Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/2570 E. 2026/2512 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2570
Karar No
2026/2512
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2171 E., 2025/413 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kadirli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/20 E., 2024/189 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1 15... parsel sayılı taşınmazın 57.000,00 m²'lik kısmının maliki olduğunu, dava konusu bu taşınmazı önceki maliklerinden satış vaadi sözleşmesine dayalı satın aldığını, bu satış vaadine dayalı olarak açtığı tapu iptali ve tescil davasında önceki malikler adına olan tapunun iptali ile taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, anılan kararın tapu kütüğüne şerh düşüldüğünü, davalının müvekkiline ait bu taşınmazı hiçbir hakkı bulunmamasına rağmen kullandığını ileri sürerek, payına yönelik el atmanın önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu 1 15... parsel numaralı taşınmazın geldisinden itibaren Kadirli Kadastro Mahkemesinin 2005/53 Esas numaralı dosyasında derdest davası bulunduğunu, bu Mahkemece taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir kararı konulduğunu, bu karara rağmen davacı lehine tapu iptali ve tescil hükmü tesis edilmesinin anlaşılamadığını, ilgili hükmün kesinleşmesine rağmen tedbir nedeniyle tapuda tescil edilemediğini, davacının tapu kayıtlarında malik gözükmediğini, devir geçerli kabul edilse dâhi davacının mülkiyeti devraldığı şahıslar gibi kabul edileceğini, onların halefi olduğunu, mülkiyetle ilgili davanın kendisini de bağlayacağı hususu dikkate alındığında açmış olduğu davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin kullandığı iddia edilen alanın kadastro dosyasına sunulan bilirkişi raporunda "P" ile gösterilen alanda kaldığını, bu alanın Hazineye ait olduğunun belirtildiğini, davalının imar ve ihya etmek suretiyle malik sıfatıyla anılan taşınmazı kullandığını, kadastro mahkemesindeki dava henüz kesinleşmeden davacının bu davayı açabilmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "davacı payının bulunduğu taşınmaz davalı olsa da davacı payının tapu kayıtlarına göre ihtilaflı olmadığını, taşınmazda davacının kullandığı ya da kullanabileceği bir yer olmadığını, hali hazırda 63.0 00... alan kullanan davalının kiralama yaptığının iddia ettiği kişilerin miras payını aşan şekilde yer kullandığını, davacının tapu kaydına dayalı mülkiyet hakkına dayanılarak üstün bir hakka sahip olduğu, payının ihtilaf konusu olmadığı" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hükmün isabetli olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Hükmün eksik incelemeye dayalı olarak ve gerekçesiz verildiğini, delilleri toplanmadığı gibi toplanan delillerinin de dikkate alınmadığını, gerekçe ile hükmün çelişkili olduğunu, bilirkişi raporlarına yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını, 2. Davaya konu taşınmazın dava edilen kısmı kadastro mahkemesi kararına esas bilirkişi raporunda Maliye Hazinesine ait yer olmasına rağmen araştırma yapılmadığını, Osmaniye Kadastro Mahkemesinin 2024/76 Esas sayılı dosyasında karar verildiğini, bu kararda davacıya pay satanlara yönelik tescil hükmü kurulmadığını, bu nedenle davacının dayanak yaptığı kararın ifasının mümkün olmadığını, davalının kullandığı kısmın Hazineye bırakılan alan içinde kaldığını, kadastro dosyasının bekletici mesele yapılmamasının hatalı olduğunu, 3. Görevli mahkemenin devam eden tespite itiraz davası olduğundan kadastro mahkemesi olduğunu, 4. Davacının tapu kütüğüne tescil edilmiş bir mülkiyet hakkı bulunmadığından taraf sıfatı olmadığını, ihtiyati tedbir nedeniyle hükmün tapuya işlenemediğini, 5. Davalının işgalci olmadığını, paydaş ...’dan kiraladığı yeri kullandığını, paydaşlarası el atmanın önlenmesi şartlarının tartışılması gerektiğini, 6. Talep olmadığı hâlde 2. kez keşif yapıldığını ve mahalli bilirkişi dinlendiğini, taraflarca getirilme ilkesine aykırı hareket edildiğini, 7. Davalı dava açılmasına sebebiyet vermediği hâlde vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek temyiz talebinde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y

Dava, mülkiyet hakkına dayalı olarak açılan el atmanın önlenmesi davasıdır. Davacı, 1 15... parsel sayılı taşınmazın hükmen maliki olduğu iddiasına dayanmaktadır. Dava konusu parsel hakkında davacının elinde kesinleşen bir mahkeme kararı var ise de tapu sicilinde adına kayıtlı değildir. Eldeki dava Asliye Hukuk Mahkemesi tarafında sürdürülmüştür. Dava konusu parselin henüz kadastro tutanağı kesinleşmediği ve Kadirli Kadastro Mahkemesinin 2005/53 Esas sayılı dosyasında yargılamaya konu olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Kadastro Mahkemelerinin zaman bakımından görev ve yetkisini düzenleyen 26. maddesi gereğince Kadastro Mahkemeleri Kanun’un 10. maddesine göre, Kadastro Komisyonu tarafından gönderilen tutanaklara ait davaları, 11. maddede belirtilen askı ilanı içinde açılan davaları, mahalli hukuk mahkemelerinden 27. madde uyarınca Kadastro Mahkemesine devredilen dava ve dosyaları, ayrıca kadastro mahkemelerine dava açıldıktan sonra tespitten önceki haklara dayanarak asli müdahil olarak katılanların iddialarına dair uyuşmazlıkları inceleyip karara bağlamakla görevlidir. Kadastro Mahkemesinin yetkisi de her taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlar. Somut olayda, taşınmaza ilişkin kadastro mahkemesinde görülmekte olan bir dava olduğu ve kadastro tutanağı henüz kesinleşmediğinden, Mahkemece el atmanın önlenmesine ilişkin davanın görevsizlikle Kadastro Mahkemesine aktarılmasına karar verilmesi gerekir. Mahkemece yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi kamu düzeninden olan dava şartı niteliğindeki “görev” hususunu ihlal ettiği için hükmün bozulması gerekir. Bu nedenle Değerli Çoğunluğun onama yönündeki kararına katılmıyoruz.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/2570, K. 2026/2512, T. 06.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-2570-e-2026-2512-k-cc6f99b64429