Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2024/12887 E. 2024/14882 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/12887
- Karar No
- 2024/14882
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 52. Hukuk Dairesi KARAR : Davanın kısmen kabulü Taraflar arasında İstanbul 16. İş Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince 12.02.2024 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir. Ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş ise de; uyuşmazlık konusu yapılan fazla çalışma alacağı talebi hakkında herhangi bir hesaplama yapılmadığı anlaşılmakla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen miktar itibarıyla kesinlik sınırına bakılmaksızın temyizinin olanaklı bulunduğu kabul edilmelidir. Bu durumda temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; 12.02.2024 tarihli ek kararın bozularak ortadan kaldırılması gerekir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı davacı vekilince temyiz edilmiş ve temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de, 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalıya ait işyerinde 03.08.2015 tarihinden 19.09.2018 tarihine kadar güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, aylık sabit ücretine ilaveten yol ve yemek yardımı yapıldığını, işyerinde haftada altı gün, üç vardiya düzeninde çalıştığını ve bu vardiyaları haricinde haftada ortalama üç, dört gün fazla çalışma yaptığını, bu çalışmaların 07.00-23.00 saatleri arasında olduğunu, davacının fazla çalışmasından kaynaklanan alacakları ile resmî tatil ve dinî bayramlardaki çalışmaları karşılığının eksik ödendiğini, asgari geçim indirimi ücretinin ödenmediğini, iş sözleşmesinin haksız ve bildirimsiz feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ve asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumetin yanlış yöneltildiğini, davalı tarafın... Sitesi Yönetimi olması gerektiğini, davacının davalı Site Yönetimi nezdinde 03.08.2015-19.09.2018 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin kadro azaltılması nedeniyle feshedildiğini, kullanılmayan yıllık izninin bulunmadığını, davacıya tüm hak ve alacaklarının eksiksiz olarak ödendiğini, bütün alacaklarını tamamen aldığına dair ücret bordrolarını imzaladığını ve bankadan ihtirazı kayıtsız alacaklarını aldığını, puantaj kayıtları incelendiğinde dinî bayram ve resmî tatillere vardiya nedeni ile denk gelen çalışması varsa ücret bordrosunda tahakkuk ettirilerek ödendiğinin banka kayıtları ile de sabit olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesininin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının 3 yıl 1 ay 16 gün süreyle davalı işyerinde çalıştığı, dosya kapsamına davalı tarafça sunulan ödeme belgelerinden davacıya yapılan kıdem ve ihbar tazminatı ödemeleri mahsup edildiğinde davacının ödenmeyen kıdem ve ihbar tazminatı alacağının kalmadığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun (193 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin altıncı fıkrasındaki düzenlemeye göre site ve apartmanlarda çalışan hizmetlerin ücretleri gelir vergisinden istisna edildiği, davacının çalışması, ilgili düzenleme ve bilirkişi raporu dikkate alındığında davacının asgari geçim indirimi alacağı talebinin reddine karar verildiği, dosyada mübrez ücret bordolarının incelenmesinde ihtirazı kayıtsız olarak davacı tarafından imzalandığı ve ücretlerin de banka kanalı ile ödendiğinin tespit edildiği ve davacının ödenmeyen fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları bulunmadığından bu taleplerin de reddine karar verildiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. V. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf başvurusunda; asgari geçim indirimi alacağı talebi reddinin hatalı olduğunu, zira müvekkilinin davalı işyerinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığının ihtilafsız olduğunu, kanuni düzenleme gereği güvenlik görevlisi ücretinin, asgari geçim indirimi alacağından müstesna tutulmadığını, davacının vardiyalı sistemde çalıştığını ve fazla çalışma ücretine hak kazandığının tanık beyanları ile sabit olduğunu, ücret bordrolarında tahakkuk olmadığı, tahakkukların sembolik olup olmadığının bilirkişi tarafından denetlenmediğini, fazla çalışma ücreti alacağı yönünden denetime elverişli rapor alınması gerektiğini, ıslah için süre talep edilmesine rağmen bilirkişi raporunda hesaplanan miktarlar dikkate alınarak süre verilmeyip usule aykırı olarak davanın reddine karar verildiğini, davalı taraf lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı hesaplandığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 14.04.2023 tarihli ve 2023/95 Esas, 2023/507 Karar sayılı kararıyla; davacının hizmet süresinin 3 yıl 1 ay 16 gün, giydirilmiş brüt ücretin ise yemek ve yol ücretinin eklenmesiyle 2.862,00 TL olduğu, bordroların ihtirazı kayıt olmaksızın imzalandığı, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil günleri ücretlerinin hesaplanmadığı, bu rapor esas alınarak davacı tarafından talep edilen fazla çalışma alacaklarının reddedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, dosyadaki bordroların incelenmesinde davacının ücretinden gelir vergisi kesintisi yapılmadığı, davacının ücretlerinin site çalışanı olarak gelir vergisinden müstesna olduğu, dolayısıyla işveren tarafından davacıya asgari geçim indirimi ödenmesinin söz konusu olamayacağı, asgari geçim indirimi alacağına yönelik talebin reddine karar verilmesinin dosya kapsamına uygun olduğu, reddedilen toplam dava değerini aşan tutarda vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davalı lehine reddedilen tutarı geçmemek üzere vekâlet ücreti hüküm altına alınarak davanın reddine reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 13.09.2023 tarihli ve 2023/15051 Esas, 2023/11981 Karar sayılı ilâmı ile; 193 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin (6) ncı bendinde davacı gibi güvenlik görevlisi olarak çalışanların kazançlarının gelir vergisinden müstesna tutulduğuna dair açık kanuni bir düzenleme bulunmadığı, bu durumda davacının şahsi durumunun da gözetilmesi suretiyle, ücret bordroları ve banka kayıtları tetkik edilerek davacının asgari geçim indirimi alacağına hak kazanıp kazanmadığının tespit edilmesi gerektiği, ayrıca davacıya talebi gibi ıslaha yönelik usul işlemlerini yerine getirmesi için imkân tanınmadan karar verilmesinin davacının hukuki dinlenilme hakkının ihlali mahiyetinde hatalı olduğu hususları bozmaya konu edilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işyerinde özel güvenlik görevlisi olarak çalışmakta olup, asgari geçim indiriminden müstesna tutulmadığı ve asgari geçim indirimi alacaklarının ödenmesi gerektiği, bozma kararı sonrası aldırılan bilirkişi raporunda dosya asgari geçim indirimi tutarı 4.902,52 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince, 27.05.2024 tarihli ıslah dilekçesinde, davada 10,00 TL olarak talep edilen asgari geçim indirim alacağının 4.902,52 TL'ye çıkarttıldığı, bozma kararından sonra Dairece tahkikata ilişkin bir işlem yapıp asgari geçim indirimi talebi için bilirkişi raporu aldığından tahkikat sonra erinceye kadar daha önce ıslah yapmayan davacının ıslah yapabileceğinin kabul edildiği, davalı vekilince ıslah dilekçesine karşı yasal süresinde zamanaşımı def'inin ileri sürüldüğü, asgari geçim indirimi alacağı, dönemsel alacak niteliğinde olduğundan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'nun (6098 sayılı Kanun) 147 nci maddesi uyarınca beş yıllık zamanaşımı süresine tâbi olduğu, kısmi alacak davası olarak açılan asgari geçim indirimi alacağı talebi, dava dilekçesiyle talep edilen tutarın dava tarihi olan tarihi itibarıyla zamanaşımına uğramadığı, ancak, bilirkişi tarafından hesaplanan miktarın ıslah dilekçesiyle arttırılan 4.892,52 TL'lik kısmının ıslah tarihi itibarıyla beş yıllık zamanaşımına uğradığı, hafta tatili alacağının dava dilekçesiyle talep edilmediği, hafta tatili alacağının ilk kez ıslah dilekçesiyle talep edildiği, 6100 sayılı Kanun'un 357 inci maddesinin birinci fıkrası gereği istinaf aşamasında yapılamayacak işlemler arasında davanın ıslahının da sayıldığı, davacı dava dilekçesinde miktar belirterek hafta tatili ücreti alacağına ilişkin dava açmayıp, dava dilekçesi içeriğinde de haftalık çalışma gününü altı gün olarak belirttiği, ön inceleme aşamasında uyuşmazlık konuları arasında hafta tatili ücreti alacağını belirtmediği, hafta tatili ücret alacağı için usulüne uygun açılmış bir dava olmadığı kabul edilmiştir. Hafta tatili ücret alacağı talebi için davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği belirtilerek ve bozma öncesi gerekçeler tekrar edilerek davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz başvurusunda; kararın kesin nitelikte olmadığını, fazla çalışma ücreti alacağı talebinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının çift vardiya çalıştığını ve fazla çalışma ücreti alacağına hak kazandığının tanık beyanlarıyla sabit olduğunu, ücret bordrolarında tahakkuk olup olmadığı ve bu tahakkukların sembolik olup olmadığının bilirkişi tarafından denetlenmediğini, taraflarınca tam ıslah yapılmış olduğundan zamanaşımı süresinin davanın açıldığı tarihteki duruma göre dikkate alınması gerektiğini, nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.01.2017 tarihli ve 2015/449 Esas, 2017/128 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere davanın tamamen ıslahı durumunda, dava dilekçesinden itibaren bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılmasını gerektirdiği, öğretide ve yargısal kararlarda belirtildiği üzere, tamamen ıslah edilen davanın ilk açılan davanın devamı niteliğinde olduğunu, bunun doğal sonucu olarak, zamanaşımı, hak düşürücü sürenin de davanın açıldığı tarihteki durumuna göre dikkate alınması gerektiği, konuya ilişkin içtihatların da bu yönde olduğunu, taraflarınca tam ıslah yapılmış olduğundan dava tarihi itibarıyla asgari geçim indirimi alacağının zamanaşımına uğramadığının kabulü gerektiğini, bozma öncesi yapılan yargılama aşamasında İlk Derece Mahkemesince, ıslah için süre talep edilmesine rağmen bilirkişi raporunda hesaplanan miktarlar dikkate alınarak taraflarına süre verilmediğini, ıslahın tahkikatın sona ermesine kadar yapılacak usuli bir işlem olduğu, istinaf aşamasında davanın ıslah edilemeyeceğine kanaat getirilmiş ise de; ıslah taleplerinin hukuka aykırı şekilde reddedilmesine karşın istinaf aşamasında da dosya ıslah edilemeyecek ise müvekkil açısından geri dönülmez şekilde hak kaybı yaşanacağını, aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ıslah için süre verilmediğinden alacak kalemlerinin zamanaşımına uğraması tamamen taraflarından bağımsız şekilde gerçekleşmiş olduğunu bu durum nedeniyle aleyhe vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; fesih, davacının fazla çalışma ve asgari geçim indirimi alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı ile bu alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresi ve davacının ıslah talebine karşı süresinde ileri sürülen zamanaşımı savunmasına itibar edilip edilemeyeceği konularına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi. 2. 6100 sayılı Kanun'un 27 inci maddesi ile 176, 177 ve 181 inci maddeleri. 3. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17 nci maddesi, 25 inci maddesinin (II) numaralı bendi ile 41 inci maddesi, aynı Kanun'un 120 nci maddesinin atfı ile uygulanmaya devam olunan mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14 üncü maddesi. 4. 6098 sayılı Kanun'un 147 nci maddesinin birinci fıkrası. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; 1.Bölge Adliye Mahkemesince verilen 03.05.2023 tarihli ek kararın BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Ek karar yönünden alınan temyiz harçlarının istek hâlinde ek kararı temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.