Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5693 E. 2026/3626 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5693
- Karar No
- 2026/3626
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2010/281 E., 2014/780 K.
Mahkeme kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; tarımsal sulama abonesi olan davalının 2000 yılının Haziran ayından 2007 yılının Haziran ayına kadar ödenmemiş faturaları nedeniyle icra takibi başlatıldığını, takibin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek, itirazın iptalini ve davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı, davaya cevap vermemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı adına kayıtlı abonelik nedeniyle tahakkuk ettirilen borçlarından dolayı davacı şirket tarafından 2000/06, 2000/11, 2001/09, 2002/11, 2003/11, 2004/11, 2007/06 dönemlerine ait faturaların gönderildiği, davalının 6111 sayılı yasadan faydalanmadığı, alınan 25.06.2013 tarihli 2. ek bilirkişi raporunda; davacı tarafından belirtilen dönemlere ait 2000/06, 2000/11, 2001/09, 2002/11, 2003/11, 2004/11, 2007/06, 2010/01, 2010/02, dönemlerine ait faturaların ödenmediği ve icra takibinde olduğu ve son iki fatura olan 2010/01- 2010/02 dönemlerine ait kaçak elektrik faturası tahakkuk ettirildiği, perakende satış sözleşmesinde belirlenen geçikme faizinin, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51. maddesine göre belirlenen gecikme zammını aşmaması gerektiği, aynı kullanım yerine ait başka müşterilerin önceki dönemlere ilişkin tüketimlerinden kaynaklanan borçları, yeni müşterinin üstlenmesi konusunda talep edilemeyeceği, hesaplanan toplam borcun 26.262,21 TL olduğunun bildirildiği, raporun denetime elverişli olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile davalının icra takip dosyasına yaptığı itirazın 10.264,50 TL asıl alacak, 13.540,43 TL gecikme cezası ile 2.437,28 TL KDV olmak üzere toplam 26.262,21 TL üzerinden iptali ile takibin bu miktar yönünden devamına, takip konusu asıl alacağı takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, takip konusu asıl alacak üzerinden %40 oranında hesaplanan 4.105,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; davalının süresi içinde faturaya ve cezaya itiraz etmediğini, davalının kaçak elektrik kullandığının sabit olduğunu, kaçak elektrik tutanağının aksi sabit oluncaya kadar geçerli belge olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili; ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, müvekkilinin kaçak elektrik kullanmadığını, davacı tarafça kaçak tespiti iddiasına ilişkin görüntü kayıtlarının sunulması gerektiğini, davacının kaçak tespitine ilişkin dosyaya evrak sunmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı tarafça ödenmeyen dönem fatura borcunun ve kaçak elektrik kullanımından kaynaklı tahakkuk ettirilen borcun tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. 09.11.1995 tarihli ve 22458 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği 50.maddesine göre; ''Abonenin kullanım yerine bırakılan veya posta ile gönderilen faturanın veya bildirimin, üzerinde yazılı son ödeme tarihine kadar ödenmesi esastır. Ancak, bu fatura bedeli son ödeme tarihine kadar ödenmediği takdirde, 20 (yirmi) gün (dahil) içinde aboneye, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebligat yapılır. Bu tebligattan sonra fatura bedeli 10 (on) gün içinde ödenmediği takdirde abonenin elektriği kesilir. Teşekkül veya şirket tarafından fiilen elektriği kesilmeyen aboneden açma-kapama bedeli talep edilmez.'' 01.03.2003 tarihinde yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 24/2. maddesinde ise; "Müşterinin perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşmalar kapsamında öngörülen ödemeleri zamanında yapmaması halinde, nihai tüketicilere enerji tedarik eden lisans sahibi şirketlerin bildirimi üzerine, en az 5 iş günü içerisinde dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından elektriği kesilir. Söz konusu durum iki gün içerisinde dağıtım şirketi tarafından ilgili tedarikçiye bildirilir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. 09.11.1995 tarihli Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği ve 01.03.2003 tarihli Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin ilgili hükümleri gereğince zamanında ödenmeyen faturalardan dolayı elektriğin kesilmesinin amir hüküm olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda, taraflar arasında imzalanan elektrik aboneliğine ilişkin 23.06.1994 tarihli sözleşmenin dava tarihine kadar devam ettiği, takibe konu borcun 2000/06, 2000/11, 2001/09, 2002/11, 2003/11, 2004/11, 2007/06 dönemlerine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davacı şirket; 2000/06, 2000/11, 2001/09, 2002/11, 2003/11, 2004/11, 2007/06 dönemlerine ilişkin fatura bedellerinden oluşan alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine takip başlatmıştır. Davalı aboneliği iptal ettirmedikçe abonelik üzerinden tüketilen normal enerji bedelinden fiili kullanıcı ile birlikte davacı şirkete karşı müteselsilen sorumludur. Davacının uzun sayılabilecek bir süre elektrik tüketim bedeline esas faturaların ödenmemesine rağmen, dava konusu tüketim faturalarının ait olduğu dönemlerde yürürlükte olan her iki Yönetmeliğin yukarıda yer verilen hükümleri gereği elektriği kesmemesi davacı açısından müterafik kusur teşkil etse de bu kusur tüketilen enerji bedelinin aslından davalının beraatını gerektirmeyeceği gibi tüketim bedeli olan ana borçtan hukukî sorumluluğunu da ortadan kaldırmaz. Olsa olsa davalının (normal tüketim bedeli dışında) gecikme zammı ve işleyecek faizden kusur oranında indirim gerektirir. Aksine düşünce davalının sebepsiz zenginleşmesine yol açar. Öte yandan, Mahkemece yargılama sırasında bilgisine başvurulan bilirkişi tarafından düzenlenen raporda davalının söz konusu tüketim bedellerinden sorumlu olduğu bildirilmiş, Mahkemece bu rapor benimsenerek karar verilmiştir. Uzman bilirkişi tarafından, davalının ödemesi gereken elektrik bedelinin, faturaların tahakkuk ettiği tarihte yürürlükte bulunan Yönetmelikler ile sözleşme hükümlerine göre denetime elverişli bir şekilde hesaplanması gerektiği kuşkusuzdur. Alacaklı elektrik idaresi, elektriği zamanında kesmeyerek sözleşmede kararlaştırılan yasal faizin üzerinde bulunan gecikme cezasını talep etmektedir. Yönetmeliğin açık hükmüne aykırı davranarak zararın artmasına (yasal faizin üzerinde olan gecikme cezası miktarının artmasına) kendi müterafik kusuru ile yol açan idarenin bu davranışının sonucuna katlanması gerekir. Ancak ceza miktarı indirilirken de yasa tarafından maktu olarak hiçbir ispata gerek olmaksızın varlığı kabul edilen yasal faiz oranının da dikkate alınması gerekir. (Dairemizin 2014/16093 E., 2015/11334 K. sayılı ilamı da aynı yöndedir.) Hal böyle olunca, Mahkemece; yukarıda açıklanan ilke ve esaslar gözetilerek, öncelikle davacının icra takibinde dayandığı normal tüketim faturalarına dayanak belgelerin getirtilmesi, dosyanın önceki bilirkişi dışında uzman bilirkişiye tevdii ile dava konusu alacak döneminde yürürlükte bulunan Yönetmeliklerin ilgili maddeleri uyarınca; davalının normal tüketim bedelinin aslından (ana borçtan) her halükarda sorumlu olduğu gözetilerek, Yönetmelikler gereğince elektriğin kesilmesi gereken tarihin belirlenmesi, bu tarihe kadar olan borcun tamamının hesap edilmesi, bu tarihten sonraki dönem için ise davacının elektriği kesmemesinin müterafik kusur teşkil edeceği ve bununda ancak davacı için ( abonelik sözleşmesinde gecikme zammının alınacağına dair hüküm varsa) gecikme zammından indirim sağlayacağı bu indirimin de en fazla yasal faize kadar olacağı nazara alınarak rapor alınması ve ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, Fazla yatırılan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 1086 sayılı Kanunun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.