Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/1796 E. 2026/3956 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1796
Karar No
2026/3956
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2014/18 E., 2019/20 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kahramanmaraş ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 2009 yılında yapılan kadastro sırasında, 1 02... parsel sayılı 6.547,66 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliğiyle hisseli olarak ..., ..., ... ve ... adlarına tespit edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler ile kaçak ve yitik kişilerden kalma yerlerden olduğunu ileri sürerek, taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... kimlik tespiti yapılan 18.01.2010 tarihli dilekçesi ile davayı kabul ettiğini beyan etmiştir. Davalı ..., duruşmada alınan beyanlarında, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 22.02.2011 tarihli ve 2009/933 Esas, 2011/67 Karar sayılı kararıyla davacı Hazinenin davalı ... aleyhine açmış olduğu davanın kabul beyanı nedeniyle kabulüne, davacı Hazinenin davalılar ..., ... ve ... aleyhine açtığı davanın ise reddine ve 1 02... parsel sayılı taşınmazdaki davalı ...’in 3/16 payının iptaliyle bu payın aynı vasıf ve mahiyette Hazine adına, diğer davalılar ..., ... ve ...’in hisselerinin tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 10.06.2013 tarihli ve 2012/14146 Esas, 2013/6466 Karar sayılı ilamıyla "...Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı, davalı gerçek kişiler yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. ve 17. maddelerindeki imar – ihya ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz kazanma koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği ve davalı gerçek kişiler yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesindeki sınırlamanın aşılıp aşılmadığının da usûlüne uygun araştırılıp saptanmadığı, bilgisine başvurulan yerel bilirkişinin zilyetlikle ilgili beyanlarının ise olaylara dayanmayan soyut nitelikteki sözlerden ibaret olduğu, raporu hükme dayanak alınan ziraatçı bilirkişi ... tarafından hazırlanan 29.06.2010 havale tarihli raporun imar, ihya ve zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davalı gerçek kişiler yararına oluşup oluşmadığı yönünden hüküm vermeye yeterli ve kanaat verici olmadığı açıklanarak usulüne uygun zilyetlik araştırması yapılması" gereğine değinilerek. hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca (A) harfi ile gösterilen kısmın tarımsal kullanım bakımından, imar-ihya yönünden ve evveliyatı itibariyle zilyetlik ile iktisabı mümkün olmayan yerlerden olduğu, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu; (B) harfi ile gösterilen kısmın ise tarımsal kullanım bakımından, imar-ihya yönünden ve evveliyatı itibariyle zilyetlik ile iktisabı mümkün olan yerlerden olduğu, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, davalılar lehine zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davalı ...'in kabul beyanı da nazara alınarak, davacı Hazinenin davalı ... aleyhine açmış olduğu davanın kabul beyanı nedeniyle kabulüne, davacı Hazinenin davalılar ..., ... ve ... aleyhine açmış olduğu davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 1 02... parsel numaralı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile fen bilirkişisi tarafından tanzim olunan 11.09.2019 havale tarihli rapor ve ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen 2.594,18 m² miktarındaki kısmın ham toprak vasfıyla aynı adanın aynı parsel numarası verilmek suretiyle Hazine adına, (B) harfi ile gösterilen 3.953,48 m² miktarındaki kısmın tarla vasfıyla tamamı 10752 pay olduğu kabul edilerek, 3360 payının tespit maliki ... mirasçıları adına miras payları oranında, 3360 payının tespit maliki ... adına, 2016 payının tespit maliki ... mirasçıları adına miras payları oranında, 2016 payının tespit maliki ...'in kabul beyanı doğrultusunda Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın (B) harfi ile gösterilen kısmı yönünden hükme esasa teşkil eden bilirkişi raporlarının eksik ve yetersiz olup hüküm kurmaya elverişli olmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmişlerdir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların orman niteliğinde olup olmadığı ve davalılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Kural olarak kadastro tespitine itiraz davalarının tespit maliki yada komisyonca malik kılınan gerçek ve tüzel kişiler hasım gösterilmek suretiyle açılması gerekir. Tutanağın edinme yerinde adlarına tespit yapıldığı bildirilen kişiler ve mirasçılarının davanın doğal tarafı olacağı kuşkusuzdur. Taraf teşkilinin sağlanması dava şartı olup bu koşul yerine getirilmeden işin esasına girilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır. Kamu düzenine ilişkin bu hususun, yargılamanın her safhasında Mahkemelerce resen dikkate alınması gerekir.

Somut olayda, tespit maliki ... oğlu ... 'in kim olduğu duraksamasız biçimde tespit edilmediği gibi, anılan tespit malik sağ olup olmadığı veya ölmüşse mirasçılarının kimler olduğu da belirlenmemiş ve mevcut ise mirasçıları davaya dahil edilmemiştir. Ayrıca; İlk Derece Mahkemesince, kim olduğu belirlenemeyen tespit malikine 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun (3561 sayılı Kanun) hükümleri uyarınca, mahallin en büyük mal memurunun kayyım atanması hususunda vesayet makamından talepte bulunulması ve vesayet makamınca atanacak kayyım davaya dahil edilerek yargılamaya devam edilmesi gerektiği dahi gözetilmemiş ve bu şekilde yöntemine uygun şekilde taraf teşkili sağlanmaksızın işin esası hakkında karar verilmiştir.

Yukarıda açıklandığı üzere, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesi isabetsiz olduğundan, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına ve bozma nedenine göre sair yönlerine incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2026/1796, K. 2026/3956, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2026-1796-e-2026-3956-k-d8dd8af73ebf