma saatlerini ayarlama hususunda yetkili olduğu ve bu nedenle fazla çalışma alacağı talebinde bulunamayacağı yönündeki iddiasının haklı olmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 17.07.2025 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacının, davalıya ait işyerinde bölge sorumlusu olarak görev yaptığı, Mahkemece dinlenen davacı tanıklarından birinin bölge sorumlusu, diğerinin mağaza sorumlusu olduğu, davalı tanıklarının ise bölge sorumlusu olarak görev yaptıkları, tanıkların gün içinde sürekli olarak davacı ile birlikte çalışmadıkları, davacının birden çok mağazadan sorumlu olduğu, bu nedenle davacı tanıklarının davacının çalışma saatlerine ilişkin somut görgü ve bilgilerinin bulunmadığı, bu durumda ispatlanamayan fazla çalışma ücreti alacağı talebinin reddi gerekirken Mahkemece kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı doğrultusunda değerlendirme yapıldığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı işverenin ülke genelinde standartlaşmış çalışma düzeni ile uyumlu olduğu gözetilmeden, fazla çalışma alacağının reddine karar verilmesinin hakkaniyete, usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu ileri sürülmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, fazla çalışma ücreti alacağının ispatı ve hesaplanması noktasındadır. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.