Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/3141 E. 2026/4677 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/3141
Karar No
2026/4677
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1029 E.,2026/226 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2.Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/134 E., 2022/417 Karar.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... ve arkadaşları vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sonucunda, İstanbul ili ... ilçesi ...Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 97... parsel sayılı 564,87 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve taşınmazın bahçe olarak 15 yıldan beri ...'ün kullanımında olduğu" şerhi yazılarak Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) kapsamında 13.03.2015 tarihli satış işlemi ile tapuda kayden davalı adına intikal ettirilmiştir. 2. Davacılar vekili dava dilekçesinde; İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 97... numaralı parselde 150,00 metrekare yerin maliki ve fiili kullanıcısının müvekkilleri ... ve ... olduğunu,17.09.1989 tarihinde .. adlı kişiden bedeli mukabilinde satın alındığını, dava konusu taşınmazın bulunduğu alandaki taşınmazların 5831 sayılı Kanun kapsamında 2/B arazisi olarak tespit gördüğünü, Sultanbeyli Kadastro Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen kadastro çalışmaları kapsamında 26 yıldır kullandıkları yerin müvekkilleri adına tescili yapılması gerekirken tapu kaydında davalı ... adına tescilinin yapıldığını, ... adına tescilli olan yerin iptal edilerek ... ve ... adına 1/2 oranında tescilinin yapılmasını talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğunu, 24.08.2010 tarihinde Hazine adına tescil edildiğini, kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki hak sahipliğinin doğru olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın haksız ve yersiz olduğunu, müvekkilinin taşınmazın fiili kullanıcısı olduğunu, 6292 sayılı Kanun kapsamında satın aldığını beyan ederek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile '' davacıların harici satış senedine dayalı olarak davaya konu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescil isteminde bulundukları, talebin harici zilyetlik devir senedine dayandırıldığı, taşınmazın orman vasıflı taşınmaz olması nedeniyle olağanüstü zilyetlik yoluyla kazanılacak yerlerden olmadığı, 2/B kapsamında Hazine adına tesciline müteakip kadastro tespiti sırasında zilyet olarak tespit edilen davalı adına 6292 sayılı Kanun gereği satış işlemine istinaden 13.03.2015 tarihinde davalı ... adına tescil edildiği, davaya konu taşınmazın olağanüstü zilyetliğe dayalı olarak kazanılacak yerlerden olmadığı, orman sınırları dışına çıkarılmasına yönelik kadastro tespitinin kesinleştiği ve taşınmazın kadastro tespiti sırasında zilyet olarak saptanan davalı adına satışı suretiyle tescil edildiği hususları ile taşınmazın bulunduğu mahalde dinlenen davalı tanıklarının taşınmazın kadastro tespitinden önceki süreçte davalının zilyetliğinde olduğuna yönelik beyanları gözönüne alındığında davacıların isteminin kabule şayan olmadığı '' gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile '' kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmazın Hazinenin mülkiyetinden çıkıp 3. şahıs adına tapuya tescil edildikten sonra tapu iptaline yönelik davanın dinlenme olanağının bulunmadığı davacıların eldeki davayı açmadan önce taşınmazın 6292 sayılı Kanun uyarınca davalı tarafa satışının yapıldığı, davalının bu yolla tapu kaydı oluşan taşınmazı idari yoldan satışla edindiği, dava konusu taşınmazın davalı tarafa davadan önce 6292 sayılı Kanun kapsamında satıldığının dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerle belirlendiği, idari satış iptal edilmedikçe inceleme konusu davanın dinlenmesinin mümkün bulunmadığı, dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde esastan reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı '' gerekçesiyle davacılar vekilinin sair istinaf nedenlerinin reddine, istinaf talebinin gerekçe yönünden kabulüne, kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davanın dava şartı yokluğundan 6100 sayılı Kanun'un 1 14... . maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davanın niteliği hakkında İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin yanlış değerlendirme yaptığını, davanın niteliğinin olağanüstü zamanaşımı ile mülkiyet kazanımı olarak değerlendirildiğini, davanın 6292 sayılı Kanun ve 3402 sayılı Kanun’un ek 4. maddesi kapsamında yapılan kullanım kadastrosundaki zilyetlik tespitine itiraz ve buna dayalı tapu iptali ve tescil davası olduğunu, müvekkillerinin dava konusu 1 97... parseldeki 150,00 metrekarelik kısmını 17.09.1989 tarihinde Mustafa Köstek’ten harici satış senedi ile satın aldıklarını, o tarihten beri nizasız, fasılasız kullandıklarını, eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesinin davanın usulden reddi kararının hatalı olduğunu, davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 6292 sayılı Kanun kapsamında yapılan satış işlemi sonucunda davalı lehine doğan mülkiyet hakkının satış işlemine dayalı tapu kaydının iptal edilmesinin mümkün olup olmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... ve arkadaşları vekili ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Davacı ... ve arkadaşları ve davalı ...'ün yatırmış olduğu 732,00 TL peşin harcın ayrı ayrı onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,29.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2026/3141, K. 2026/4677, T. 29.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2026-3141-e-2026-4677-k-44849187213f