Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/15193 E. 2026/2139 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/15193
- Karar No
- 2026/2139
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/4491 Esas, 2025/1639 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/176 Esas, 2024/409 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Sakarya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 12 86... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflarına davetiye gönderilmeden ve deliller toplanmadan yapılan keşfi kabul etmediklerini, mahkemece resen tapudan istenen emsal satışlarda hisseli satışların da gönderilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın gerçek değerinin tespiti gerektiğini beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespitine ve kamulaştırılan taşınmazın tapudan yol olarak terkinine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin 08.11.2024 tarihli ek kararı ile 17.09.2024 tarihli 2023/1 76... /409 Karar sayılı kararına ''Dava tarihi ile karar tarihi arasında dört aylık süre geçtiğinden dört aylık sürenin bitimi olan 09.03.2019 tarihinden karar tarihi olan 17.09.2024 tarihine kadar tespit edilen kamulaştırma bedeline yasal faiz işletilmesine,'' ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün tamamlanmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedelinin yüksek belirlendiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun bilimsel verilerden uzak bir şekilde hazırlandığını, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın arazi olarak değerlendirilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda uygun taşınmazlar üzerinden emsal araştırmasının yapılmadığını, kamulaştırmadan arta kalan kısımda değer artışı meydana geldiğinden bunun da kamulaştırma bedelinden tenzilinin gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedelinin çok düşük belirlendiğini, kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiğini, bilirkişi raporlarında tutarsızlıklar bulunduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararına aykırı hüküm verildiğini, dava konusu taşınmazın emsalden en az 1,50 kat daha değerli olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda alınan emsalin uygun emsal olmadığını, emsal satışın özel amaçlı olduğunu, kamulaştırmadan arta kalan kısımdaki değer azalışının düşük hesaplandığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın arsa vasfında olduğunun kabulü ile emsal incelemesi yapmak suretiyle 2942 sayılı Kanun'un 11 inci ve 12 nci maddeleri çerçevesinde taşınmazın değerini belirlemeleri ve buna göre bilirkişilerin dava konusu taşınmazla emsal taşınmazın konum, nitelik ve vergi beyanları itibarıyla karşılaştırma yaparak benzer özellikleriyle üstün ve eksik yanlarını da belirtmek ve 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi maddesi çerçevesinde her iki taşınmazı kıyaslamak suretiyle dava konusu taşınmazın değerini belirlemesi suretiyle karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerinde görüldüğü, ancak İlk Derece Mahkemesi tarafından faiz hükmüne ilişkin hükmün tamamlanması ile kamulaştırma bedeline 09.03.2019 tarihinden itibaren ilk karar tarihi olan 19.10.2021 tarihine kadar faiz işletilmesi gerekirken, ikinci karar tarihi olan 17.09.2024 tarihine kadar yasal faiz işletilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedelinin yüksek belirlendiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun bilimsel verilerden uzak bir şekilde hazırlandığını, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar edip kamulaştırma bedelinin kanuni sürede depo edilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C.Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer tespit edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler. Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın, Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalılar vekilinin “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas-2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir. Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 11.02.2026