Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/430 E. 2026/2928 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/430
Karar No
2026/2928
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/612 E., 2025/2638 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/256 E., 2023/588 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 23.01.2013-10.06.2022 tarihleri arasında engelli ve yaşlı bakım personeli olarak kesintisiz çalıştığını, fazla çalışma yapıp ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalıştığını, iş sözlemesini haklı nedenle feshettiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 01.09.2018-21.06.2022 tarihleri arasında müvekkiline ait yaşlı ve hasta bakım evinde çalıştığını, davacının iş sözleşmesinin devamsızlık nedeni ile haklı olarak feshedildiğini, işyerinde servis olmadığını, davacının fazla çalışma iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 23.01.2013-21.06.2022 tarihleri arasında 9 yıl 4 ay 20 günlük çalışmasının bulunduğu, her ne kadar davalı tarafça devamsızlık tutanakları tanzim edilmiş ise de davacının noter kanalıyla gönderdiği ihtarnamenin tarihi 10.06.2022 olup bu tarihten sonra tutulan tutanaklara itibar edilmediği, tanık beyanları ve dosya kapsamına göre davacının fazla çalışma yaptığı ve fazla çalışma ücreti alacağına hak kazandığı, yıllık ücretli izin alacağının bulunduğu, davacının ödenmemiş fazla çalışma ücreti bulunduğundan iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının hizmet süresinin 23.01.2013-21.06.2022 tarihleri arasında kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, dosya kapsamında dinlenen davalı tanıklarının işyerinde servis imkânı sağlandığını beyan ettikleri, bu hâliyle Mahkemece yapılan ücret tespitinde hata olmadığı, iş sözleşmesinin kıdem tazminatı gerektirmeyecek şekilde sonlandığının ispat yükü işverene ait olmakla birlikte davacı işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ispat ettiği, davalı işveren tarafından davacının iş sözleşmesini feshetmesinden sonra tutulan devamsızlık tutanaklarına itibar edilemeyeceği, yıllık iznin kullandırıldığı veya ücretinin ödendiğinin işverence ispatlanmadığı, tanık beyanlarına itibar edilerek davacının ispatlayabildiği miktarda fazla çalışma ücreti alacaklarına hükmedilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının herhangi bir kıdem tazminatı alacağı bulunmadığını, 2. Davacının çalıştığı süre boyunca tüm hak edişleri kendisine ödenmiş olup huzurdaki davada talep ettiği alacak kalemlerinin kabulünün hukuken mümkün olmadığını, 3. Zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını, 4. İşyerinde servis hizmeti bulunmadığını, 5. Davacının fazla çalışma iddialarının gerçeği yansıtmadığını, 6. Davacının yıllık ücretli izinlerini kullandığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; giydirilmiş ücret miktarı, iş sözleşmesinin feshi ile davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, fazla çalışma ve yıllık ücretli izin alacaklarının ispatı ve hesaplanması ile zamanaşımına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "Taraflarca getirilme ilkesi" başlıklı 25/1 hükmü şu şekildedir: "Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz" 6100 sayılı Kanun'un "Taleple bağlılık ilkesi" kenar başlıklı 26/1 hükmü ise şöyledir: "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." Somut uyuşmazlıkta, dava dilekçesinde fiilî çalışmanın haklı feshin yapıldığı 10.06.2022 tarihinde sona erdiği açıklanmış, İlk Derece Mahkemesince de fesih tarihinin 10.06.2022 olduğu kabul edilmiştir. Buna rağmen hizmet süresinin 21.06.2022 tarihinde sona erdiğinin kabulü ile hesaplama yapan bilirkişi raporuna itibarla yazılı şekilde karar verilmesi taleple bağlılık kuralına aykırıdır. 3. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. Ara dinlenme 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 68. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükümde ara dinlenme süresi, günlük çalışma süresine göre kademeli bir şekilde belirlenmiştir. Buna göre dört saat veya daha kısa süreli günlük çalışmalarda ara dinlenmesi en az on beş dakika, dört saatten fazla ve yedi buçuk saatten az çalışmalar için en az yarım saat ve günlük yedi buçuk saati aşan çalışmalar bakımından ise en az bir saat ara dinlenmesi verilmelidir. Uygulamada yedi buçuk saatlik çalışma süresinin çok fazla aşıldığı günlük çalışma sürelerine de rastlanmaktadır. 4857 sayılı Kanun'un 63. maddesine göre günlük çalışma süresi on bir saati aşamayacağından, 68. maddenin belirlediği yedi buçuk saati aşan çalışmalar yönünden en az bir saatlik ara dinlenmesi süresinin, günlük en çok on bir saate kadar olan çalışmalarla ilgili olduğu kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla; günde on bir saate kadar olan (on bir saat dâhil) çalışmalar için ara dinlenmesi en az bir saat, on bir saatten fazla çalışmalarda ise en az bir buçuk saat olarak verilmelidir. İşçinin günlük iş süresi içinde kesintisiz olarak hiç ara vermeden çalışması beklenemez. Gün içinde işçinin yemek, çay gibi ihtiyaçlar sebebiyle ya da dinlenmek için belli bir zamana ihtiyacı vardır. Ara dinlenmelerin Kanun'da yazan sürelerden daha kısa veya daha uzun kullandırıldığı noktasındaki iddialar, somut ve kesin olarak ispatlanmalıdır. Somut uyuşmazlıkta; davacının, 20.00-08.00 saatleri arasındaki çalışmasında 45 dakika ara dinlenme kullandığı kabul edilmiştir. Ancak dosya kapsamında ara dinlenmenin Kanun'da yazan sürelerden daha kısa kullandırıldığı konusunda somut ve kesin bir ispat bulunmamaktadır. Davacı tarafından yapılan işin mahiyeti de dikkate alındığında, davacının 20.00-08.00 saatleri arasında çalıştığı dönemde günlük 12 saatlik çalışma süresinden 1,5 saat ara dinlenme süresinin düşülmesi dosya kapsamına uygun olacağından, 45 dakika ara dinlenme süresi düşülerek sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/430, K. 2026/2928, T. 01.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-430-e-2026-2928-k-0cbd0dce34b1