Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/2337 E. 2026/3904 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2337
Karar No
2026/3904
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1948 E., 2022/1692 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kumluca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/169 E., 2021/481 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalılar ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sonucu, Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 1 37... , 7, 8 ve 9 parsellerin geldisi olan 1 37... , 5 ve 6 parseller, tutanak içeriğine göre, edinme sebebinde 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi uyarınca orman dışına çıkartıldığı belirtilerek, kök muris ... oğlu ... mirasçıları lehine zilyetlik şerhi verilmek suretiyle 1988 yılında Hazine adına tespit edildikten sonra, bu parsellerden 1 37... parsel sayılı taşınmaz, 1989 yılında kadastro sonucunda, 1 37... ve 6 parseller ise 2000 yılında taşınmazların mülkiyetine yönelik açılan ve reddedilen Kadastro Mahkemesi kararı sonucu hükmen tescil edilmiş, bilahare 2009 yılında güncelleme yapılarak 1 37... parselin bir bölümünün diğer parsellerdeki hisselerine karşılık kök muris mirasçılarından ... oğlu ... lehine, kalan kısmı ile 1 37... ve 6 parseller ise, hakkını 5 parselin ilgili bölümünden aldığı gerekçesiyle ... oğlu ... dışındaki kök muris ... oğlu ... mirasçıları lehine tescil adilmiş, sonrasında 2010 yılında 1 37... parsel ifrazla 1 37... ve 9 parsellere ayrılmış, 1 37... parsel de bir kısmının yola terki sonucu 1 37... parsel olmuş, 1 37... parselde (1 37... parselin güncelleme tutanağında açıklandığı üzere) mirasçı ... oğlu ... lehine, 1 37... , 7 ve 9 parsellerde bu mirasçı dışındaki kök muris ... oğlu ... mirasçıları lehine zilyetlik şerhleri ifraz gören bu parsellere aktarılmıştır. 2. Davacılar ... ve arkadaşları vekili 2013 tarihinde verdiği dava dilekçesinde; Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 37... , 7, 8 ve 9 parsel sayılı taşınmazların, yapılan taksim sonucunda müvekkilleri olan davacıların murisleri ...’a ve ölümü ile de davacılara kaldığını, taşınmazların kullanıcısının davacılar olduğu halde 2009 yılına yapılan çalışmalarda muris ... mirasçıları adına kullanım şerhi verildiğini ileri sürerek, taşınmazların kullanıcısının davacılar olduğuna dair tapuya şerh verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında sunduğu ıslah dilekçesi ile de, taleplerinin 2009 yılında yapılan güncelleme kadastrosuna itiraz davası olduğunu, talepleri kabul görmez ise 1 37... parsel sayılı taşınmazda ... oğlu ... adına olan zilyetlik şerhinin iptali ile kök muris ... oğlu ... mirasçıları adına şerh verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar ve bir kısım davalılar vekili cevaplarında; dava konusu taşınmazlarda taksim yapılmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, Bölge Adliye Mahkemesinin iade kararı sonrası yapılan yargılama neticesinde, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla, davanın tespite itiraz mahiyetinde olduğu kanaatiyle davanın hak düşürücü süre yönünden reddine, usulüne uygun şekilde yapılan tam ıslah işlemi bulunmadığından ıslah talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "davacıların 1 37... , 7 ve 9 parsel sayılı taşınmazlar için davaları tespit öncesi nedene yönelik kabul edilirse 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu, tespit sonrası yanı güncellemeye itiraz kabul edilirse keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre, ortak muris ...'tan geldiği doğrulanmakla beraber davacıların taksim iddiasının ispatına yönelik beyanda bulunulmadığı, dinlenenlerin taşınmazların paylaşılıp paylaşılmadığını bilmediklerini bildirdikleri, bu kapsamda dava güncellemeye itiraz kabul edilse dahi davacıların taşınmazların tespit ve güncelleme arasında yapılan bir tarihte paylaşıldığını ve paylaşım sonucu kendilerine düştüğünü ispatlayamadıkları anlaşılmakla bu parseller yönüyle sonucu itibarıyla davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, 1 37... parselin önceki 1 37... parselden geldiği ve 06.11.1989 tarihinde kesinleşen kadastro sonucu tutanağın beyanlar hanesinde ... oğlu ... evlatlarının hepsi lehine kullanıcı şerhi verildiği, ancak 2009 yılında yapılan güncelleme çalışmaları sonucu bu parselin diğer parsellerdeki haklarına karşılık olarak müstakilen ... oğlu ... lehine güncellendiği, davacıların bu parsele de diğer parsellerle birlikte dava açtıkları ancak yargılama sırasında bu parsel için taleplerini terditli hale getirerek davalı adına müstakil verilen kullanıcı şerhinin iptali ile tüm mirasçılar adına kullanıcı şerhi verilmesini talep ettikleri, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/22-2160 Esas, 2019/391 Karar sayılı içtihadında ve benzer nitelikli içtihatlarda açıklandığı üzere ıslah ile talep sonucunun terditli hale dönüştürülmesinin mümkün bulunduğu ve müddeabihi arttırmayan taleplerin ıslah harcına tabi olmadığı (HGK 2017/2160 Esas, 2019/391 Karar), kaldı ki böyle bir dilekçe hiç verilmemiş olsa dahi 1 37... parselin öncesi olan 5 parselde davacılar lehine de kullanım kadastrosu ile kullanıcı şerhi bulunmaktayken yapılan güncelleme işlemi ile bu şerh değiştirilerek davacılara ve diğer mirasçılara ait şerhin kaldırılması ve müstakilen davalı adına şerh verilmesi sebebiyle bu parsele yönelik itirazın her halükarda güncellemeye itiraz vasfında olduğu, keşif beyanları ve davalı ... ve arkadaşlarının cevap dilekçesine göre taşınmazların paylaşılmadığı iddia ve beyan edildiğine göre, müstakilen davalı adına tespit ve tescil gören bu parselde davacıların da terekeden gelen haklarının olduğu ve her ne kadar tüm mirasçılar adına şerh istemiş iseler de dava mirasçılar arasında olmakla yalnızca davacıların payının verilmesiyle yetinilmesi ve kalan payların davalı üzerinde bırakılması gerektiği" gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulması suretiyle, davacıların 1 37... , 7 ve 9 parsellere yönelik davasının reddine, davacıların 1 37... parsele yönelik davasının kabulüne, 1 37... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesindeki ... oğlu ... lehine olan kullanıcı şerhinin iptaline, taşınmazın dosyada bulunan Kumluca Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/46 Esas, 2015/79 Karar sayılı veraset ilamına göre 31142 pay kabul edilerek bu payların 525/31142 payının davacı ..., 525/31142 payının davacı ..., 525/31142 payının davacı ..., 525/31142 payının davacı ..., 525/31142 payının davacı ..., 525/31142 payının davacı ..., 27992/31142 payının davalı ... oğlu ... zilyetliğinde olduğunun tapu kaydının beyanlar hanesine şerhine, 27992/31142 payının davalı ... oğlu ... zilyetliğinde olduğunun tapu kaydının beyanlar hanesine şerhine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların kök murisin mirasçıları arasında yapılan fiili taksim neticesinde davacılar murisi ...'a kaldığını, keşifte alınan beyanları da bu yönde olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... ve diğerleri vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu tüm taşınmazlar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kullanım kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlar üzerinde davacıların kullanım haklarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili ile davalı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 552,10 TL'nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2026/2337, K. 2026/3904, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2026-2337-e-2026-3904-k-185d0d1f0a34