Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/7029 E. 2026/2402 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/7029
Karar No
2026/2402
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/3 E., 2021/12 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı ... mirasçısı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında,... Mahallesi çalışma alanında bulunan temyize konu 2 41... ve 2 41... parsel sayılı 2.571,67 m² ve 1.411,41 m² yüzölçümündeki taşınmazlar tespit gününden önce genel Mahkemede dava konusu oldukları gerekçesiyle malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. 2. Davacı ... tarafından davalılar Hazine, ..., ... ve arkadaşları aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde 17.03.1988 tarihinde açılan tescil davası dava konusu taşınmazlar hakkında tutanak düzenlenmesi nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. II. CEVAP Davalılar davaya cevap vermemiş; bilahare, aşamalardaki beyanlarında, harici satış senetlerine dayanmışlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 03.11.2014 tarihli ve 2013/28 Esas, 2014783 Karar sayılı kararı ile 2 41... ve 11 parsel sayılı taşınmazların kök muris ...'ın oğlu ... mirasçıları adına tespitine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... temsilcisi ve davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 18.12.2017 tarihli ve 2015/14032 Esas, 2017/9076 Karar sayılı ilamıyla "...dava konusu 2 41... ve 11 parsel sayılı taşınmazlar yönünden; Mahkemece, 11.04.19 74... .11.1974 tarihli senetlerdeki sınırların nizalı taşınmazları da kapsadığı, taşınmazların 20.12.1982 tarihli satış senedi kapsamında olsa da senet satıcısı ... ...’in taşınmazlar üzerinde zilyetliğinin bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş; ancak, fen bilirkişisi raporunda, taşınmazların dava dilekçesinin 8. sırasında yer alan taşınmaz olduğunu belirtip Mahkemece de taşınmazların genel Mahkemede görülen dava kapsamında kaldığı kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da; Asliye Hukuk Mahkemesinde devam eden davalarla ilgili yapılan keşif sonrası çizilen krokideki, başka bir ifade ile Asliye Hukuk Mahkemesinde karara bağlanan taşınmazlardan hangisi olduğu dosya kapsamından anlaşılamadığı; hal böyle olunca doğru sonuca ulaşabilmek için tarafsız, yaşlı, yöreyi iyi bilen yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden mahallinde keşif yapılması, 17.03.1988 tarihli dava dilekçesindeki mevki ve sınırlar okunup yerel bilirkişi ve tanıklardan bu taşınmazı zeminde göstermelerinin istenmesi; yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği sınırların fen bilirkişisine kadastro paftası ve krokisinde işaretletilmesi; bu şekilde nizalı parsellerin Asliye Hukuk Mahkemesinde sonuçlanan dava kapsamında olup olmadığı belirlendikten sonra, Asliye Hukuk Mahkemenin 12.09.1998 tarihinde kesinleşen hükmü kapsamında ise bu hükmün taraflar yönünden kesin hüküm olup olmadığının hüküm yerinde tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi..." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Yargıtay bozma ilamı sonrası yapılan keşifte alınan mahalli bilirkişi beyanları ve kadastro bilirkişisi raporunu göre davacısı ... davalıları Hazine, ..., ... ve arkadaşları olan ... Asliye Hukuk Mahkemesine dava konusu edilmiş, 1996/49 Esas ve 1997/139 Karar sayılı dosyanın 17.03.1988 tarihli dava dilekçesinde sıralı ve numaralandırılmış olarak belirtilen 15 adet taşınmazdan dava dilekçesinin 8. sırasında belirtilen taşınmazın 2 41... ve 11 parseller olduğu, ancak ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/49 Esas ve 1997/139 Karar sayılı (12.09.1998 tarihinde kesinleşen) kararında dava dilekçesinin 8. sırasında bulunan taşınmazla ilgili bir hüküm tesis edilmediği ve söz konusu Mahkeme ilamında hükme bağlanan taşınmazlar arasında olmadığının anlaşıldığı; dolayısıyla 17.03.1988 tarihli dava dilekçesi üzerine görülen davada, dava dilekçesinin 8. sırasındaki taşınmaz ile ilgili bir karar verilmemiş olup hükme bağlanmadığı, söz konusu taşınmazların malik hanelerinin doldurulması ve malik araştırılması yapılmak üzere icra edilen keşifte tüm mahalli bilirkişiler dava konusu taşınmazın en öncesinin ...'a ait olduğunu ve ... öldükten sonra da sürekli olarak oğlu ...tarafından kullanıldığını,...'ın zilyetliğinde olduğunu beyan ettikleri ve 11.04.1974 tarihli senet ile ... tarafından ...e satıldığı, ...in de 11.04.1974 tarihli senetle... ...’a sattığı, senet tarihi olan 1974 ile kadastro tespit tarihi olan 1997 yılına kadar ...lehine zilyetlikle kazanım koşulları oluştuğu..." gerekçesiyle 2 41... ve 2 41... parsel sayılı taşınmazların ... mirasçıları adına tespitine ve dolayısıyla söz konusu her bir taşınmazın tamamı 2 pay kabul edilerek, 1 payın ... ve 1 payın ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; 2 41... ve 11 parsel sayılı taşınmazların müvekkilinin murisi ...'a ait olduğunu, bu yeri 20.12.1982 tarihli senetle ... ...'den satın aldığını, dolayısıyla dava konusu yerin miras malı olmasının mümkün olmadığını ve ...'a ait olduğuna dair lehe beyanların dikkate alınmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraza ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince "muris ... öldükten sonra taşınmazların sürekli olarak oğlu ...tarafından kullanıldığını, ......'ın zilyetliğinde olduğunu beyan ettikleri ve 11.04.1974 tarihli senet ile ... tarafından ...e satıldığı, ...in de 11.04.1974 tarihli senetle... (...) ...’a sattığı, senet tarihi olan 1974 ile kadastro tespit tarihi olan 1997 yılına kadar... (...) ... lehine zilyetlikle kazanım koşulları oluştuğu..." gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Davaya ve temyize konu taşınmazların evveliyatında tarafların ortak murisi ...'a ait olduğu doğru olarak İlk Derece Mahkemesininde de kabulündedir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, muris ... 14.01.1984 tarihinde ölmüş olup murisin ölüm tarihine göre terekesi elbirliği hükümlerine tabidir. Ayrıca taşınmazların kadastro tespitleri 1997 tarihinde yapılmış ise de eldeki dava 17.03.1988 tarihinde genel mahkemede açılmış olup uyuşmazlığın aktarılan dava tarihi dikkate alınarak çözümlenmesi gerektiği de kuşkusuzdur. Davalılardan ..., taşınmazın evveliyatının muris ...'e ait olmakla birlikte, taşınmazın muris tarafından 11.04.1974 tarihli senet ile dava dışı ...e satıldığını ve kendisinin de ...den satın aldığını ve bu nedenle taşınmazların muris ile ilgisi kalmadığını savunmuş, hükmü temyiz eden ...'ın murisi ... ise 20.12.1982 tarihli satış senedine dayanarak, taşınmazın muris ... tarafından 19.10.1981 tarihli senet ile ... ...'e satıldığını, kendisinin de iş bu 20.12.1982 tarihli senet ile taşınmazı ... ...'den satın aldığını ileri sürerek, taşınmazların miras malı olmadığı iddiasıyla taşınmazların kendi adına tescilini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan keşiflerde alınan beyanlar ve uygulamalara göre tarafların dayandıkları senetlerin dava ve temyize konu taşınmazlara ait olduğu belirlenmiş olup taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlarda bu senetlere istinaden zilyetliğin devredilip devredilmediği, devredildi ise hangi tarafın bayiine devredildiği noktalarında toplanmaktadır. Bilindiği üzere, tapusuz taşınmazlarda devir menkul mal hükümlerine tabi olup, zilyetliğin devri zorunludur. Somut olayda, murisin sağlığında zilyetliğin; gerek ...'ın bayii olan ...e; gerekse de ...'ın bayii olan ... ...'e devredilmediği alınan bilirkişi ve tanık beyanlarından anlaşılmakta olup davacıların bayii olan bu kişilerin taşınmazların mülkiyetini kazanmadıkları belirlenmiştir. Yine ağırlıklı beyanlara göre muris ...'in bu senetlerde yazılı satış tarihlerinden sonrada ölene kadar taşınmazları kendisinin kullandığının bildirilmesi de bu hususu doğrular niteliktedir. Öte yandan ağırlıklı beyanlara göre taraflardan ... (...)'ın zilyetliğinin de; muris ölümünden sonra başladığının belirtilmesine ve murisin terekesinin de taksim edilmediğinin anlaşılmasına göre bu tarihten sonra sürdürülen zilyetliğin de tereke adına olduğu kuşkusuzdur. Hal böyle olunca, dava ve temyize konu taşınmazlarda çoğun içinde azda vardır kuralı gereğince ... oğlu ...'ın miras payının verilmesi, bakiye paylar yönünden ise davalı ... lehine oluşan usuli müktesep haklar gözetilerek bir karar verilmesi gerekir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/7029, K. 2026/2402, T. 09.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-7029-e-2026-2402-k-514f78b01a71