Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/2251 E. 2026/2894 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2251
- Karar No
- 2026/2894
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2335 E., 2026/255 2. Hazine vekili Avukat ... İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/367 E., 2024/290 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Dava konusu İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi eski 555 parsel sayılı taşınmaz Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki, amme menfaatine tahsis olunmayan ham toprak cinsi araziden olup, ... köy halkından ... oğlu ... ... tarafından 1947 yılında fuzulen işgal edilerek harman yeri olarak istifade ettiği ve halende bu surette fuzulen işgal ve tasarrufunda bulunduğu belirterek, 450,00 m² yüzölçümüyle Hazine adına tespit edilmiş; bilahare, 28.12.1963 tarihinde yapılan tespite karşı, davacı ...'nın dedesi ... ... tarafından açılan tespite itiraz davasında ... Tapulama Hakimliği 18.11.1969 tarihli ve 1967/273 Esas, 1969/730 Karar sayılı kararıyla davacı ... ...'nın davasının reddi kararı Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 26.11.1970 tarihli ve 1970/5294 Esas, 6854 Karar sayılı onama ilamıyla kesinleşerek, taşınmaz 15.08.1072 tarihinde hükmen tapuya orman vasfıyla tescil edilmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi ile 1 69... parsel olarak 26.03.2012 tarihinde tescil edilmiştir. 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 3302 sayılı Kanun'la değişik uygulaması ile orman kadastro haritasında dava konusu taşınmazın 4785 sayılı Kanun'a göre Devletleştirilen Istranca Devlet ormanı (A) harfli sınırları içerisinde kalmakta olduğu, itiraz konusu orman kadastro işleminde dava konusu yerin bulunduğu yerde yeni bir orman kadastrosu yapılmadığı, 1969 yılında yapılan tahdidin aplikasyon işleminin yapıldığı ve kısmen orman sınırları içerisinde kalan taşınmazın bulunduğu yerde orman sınır noktalarının ihyası işleminin yapıldığı ve 2/B işleminin ise yapılmadığı görülmektedir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 1 69... parsel sayılı taşınmazın, ... Mahallesinde 08.03.2021 tarihinde askıya çıkarılan kadastro çalışmalarında orman olarak tespit edildiğini, halbuki bu taşınmaz tarla vasıflı olup dedesi ... ...'dan kendi ve diğer mirasçılara intikal ettiğini, bu tarlada uzun yıllardan beri tarım yapıldığını, bu sebeple dava konusu taşınmazın orman olarak tespitinin hatalı yapıldığını, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun yapılan yargılama neticesinde ortaya çıkacağını ileri sürerek, yapılan kadastro tespitinin iptaline ve taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinden dolayı mirasçıların payları nispetinde adlarına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar Hazine vekili ve ... vekili cevap dilekçelerinde; davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 05.04.2023 tarihli ve 2021/10412 Esas, 2023/2052 Karar sayılı kararında da bahsedildiği üzere 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'a göre yapılan düzeltme çalışmalarına karşı tapuda kayıt maliki olmayan davacıların, dava açmakta aktif dava ehliyeti bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine, 1 69... parsel sayılı taşınmazın uygulama tutanağındaki gibi tespit ve tapuya tesciline verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "her ne kadar tescil talebi hakkında görevsizlik kararı verilmemiş olması doğru değil ise de davanın tümden reddine karar verilmiş ve bu karara yönelik davacı taraf istinaf başvurusunda bulunmamış olmakla, kararın bu yönden kesinleştiğini, o halde, infazda tereddüt yaratacak şekilde tesis edilen hükmün kaldırılması gerektiği" gerekçesiyle Hazinenin istinaf başvurusunun değişik gerekçeyle kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, arazi kadastro işlemi neticesi 1970 yılında kesinleşen dava konusu taşınmaz hakkında tesis edilen tespit gibi tescile dair hükmün 2. fıkrası karardan çıkartılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi suretiyle davacının davasının tümden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; davanın esası hakkında verilen karara bir itirazlarının olmadığını, kurum tarafından kendilerine vekalet ücretine hükmedilmemesinin gerekçe gösterilerek kararın istinaf edildiğini, istinaf incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesinin bütünü ile ortadan kaldırılmak suretiyle yeniden esas hakkında karar kurularak davacının davasının tümden reddine karar verildiğini, davacının 2/B işlemine değil sınırlandırma ve aplikasyon işlemine itiraz ettiği ileri sürerek, yeniden hüküm kurulmuş belirtilen gerekçe ile lehe vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, oysa davacının talebi İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 69... numaralı parselin orman olarak yapılan tespitin iptaliyle orman sınırları dışına çıkarılmasına, mirasçıların payları nispetinde adlarına tespit ve tescili talep edildiğini ve ileri sürülen nitelikleri ile Hazine davada hasım olup yargılamaya 06.05.2021 tarihinde verdikleri dilekçe ile katıldıklarını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.