Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/4040 E. 2026/3915 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4040
- Karar No
- 2026/3915
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Serik Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/7 E., 2025/14 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı-birleşen dosya davalıları ... ve arkadaşları vekili, davalılar ... vekili, ... vekili tarafından duruşma istemli olarak, davalı-karşı davacı ... vekili, davacı ... mirasçısı ... tarafından ise duruşma istemi olmaksızın temyiz edilmiş olup dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 12.05.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü temyiz eden taraftan ... ve ... vekili Avukat ... karşı taraftan ise ...'nun katılımıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra, işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 04.06.2026 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, Antalya ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 105 ada 6, 7, 8, 9, 12, 14, 15 ve 107 ada 9 parsel sayılı sırasıyla 5.908,47 m², 10.945,26 m², 4.096,19 m², 3.583,02 m², 1.368,48 m², 233,62 m², 25.176,94 m² ve 847.00 m² yüzölçümündeki taşınmazlardan, 105 ada 12, 14 ve 107 ada 9 parseller irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına, 105 ada 6 parsel aynı nedenle ... adına; 105 ada 7 parsel aynı nedenle ... adına; 105 ada 8 parsel Mahkeme ilamı ve kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle ve eşit hisselerle ... ile ... adına; 105 ada 9 parsel sayılı taşınmaz aynı nedenle ... adına tespit edilmiş; 105 ada 15 sayılı parsel ise Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. 2. Davacılar ... ve arkadaşları tarafından, davalılar ... ve arkadaşları aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan el atmanın önlenmesi davası, davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. 3. Bu dava dosyasıyla birleştirilen ve davacılar ..., ... ve ...'nun tapu kaydı ve miras yoluyla gelen hakka dayanarak 105 ada 6, 7, 8 ve 9 parsellere; davacı ...'nun tapu kaydına, miras yoluyla gelen hakka ve mahkeme ilamları ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 8 ve 9 parsellere; davacı ...'nın miras yoluyla gelen hakka dayanarak 105 ada 7 parsele açtığı dava hakkında Mahkemenin verdiği önceki karar, Yargıtay tarafından, “davalıların dayandığı kesin hükmün (Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 23.06.2005 tarihli ve 2005/1471 Esas, 2005/2097 Karar sayılı düzeltme ilamı ile "kesin hüküm" ibaresi "güçlü delil" olarak düzeltilmiştir) dayanağı ilam ve eki haritasının yerine usulünce uygulanmadığı, davacıların dayanak 1289 tarihli ve 38 sayılı tapu kaydının uygulamasının da yetersiz olduğu, dava konusu 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise alınan beyanlar çeliştiği halde çelişkinin giderilmeksizin karar verildiği açıklanarak, davalı tarafın tutunduğu ve taraflar arasında güçlü delil teşkil edebilecek ilamın dayanağı haritanın yöntemine uygun şekilde yerine uygulanması, davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının tüm tesis ve tedavülleri ile haritası getirildikten sonra mahallinde yöntemince uygulanarak kapsamının belirlenmesi, 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise beyanlar arasındaki çelişki giderilerek sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. II. CEVAP Davalılar davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 14.01.2016 tarihli ve 2003/35 Esas, 2016/4 Karar sayılı kararı ile davacılar ... ve ...'ın davalarının kısmen kabulüne, davacılar ... , ..., ... ve ...'ın davalarının kısmen kabulüne, davacılardan ... ve arkadaşlarının davalarının ayrı ayrı kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı-davalılar ... , ..., ... ve davalı ... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 04.11.2021 tarihli ve 2021/9802 Esas, 2021/11000 Karar sayılı ilamıyla "...Mahkemece öncelikle, davacı ... ve arkadaşlarının açtıkları davanın, dava konusu 105 ada 6, 7, 8 ve 15 parsellerin ve aktarılan dava kapsamında kaldıklarının belirlenmesi halinde, 105 ada 12 ve 14 parsel sayılı taşınmazlar yönünden dayanak 1289 tarihli veli ve 38 numaralı tapu kaydı ile davalı ...’ın dayandığı tapu kayıtlarının ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte dosya arasına getirtilmesi, revizyon görüp görmediklerinin saptanması; bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ve fen bilirkişinin katılımı ile yeniden keşif yapılması ve bu keşifte; dava konusu 105 ada 8 parsel sayılı taşınmaz yönünden bir kısım davalılar kesin hükme dayandığından, önceki tarihli bozma ilamında da değinildiği gibi güçlü delil niteliğindeki hükmün ve dayanağı haritanın yöntemine uygun şekilde yerine uygulanıp kapsamının belirlenmesi, uygulamada kadastro paftasının ölçeği ile kesin hükmün dayanağı haritasının ölçeklerinin eşitlenmesi, arz üzerindeki doğal ve yapay sınır yerlerinden haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalardan yararlanılarak haritaların yerine çakıştırılmak suretiyle uygulanarak kesin hükmün kapsamının bu yolla belirlenmesi; davacı ... ve arkadaşları ile davalı ...’ın dayandığı tapu kayıtlarının tesisinden itibaren yerel bilirkişiler yardımı ve fen bilirkişi aracılığı ile zemine uygulanması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme imkanının tanınması, yerel bilirkişilerce gösterilen hudutların fen bilirkişisi krokisinde işaretlenmesi, tapu uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi beyanlarının komşu parsellerin tutanak içerikleri ve malikleri ile denetlenmesi ve fen bilirkişisine tarafların dayandığı tapu kayıtlarının kapsamını ve sınırlarını ayrıntılı olarak gösterecek şekilde, keşfi izlemeye elverişli ayrıntılı harita düzenlettirilmesi, akabinde kadastro tespit tarihinde yürürlükte olan şekli ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 13/B-c maddesindeki edinme koşullarının davalı taraf yararına gerçekleşmiş olup olmadığının da araştırılması; ayrıca, davacılar ... ve ...’ın davası yönünden de, taşınmazların evveliyatında kime ait olduğu, kim tarafından hangi süreyle nasıl kullanıldığı, taşınmazın kök muristen mi intikal ettiği yoksa davalının kendisine mi ait olduğu veya pay satın alıp almadığı hususlarının mahalli bilirkişi ve taraf tanıklarına sorulması, gerektiğinde davanın aydınlatılması bakımından tesbit bilirkişilerinin de beyanına başvurulması; aktarılan davalar bakımından 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi hükmünün gözetilmesi..." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...107 ada 9 parsel sayılı taşınmazın davacılar ... ve ... ile davalı ...'ın babası ...'tan kaldığı ve miraçılar arasında herhangi bir taksimin söz konusu olmadığı, davalı ...'ın davacıların miras hisselerine satın aldığı hususununda ispatlanamadığı ve davacıların talebinin sadece miras hisselerine ilişkin olduğu dikkate alınarak miras paylarının bu davacılar adına, bakiye payların ise ... adına tesciline; dava konusu 105 ada 12 ve 14 parsel sayılı taşınmazların da 105 ada 15 parsel sayılı taşınmaz gibi aktarılan davanın kapsamında olup kadastro tespiti sırasında malik hanesinin doldurulmasının hukuksal bir değer taşımayacağı, taşınmazların davalı ...’ın dayandığı eski tapu kaydına uyduğu ve ayrıca keşifte dinlenen tanık anlatımları ile de söz konusu yerlerin muris ...'tan kaldığı ve miraçılar arasında herhangi bir taksimin söz konusu olmadığı ancak bu taşınmazların ½ hissesinin davalı ...’a babası ...’dan geldiği ve diğer mirasçılardan ..., ... ve ...’in de murislerinden gelen miras paylarını sattıklarının dosyada mecvcut satış evraklarından anlaşıldığı gerekçesiyle; 105 ada 12, 14 ve 15 parsel sayılı taşınmazların bilirkişi ...’nun 17.03.2015 tarihli raporunda tespit ettiği üzere davalının bu taşınmazlar açısından tapu hissesi 704 pay kabul edilerek geriye kalan hisseninde mirasçılardan payını davalıya sattığı gerekçesiyle taşınmazların ..., ... ve ... haricindeki mirasçıların miras hisseleri oranında tapuya tespit ve tesciline; 105 ada 6,7,8 ve 9 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise; her ne kadar bir kısım taraflarca Serik Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen 07.12.2001 tarihli ve 1997/88 Esas, 2001/675 Karar sayılı kararı gereği kesin hükme dayanılmakta ise de bilirkişi raporunda da sabit olduğu üzere kesin hükme esas dosyadan alınan 15.07.1997 tarihli fen bilirkişi raporundaki yerin davaya konu 105 ada 8 ve 9 numaralı parsellerle uyumlu olduğu tespit edilmiş ise de el atmanın önlenmesi davasında yapılan keşifte, davalının dayanak tapu kaydının dava konusu yere uymadığı yönündeki tespit üzerine davacıların zilyetliğine değer verilerek karar verildiği, oysa ki Mahkememiz dosyasında kesin hükme esas dosyada dava konusu yere uymadığı tespit edilen 1289 tarihli ve 38 sıra numaralı tapu kaydının 3 sınırının dava konusu 105 ada 6, 7, 8 ve 9 numaralı parselleri kapsadığının tespit edildiğinin sabit olduğu; bu nedenle davalıların dayandığı ve geçerliliğini yitirmemiş olan tapu kaydı karşısında zilyetliğe dayalı olarak verilen ve sonrasında da kesinleşen Mahkeme hükmüne değer verilmediği; dayanak 1289 tarihli ve 38 sıra ile 1951 tarihli ve 18 sıra numaralı tapu kayıtlarının Akpınar sınırı hariç diğer üç sınırının dava konusu parsele uyduğu ve eski tapu kayıtlarının en az 3 sınırının uymasının yeterli olduğunun alınan bilirkişi raporu ile de sabit olduğu gerekçesiyle" davacıların davasının kabulüne, tapulama işleminin iptali ile dava konusu edilen 105 ada 6, 7, 8 ve 9 numaralı parsellerin 1289 tarihli ve 38 numaralı eski tapu kaydı malikleri ve tespit edilebilen mirasçıları adına tasarruf bilirkişisinin 02.10.2024 tarihli ek raporunda tespit ettiği hisseleri oranında tapuya tesciline; davacılar ... , ..., ... ve ...'ın men'i müdahale talep ve davalarının reddine, birleşen dosya davacıları ... ve ...'in davalarının ise feragat nedeniyle ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; 105 ada 8 ve 9 parsel sayılı taşınmazların Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlanan 1997/88 Esas ve 2001/675 Karar sayılı kararı kapsamında kaldığının 15.03.2004 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerce ifade edildiğini, yine bu kararın gerekçesinde de ... ... tarafından dayanılan Haziran 1289 tarihli ve 38 numaralı tapu kaydının dava konusu taşınmazlara ait olmayıp, daha aşağıda yer alan bölgelere ait olduğunun tespit edildiğini ve...'ların müdahalesinin men'ine dair kararın onama üzerine kesinleştiğini, son keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlanan 1997/88 Esas ve 2001/675 Karar sayılı dosyasında yapılan 17.05.1997 tarihli keşifte dinlenen 1933 ve 1940 doğumlu mahalli bilirkişilerce ittifakla İtişik (Atişik) sınırı bilinemediği halde, bu sınırı yaşları itibarıyla bilmeleri mümkün olmayan davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilmesinin hatalı olduğunu, taraflar arasında var olan kesin hüküm uyarınca davanın reddine karar verilmesi gerekirken davacıların davasının kabulünün hatalı olduğunu; 105 ada 15 parsel sayılı taşınmaz ile birlikte 105 ada 12 ve 14 parsellerinde aktarılan davanın kapsamında olup olmadığı hususunun da araştırılmasının bozma konusu yapıldığı halde fen bilirkişisi tarafından bu durumun da değerlendirilmediğini, davacı tarafın ayrıca tapu maliki ile arasındaki akdi-ırsi ilişkinin de kanıtlanmadığını ileri sürerek, 105 ada 8 parselin tespit gibi 1/2 şer hisselerle (... oğlu) ... ve (... oğlu) ... adlarına tesciline karar verilmesi, yine 105 ada 12, 14 ve 15 parsellerin de 02.10.2024 tarihli raporda belirlenen mirasçılar adına tesciline karar verilmesi istemiyle kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davacı-birleşen dosya davalıları ..., ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; 105 ada 8 ve 9 parsel sayılı taşınmazların Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlanan 1997/88 Esas ve 2001/675 Karar sayılı kararı kapsamında kaldığının 15.03.2004 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerce ifade edildiğini, yine bu kararın gerekçesinde de ... ... tarafından dayanılan Haziran 1289 tarihli ve 38 numaralı tapu kaydının dava konusu taşınmazlara ait olmayıp, daha aşağıda yer alan bölgelere ait olduğunun tespit edildiğini ve Limoncu'ların müdahalesinin men'ine dair kararın onama üzerine kesinleştiğini, son keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, 17.05.1997 tarihli keşifte dinlenen 1933 ve 1940 doğumlu mahalli bilirkişilerce ittifakla İtişik (Atişik) sınırı bilinemediği halde, bu sınırı yaşları itibarıyla bilmeleri mümkün olmayan davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilmesinin hatalı olduğunu, taraflar arasında var olan kesin hüküm uyarınca davanın reddine karar verilmesi gerekirken davacıların davasının kabulünün hatalı olduğunu; ayrıca 105 ada 6 parsel sayılı taşınmazın 2004, 2007 ve 2023 tarihinde yapılan keşiflerde dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarıyla müvekkili ...'ün kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetliğinde bulunduğunun açıkça beyan edildiği halde bunun dikkate alınmadığını, kaldı ki Serik Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/101 Esas sayılı davasında 1995 yılında yapılan keşifte davacı tanığı olarak dinlenen ...'nun dahi taşınmazın ... tarafından sürüldüğünü beyan ettiğini, neticeten müvekkili ...'nin 105 ada 6 parsel sayılı taşınmazın mülkiyetini kazandığını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken davacıların davasının kabulünün hatalı olduğunu; ayrıca 105 ada 15 parsel sayılı taşınmaz ile birlikte 105 ada 12 ve 14 parsellerinde aktarılan davanın kapsamında olup olmadığı hususunun da araştırılması bozma konusu yapıldığı halde fen bilirkişisi tarafından bu durumun da değerlendirilmediğini ileri sürerek, davaya konu 105 ada 6 parselin tespit gibi ... adına tesciline karar verilmesi, yine 105 ada 12, 14 ve 15 parsellerin de 02.10.2024 tarihli raporda belirlenen mirasçılar adına tesciline karar verilmesi istemiyle kararın bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; 105 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 2004, 2007 ve 2023 tarihinde yapılan keşiflerde dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarıyla müvekkili ...'ün kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetliğinde bulunduğunun açıkça beyan edildiğini, yine aktarılan davanın kapsamının 105 ada 15 parselle birlikte 105 ada 12 ve 14 parselleri de içerdiğini, nitekim hükmüne uyulan son bozma ilamında da aktarılan davanın kapsamının usulünce kesin olarak belirlenmesine işaret edildiği halde fen bilirkişisi tarafından bu durumun da değerlendirilmediğini, 17.05.1997 tarihli keşifte dinlenen yaşlı mahalli bilirkişilerce ittifakla İtişik (Atişik) sınırı bilinemediği halde, bu sınırı yaşları itibarıyla bilmeleri mümkün olmayan davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilmesinin hatalı olduğunu, sonuç itibarıyla davacılar davasını ispat edemediğinden, 105 ada 7 parselin tespit gibi ... adına tesciline karar verilmesi gerekirken davacılar adına tescilinin usulsüz olduğunu ileri sürerek, 105 ada 7 parselin tespit gibi ... adına tesciline karar verilmesini, yine 105 ada 12, 14 ve 15 parsellerin de 02.10.2024 tarihli raporda belirlenen mirasçılar adına tesciline karar verilmesi istemiyle kararın bozulmasını talep etmiştir. 4. Davalı-karşı davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, 107 ada 9 parsel sayılı taşınmazın kök muris ... ile ilgisi olmayıp bu taşınmazın imar ve ihyasını müvekkili ... yapmış iken bir kısım davacılara hisse verilmesinin hatalı olduğunu, yine 105 ada 12, 14 ve 15 parsel yönünden ise müvekkilinin babası ...'ın mirasçılardan taşınmazların tapusuz iken zilyetliği devir sözleşmeleri ile satın aldığı halde dosyaya sunulan zilyetlik devir sözleşmelerinin dikkate alınmamasının hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 5. Davacı ... mirasçısı ... temyiz dilekçesinde; ... tarafından sunulan raporda, ...'nın sunmuş olduğu Serik 1. Sulh Hakuk Mahkemesinin 2016/531 Esas ve 2017/45 Karar sayılı mirasçılık belgesinde yer alan "... ve ... oğlu ..." ile dayanak tapu kaydındaki ...'nin aynı kişi olduğunun tespit edilmediğini, davalı ... ve müştereklerinin tapu maliki "..." ile hiç bir bağlantıları olmadığı, mirasçılık ilişkisinin olmadığını, isim benzerliği olduğunu, şayet aynı kişi olsalardı tapu kaydının daha önce intikal ettirilmiş olacağını ileri sürerek, davaya konu taşınmazların satın aldıkları hisselerle birlikte ... ve ... mirasçıları adına tescil edilmesi istemiyle kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 105 ada 12, 14 ve 15 parsel sayılı taşınmazlar yönünden Genel Mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraza; diğer taşınmazlar yönünden ise kadastro tespitine itiraza ilişkindir. 1. Tarafların 105 ada 9 parsel sayılı taşınmaza yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince davaya konu taşınmaz hakkında "105 ada 9 parsel sayılı taşınmaza ait tapulama tespitinin iptali ile taşınmazın toplam 35840 hisse kabul edilerek hükümde gösterilen paylarla kararda yazılı kişiler adına tespit ve tesciline" dair önceki 14.01.2016 tarihli ve 2003/35 Esas, 2016/4 Karar sayılı hükmün taraflara usulüne tebliğ edildiği halde hükmün temyiz edilmemesi nedeniyle taraflar yönünden hüküm kesinleşmiş olup, son kararla da taraflar aleyhine yeni bir hukuksal durum yaratılmamış olması karşısında, kesinleşen hükmün temyizinde hukuki yarar bulunmadığından davalı ... vekili, davacı-birleşen dosya davalıları ..., ... ve ... vekili ile davacı ... mirasçısı ...'nun bu parsele yönelen temyiz inceleme isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. 2. 105 ada 12, 14 ve 15 parsel sayılı taşınmaza yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekili, davacı-birleşen dosya davalıları ..., ... ve ... vekili, davalı ... vekili, davalı-karşı davacı ... vekili ile davacı ... mirasçısı ...'nun temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 3. Davalı-karşı davacı ... vekilinin 107 ada 9 parsel sayılı taşınmaza yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı-karşı davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 4. 105 ada 6, 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazlara yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; İlk Derece Mahkemesince yukarıda ayrıntısı yazılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de bu parseller bakımından yapılan araştırma, inceleme ve uygulama tam olarak hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, İlk Derece Mahkemesinin 105 ada 8 ve 9 numaralı parsellerin Serik Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen ve taraflar arasında ancak "güçlü delil" olabilecek nitelikte bulunan 07.12.2001 tarihli ve 1997/88 Esas, 2001/675 Karar sayılı kararının hükmüne esas 15.07.1997 tarihli fen bilirkişisi raporundaki yerler olduğu; yine 105 ada 6, 7, 8 ve 9 parsel sayılı taşınmazların 1289 tarihli ve 38 numaralı tapu kaydının kapsamında kaldığına ilişkin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bahse konu tapu kaydının incelenmesinde ise maliklerinin ..., ..., , ..., ..., ve ... oldukları görülmekte olup tapu kaydında pay oranı belirtilmediğinden bu tapu kaydının yukarıda adı yazılı malikleri adına mütesaviyyen (eşit hisseli olarak) kayıtlı olduğunun kabulü gerekeceği kuşkusuzdur. Nitekim dosya arasında yer alan tedavül kayıtlarının incelenmesinde; işbu taşınmazlara uyduğu İlk Derece Mahkemesince de doğru olarak belirlenen 1289 tarihli ve 38 numaralı tapu kayıt maliklerinden sadece 1320 (miladi 1904) tarihinde vefat eden ve vefat ettiği tarihe göre mirasçıları arasında müşterek mülkiyet hükümleri geçerli olan kayıt maliki ...'ın oğlu olan ve yine 1327 (miladi 1911) yılında ölen ...'in oğlu ...'ın varislerinden ... ve ... hissesinin tedavül gördüğü; diğer malikler ve tapu maliki ...'ın (... ve ... dışındaki) diğer mirasçıları yönünden ise tapu paylarının müracaatlarında kaldığı, bir başka ifade ile tedavül ve intikal görmediği anlaşılmaktadır.
Hükmüne uyulan bozma ilamında 3402 sayılı Kanun'un 13/B-c maddesindeki edinme koşullarının davalı taraf yararına gerçekleşmiş olup olmadığının da araştırılmasına işaret edilmiş olduğu halde, kayıt maliklerinden ... hissesinden kısmen intikal ve tedavül gören yukarıda ayrıntısı ile yazılı paylar dışındaki tapu malikleri/mirasçılar yönünden hangi gerekçe ile tapu kayıtlarının yahut müracaatlarında kalan payların hukuki kıymetini koruduğu hususu mahkeme gerekçesinde tartışılıp değerlendirilmeden hüküm kurulmuş olduğundan bozma ilamının gereklerinin yerine getirildiğinin kabulü mümkün bulunmamaktadır. Hal böyle olunca doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle 1289 tarihli ve 38 numaralı tapu kaydına dayanan taraflardan tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişiler ile akdi veya ırsi ilişkilerini açıklamaları ve bu husustaki delillerini ve mirasçılık belgelerini sunmaları için süre ve imkan tanınmalı, tapu kaydında yer alan ve verasete esas nüfus kayıtları hali hazırda temin edilmeyen tapu maliklerinin bilinememe, bulunamama ve ölüm nedenleri ve ölüm tarihleri tekrardan sıkı bir şekilde araştırılmalı, daha sonra taşınmaz başında taşınmazları bilen üç kişilik yerel bilirkişi heyeti ile taraf tanıkları ve fen bilirkişisi ile birlikte keşif yapılmalı, 105 ada 6, 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazların hangi tarihten itibaren kimin tarafından nasıl kullanıldığı olaylara dayalı olarak sorulup saptanmalı, beyanlar arasında çelişki olması halinde usulüne uygun şekilde çelişki giderilmeye çalışılmalı, yukarıda açıklandığı gibi müşterek mülkiyet şeklinde bulunan tapu kaydının, kayıt maliki ...'ın oğlu olan ve yine 1327 (miladi 1911) yılında ölen ...'in oğlu ...'ın varislerinden ... ve ... hissesi hariç intikal görmediği dikkate alındığında tapu maliklerinin ölüm gününden itibaren tespit gününe kadar davalı taraf lehine tespit tarihinde yürürlükte bulunan 3402 sayılı Kanun'un 13/B-c maddesinde öngörülen zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı tartışılıp değerlendirilmeli; yapılacak bu değerlendirmede kayıt maliklerinin mirasçılarının kim olduğu belirlenemezse, 3402 sayılı Kanun'un 13/A-c maddesi de dikkate alınarak ve tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince bu hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup 105 ada 6, 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu parseller yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... vekili, davacı-birleşen dosya davalıları ..., ... ve ... vekili ile davacı ... mirasçısı ... dava konusu 105 ada 9 parsele yönelen temyiz inceleme istemlerinin REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... vekili, davacı-birleşen dosya davalıları ..., ... ve ... vekili, davalı ... vekili, davalı-karşı davacı ... vekili ve davacı ... mirasçısı ...'nun 105 ada 12, 14 ve 15 parsel sayılı taşınmazlara (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı-karşı davacı ... vekilinin 107 ada 9 parsel sayılı taşınmaza yönelen temyiz itirazlarının reddine ve hükmün 105 ada 9, 12, 14, 15 ve 107 ada 9 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ONANMASINA; (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ise davalı ... vekilinin; davalı ... vekilinin; davacı-birleşen dosya davalıları ..., ... ve ... vekilinin, davacı ... mirasçısı ... 105 ada 6-7-8 parsel sayılı taşınmazlara yönelen temyiz itirazlarının açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının 105 ada 6, 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazlar yönünden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL nin temyiz eden ...'tan alınmasına, Peşin harçların istek halinde temyiz eden ..., ..., ... ve ... ve arkadaşlarına ayrı ayrı iadesine,04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.