Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/723 E. 2026/2028 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/723
Karar No
2026/2028
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/43 E., 2014/344 K.

İlk Derece Mahkemesi kararının davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. Davacı ... İdaresi vekili tarafından Dairemizce verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ....... ili .......... ilçesi ......... köyünde 2011 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendine ve Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilinde Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Esaslara İlişkin Yönetmeliğin 15. maddesine göre yapılan kadastro çalışmasında, dava konusu 2 31... (eski parsel numarası 821) ve 1 78... (eski parsel numarası 522) sayılı parseller tapuda malikleri adına kayıtlıyken yeni parsel numarası ve yüzölçümleri belirtilip eski ve yeni yüzölçümleri arasındaki miktar farklılığının ölçü ve hesaplama yöntemleri ile teknoloji farklılığından kaynaklandığı açıklanarak yeniden düzenlenmiştir. 2. Davacı ... İdaresi vekilinin Kadastro Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; .......... ili .......... ilçesi ........... köyünde 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi gereğince yapılan yenileme çalışmaları sırasında 2 31... (eski parsel numarası 821) ve 1 78... (eski parsel numarası 522) parsel sayılı taşınmazların orman vasfında olmasına rağmen davalılar adına tespit edildiğini ileri sürerek, tespitin iptaline ve dava konusu taşınmazların orman olduklarının tespiti ile orman vasfıyla tapuya tescillerine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Çankırı Kadastro Mahkemesince, davanın 2859 sayılı Kanun'a göre yapılan pafta yenileme çalışmalarındaki tespite itiraz istemine ilişkin olduğu, yenilemenin sadece teknik çalışmaları kapsayacağı, bu davada tapu siciline geçmiş veya geçmemiş mülkiyet ve mülkiyete ilişkin hakların inceleme konusu yapılamayacağı gerekçesi ile görevsizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Çankırı Kadastro Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 12.06.2012 tarihli ve 2012/7105 Esas, 2012/8911 Karar sayılı ilamıyla "...dava konusu parsellerin yenilemeden önceki tutanak ve haritaları ile yenilemeden sonraki çapları, haritaları ve tutanakları getirtilip, harita ve jeodezi uzmanı bilirkişisi vasıtasıyla keşif ve inceleme yapılarak, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesiyle, 26.11.2006 tarihli ve 26361 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu sicilinde Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik hükümlerine uygun çalışma yapılıp yapılmadığı saptanmalı, bu konuda bilirkişiden bilimsel verileri içeren rapor alınmalı, yapılan çalışmaların kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı olduğu belirlenirse, bu aykırılıkları giderecek hüküm kurulmalı, çalışmanın yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun yapıldığı saptanırsa, Orman İdaresinin bu yöne temas eden davasının reddine karar verilmeli; dava dilekçesinde aynı zamanda taşınmazların orman vasfında olduğu iddia edildiğinden, bu davada Kadastro Mahkemesinin görevli olmadığı gözetilerek, mülkiyete ilişkin bu dava yönünden görevsizliğe karar verilmelidir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Çankırı Kadastro Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi gereğince yapılan kadastro haritalarının yeniden düzenlenmesi ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin yapılması işlemine itirazın reddine, dava konusu taşınmazların uygulama tutanağı gibi tesciline, taşınmazların orman olduğuna ilişkin dava yönünden Mahkemenin görevsizliğine, usulünce talep halinde dava dosyasının görevli ve yetkili Çankırı Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hükmün, davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 26.09.2013 tarihli ve 2013/3714 Esas, 2013/8434 Karar sayılı ilamı ile onanmıştır. Kadastro Mahkemesince verilen görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine dava dosyası Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayılı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca dava konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davacı ... İdaresi tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 14.10.2025 tarihli ve 2024/5532 Esas, 2025/6337 Karar sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR DÜZELTME Dairemizin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... İdaresi vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların orman niteliğinde olup olmadığına ilişkindir. Somut uyuşmazlık incelenmeden önce usuli müktesep hak üzerinden kısaca durulması gerekmektedir. Usuli müktesep hak, bir davada taraflar, mahkeme ve Yargıtay tarafından yapılmış ve istisnalar kapsamında olmayan bir işlemle taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan hakkı ifade eder. Mahkemenin Yargıtay’ın bozma kararını uymasıyla bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış bir hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli müktesep hak gerçekleşebilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesi yollamasıyla somut uyuşmazlıkta temyiz kanun yoluna dair 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (1086 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanması gerektiğinden söz konusu Kanun incelendiğinde usuli müktesep hakka ilişkin açık bir hükmün bulunmadığı, usuli müktesap hak ilkesi, davaların uzamasını önlemek hukuki alanda istikrar sağlamak ve yargı kararlarına karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul görmüş usul hukukunun vazgeçilmez ilkelerinden biri haline gelmiştir. Bu ilke, özlü bir biçimde 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Umumi Heyeti Kararı ile açıklanmış olup iş bu kararda da belirtildiği gibi, bozmaya uyulmakla bir taraf yararına usulî müktesep hak doğar. Artık bozmanın kapsamına girmeyen hususlarda yeni bir karar verilemez. Ancak usulî müktesep hak müessesesinin, özellikle kamu düzeni düşüncesi ile kabul edilmiş bazı istisnaları mevcuttur. Usul hukukunda Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş olan usuli müktesep hak ilkesine, yine Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş istisnalar bulunduğu, bu istisnalardan birisi de maddi hata sonucu verilmiş Yargıtay kararıdır. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1959/5 Karar; 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı ilamlarında açıklandığı üzere Yargıtayca maddi hata sonucu verilen bir karara Mahkemece uyulmasına karar verilmesi halinde dahi usuli müktesep hak oluşmaz ve Yargıtayın hatalı kararından dönmesi mümkündür. Bundan ayrı olarak taraf sıfatı bir başka deyişle husumet ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise def'i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsalar bile Mahkemece re'sen nazara alınmasıdır. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dosya içerisindeki tapu kayıtları ve TAKBİS uyarınca dava konusu 2 31... ve 1 78... parsel sayılı taşınmazların 102...944 TC kimlik numaralı ... adına kayıtlı oldukları, yargılama aşamasında taraf olarak gösterilen, yine karar başlığında mirasçıları taraf olarak gösterilip gerekçeli kararın tebliğe çıkarıldığı kişinin ise 116...728 TC kimlik numaralı Şaban Yıldız olduğu, davanın yanlış hasım aleyhine açılıp sonuçlandırıldığı, maddi hata nedeni ile taraf teşkiline ilişkin bu durumun bozma konusu yapılmadığı anlaşılmıştır. Diğer taraftan davanın esasına yönelik olarak İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki, hükme esas alınan orman mühendisi bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların 1953 hava fotoğrafındaki konumları denetime elverişli olarak gösterilmemiş, raporun inceleme kısmında taşınmazların eğim ve toprak yapısı itibarı ile toprak ve orman muhafaza karakteri taşıdığı bildirilmesine rağmen sonuç ve kanaat kısmında taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanılmış, bu hali ile raporun kendi içerisinde çelişki yaratılmış, yine hükme esas alınan orman mühendisi ve ziraat mühendisi bilirkişisi raporlarında 2 31... parsel sayılı taşınmaz üzerinde dağınık halde geven, kuşburnu, alıç ve bol miktarda tek yıllık otsu türlerin bulunduğu bildirilmiş, görevsiz Kadastro Mahkemesince 16.10.2012 tarihinde yapılan keşifte ise hakim gözlemi olarak taşınmazın bir kısmında yoğun çam ağaçlarının bulunduğu, büyük çoğunluğunun açıklık olduğu, açıklık kısmın zemininde ot, otsu bitkiler ve kısa boylu çalılıkların bulunduğu, ayrıca açıklık kısımda tek tük kısa boylu ahlat ve çam köklerinin olduğu tutanağa geçmiş olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince taşınmazın eylemli durumu yönünden oluşan bu çelişki giderilmemiş, yine komşu taşınmazlara ilişkin tedavüllü tapu kayıtları getirtilip keşif esnasında uygulanmamış, komşu taşınmazlar hakkında benzer nitelikte açılmış dava olup olmadığı araştırılmamıştır. Bu hali ile İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve hükme dayanak alınan bilirkişi raporları taşınmazların niteliğini belirlemede yetersiz olup, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulamaz. Tüm bunlardan ayrı olarak TAKBİS kayıtları üzerinde yapılan incelemede, İlk Derece Mahkemesi karar tarihinden sonra 10.12.2015 tarihinde dava konusu taşınmazların beyanlar hanesine "taşınmazın tamamı orman sınırı içerisinde kalmaktadır" şeklinde şerh konulmuş, komşu 2 67... sayılı orman parseline ilişkin tapu kaydının incelenmesinde ise 2015 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda tescil edildiği anlaşılmış, bu durumda dava devam ederken taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastro çalışmaları yapılıp yapılmadığı hususunda tereddüt oluşmuştur. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle kayıt maliki .............. yöntemince davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanmalı, bundan sonra dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede orman kadastro çalışması yapılıp yapılmadığı ilgili kurumdan sorularak yapılmış ise orman kadastro çalışmasına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazların bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örnekleri, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile varsa amenajman planı ve dava konusu taşınmaza ilişkin son tarihli tapu kaydı, komşu parsellere ( özellikle 2 31... , 2, 3, 5, 6, 7, 2 30... , 1 78... , 2, 4, 5, 1 77... , 2, 1 76... , 2 ve 2 67... parsel sayılı taşınmazlar) ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları Mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri, komşu taşınmazlara ilişkin benzer nitelikte dava açılıp açılmadığının özellikle araştırılarak açılmış ise ilgili dosyaların akıbetlerine ilişkin belge örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, bir ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen bilirkişisi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, orman kadastro çalışması yapılmış ise orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, dava konusu taşınmazların orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise dava konusu parseller yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı, bundan sonra getirtilen belgeler dava konusu taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu, 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanunlar karşısındaki durumları saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapıları, bitki örtüleri ve çevreleri incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmazlar, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazların gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, dava konusu taşınmazların niteliği belirlenmeli, taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranını ve dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadıklarını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat mühendisi bilirkişiden taşınmazların evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadıklarını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişisi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, yine dava devam ederken dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede orman kadastro çalışmalarının yapıldığının tespit edilmesi halinde görev hususu da değerlendirilerek toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Tüm bu nedenlerle, hükmün bozulması gerekirken maddi hata nedeniyle onandığı bu defa yapılan incelemede anlaşıldığından yukarıda açıklanan nedenlerle onama kararı kaldırılarak hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VII. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ... İdaresi vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 14.10.2025 tarihli ve 2024/5532 Esas, 2025/6337 Karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2026/723, K. 2026/2028, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2026-723-e-2026-2028-k-29a5fde63f7a